SEKİ (TDK)


1 . Oturmak için evlerin önüne taş ve çamurdan yapılan set.
2 . Oturulacak sedir biçiminde taş veya set.
3 . Toprak üstündeki yükseklik, doğal set, taraça.
4 . coğrafya Akarsuların iki yakasındaki yamaçlarda, bazı deniz ve göl kıyılarında görülen basamak biçiminde yeryüzü şekli, teras. seki (II) isim Sekil.

Seki kelimesi baş harfi S son harfi İ olan bir kelime. Başında S sonunda İ olan kelimenin birinci harfi S , ikinci harfi E , üçüncü harfi K , dördüncü harfi İ . Başı S sonu İ olan 4 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AKAR Nedir?

Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret.

AKARSU Nedir?


1 . Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su.
2 . Tek sıra elmastan gerdanlık.

BASAMAK Nedir?


1 . Bir yere çıkarken veya bir yerden inerken basılan ve art arda gelen, birbirine belirli aralıkları olan düz yüzeylerden her biri: "Koşarak basamaklara yürüdü, merdivenleri bir solukta çıktı."- P. Safa.
2 . Derece, aşama, kerte, evre.
3 . mecaz Bir amaca ulaşmak için yararlanılan kişi, durum veya yer: "Bunlar memleketin edebiyat tarihinde beni yavaş yavaş yükselten birer basamak."- H. E. Adıvar.
4 . matematik Ondalık sayı sisteminde bir sayının sağdan sola doğru rakamlarının derecelerine göre her birinin bulunduğu yer, hane: "Onlar basamağı. Yüzler basamağı."- .
5 . matematik Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti.

BAZI Nedir?


1 . Birtakım, kimi: "Bazı Türkler oraya eğlenmeye giderler."- Ö. Seyfettin.
2 . zarf Bazen: "Bazı, mağazadan içeriye girinceye kadar kendimden geçerdim."- Y. K. Karaosmanoğlu.

BİÇİM Nedir?

Biçme işi: "Buğday biçim zamanı."- . biçim (II) isim
1 . Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkal: "İtalya elçiliği bugüne değin ilk biçimini korumuştur."- S. Birsel.
2 . Yakışık alan şekil, uygun şekil: "Söylediklerimden çok, söyleyiş biçimi etkili oluyor kalabalığın üstünde."- A. İlhan.
3 . Herhangi bir şeyin benzeri.
4 . Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.
5 . Tarz: "İngiliz biçimi ceketler, sıcak iklimler için yapılmış kısa pantolonlar."- F. R. Atay.
6 . bilişim Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format.
7 . bilişim Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.
8 . edebiyat Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil: "Gazel, mesnevi, rubai, sone birer şiir biçimidir."- .

COĞRAFYA Nedir?


1 . Yeryüzünü fiziksel, ekonomik, beşerî, siyasal yönlerden inceleyen bilim.
2 . Bir yeryüzü parçasını, bir bölgeyi, bir ülkeyi belirleyen, niteleyen, fiziksel, ekonomik, beşerî, siyasal gerçekliklerin tümü: "Süratli otomobiller artık şehrin coğrafyasını da hüviyetini de değiştirdi."- A. Ş. Hisar.

ÇAMUR Nedir?


1 . Su ile karışıp bulaşır ve içine batılır duruma gelmiş toprak, balçık: "Ayakkabılarımızın altındaki kırmızı renkli, arasından kuru otlar fırlamış çamurun ağırlığını duyar gibi oluyorum."- R. H. Karay.
2 . sıfat, mecaz Sataşkan, çevresini tedirgin eden, sulu, arsız (kimse): "Çamur oyuncu ile dürüst oyuncuyu herkes karıştırıyor."- H. Taner.
3 . halk ağzında Yapı işlerinde kullanılan çeşitli malzemeden oluşmuş harç.

DENİZ Nedir?


1 . Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi.
2 . Bu su kütlesinin belirli bir parçası: "Marmara Denizi. Karadeniz."- .
3 . Aydaki düzlükler.
4 . mecaz Geniş alan.
5 . mecaz Çokluk, yoğunluk.

DOĞAL Nedir?


1 . Doğada olan, doğada bulunan: "Doğal güzellikler artık eskisi gibi turist çekmiyor."- N. Cumalı.
2 . Doğada rastlandığı gibi, doğaya uygun olan, doğa güçlerine, kurallarına uyan, tabii, natürel.
3 . Kendiliğinden olan, insan eliyle yapılmamış, yapay karşıtı: "Doğal liman. Doğal sınır."- .
4 . Yapmacık olmayan.
5 . Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi.
6 . Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan.
7 . Katıksız, saf.

GÖRÜ Nedir?


1 . Görme yetisi.
2 . Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret: "Buranın görüsü geniş."- .
3 . felsefe Dolaysız kavrama, birden kavrama.

KIYI Nedir?


1 . Kara ile suyun birleştiği yer: "Kandilli akıntısını geçiyoruz. İşte Küçüksu kasrı, kıyıda bembeyaz gülüyor."- Y. Z. Ortaç.
2 . Kenar, periferi.
3 . denizcilik Sahil: "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik."- R. H. Karay.
4 . mecaz Issız, tenha yer.

OTURMAK Nedir?


1 . Vücudun belden yukarısı dik duracak biçimde ağırlığı kaba etlere vererek bir yere yerleşmek: "Bir sandalyenin üzerinde oturmuş, önüne bakıyordu."- S. F. Abasıyanık.
2 . (nsz) Bu biçimde yerleştiği yerde kalmak: "Bakın, hikâye zordur, acımasız ve hoşgörüsüzdür. Oturursunuz ve başından kalkamazsınız."- T. Dursun K.
3 . (-i) Uygun gelmek, ölçüleri tam olmak: "Ütüsüz ve beli oturmamış pantolonunu çekti."- T. Buğra.
4 . (-de) Bir yerde sürekli olarak kalmak, ikamet etmek: "Aynı semtte oturdukları için komşu da sayılırlar."- B. Felek.
5 . (nsz) Hiçbir iş yapmadan boş vakit geçirmek, boş durmak: "Böyle oturacağınıza çalışsanız olmaz mı?"- .
6 . (nsz) Toprak veya yapı çökmek, aşağı inmek: "Temelin bu tarafı on santim oturmuş."- .
7 . (-le) Biriyle beraber yaşamak: "O günden beri, enişte beyle oturuyorum."- S. M. Alus.
8 . Bir işi yapmakta olmak, bir işe başlamak üzere olmak: "Bu saat, kendimi bildim bileli sofraya oturma saatimizdir."- Y. Z. Ortaç.
9 . Yer almak, geçmek: "Valilik makamına oturdu."- .
10 . (nsz) Benimsenmek, yerleşmek, kökleşmek: "Gelenekler gün geçtikçe iyice oturdu."- . 1
1 . Belli bir yörüngede dönmeye başlamak: "Uydu yörüngeye oturdu."- . 1
2 . Sıvı tortuları dibe çökmek, dipte toplanmak. 1
3 . (nsz) Herhangi bir durumda belli bir süre kalmak: "Arif gibi bir adamla çene yarışına girmek istememekle beraber susup oturamazdı."- M. Ş. Esendal. 1
4 . halk ağzında Mal olmak: "Bu bize pahalıya oturdu."- .

SEDİR Nedir?

Arkalıksız, üstü minderli ve yastıklı olabilen, oturmaya veya yatmaya yarayan ev eşyası, divan: "Bizi geniş sedirlerle çevrilmiş keten örtülü bir büyük odaya aldılar."- B. Felek. sedir (II) isim, bitki bilimi Latince Kozaklılardan, çiçekleri sarı veya açık yeşil renkli, boyu
40 m kadar olabilen ve kerestesi yapı işlerinde kullanılan bir orman ağacı, dağ servisi (Cerrust).

ŞEKLİ Nedir?

Biçimle ilgili, biçimsel.

TARA Nedir?

Bağ budamaya ya da ağaç kesmeye yarayan eğri bir tür bıçak.

TARAÇA Nedir?


1 . Teras: "Apartmanın çamaşır asılan bir de en üst taraça katı var."- H. Taner.
2 . Toprak veya başka malzemeyle elde edilen, bir duvarla desteklenen yüksek düzlük: "Sofradan kalktık, köşkün önündeki taraçaya çıktık."- A. Gündüz.
3 . coğrafya Seki (I).

TERAS Nedir?


1 . Bir yapının damında çevresi, üstü açık yer, ayazlık, taraça: "Ayrıca denize bakan bir de büyük terası vardı."- Ç. Altan.
2 . Damın, genellikle çamaşır sermeye yarayan ve üstü çinko ile döşeli bulunan düz bölümü, tahtaboş.
3 . coğrafya Seki.

