Başında z olan 3 harfli 18 kelime var. Z harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde z harfi olan kelimeler listesine ya da sonu z harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ZEM

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir kimseyi kötüleme, yerme, yergi

ZAM

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir şeyin fiyatını artırma, bir fiyat üstüne yeni bir fiyat katma, bindirim
    • "Ekmek iki ayda üç defa zam gördü."

ZAN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Sanı
    • "Kapıyorum zannıyla kilitlemişim, diyordu." (Mithat Cemal Kuntay)
    • "Âdeta elimi uzatsam dokunabilirim zannına düşmüştüm." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

ZOR

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Sıkıntı, güçlük, rahatsızlık
    • "Onun için hiçbir zorum, sıkıntım yokmuş gibi ara sıra denize taşlarımı atmakta devam ederek hızlı hızlı yürüdüm." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Ama, sevdiğimiz insanın acı çekmesini seyretmek, ölüm acısından çok daha zor gelmiştir bana." (Kemal Tahir)
    • "Bizim anlayacağımız, bu memleketin iki tek zoru var. Biri okul, öteki de yol." (Bedri Rahmi Eyuboğlu)
    • "Onları susmak zorunda bırakmanın sıkıntısını duyuyorum." (Necati Cumalı)
  2. Yüküm, mecburiyet
    • "Artık kızının evinde kalışının zordan olduğunu biliyordu." (Necati Cumalı)
  3. Baskı
    • "Hocaların zoru ile çıkarılmış olan bu kanun yürümedi." (Memduh Şevket Esendal)
  4. [sıfat] Sıkıntı veya güçlükle yapılan, kolay karşıtı
    • "Sabır güzel, faydalı; fakat zor şeydir." (Burhan Felek)
  5. [zarf] Güçlükle, zorla
    • "El ele vermiş polisler kaldırımlardan taşan halk kütlesini zor zapt ediyorlardı." (Haldun Taner)
  6. [ünlem] "Yapamazsın" anlamında kullanılan bir söz

ZAR

  1. [isim] İnce perde veya örtü
  2. İnce ve yumuşak yaprak biçimindeki organlar veya organ bölümleri, çeper
  3. Birbirine sımsıkı yapışık hücre veya moleküllerden oluşan ve bitkilerin çeşitli bölümlerini bir kın gibi saran ince tabaka, cidar, çeper
    • "Çekirdek zarı. Hücre zarı."

ZIH

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Giysilerin kol, yaka, etek vb. kenarlarına dikilen şerit veya kaytan
    • "Pantolon zıhı."
  2. Marangoz işlerinde ince kenar pervazı
  3. Sayfa çevresine çekilen çizgi

ZOM

  1. [sıfat] Olgun (kimse)
  2. Çok sarhoş

ZÜL

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Alçalma, düşkünlük
  2. Ayıplanacak şey

ZİR

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Alt
  2. Aşağı

ZAĞ

  1. [isim] Kılağı

ZIP

  1. [isim] Zıplayan veya birdenbire fırlayan bir şeyin hareketi veya çıkardığı ses

ZER

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Altın

ZEN

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Kadın

ZIT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Karşıt, ters
    • "... devam ediyor, birbirine zıt birçok şeyler söylüyordu." (Ömer Seyfettin)
    • "... ahlakını az çok bilirim, onunla zıt gitmeye gelmez." (Ahmet Haşim)
    • "Niçin babanın zıddına basıyorsun evladım, seni hiç incitmemiş bir baba, bir gün bir fiske vurmadı, bir dediğin iki olmuyor." (Halide Edip Adıvar)
    • "Yalnız akrep kuyruğu gibi bükülmüş pomatlı ibrişim bıyıklar zıddıma gidiyor." (Reşat Nuri Güntekin)

ZUM

Kelime Kökeni : İngilizce

  1. [isim] Optik kaydırma

ZİL

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] İşaret vermek, uyarmak, çağırmak için kullanılan ve bir çan ile bu çana vuran bir tokmaktan oluşan, elle veya başka düzenlerle işletilebilen araç
    • "Birini buldu, ne güzel oldu diye zil takıp oynayacak mıydım?" (Ahmet Ümit)
    • "... ayakta kendilerine çekidüzen veren iki taze zillerini vuruyordu." (Refik Halit Karay)
  2. Birbirine çarparak ses çıkartmak için parmaklara veya tefin kasnağındaki deliklere takılan yuvarlak, metal nesne
    • "Gözler kamaştıran şala, meftun eden güle / Her kalbi dolduran zile her sineden ole." (Yahya Kemal Beyatlı)

ZAT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kimse, kişi
    • "Tanıdıklarımdan bir zat, meyveleri hiç sevmez." (Ahmet Haşim)
  2. Kendi, öz
    • "Evvelki gün gelen kadın sizi istiyor, zatınızla konuşacakmış." (Sermet Muhtar Alus)

ZAÇ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kükürtle demir bileşimlerinden biri

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü