Öz

  1. [isim] Bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, iç, nefis, derun, varoluş karşıtı
    • "Özünü bir yerde bırakıp sadece kalıbını gezdirmişti." (Haldun Taner)
    • "Özü sözü bir, yürekli bir kişi idi." (Haldun Taner)
  2. "Kendine, kendi kendini" anlamlarında birleşik kelimeler türeten bir söz
    • "Öz eleştiri, öz geçmiş, öz yönetim."
  3. Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü, hülasa, zübde, ekstre
    • "Karaciğer özü. Meyve özü. Mısır özü."
  4. Çıbanların içinde ölmüş dokudan oluşan irinle birlikte çıkan parça
  5. [zamir] Kendi, zat
    • "Bir od düştü yanar tatlı özüme / Dünya zindan görünüyor gözüme." (Karacaoğlan)
  6. Bir şeyin temel ögesi, künh, zübde
    • "Ortalıktaki krizi sebep gösteriyorlar ama asıl kriz şirketin kendi özünde." (Aka Gündüz)
  7. Bitkilerin kök, gövde ve dallarının boydan boya ortasında bulunan, hafif, gevrek ve çoğu yumuşak bölüm

Kelime Anlamı Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü

Şunlara da göz atmak isteyebilirsiniz:

Öz kelimesi baş harfi ö son harfi z olan bir kelime.Başında ö sonunda z olan kelimenin birinci harfi ö , ikinci harfi z . Başı ö sonu z olan 2 harfli kelime.

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.