TOPRAK Nedir?


1 . Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü: "Kara toprak. Kireçli toprak. Killi toprak."- .
2 . sıfat Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış: "İki toprak duvarın birleştiği bir girintide diz üstü büzülmüş görünüyor."- M. Ş. Esendal.
3 . Arazi, tarla: "Köylüye toprak dağıtmak."- .
4 . jeoloji Kara: "Toprağa ayak basmak."- .
5 . mecaz Ülke: "Bu toprak bizimdir, içinde yabancının işi yok."- R. E. Ünaydın.

ÜSTÜN Nedir?


1 . Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan: "Zekâsının işlek, hatasız ve çok üstün olduğunu bir daha anlıyorum."- R. H. Karay.
2 . Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YAKA Nedir?


1 . Giysilerin boyna gelen, boynu çeviren bölümü: "Paltosunun yakasını kaldırıp tenha caddeyi tutturdu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Giysilerin boyna gelen bölümüne eklenen ve türlü biçimlerde olan parçası.
3 . Kıyı, kenar, taraf: "Sokağın karşı yakasına geçtiler."- M. Ş. Esendal.
4 . Eğik yerey.
5 . Yapıların saçaklarında, suyun içeriye sızmasını önlemek için kiremidin altıyla oluk arasına konulan metal levha.
6 . Semt: "Hele bir işimizi bitirip karşı yakaya geçelim de onu sonra düşünürüz."- A. Gündüz.
7 . denizcilik Sahil.
8 . denizcilik Yelkenlerin kenar ve köşeleri.

YAMA Nedir?


1 . Delik ve yırtığı uygun bir parça ile onarma, kapatma.
2 . Bu iş için kullanılan parça: "Bereket versin benim tente yaması içindeki paracıklara."- A. Gündüz.
3 . Deride geniş leke.

YAMAÇ Nedir?


1 . Dağın veya tepenin herhangi bir yanı: "İndiğimiz yamacın eteğinde küçük ve eski bir köy var."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . halk ağzında Ön, kat, huzur: "Kız, hele beri gel yamacıma."- H. Taner.

YAPI Nedir?


1 . Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina.
2 . Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon.
3 . Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme: "Kırıkkale yapısı bir tabanca."- .
4 . Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür: "Yapısı sağlam, güzel bir erkekti."- Y. Z. Ortaç.
5 . Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür: "Dil yapısı. Cümle yapısı."- .
6 . felsefe Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün.
7 . toplum bilimi Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.

YERYÜZÜ Nedir?


1 - Üzerinde yaşadığımız toprak ve denizler, yerkabuğu.
2 - Dünya, yaşam.

YÜKSEK Nedir?


1 . Yukarıda, üst tarafta olan yer: "Yüksekten avluya açılmış iki pencereden aydınlık alıyordu."- M. Ş. Esendal.
2 . sıfat Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı: "... mekik dokuduğu yüksek bez tezgâhından kalktı."- Ö. Seyfettin.
3 . sıfat Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan: "İri kanatları ile bir kaşıkçı kuşu çok yükseklerde tur atıyor."- H. Taner.
4 . sıfat Güçlü, etkili, şiddetli: "Yüksek basınç. Yüksek gerilim."- .
5 . sıfat Derece veya makamı bakımından üstün: "Yüksek kurul."- .
6 . sıfat Normal değerlerin üstünde olan, çok: "Türk milletinin karakteri yüksektir."- Atatürk.
7 . sıfat, mecaz Erdemli, faziletli: "Yüksek duygu."- .
8 . sıfat, mecaz Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan: "Yüksek sosyete."- .
9 . zarf Büyük para ile: "Yüksek oynamak."- .

YÜKSEKLİK Nedir?


1 . Yüksek olma durumu.
2 . coğrafya Yükselti.
3 . matematik Geometrik biçimlerde, tabandan tepeye olan uzaklık.
4 . gök bilimi Bir yıldızdan gelen ışın ile ufuk düzlemi arasındaki açı.

E K S İ Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

4 Harfli Kelimeler

Eksi, Esik, Eski, Seki,

3 Harfli Kelimeler

Kes, Sek, Sik, Ski,

2 Harfli Kelimeler

Ek, Es, İs, Ke, Ki, Se, Si,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.