İçinde OL olan 6 harfli 109 kelime var. İçerisinde OL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında OL olan kelimeler listesine ya da Sonu OL ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

OLUKLU

  1. [sıfat] Oluğu olan
  2. Üstünde yol yol olukları bulunan
    • "Oluklu saç. Oluklu mukavva."

YOLSUZ

  1. [sıfat] Yolu olmayan
    • "Bu dik, sarp ve yolsuz dağları arabalar, katırlar ve otomobillerle aşacaksınız." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Yavaş giden (taşıt)
    • "Bu gemi yolsuzdur."
  3. Kurallara aykırı, uygunsuz, yöntemsiz, düzensiz, yersiz, usulsüz, nizamsız
    • "Kaymakamın yolsuz icraatı, hususi hayatı hep burada konuşulur, kasabanın olup biten işleri hep burada öğrenilirdi." (Refik Halit Karay)
  4. Törelere, toplumun görüşüne aykırı davranan
    • "Babam böyle yolsuz bir adam olsaydı anam ne yapardı." (Memduh Şevket Esendal)

OVOLİT

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] İç içe mineral kabuklardan oluşan balık yumurtası biçiminde kalker

BENZOL

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Benzin ve tolüen karışımı bir akaryakıt

KOLACI

  1. [isim] Giysi, örtü, çarşaf vb.ni yıkayarak kolalayan ve ütüleyen kimse
    • "Adam sen de çamaşırları toplar, kolacıya yollarım, hem yıkar hem de ütüler." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Bu işlerin yapıldığı yer
  3. Kola (II) seven kimse
  4. Kola (II) satan kimse

OLANCA

  1. [sıfat] Bütün, elde bulunanın hepsi
    • "Bunları unutmak, sarsılmamak, olanca dikkatini konu bulmaya sarf etmek gerekti." (Halide Edip Adıvar)

PETROL

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Yoğunluğu 0,8-0,95 arasında olabilen, hidrokarbürlerden oluşmuş, kendisine özgü kokusu olan, koyu renkli, arıtılmamış, doğal yanıcı mineral yağ, yer yağı
    • "Kamyonlar yarı benzin, yarı petrolle çalışmaya uğraşıyor." (Aka Gündüz)

MOZOLE

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Büyük, gösterişli mezar, anıtkabir

OLAMAZ

  1. [sıfat] Olmasını önleyecek derecede güçlü engelleri bulunan, olanaksız, gayrimümkün
    • "Havada uçmak, eskiden insan için olamaz sanılırdı."
  2. [ünlem] Hayret, şaşırma bildirmek için kullanılan bir söz

YOLMAK

  1. [-i] Bitki, tüy vb.ni çekerek yerinden çıkarmak, çekip koparmak
    • "Yoluyor mu, ne yapıyor bilmem, pişik suratlı olmuş." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Dolandırarak, hile ile birinin parasını almak
    • "Adamcağızı iyice yoldular."

ETANOL

  1. [isim] Alkol

OTOLİT

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] İşitme taşı

SİSTOL

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Kalp kasının kasılma devresi

DOLAMA

  1. [isim] Dolamak işi
  2. Giysilerin üstüne giyilen, önü açık bir tür üstlük
  3. Poşu
    • "Başıma bir dolama sarıp vardım hocanın durağına." (Turan Oflazoğlu)
  4. Çeşitli eserlerdeki barok ve rokoko üslubunda iç içe süsleme motifi
  5. Tırnak yöresindeki yumuşak bölümlerin, bazen de kemiğin iltihaplanmasından ileri gelen ağrılı şiş

OLUŞUM

  1. [isim] Oluşma işi, teşekkül, teşkil
  2. Katman, kütle, gök cismi vb.nin biçimlenme süreci

DOLGUN

  1. [sıfat] Dolarak biçimi yuvarlaklaşmış
    • "Dolgun yastık."
  2. Şişmana yakın, balıketinde
    • "Dolgun karnını güçlükle taşıyan genç bir kadın gelip oturdu." (Burhan Felek)
  3. Çok, bol, fazla, yüksek (ücret, para vb.)
    • "İlk işi babasını memnun etmek için ona dolgun bir maaşa geçtiğini yazmak olmuş." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  4. Öfke, kızgınlık, kırgınlık vb. duygularla dolu
    • "Müftüye karşı adamakıllı dolgundu." (Reşat Nuri Güntekin)
  5. Birbirine uyan, uyum gösteren
    • "Atasözleri, çoğu zaman dolgun kafiyelere yaslanıyorlar." (Bedri Rahmi Eyuboğlu)

PİRYOL

  1. [isim] Üzerinde kümbet biçiminde bir kapağı bulunan, oldukça büyük bir tür cep saati
    • "Adem Ağa, kordonunu şehadet parmağına sarıp geniş şal kuşağından piryol saatini çıkardı." (Falih Rıfkı Atay)

BOLULU
...
OLACAK

  1. [sıfat] Olması, yapılması uygun olan
    • "Bu olacak iş mi?"
  2. [isim] Olma, gerçekleşme olasılığı bulunan şey
    • "Olmuşa değil, olacağa bak!"
  3. [isim] Olmasının önüne geçilemeyen durum
    • "İş olacağına varır."

SUYOLU

  1. [isim] Sutaşı

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü