İçinde ağlama olan 19 kelime var. İçerisinde AĞLAMA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ağlama olan kelimeler listesine ya da Sonu ağlama ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

12 Harfli Kelimeler

BAĞLAMACILIK

10 Harfli Kelimeler

BAĞLAMALIK

9 Harfli Kelimeler

AĞLAMAKLI, BAĞLAMACI

8 Harfli Kelimeler

AĞLAMALI, BAĞLAMAK, ÇAĞLAMAK, DAĞLAMAK, SAĞLAMAK, YAĞLAMAK, ZAĞLAMAK

7 Harfli Kelimeler

AĞLAMAK, BAĞLAMA, ÇAĞLAMA, DAĞLAMA, SAĞLAMA, YAĞLAMA, ZAĞLAMA

6 Harfli Kelimeler

AĞLAMA


Kelime bulma makinesi

A A A L M Ğ Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

6 Harfli Kelimeler

AĞLAMA

4 Harfli Kelimeler

AĞMA, ALMA, AMAL, LAMA, MALA

3 Harfli Kelimeler

AĞA, ALA, AMA, LAM, MAL

2 Harfli Kelimeler

AĞ, AL, AM, LA, MA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BAĞLAMACILIK

  1. [isim] Bağlamacının işi veya mesleği

BAĞLAMALIK

  1. Bağlamaya yarayan
    • "Bağlamalık ağaç."

AĞLAMAKLI

  1. [sıfat] Ağlar gibi olan, üzüntülü
    • "Çoğu ağlamaklı bu türlü şarkıları aslında sevmediklerini anlamışlar." (Necati Cumalı)
    • "Biz zayıf insanlar, yabancı bir yerde ağlamaklı oluyoruz." (Sait Faik Abasıyanık)

BAĞLAMACI

  1. [isim] Bağlama yapan veya satan kimse
  2. Bağlama çalan kimse

ZAĞLAMAK

  1. [-i] Bileylemek

YAĞLAMAK

  1. [-i] Yağ sürmek
  2. Sürtünen iki yüzey arasına, kaymayı kolaylaştırmak için yağlı bir madde sürmek
  3. Dalkavukça övmek, yağ çekmek

DAĞLAMAK

  1. [-i] Kızgın bir demirle hayvan derisine damga vurmak
  2. Akan kanı dindirmek veya hasta bölümleri ortadan kaldırmak için vücudun bir yerini kızdırılmış bir metal araçla yakmak
    • "Kızgın maşa demirini al da kollarını dağla dese dağlayacakmışım." (Osman Cemal Kaygılı)
  3. Çok sıcak, soğuk veya acı, bir şey, yakmak
    • "Soğuk yüzünü dağladı. Biber ağzını dağladı."
  4. Acısı yüreğine işlemek

BAĞLAMAK

  1. [-i] Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak
    • "Gemiyi iskeleye bağlamak."
  2. Düğümlemek
    • "İpi ipe bağlamak."
  3. [-i] Yara ilaç koyup bezle sarmak
    • "Yarayı bağlamak."
  4. [-i] Denk yapmak, paket yapmak
    • "Yatakları bağlamak. Eşyayı bağlamak."
  5. [nsz] Oluşmak, tutmak, meydana gelmek
    • "Şişesi is bağlamış bir lambanın ışığı / Her yüze çiziyordu bir hüzün kırışığı." (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  6. Bir iş veya kimse için ayırmak, tahsis etmek
    • "Birine haftalık bağlamak."
  7. Anlaşma yapmak
    • "İşleri sözleşmeye bağlamak."
  8. [-i] Uyulması zorunlu olmak
    • "Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır." (Anayasa)
  9. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak
    • "Bu iş beni çok bağladı."
  10. [-i] Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak
  11. [-i] Geçişi engellemek
    • "Bütün yolları bağlamışlar."
  12. [-i] Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek
  13. [-i] Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek
  14. Gönlünü kazanmak
    • "Bu davranışınız beni size bağladı."
  15. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak
  16. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak
    • "Kızım, ne yapsak da seni bu eve bağlayabilsek acaba?" (Reşat Nuri Güntekin)

ÇAĞLAMAK

  1. [nsz] Su, köpürerek ve ses çıkararak coşkun bir biçimde akmak
    • "Bir gün nehirler gibi çağlayarak derinden." (Ömer Bedrettin Uşaklı)
  2. Coşmak
    • "Musiki, gönüllerin hüzünleriyle zevklerinin birleştiği sınırda çağlayan sesleridir." (Abdülhak Şinasi Hisar)

SAĞLAMAK

  1. [-i] Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek
    • "Biz bu ihtiyara son günlerinde hiç aklından geçirmediği bir saadet sağladık." (Haldun Taner)
  2. Elde etmek, sahip olmak
    • "... o sevimli yavru hâliyle sağladığı sempatinin büyük bir kısmını yitirmişti." (Yaşar Nabi Nayır)
  3. Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak

AĞLAMALI

  1. [sıfat] Ağlayacak gibi olan
    • "O içeride kızı dövüyor, biz burada ağlamalı oluyoruz." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Acıma duygusu uyandıracak durumda olan

ZAĞLAMA

  1. [isim] Kılağılama

YAĞLAMA

  1. [isim] Yağlamak işi
  2. Küçük tabak büyüklüğünde açılan yufkaların tavada pişirilmesinden sonra aralarına kıymalı iç konulup üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek hazırlanan bir yemek

ÇAĞLAMA

  1. [isim] Çağlamak işi

AĞLAMAK

  1. [nsz] Üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık vb.nin etkisiyle gözyaşı dökmek
  2. Ağaç budandığında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak
  3. [-den] Sızlanmak, yakınmak
    • "Utanç ve kahırdan, yumruklarını ısıra ısıra bir zaman ağladı." (Atilla İlhan)
  4. [-e] Bir duruma üzülmek
    • "Şu kara bahtıma ağlıyorum."

BAĞLAMA

  1. [isim] Bağlamak işi
  2. Üç çift telli olan ve mızrapla çalınan bir saz
  3. Yapılarda duvarları birbirine bağlayan kiriş, putrel vb

DAĞLAMA

  1. [isim] Dağlamak işi

SAĞLAMA

  1. [isim] Sağlamak işi
  2. Bir problemin çözümü veya bir hesabın doğruluğunu denetlemek için yapılan kontrol işlemi, mizan

AĞLAMA

  1. [isim] Ağlamak işi

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü