AYARLAMAK (TDK)


1 . Bir ölçünün doğruluğunu belli bir örneğe göre düzeltmek, doğrulamak: "Saati radyoya göre ayarlamak."- .
2 . Bir aygıtı belli bir iş yapabilecek duruma getirmek: "Dikiş makinesini nakşa göre ayarlamak."- .
3 . mecaz İşleri birbiriyle çatışmayacak veya zamanında bitirecek bir biçimde düzenlemek: "Konuşmayı on dakikaya göre ayarladım."- .
4 . argo Kandırmak: "Babamı ayarlaram sinemaya gideceğim."- .

Ayarlamak kelimesi baş harfi A son harfi K olan bir kelime. Başında A sonunda K olan kelimenin birinci harfi A , ikinci harfi Y , üçüncü harfi A , dördüncü harfi R , beşinci harfi L , altıncı harfi A , yedinci harfi M , sekizinci harfi A , dokuzuncu harfi K . Başı A sonu K olan 9 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ARGO Nedir?


1 . Her yerde ve her zaman kullanılmayan veya kullanılmaması gereken çoklukla eğitimsiz kişilerin kullanıldığı söz veya deyim.
2 . Kullanılan ortak dilden ayrı olarak aynı meslek veya topluluktaki insanların kullandığı özel dil veya söz dağarcığı, jargon.
3 . mecaz Serserilerin, külhanbeylerinin kullandığı söz veya deyim.

AYAR Nedir?


1 . Bir aygıtın gereken işi yapabilmesi durumu: "Saatin ayarı bozuk. Televizyonun ses ayarı iyi."- .
2 . Saatler için belli bir yere göre kabul edilmiş olan ölçü: "Memleket saat ayarı."- .
3 . Altın, gümüş vb. madenlerden yapılmış şeylerin saflık derecesi.
4 . Bir iş veya bir davranışta gereken ölçü: "Kalorifercinin ayarı yok, ya çok yakıyor veya hiç yakmıyor."- .
5 . mecaz Değer, derece: "Biz, telif eser ayarında bir sanat kıymeti taşıyan tercümelere teşekkür edelim."- B. R. Eyuboğlu.

AYARLAMA Nedir?


1 . Ayarlamak işi, kalibraj.
2 . Düzene koyma, regülasyon.

AYARLAMAK Nedir?


1 . Bir ölçünün doğruluğunu belli bir örneğe göre düzeltmek, doğrulamak: "Saati radyoya göre ayarlamak."- .
2 . Bir aygıtı belli bir iş yapabilecek duruma getirmek: "Dikiş makinesini nakşa göre ayarlamak."- .
3 . mecaz İşleri birbiriyle çatışmayacak veya zamanında bitirecek bir biçimde düzenlemek: "Konuşmayı on dakikaya göre ayarladım."- .
4 . argo Kandırmak: "Babamı ayarlaram sinemaya gideceğim."- .

AYGIT Nedir?


1 - Birçok parçadan yapılmış alet, gereç, °cihaz.
2 - Vücutta belirli bir görevin sağlanmasına yarayan organların tümü, °cihaz, °organ.
3 - Birkaç aletin uygun biçimde eklenmesinden oluşturulan ve kimi belli deneylerin yapılmasına yarayan takım.

BELLİ Nedir?

Beli olan: "Hani sen benim gibi ince belli sarışınları severdin?"- N. Araz. Birleşik Sözler karınca belli http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=karınca belli&EskiSoz=belli&GeriDon=2 belli (II) sıfat
1 . Bilinmedik bir yanı olmayan, malum: "Hâlimiz, vaktimiz sizce belli."- H. R. Gürpınar.
2 . Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr: "Kıyafetinden söyleyeceği şeyin ciddiyeti belli."- Ö. Seyfettin.
3 . Belirli, muayyen: "Belli toplumsal evreler ve iktisadi çevrelerdeki şiir biçimi olan aruz ..."- S. Birsel.

BİÇİM Nedir?

Biçme işi: "Buğday biçim zamanı."- . biçim (II) isim
1 . Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkal: "İtalya elçiliği bugüne değin ilk biçimini korumuştur."- S. Birsel.
2 . Yakışık alan şekil, uygun şekil: "Söylediklerimden çok, söyleyiş biçimi etkili oluyor kalabalığın üstünde."- A. İlhan.
3 . Herhangi bir şeyin benzeri.
4 . Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.
5 . Tarz: "İngiliz biçimi ceketler, sıcak iklimler için yapılmış kısa pantolonlar."- F. R. Atay.
6 . bilişim Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format.
7 . bilişim Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.
8 . edebiyat Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil: "Gazel, mesnevi, rubai, sone birer şiir biçimidir."- .

BİRBİRİ Nedir?


1 - Karşılıklı olarak biri ötekini, öteki de onu.
2 - Biri diğerinin yanı sıra, ardından.

ÇATI Nedir?


1 . Bir yapının, bir evin damını kuran parçaların bütünü: "Sık ağaçlar arasında yalnız üst katının çatısı görünen kırmızı aşı boyalı bir eski eve doğru yürüyorlardı."- Ö. Seyfettin.
2 . Birbirine çatılmış, çakılmış şeylerin bütünü.
3 . Yapının tavanı ile damı arasındaki kullanılan yer.
4 . İnsan ve hayvanda iskeletin kuruluşu.
5 . mecaz Barınılan, sığınılan yer.
6 . mecaz Belli bir maksada yönelik kimselerin oluşturduğu birlik.
7 . dil bilgisi Özne, nesne durumlarına göre, belirli çatı eklerinin fiil kök veya gövdelerine getirilen türev, bina: Sevinmek (sev-in-), sevdirmek (sev-dir-), sevindirmek (sev-in-dir-) gibi.
8 . edebiyat Hikâye, roman, piyes vb. edebî türlerde olay kuruluşu, kurgu: "Halit Ziya Uşaklıgil'in, Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun, Reşat Nuri Güntekin'in romanlarındaki sağlam çatıyı onunkilerde bulamazdınız."- H. Taner.
9 . mimarlık Bir yapıyı örten ve eğik yüzeyleri olan damın tahtadan iç yapısı.

ÇATIŞMA Nedir?


1 . Çatışmak işi: "Döndüğü zaman hoş olmayan çatışmalar olabilmesi ihtimali evde felaket bekleyen bir gerginlik yaratmıştı."- H. E. Adıvar.
2 . Silahlı büyük kavga, arbede: "On beş dakika süren bir çatışma olmuştur."- .
3 . askerlik Savaş maksadıyla düşmana karşı ilerleyen bir birliğin karşı tarafın keşif ve güvenlik kollarıyla arasındaki ilk silahlı vuruşma.
4 . coğrafya Türlü yönlerden uzanan kıvrımlı dağ sıralarının, bir yerde dar bir açı ile birbirine yaklaşıp kaynaşması veya düğümlenmesi.

DAKİK Nedir?


1 . Düzenli işleyen, aksamayan.
2 . mecaz Zamanı kullanmada çok dikkatli olan, her şeyi zamanında yapmaya özen gösteren.

DAKİKA Nedir?


1 . Bir saatlik zamanın altmışta biri: "On dakika bir mecliste insanların susması korkunç bir şeydir."- S. F. Abasıyanık.
2 . An, zaman: "Bundan sonra sizi her dakika arayacağım."- C. Uçuk.
3 . matematik Bir derecenin altmışta biri.

DOĞRU Nedir?


1 . Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı.
2 . Gerçek, yalan olmayan: "Doğru haber."- .
3 . Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun: "Bunları sana şimdiden söylemek daha doğrudur."- A. Gündüz.
4 . isim Gerçek, hakikat: "Söyleyin doğrusunu, siz insanoğlunun ahlaklı olabileceğine inanmıyorsunuz."- N. Ataç.
5 . isim, matematik İki nokta arasındaki en kısa çizgi: "İki noktadan yalnız bir doğru geçebilir."- .
6 . zarf Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde: "Çocuk doğru okudu."- .
7 . zarf Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca.
8 . zarf Yakın, yakınlarında: "Şafağa doğru otomobil sesi duyuldu."- F. R. Atay.
9 . edat Karşı yönünce: "Yüzü sapsarı bir kadın iskeleye doğru yürüdü."- S. F. Abasıyanık.
10 . mecaz Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu.

DOĞRULAMA Nedir?


1 . Doğrulamak işi, teyit, tasdik, konfirmasyon.
2 . felsefe Bir varsayımın doğruluğunu denetlemek için deney ve mantıksal tanıtlama yoluyla yapılan işlemlerin bütünü.

DOĞRULAMAK Nedir?


1 . Bir şeyin doğru olduğunu ortaya koymak, desteklemek, gerçeklemek, teyit etmek, tasdik etmek: "Olup bitenler ve başka kaynaklardan alınan haberler Ali Yusuf'u daima doğruluyordu."- T. Buğra.
2 . felsefe Bir önermenin doğruluğunu veya yanlışlığını belirlemek amacıyla olayları inceleyip araştırmak.

DOĞRULU Nedir?

Bir doğru boyunca olan, müstakim: "Doğrulu hareket."- .

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

DÜZE Nedir?

Doz.

DÜZELTME Nedir?


1 . Düzeltmek işi, tashih.
2 . Daha iyi duruma getirmek için yapılan değişiklik, ıslahat, reform.
3 . Düzelti.

DÜZELTMEK Nedir?


1 . Düzgün duruma getirmek: "Kirli eşyalarımı paketlere sardım, bavulumu düzelttim."- R. N. Güntekin.
2 . Bozukluğunu gidermek, onarmak.
3 . Yanlıştan kurtarmak, tashih etmek: "Öğleden sonra nüfus kâğıdını getir, kaydını düzeltelim."- B. Felek.

DÜZEN Nedir?


1 . Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem.
2 . Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept.
3 . Yerleştirme, tertip: "Evin en bozuk düzeninde bile hastalığa mahsus birtakım aletler vardır."- R. N. Güntekin.
4 . Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim.
5 . mecaz Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo.
6 . mecaz Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo.
7 . mecaz Dolap, hile: "Hile, düzen dağarcığından elbette yeni bir şey bulup çıkaracak."- E. E. Talu.
8 . müzik Müzik aletlerinde ses ayarı, akort.
9 . toplum bilimi Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri: "Orta hâlli ailelerin kurduğu bu düzende herkesin bacası tüten, kapısı çalınan bir evi var."- N. Meriç.
10 . halk ağzında Alet edevat takımı. 1
1 . halk ağzında Bez dokuma tezgâhı.

DÜZENLEME Nedir?


1 . Düzenlemek işi, tertip, organizasyon.
2 . Belirli kurallara göre bir araya getirilmiş olan nesne, aranjman.
3 . hukuk Yayımlanan mevzuatın derlenip toplanması ve mevzuatta yapılan değişikliklerin ilgili ana mevzuata işlenmesi, kodifikasyon.
4 . müzik Belirli sesler, çalgılar veya topluluklar için yazılmış bir eserin, başka sesler, çalgılar veya topluluklar tarafından söylenip çalınabilmesi için o eserde yapılan değişiklik, aranjman.

DÜZENLEMEK Nedir?


1 . Düzenli, düzgün duruma getirmek, düzen vermek, tanzim etmek: "Odasını düzenledi."- .
2 . Yapmak, hazırlamak: "Merdivenleri, masaları gayet hantal, battal şeyler. Bodrumun ışığını da buna göre düzenlemişler."- B. R. Eyuboğlu.
3 . müzik Düzenleme yapmak.
4 . müzik Müzik aletlerini akort etmek.

GETİRMEK Nedir?


1 . Gelmesini sağlamak: "Dün bir deri bir kemik hâlinde eve getirip bırakmışlar."- R. N. Güntekin.
2 . (-de) Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak.
3 . (-i) Erişmek veya eriştiğini sanmak: "Baharı getirdik."- .
4 . (nsz) İleri sürmek: "Örnek getirmek."- .
5 . (nsz) Sebep olmak, ortaya çıkarmak: "Bu rüzgâr kar getirir."- .
6 . (-i) İletmek, bildirmek: "Bir zabit nefes nefese şu haberi getirdi."- O. S. Orhon.
7 . (nsz) Sağlamak: "Haftada bir cuma günleri işleyen küçük bir kahve ayda ne kadar gelir getirirse."- Ö. Seyfettin.
8 . Bir makama atamak veya seçmek.
9 . (yardımcı fiil) Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar: "Ateh getirmek. Nedamet getirmek."- .

GÖRE Nedir?


1 . Bir şeye uygun olarak, bir şey uyarınca, gereğince: "... günün modasına göre taranmış saçlarıyla güzel bir kadın başı uzandı bahçeye."- N. Cumalı.
2 . Bakılırsa, hesaba katılırsa, göz önünde tutulunca, bakarak, nazaran: "Bilginlerin dediğine göre on milyona yakın Türk yurt değiştirdi."- N. Araz.

KANDIRMA Nedir?

Kandırmak işi.

KANDIRMAK Nedir?


1 . Kanmasını sağlamak, inandırmak, ikna etmek: "Bu arkadaşları da ben kandırdım."- S. F. Abasıyanık.
2 . Aldatmak: "Kızcağızı yaşadığı muhitteki sabıkalılar kandırarak bir şebekeye sokmuş."- R. H. Karay.
3 . İçme, yeme isteğini karşılamak.

MAKİ Nedir?

Akdeniz dolaylarında yaygın olan, bodur ağaç ve çalılardan oluşan bitki örtüsü. maki (II) isim, hayvan bilimi(Madagaskar yerlilerinin dilinden) Makigillerden, Madagaskar adasında sık rastlanan, uzun kuyruklu, yumuşak tüylü bir memeli primat (Lemur).

MAKİNE Nedir?


1 . Herhangi bir enerji türünü başka bir enerjiye dönüştürmek, belli bir güçten yararlanarak bir işi yapmak veya etki oluşturmak için çarklar, dişliler ve çeşitli parçalardan oluşan düzenekler bütünü: "Tıraş makineleri ile usturalar çekmecelerde dururdu."- N. Cumalı.
2 . Bir alet veya taşıtın hareket etmesini sağlayan mekanizması: "Saatin makinesi. Gramofonun makinesi."- .
3 . halk ağzında Araba, otomobil.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

ÖLÇÜ Nedir?


1 . Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan.
2 . Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi: "Ziyanımız, ölçülere sığmayacak kadar büyüktür."- R. E. Ünaydın.
3 . Ölçme sonucu bulunan rakam: "Odanın ölçüsü."- .
4 . Belirlenmiş boyut: "Elbise ölçüsü. Bel ölçüsü."- .
5 . Ölçüt.
6 . mecaz Değer, itibar: "Şimdiki ölçülere uymaz bir biçimi vardı."- Y. Z. Ortaç.
7 . mecaz Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu: "Hiçbir şeyde ölçüyü aşmamalı."- .
8 . edebiyat Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin.
9 . müzik Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı.

RADYO Nedir?


1 . Elektrik dalgalarının özelliğinden yararlanarak seslerin iletilmesi sistemi.
2 . Elektrik dalgalarıyla düzenli olarak yayın yapan istasyon ve bu istasyonun programlarını düzenlemekle görevli kuruluş.
3 . Bu istasyonun yayınlarını alan araç: "Kasabanın matemine hürmet olarak bu akşam radyo susturulmuştu."- R. N. Güntekin.

SİNE Nedir?


1 . Göğüs.
2 . mecaz Gönül, yürek: "Elif kaşlarını çatar / Gamzesi sineme batar."- Karacaoğlan.
3 . mecaz Bağır, iç: "Hangi semtin eczanesi bu kadar değerli insanı sinesinde toplayabilmiştir?"- H. Taner.

SİNEMA Nedir?


1 . Herhangi bir hareketi düzenli aralıklarla parçalara bölerek bunların resimlerini belirleme ve sonra bunları gösterici yardımıyla karanlık bir yerde, bir ekran üzerinde yansıtarak hareketi yeniden oluşturma işi.
2 . Film göstermeye yarayan özel bir makineyle görüntülerin beyaz perdeye yansıtıldığı salon veya yapı: "Bir haber bırakıp mahallenin sinemasına girdi."- S. F. Abasıyanık.
3 . Güzel sanatların dalı olarak yansıtılmaya uygun olan filmleri gerçekleştirme ve yaratma sanatı, beyaz perde, yedinci sanat: "Sinemanın zevkimizi dışarıdan idare ettiği devirde yaşıyoruz."- H. A. Yücel.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

ZAMANINDA Nedir?


1 . Eskiden: "Zamanında bir Kasımpaşalı Hayalî Hafız varmış."- A. Ş. Hisar.
2 . Tam vaktinde.

A A A A K L M R Y Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

9 Harfli Kelimeler

Ayarlamak, Kayarlama, Yaralamak,

8 Harfli Kelimeler

Araklama, Aralamak, Arkalama, Ayaklama, Ayarlama, Karalama, Yakalama, Yaralama,

7 Harfli Kelimeler

Alarmak, Aralama, Aylamak, Kalamar, Karlama, Malarya, Malkara, Yakarma, Yalamak, Yaramak,

6 Harfli Kelimeler

Aklama, Alarma, Aramak, Aylama, Kamara, Karama, Karaya, Makara, Malkar, Yalaka, Yalama, Yarama, Yarmak,

5 Harfli Kelimeler

Akala, Alaka, Alarm, Almak, Araka, Arama, Aylak, Aymak, Kalay, Kalma, Kalya, Karma, Kayar, Kayma, Kayra, Malak, Malya, Maral, Marka, Marya, Rakam, Ramak, Yakma, Yalak, Yamak, Yarak, Yarka, Yarma,

4 Harfli Kelimeler

Akar, Akma, Alay, Alma, Amal, Arak, Arka, Arma, Arya, Ayak, Ayal, Ayar, Ayla, Ayma, Kala, Kama, Kara, Kaya, Kral, Laka, Lama, Mala, Mark, Maya, Yaka, Yama, Yara,

3 Harfli Kelimeler

Aka, Ala, Ama, Ara, Ark, Aya, Kal, Kam, Kar, Kay, Lak, Lam, Mal, Ram, Ray, Yak, Yal, Yar,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Al, Am, Ar, Ay, La, Ra, Ya,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.