YEDİRMEK (TDK)


1 . Yemesini sağlamak.
2 . Ağzına yiyecek vermek, beslemek, karnını doyurmak: "Çocuğu yedirmek."- .
3 . Bir şeyi azar azar başka bir şeyin içine karıştırarak belli olmayacak duruma getirmek: "Yağı hamura yedirmek."- .
4 . Bir fazlalığı herhangi bir biçimde kullanmak: "Kumaşın fazlasını büzgüye yedirdi."- .
5 . (-e) Nefis, namus, şan, kibir vb. kavramlarla kullanıldığında yakıştırmak, yaraştırmak.
6 . (-e), mecaz Bir kimseye rüşvet vermek.

Yedirmek kelimesi baş harfi Y son harfi K olan bir kelime. Başında Y sonunda K olan kelimenin birinci harfi Y , ikinci harfi E , üçüncü harfi D , dördüncü harfi İ , beşinci harfi R , altıncı harfi M , yedinci harfi E , sekizinci harfi K . Başı Y sonu K olan 8 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AZAR Nedir?

Paylama.

BAŞKA Nedir?


1 . Bilinenden ayrı, değişik, farklı, özge: "Yıllar sonra olaya başka bir açıdan bakabildim."- H. Taner.
2 . Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olan: "Bütün bunlar beni herkesten başka bir insan yapmıyor."- H. E. Adıvar.
3 . edat "Ayrıca, üstelik, bir yana" anlamlarında -dan / -den başka biçiminde kullanılan bir söz.

BELLİ Nedir?

Beli olan: "Hani sen benim gibi ince belli sarışınları severdin?"- N. Araz. Birleşik Sözler karınca belli http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=karınca belli&EskiSoz=belli&GeriDon=2 belli (II) sıfat
1 . Bilinmedik bir yanı olmayan, malum: "Hâlimiz, vaktimiz sizce belli."- H. R. Gürpınar.
2 . Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr: "Kıyafetinden söyleyeceği şeyin ciddiyeti belli."- Ö. Seyfettin.
3 . Belirli, muayyen: "Belli toplumsal evreler ve iktisadi çevrelerdeki şiir biçimi olan aruz ..."- S. Birsel.

BESLEME Nedir?


1 - Beslemek eylemi.
2 - Evlatlık olarak alınan, ev işlerinde çalıştırılan kız.
3 - Herhangi bir kuruluşu, onun maddi yardımları nedeniyle körü körüne destekleyen.

BESLEMEK Nedir?


1 - Bir canlının yaşaması, gelişmesi, varlığını sürdürebilmesi için gerekli besini vermek.
2 - Yiyecek ve içecek gibi zorunlu gereksinimlerini sağlamak.
3 - Yedirmek.
4 - Semirtmek.
5 - Eklenmek, katılmak, çoğaltmak.
6 - Bir şeyi korumak ya da sağlamca durmasını sağlamak için, çevresini ya da altını desteklemek, doldurmak, pekiştirmek.
7 - Yetiştirmek.
8 - İyi duruma gelmesini sağlamak.
9 - Bir duyguyu gönülde yaşatmak.

BİÇİM Nedir?

Biçme işi: "Buğday biçim zamanı."- . biçim (II) isim
1 . Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkal: "İtalya elçiliği bugüne değin ilk biçimini korumuştur."- S. Birsel.
2 . Yakışık alan şekil, uygun şekil: "Söylediklerimden çok, söyleyiş biçimi etkili oluyor kalabalığın üstünde."- A. İlhan.
3 . Herhangi bir şeyin benzeri.
4 . Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.
5 . Tarz: "İngiliz biçimi ceketler, sıcak iklimler için yapılmış kısa pantolonlar."- F. R. Atay.
6 . bilişim Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format.
7 . bilişim Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.
8 . edebiyat Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil: "Gazel, mesnevi, rubai, sone birer şiir biçimidir."- .

BÜZGÜ Nedir?

Dikişte kumaşın bir ucundan istenilen yere kadar geçirilen bir ipliğin çekilmesi ile oluşan, kumaşın bolluğunu azaltan sık, küçük kıvrım: "Büzgüleri gevşetti ve keseyi sağ eliyle altından tutarak..."- C. Uçuk.

DOYURMAK Nedir?


1 . Açlığını gidermek: "Saatlerce karnımı doyuracak bir köy aramış, bulamamıştım."- S. F. Abasıyanık.
2 . Geçindirmek, yaşamasını sağlamak: "Bu topraklar milyonlarca kişiyi doyurabilir."- .
3 . Bir maddenin içine alabileceği kadar başka bir madde katmak.
4 . mecaz Kandırıcı, inandırıcı olmak, tatmin etmek: "Elli yıl gecikmeyle yapılan bu açıklamanın insanı doyuracak bir yanı yoktur."- S. Birsel.
5 . mecaz Para yedirmek.
6 . fizik Doyma durumuna getirmek.

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

FAZLA Nedir?


1 . Gereğinden, alışılmıştan çok, aşırı olan, ziyade: "Yaşamak için çok zorluk çekiyordu. Fazla olarak hastaydı."- R. N. Güntekin.
2 . Daha çok, aşkın: "Biz ancak Cumhuriyet devrinde elli yıldan fazla bir barış devri geçirmişiz."- B. Felek.
3 . Artmış olan: "Fazla ekmeğiniz var mı?"- .
4 . zarf Gereksiz, yersiz bir biçimde: "Fazla konuşma yeter."- .
5 . zarf Gereğinden, alışılmıştan çok olarak.

GETİRMEK Nedir?


1 . Gelmesini sağlamak: "Dün bir deri bir kemik hâlinde eve getirip bırakmışlar."- R. N. Güntekin.
2 . (-de) Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak.
3 . (-i) Erişmek veya eriştiğini sanmak: "Baharı getirdik."- .
4 . (nsz) İleri sürmek: "Örnek getirmek."- .
5 . (nsz) Sebep olmak, ortaya çıkarmak: "Bu rüzgâr kar getirir."- .
6 . (-i) İletmek, bildirmek: "Bir zabit nefes nefese şu haberi getirdi."- O. S. Orhon.
7 . (nsz) Sağlamak: "Haftada bir cuma günleri işleyen küçük bir kahve ayda ne kadar gelir getirirse."- Ö. Seyfettin.
8 . Bir makama atamak veya seçmek.
9 . (yardımcı fiil) Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar: "Ateh getirmek. Nedamet getirmek."- .

HAMUR Nedir?


1 . Unun su veya başka sıvılarla yoğrulmuş durumu.
2 . Kâğıtta tür, nitelik.
3 . sıfat İyi pişmemiş (ekmek ve hamur işleri).
4 . mecaz Öz, asıl, maya.

HERHANGİ Nedir?

Belli olmayan, özellikleri iyice bilinmeyen, rastgele.

KARIŞ Nedir?

Parmaklar birbirinden uzak duracak biçimde gergin duran elde, başparmak ile serçe parmağın uçları arasındaki açıklık: "Yürüyüp geçeceğim, basacağım yerlerin her bir karış mübarek toprağı benim için mukaddesti."- H. R. Gürpınar.

KAVRAM Nedir?


1 . Bir nesnenin veya düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımı, mefhum, fehva, konsept, nosyon: "Herkesin kendine özgü bir mutluluk kavramı vardır."- H. Taner.
2 . felsefe Nesnelerin veya olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım, konsept, mefhum, nosyon.
3 . halk ağzında Karın zarı, periton.
4 . halk ağzında Tutam, avuç dolusu.

KİBİR Nedir?


1 - Büyüklük, ululuk.
2 - Kendini büyük görme, başkalarından üstün tutma, büyüklenme.
3 - Onur, gurur.

KİMSE Nedir?

Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi: "Kimsenin girdisi çıktısı, alacağı borcu ile uğraşmak istemiyordum."- N. Cumalı.

KULLANMA Nedir?

Kullanmak işi, istimal: "Deri gibi sert, yayvan tandır ekmeğine alışmıştı; yer sofrasında bunu kaşık, çatal yerine dürümleyerek kullanmayı beceriyordu."- R. H. Karay.

KULLANMAK Nedir?


1 . Bir şeyden belli bir amaçla yararlanmak: "Parmaklarının arasındaki mendili eskiyinceye kadar kullandığın hiç oldu mu?"- H. C. Yalçın.
2 . Bir kimseyi bir hizmette bulundurmak, çalıştırmak: "Siz analarımızı nasıl esir gibi kullandınızsa biz de sizi öyle kullanacağız."- H. E. Adıvar.
3 . İşletmek, değerlendirmek: "Parasını ticarette kullanmak."- .
4 . (nsz) Giymek, takmak: "Hiç yağmurluk kullanmazdı."- .
5 . (nsz) Sigara, içki vb. şeylere alışmış olmak, içmek.
6 . (nsz) Kelimeyi yazmak, söylemek: "Lakırtılarında çok kere çifter çifter kelimeler kullanırdı ki bunlar bazen manayı değiştirir."- A. Ş. Hisar.
7 . Harcamak, sarf etmek: "Sattıkları küpenin parasını çok idareli kullanıyorlardı."- P. Safa.
8 . Amacına ulaşmak için birinden veya bir şeyden yararlanmak, onu amacına alet etmek, sömürmek, istismar etmek: "Hâlbuki onlar, işte bu saflığı istismar ediyorlar. Bütün düşünceleri seni kullanmak, o kadar!"- A. İlhan.
9 . Araç veya aleti işletmek, yönetmek: "Nitekim çocuklarımın bile kullandıkları hesap makineleri, bunların küçük modelleridir."- B. Felek.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

NAMUS Nedir?


1 . Bir toplum içinde ahlak kurallarına karşı beslenen bağlılık.
2 . Dürüstlük, doğruluk.

NEFİS Nedir?


1 . Öz varlık, kişilik: "Çoğunu kendi nefsini kurtarmak için öldürmüştü."- Ö. Seyfettin.
2 . İnsanın yeme içme vb. gereksinimlerinin bütünü.

NEFİS Nedir?


1 - Öz varlık, kişilik.
2 - İnsanın yeme, içme gibi dirimbilimsel gereksinmelerinin tümü.

RÜŞVET Nedir?

Yaptırılmak istenilen bir işte yasadışı kolaylık sağlanması için bir kimseye mal ya da para olarak sağlanan çıkar.

SAĞLAM Nedir?


1 . Dayanıklı, kolay bozulmaz, yıkılmaz, stabil: "En sağlam sütunlar üstünde durduğu sanılan devir, bir karton kale gibi yıkılmıştı."- F. R. Atay.
2 . Zarar görmemiş, bozulmamış: "Bütün eşya sağlam."- .
3 . Sakatlık veya hastalığı bulunmayan, sağlıklı, sıhhatli: "Kendisi uzun boylu, sağlam, orta yaşlı bir adamdır; ama yıprandığını söylüyor."- M. Ş. Esendal.
4 . Güvenilir: "Sağlam iş. Sağlam para."- .
5 . Gerçek, inanılır bir temeli olan: "Böyle sağlam adı nereden bulacaksın."- M. Ş. Esendal.
6 . zarf, halk ağzında (sa'ğlam) Her hâlde, muhakkak: "Sağlam bu gece perilere karıştım gitti."- H. R. Gürpınar.

SAĞLAMA Nedir?


1 . Sağlamak işi: "Kimse siyasi ve kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz."- Anayasa.
2 . matematik Bir problemin çözümü veya bir hesabın doğruluğunu denetlemek için yapılan kontrol işlemi, mizan.

SAĞLAMAK Nedir?


1 . Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek: "Biz bu ihtiyara son günlerinde hiç aklından geçirmediği bir saadet sağladık."- H. Taner.
2 . Elde etmek, sahip olmak: "... o sevimli yavru hâliyle sağladığı sempatinin büyük bir kısmını yitirmişti."- Y. N. Nayır.
3 . matematik Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. sağlamak (II) (nsz) Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek.

VERME Nedir?

Vermek işi: "İşitilen sözler, görülen tavırlar, beğenilen düşünceler Şinasi Bey'e yeni fikirler vermeye başladı."- M. Ş. Esendal.

VERMEK Nedir?


1 - (Üzerinde ya da yakınında olan bir şeyi) Birisine eriştirmek, iletmek.
2 - Bırakmak ya da bağışlamak.
3 - Ondan bilmek °atfetmek.
4 - (Düşünce ya da bilgi anlatan şeyler için) Başkalarına iletmek, bildirmek.
5 - Döndürmek, çevirmek, yöneltmek.
6 - Herhangi bir duruma yol açmak.
7 - (Eğlenceli toplantı) Düzenlemek, konuk çağırıp ağırlamak.
8 - (Sanatçı) Topluluk önünde sanatını göstermek, °icra etmek.
9 - Satmak.
10 - Biriyle evlendirmek. 1
1 - (-i) Ödemek. 1
2 - Yaymak. 1
3 - Ürün üretmek. 1
4 - Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. 1
5 - Tümünü herhangi bir duruma sokmak. 1
6 - Sahip olmasını sağlamak. 1
7 - (Bir şey üzerinde) Etki yapmak, biçimini değiştirmek. 1
8 - Saptamak, tespit etmek. 1
9 - Kazandırmak, katmak.
20 - Ayırmak, harcamak. 2
1 - Dayamak. 2
2 - Kök ya da gövdeleri sonuna -e (-a) ulaç eki almış eylemsilerle tezlikbildirir. 2
3 - Dilek bildiren birleşik eylemler yapar.

YAKI Nedir?

Bazı hastalıkları tedavi etmek amacıyla bir bez üzerine yayılıp deri üzerine uygulanan, beden ısısıyla vücuda yapışan, koyuca lapa: "Hardal yakısı."- .

YAKIŞ Nedir?

Yakma işi.

YAKIŞTIRMA Nedir?

Yakıştırmak işi.

YAKIŞTIRMAK Nedir?


1 . Yakışacak bir duruma getirmek, uygun duruma koymak, yaraştırmak: "Yakışıklı, orta boylu, giydiğini kendisine yakıştırır, kendini saydırabilir bir adam."- M. Ş. Esendal.
2 . Uygun ve yerinde görmek, iyi karşılamak: "Ancak kızı o oğlana bir türlü yakıştıramadı."- T. Buğra.
3 . Uydurmak.
4 . mecaz Bir durum veya niteliği bir kimse için düşünmek, yormak.

YARA Nedir?


1 . Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik: "Mendilimi bir çatkı şekline sokarak başıma, yaramın üzerine sardım."- R. H. Karay.
2 . Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık: "Geminin omurgasındaki yara."- .
3 . mecaz Dert, üzüntü, acı: "Bu yarayı deşmeyin."- .

YARAŞTIRMA Nedir?

Yaraştırmak işi, tensip.

YARAŞTIRMAK Nedir?

Uygun görmek, yakıştırmak, tensip etmek: "Kendime ben de o hâli yaraştıramıyorum."- R. H. Karay.

YEDİ Nedir?


1 . Altıdan sonra gelen sayının adı.
2 . Bu sayıyı gösteren 7, VII rakamlarının adı.
3 . sıfat Altıdan bir artık: "Yedi kalem."- .

YEDİRME Nedir?


1 . Yedirmek işi.
2 . Yağ, kireç ve kendirden yapılan, su borularını birbirine tutturmaya yarayan macun.

YEDİRMEK Nedir?


1 . Yemesini sağlamak.
2 . Ağzına yiyecek vermek, beslemek, karnını doyurmak: "Çocuğu yedirmek."- .
3 . Bir şeyi azar azar başka bir şeyin içine karıştırarak belli olmayacak duruma getirmek: "Yağı hamura yedirmek."- .
4 . Bir fazlalığı herhangi bir biçimde kullanmak: "Kumaşın fazlasını büzgüye yedirdi."- .
5 . (-e) Nefis, namus, şan, kibir vb. kavramlarla kullanıldığında yakıştırmak, yaraştırmak.
6 . (-e), mecaz Bir kimseye rüşvet vermek.

YEME Nedir?


1 . Yemek işi: "Herkes yemeye ekmek bulamazken onlar rahat geçiniyorlardı."- M. Ş. Esendal.
2 . Yiyecek: "Bu ay yeme masrafımız çok oldu."- .

YİYECEK Nedir?


1 . Yenmeye elverişli olan her şey: "İçkiden yiyeceğe kadar her şeyi gemilere bu müessese temin ederdi."- S. F. Abasıyanık.
2 . sıfat Yenebilen.

D E E K M R Y İ Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

8 Harfli Kelimeler

Yedirmek,

7 Harfli Kelimeler

Diremek, Yedirme,

6 Harfli Kelimeler

Dermek, Direme, Erimek, Kerime, Yedmek, Yermek,

5 Harfli Kelimeler

Demek, Demir, Derik, Derme, Deyim, Dikey, Dikme, Direk, Direy, Erdek, Erdem, Erime, Ermek, İrkme, Keder, Kemer, Kemre, Kerde, Kerem, Kerim, Kirde, Kredi, Merek, Midye, Yedek, Yedme, Yemek, Yerme,

4 Harfli Kelimeler

Deme, Dere, Deri, Derk, Deyi, Diye, Eder, Edik, Edim, Ekim, Ekme, Emek, Emik, Emir, Erek, Erik, Erim, Erke, Erme, Eyer, Kedi, Keme, Kere, Krem, Meke, Meri, Mide, Remi, Reye, Yedi, Yeke, Yeme,

3 Harfli Kelimeler

Dek, Dem, Dik, Ede, Edi, Eke, Erk, İde, İye, Kem, Ker, Kim, Kir, Mey, Mir, Rey, Yek, Yem, Yer,

2 Harfli Kelimeler

De, Ek, Em, Er, Ey, İm, Ke, Ki, Me, Mi, Re, Ye,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.