Sonunda dek olan 19 kelime var. DEK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde dek olan kelimeler listesine ya da başında dek olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

9 Harfli Kelimeler

DİNGİLDEK, FİNGİRDEK

8 Harfli Kelimeler

BOZÖRDEK, ÇEKİRDEK, GÜMBEDEK, GÜRPEDEK, İSPENDEK, KEMİRDEK, KÜTTEDEK

6 Harfli Kelimeler

ÇÖRDEK, GERDEK, GÖRDEK, HENDEK

5 Harfli Kelimeler

ERDEK, GÜDEK, ÖRDEK, ÖZDEK, YEDEK

3 Harfli Kelimeler

DEK


Kelime bulma makinesi

D E K Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

3 Harfli Kelimeler

DEK

2 Harfli Kelimeler

DE, EK, KE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DİNGİLDEK

  1. [sıfat] Tabanı üzerinde hareketsiz duramayıp sallanan, oynak, dengesi bozuk
  2. Yıpranmış
    • "Sinir sistemleri dingildek olan bu titiz adamları domestik uğraşılar büsbütün hırçın yapar." (Haldun Taner)
  3. Sözüne güvenilmez, kaypak
    • "Baştan çıkarıcı telkinlerle kişiliği zaten oluşmamış, dingildek insanları kazanmak hiç de güç olmasa gerektir." (Haldun Taner)

FİNGİRDEK

  1. [sıfat] Aşırı derecede oynak ve kırıtkan, cilveli (kadın)

KÜTTEDEK

  1. [zarf] Birdenbire "küt" diye ses çıkararak
    • "Bir ara küttedek bir şeye çarptık." (Ömer Seyfettin)

GÜMBEDEK

  1. [zarf] Gümbürdeyerek
  2. Beklenmedik bir zamanda, birdenbire

BOZÖRDEK

  1. [isim] Tatlı sularda bulunan bir tür ördek

KEMİRDEK

  1. [isim] Kuyruğun iskeleti

GÜRPEDEK

  1. [zarf] Ansızın

ÇEKİRDEK

  1. [isim] Etli meyvelerin içinde bir veya birden çok bulunan, çoğu sert bir kabukla kaplı tohum
    • "Kayısı çekirdeği. Zeytin çekirdeği. Karpuz çekirdeği."
    • "Siz çekirdekten yetişme bir gazetecisiniz." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Yenmek için satılan kabak veya ayçiçeği tohumu
    • "Şimdi bir sinemada kabak çekirdeği yiyorlar." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. Ağaçlarda soyulmayan bölüm
  4. Bir hücrenin merkezini oluşturan cisimcik
    • "İnsan kanındaki alyuvarlar, çekirdeği olmayan hücrelerdir."
  5. Atom çekirdeği
  6. Kuyumculukta kullanılan ve 5 cgr'a eşit olan ağırlık ölçüsü
  7. [sıfat] Bir şeyin temelini oluşturan, öz, nüve
    • "Çekirdek kadro."

İSPENDEK

  1. [isim] Levrek balığının küçüğü

GERDEK

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Gelin ve damadın düğün gecesi baş başa kalmaları ve ilk kez birlikte olmaları
  2. Zifaf
    • "İki yüz yaşına bastıktan sonra mı gerdek sefası süreceğiz acaba?" (Falih Rıfkı Atay)

ÇÖRDEK

  1. [isim] Gabya mantileri üzerine bağlanan palanga, flok ve yan yelkenleri kandilisası

GÖRDEK

  1. [isim] Acı balık

HENDEK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Geçmeye engel olacak biçimde uzunlamasına kazılmış derin çukur
    • "Bir hendekten çıkıp öbürüne giriyor, bir çukurdan kurtulup bir başkasına dalıyordu." (Orhan Veli Kanık)

ÖZDEK

  1. [isim] Kullanılmaya, harcamaya uygun, taşınması kolay eşya, ayniyat
  2. İş yerlerinde eşya ve malzeme işleriyle ilgilenen bölüm, ayniyat
  3. Duyularla algılanabilen, bölünebilen, ağırlığı olan nesne, madde
  4. İnsanın çalışmasıyla bir amaç uğruna biçim verdiği veya yararlandığı doğal cisimler, nesneler

YEDEK

  1. [sıfat] Bir şeyin gereğinde kullanılmak için elde bulundurulan, asıl karşıtı
    • "Sonra otomobili yedeğe takıp götürdüler." (Refik Halit Karay)
  2. Gereğinde kullanılmak için fazladan bulundurulan, ayrılmış olan
    • "Yedek kalem. Yedek anahtar."
    • "Bunlardan yürümeye mecali olmayan bazılarını erkekler iki taraflarından kollarına girmek suretiyle yedeğe almışlar." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. [isim] Yularından çekilerek götürülen boş binek hayvanı
  4. [isim] Hayvanı yedeğe alan ip, yular
  5. [isim] Redif

GÜDEK

  1. [isim] Amaçlanan sonuç, güdülen şey

ERDEK
...
ÖRDEK

  1. [isim] Perde ayaklılardan, evcil ve yabani türleri bulunan su kuşu (Anas)
    • "Üç ördek onları görünce paytak paytak kaçıştılar." (Haldun Taner)
  2. Yataktan kalkamayacak durumdaki erkek hastaların içine idrarlarını yaptıkları kap, lazımlık, oturak
  3. Otobüs ve minibüs sürücülerinin yollardan aldıkları yolcular için kullandıkları bir söz
  4. Hile ile para sızdırılacak kimse, enayi

DEK

  1. [edat] Bir işin, bir durumun sona erdiği zamanı veya yeri gösterir, kadar, değin
    • "Bir iki adım atıp yanıma dek geliyor." (Zeyyat Selimoğlu)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü