ENGİN (TDK)


1 . Ucu bucağı görünmeyecek kadar geniş, çok geniş, vâsi: "Bu deniz de sabahın sisi içinde engin, sınırsız bir deniz gibi görünür."- H. Taner.
2 . isim Açık deniz: "Enginden dönen deniz kuşları sessiz kanatlarıyla başımın üstünde dolaşıyorlar."- R. N. Güntekin. engin (II) sıfat, halk ağzında
1 . Değer ve fiyatı düşük olan: "Engin mal."- .
2 . Yüksekte olmayan, alçak (yer), ingin, münhat: "Engin olur bizim elin ovası / Yüksek olur yaylaların havası."- Halk türküsü.

Engin kelimesi baş harfi E son harfi N olan bir kelime. Başında E sonunda N olan kelimenin birinci harfi E , ikinci harfi N , üçüncü harfi G , dördüncü harfi İ , beşinci harfi N . Başı E sonu N olan 5 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ALÇAK Nedir?


1 . Yerden uzaklığı az olan, yüksek karşıtı: "Alçak tavanlı bir oda."- .
2 . Aşağı olan, yüksek olmayan (yer).
3 . Kısa (boy): "Alçak boylu bir adam."- .
4 . mecaz Bile bile en kötü, en ahlaksızca davranışlarda bulunan, aşağılık, soysuz, namert, rezil, hain: "Vatan hizmetinden kaçanlar alçaktır."- .

DEĞER Nedir?


1 . Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet, valör.
2 . Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, paha.
3 . Yüksek ve yararlı nitelik.
4 . Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse.
5 . felsefe Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey.
6 . matematik Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı.
7 . Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü.

DENİ Nedir?

Alçak, kötü, kişiliksiz (kimse).

DENİZ Nedir?


1 . Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi.
2 . Bu su kütlesinin belirli bir parçası: "Marmara Denizi. Karadeniz."- .
3 . Aydaki düzlükler.
4 . mecaz Geniş alan.
5 . mecaz Çokluk, yoğunluk.

DOLAŞ Nedir?

sarma? dola?

DÜŞÜK Nedir?


1 . Yaşayabilecek duruma gelmeden doğan yavru, ceninisakıt, sakıt.
2 . sıfat Aşağı doğru düşmüş, aşağı sarkmış: "Düşük mide. Düşük omuz."- .
3 . sıfat Az: "Düşük faiz. Düşük fiyat."- .
4 . sıfat İktidardan düşmüş veya düşürülmüş.
5 . sıfat Dil bilgisi kurallarına uymayan: "Düşük cümle."- .
6 . sıfat, mecaz Eski değer ve onurunu yitirmiş olan: "Dolmuşa bindiğine göre orta hâlli belki de daha düşük olacak."- R. H. Karay.

ENGİN Nedir?


1 . Ucu bucağı görünmeyecek kadar geniş, çok geniş, vâsi: "Bu deniz de sabahın sisi içinde engin, sınırsız bir deniz gibi görünür."- H. Taner.
2 . isim Açık deniz: "Enginden dönen deniz kuşları sessiz kanatlarıyla başımın üstünde dolaşıyorlar."- R. N. Güntekin. engin (II) sıfat, halk ağzında
1 . Değer ve fiyatı düşük olan: "Engin mal."- .
2 . Yüksekte olmayan, alçak (yer), ingin, münhat: "Engin olur bizim elin ovası / Yüksek olur yaylaların havası."- Halk türküsü.

FİYAT Nedir?


1 - Alım ya da satımda bir şeyin para karşılığındaki değeri, eder, °paha.
2 - Bir mal ya da hizmet için uygun görülen parasal karşılık.
3 - Bir değer ile para birimi arasındaki ilişki.

GENİŞ Nedir?


1 . Eni çok olan, enli, vâsi: "Geniş, bomboş bir taşlığın serin, rutubetli küf kokusu duyuldu."- P. Safa.
2 . Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı: "Bu ağaç, bir geniş bostan duvarının dış tarafında idi."- O. C. Kaygılı.
3 . Bol (elbise).
4 . Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro: "Geniş anlamlı."- .
5 . mecaz Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat: "Besbelli geniş, olabildiğince umursamaz görünmek istiyordu."- A. İlhan.
6 . mecaz Çok: "Geniş iş alanları sağlandı."- .

GİBİ Nedir?


1 . ...-e benzer: "İn cin, uyanmadan denizin üstü boş gibidir."- H. Taner.
2 . zarf O anda, tam o sırada, hemen arkasından: "Haberi aldığı gibi yola çıktı."- .
3 . zarf İmişçesine, benzer biçimde: "Bu sade dekor, ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmiştir."- O. S. Orhon.
4 . zarf ...-e yakışır biçimde: "İnsan gibi davrandı."- .

GÖRÜ Nedir?


1 . Görme yetisi.
2 . Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret: "Buranın görüsü geniş."- .
3 . felsefe Dolaysız kavrama, birden kavrama.

GÖRÜNME Nedir?

Görünmek işi: "Sabaha karşı Sevgi odaya girdiğinde gelişini duydu ama uyur gibi görünmeyi doğru buldu."- N. Cumalı.

GÖRÜNÜR Nedir?


1 . Görünen, gözle görülebilen.
2 . mecaz Belli, apaçık göze çarpan.

HALK Nedir?


1 . Aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğu, folk: "Türk halkı."- .
2 . Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu: "Yahudi halkı."- .
3 . Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri: "Bağımsız Devletler Topluluğunun halkları."- .
4 . Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü: "Bütün köy halkı orada idi."- Ö. Seyfettin.
5 . Yöneticilere göre bir ülkedeki yurttaşların bütünü, kamu: "Bilmiyorlar ki halk, halkın diliyle konuşan sanatkârla birliktir."- O. V. Kanık.

HALK Nedir?


1 - Aynı ülkede yaşayan, aynı uyrukta dil, kültür bağı olan insan topluluğu,insanlar, toplum.
2 - Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu.
3 - Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri.
4 - Belli bir bölgede ya da çevrede yaşayanların tümü.
5 - Yöneticilere göre bir ülkedeki yurttaşların tümü.
6 - Aydınların dışında kalan topluluk.
7 - Kalabalık, insan topluluğu.

HAVA Nedir?


1 . Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı.
2 . Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü: "Hava biraz bozukçaydı, dışarıda serin bir yağmur çiseliyordu."- M. Ş. Esendal.
3 . Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu: "Havanın üşütecek kadar serinlemiş olmasına göre sabah yakın."- R. N. Güntekin.
4 . Gökyüzü: "Havada bir tek bulut yok."- .
5 . Çevreyi kuşatan boşluk: "Tozlar havada uçuşuyordu."- .
6 . Esinti: "Bugün hava olursa yelkenli kalkacak."- .
7 . Müzik parçalarında tür: "Kâğıthane havası tutturur, bahriye çiftetellisi çalardık."- S. F. Abasıyanık.
8 . Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi.
9 . sıfat, mecaz Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz): "Bu sözlerin sonu hava."- .
10 . mecaz Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik: "Buna rağmen öyle kibar ve asil havası vardır ki bu damga bile onu çirkinleştiremez, inadına daha bir uçarı, daha bir sevimli yapar."- H. Taner. 1
1 . mecaz Tarz, üslup: "Namık Kemal'e, Tevfik Fikret'e başarılı nazireler yazmıştır. Onların diliyle, onların sesiyle, onların havasıyla..."- Y. Z. Ortaç. 1
2 . mecaz Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans: "Bugünlük, bu masal havası içinde onunla beraber yaşamalıyız."- S. F. Abasıyanık. 1
3 . mecaz Çekicilik, albeni, alım, cazibe: "Kadın güzel değil ama havası var."- . 1
4 . mecaz Keyif, âlem: "Onu kendi havasına bıraksak çalışmaz."- .

HAVAS Nedir?

Duyular.

HAVAS Nedir?


1 - Nitelikler, özellikler.
2 - Kendilerini halktan ayrı ve üstün sayan, kendilerinde bir çeşit ayrıcalık gören yurttaş sınıfı, "avam" karşıtı.

İÇİNDE Nedir?


1 . Süresince, zarfında: "Bu yarım saat içinde evde neler geçti?"- Y. Z. Ortaç.
2 . Ortamında: "Dünya atom çağında, biz hâlâ medeniyet kavgası içindeyiz."- F. R. Atay.
3 . ... ile dolu bir biçimde: "Yüzü kırışık içinde."- .

İNGİN Nedir?


1 . Engin (II): "İngin yerlere gittim mi daha bir iyilik, daha bir ferahlık duyuyorum kendimde."- N. Ataç.
2 . isim, tıp (***) Nezle: "Burun ingini. Göğüs ingini. Bağırsak ingini."- .

İSİM Nedir?


1 - Ad.
2 - Kişi, insan.

KADAR Nedir?


1 . Ölçüsünde, derecesinde: "Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar da genç işidir."- S. F. Abasıyanık.
2 . Büyüklüğünde, genişliğinde: "Bacak kadar çocuk."- . "Avuç içi kadar yer."- .
3 . Dek: "Saat ona kadar sokaklarda gezdi."- P. Safa.
4 . Gibi: "İstanbul'un balıkları kadar balıkçıları da hoştur."- S. F. Abasıyanık.
5 . Denli: "Bu merdivenleri, yapıldığı günden beri bu kadar telaşla çıkmamışımdır."- Y. Z. Ortaç.
6 . Süre belirten bir söz: "Bu minval üzere yedi ay kadar geçti, geçmedi."- R. H. Karay.
7 . zarf Miktarda, derecede: "İçinde biriken hayat bazen taşacak kadar çok oluyor."- H. E. Adıvar.
8 . Gösterme sıfatlarından biriyle bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz: "Kantara'nın önünde yüz kadar düşman çadırı kurulmuştu."- F. R. Atay.

KANA Nedir?

Geminin çektiği suyu göstermek için baş ve kıç bodoslamaları üzerine konulan işaretler.

KANAT Nedir?


1 . Kuşlarda ve böceklerde uçmayı sağlayan organ: "Kuşun kanatlarını kısıp bir taş parçası gibi yere süzüldüğü gözümün önündedir."- M. Ş. Esendal.
2 . Balıklarda yüzgeç.
3 . Bir uçağın havada durmasını sağlayan taşıyıcı aerodinamik güçlerin etkilediği yatay yüzey.
4 . Kapı, pencere, dolap gibi dikine açılıp kapanan şeylerin kapağı: "Bir müddet kapı kanatlarının kenarlarını okşarcasına yokladı."- Y. K. Karaosmanoğlu.
5 . Yan, taraf: "Perde kanadı."- .
6 . Meclis, parti vb. topluluklarda düşünce yönünden özellik gösteren taraflardan her biri: "Partinin sol kanadı."- .
7 . Fırıldak biçiminde olan şeylerde kol: "Yel değirmeni kanadı."- . "Pervane kanadı."- .
8 . Angıç.
9 . askerlik Savaş düzenindeki ordunun iki yanından her biri, cenah: "Ordunun sağ kanadı."- .
10 . spor Futbol, hentbol vb. takım oyunlarında hücum hattının sağ ve sol uçlarında yer alan oyuncular.

KUŞLAR Nedir?

Çok hücreli hayvanlardan, omurgalıların geniş bir sınıfı.

MÜNHAT Nedir?

Çukur, alçak, ingin.

OLAN Nedir?


1 - olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
2 - ad tamlaması belirtileni durumunda bulunan bir addan sonra getirildiğinde o adın sıfatı değerinde bir birleşik oluşturur.

OLUR Nedir?


1 . Olabilir: "Bu olur iş mi?"- .
2 . isim Onay, tasdik, yapabilme izni.
3 . edat “Evet” anlamında bir kabul sözü: "Gazeteyi okur musun? -Olur."- .

SABA Nedir?

Sabah yeli.

SABAH Nedir?


1 . Sabahleyin: "Havanın üşütecek kadar serinlemiş olmasına göre sabah yakın."- R. N. Güntekin.
2 . Sabah ezanı.
3 . Sabah namazı: "Sabahı kıldım."- .
4 . zarf Güneşin doğduğu andan öğleye kadar geçen zaman: "Bütün ev işlerini sabah bitirdim."- .

SESSİZ Nedir?


1 . Sesi olmayan, ses çıkarmayan.
2 . Ses, gürültü çıkarmadan yapılan: "Sessiz çalışma."- .
3 . Az konuşan, suskun.
4 . Yumuşak huylu, kendi hâlinde ve sakin (kimse): "Kız kardeşi Deniz Yolları levazımında çalışan sessiz bir adamla evlidir."- M. Ş. Esendal.
5 . zarf Ses ve gürültü çıkarmadan.
6 . isim, dil bilgisi Ünsüz.

SINIRSIZ Nedir?


1 - Sınırı olmayan, bir sınırla ayrılmamış olan, °hudutsuz.
2 - Pek çok, sonsuz.

TANE Nedir?


1 . Herhangi bir sayıda olan, adet.
2 . Bazı bitkilerin tohumu: "Bu küllerin içinde, kavrulmuş buğday taneleri ... görüyorum."- M. Ş. Esendal.
3 . bitki bilimi Çekirdekli küçük meyve: "Üzüm tanesi. Nar tanesi."- .

TÜRK Nedir?


1 . Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan halk ve bu halktan olan kimse: "Ne mutlu Türk'üm diyene!"- Atatürk.
2 . Dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan, Türkçenin değişik lehçelerini konuşan soy ve bu soydan olan kimse: "Ben bir Türk'üm, dinim, cinsim uludur."- M. E. Yurdakul.

TÜRKÜ Nedir?

Hece ölçüsüyle yazılmış ve halk ezgileriyle bestelenmiş manzume: "Kulak ver ki havasında bahçemizin / Gök maviliğinden, dal yeşilliğinden / Bir türkü söylenmede kendiliğinden."- C. S. Tarancı.

ÜSTÜN Nedir?


1 . Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan: "Zekâsının işlek, hatasız ve çok üstün olduğunu bir daha anlıyorum."- R. H. Karay.
2 . Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik.

YAYLA Nedir?


1 . Akarsularla derin bir biçimde yarılmış, parçalanmış, üzerinde düzlüklerin belirgin olarak bulunduğu, deniz yüzeyinden yüksek yeryüzü parçası, plato: "Geceleri yaylalar ayaz olur, adamı üşütür."- M. Ş. Esendal.
2 . Dağlık, yüksek bölgelerde, kışın hayat şartları güç olduğu için boş bırakılan, yazın havası iyi ve serin olan, hayvan otlatma veya dinlenme yeri.

YÜKSEK Nedir?


1 . Yukarıda, üst tarafta olan yer: "Yüksekten avluya açılmış iki pencereden aydınlık alıyordu."- M. Ş. Esendal.
2 . sıfat Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı: "... mekik dokuduğu yüksek bez tezgâhından kalktı."- Ö. Seyfettin.
3 . sıfat Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan: "İri kanatları ile bir kaşıkçı kuşu çok yükseklerde tur atıyor."- H. Taner.
4 . sıfat Güçlü, etkili, şiddetli: "Yüksek basınç. Yüksek gerilim."- .
5 . sıfat Derece veya makamı bakımından üstün: "Yüksek kurul."- .
6 . sıfat Normal değerlerin üstünde olan, çok: "Türk milletinin karakteri yüksektir."- Atatürk.
7 . sıfat, mecaz Erdemli, faziletli: "Yüksek duygu."- .
8 . sıfat, mecaz Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan: "Yüksek sosyete."- .
9 . zarf Büyük para ile: "Yüksek oynamak."- .

E G N N İ Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

5 Harfli Kelimeler

Engin,

4 Harfli Kelimeler

Gine, Nine,

3 Harfli Kelimeler

Gen,

2 Harfli Kelimeler

En, Ge, İn, Ne,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.