YUMRU (TDK)


1 . Yuvarlak, şişkin şey: "Alnında bir yumru var."- .
2 . Sap, kök veya dallarda bulunan, yedek besin taşıyan şişkin madde: "Patates nişastalı bir yumrudur."- .
3 . tıp (***) Genellikle derinin içine gömülü, yuvarlak ve sert oluşum, nod.
4 . sıfat Şişkin, kabarık, yuvarlak biçimli: "Yumru yanaklı bir çocuk."- .
5 . sıfat Eğri büğrü, çarpık, engebeli, yamru yumru.

Yumru kelimesi baş harfi Y son harfi U olan bir kelime. Başında Y sonunda U olan kelimenin birinci harfi Y , ikinci harfi U , üçüncü harfi M , dördüncü harfi R , beşinci harfi U . Başı Y sonu U olan 5 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

BESİN Nedir?


1 . Yenilebilir, beslenmeye elverişli her tür madde, azık, gıda.
2 . mecaz Yaşamak, varlığını sürdürmek için gerekli şey.

BİÇİM Nedir?

Biçme işi: "Buğday biçim zamanı."- . biçim (II) isim
1 . Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkal: "İtalya elçiliği bugüne değin ilk biçimini korumuştur."- S. Birsel.
2 . Yakışık alan şekil, uygun şekil: "Söylediklerimden çok, söyleyiş biçimi etkili oluyor kalabalığın üstünde."- A. İlhan.
3 . Herhangi bir şeyin benzeri.
4 . Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.
5 . Tarz: "İngiliz biçimi ceketler, sıcak iklimler için yapılmış kısa pantolonlar."- F. R. Atay.
6 . bilişim Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format.
7 . bilişim Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.
8 . edebiyat Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil: "Gazel, mesnevi, rubai, sone birer şiir biçimidir."- .

BİÇİMLİ Nedir?


1 . Biçimi güzel olan, mevzun: "Bu kadın biçimli vücuduyla az sonra dikkati çeker."- R. H. Karay.
2 . zarf Uygun olarak, yakışacak bir biçimde: "Biçimli koysan bunlar olmaz."- R. H. Karay.

ÇARPI Nedir?


1 . Kaba sıva, çarpma sıva.
2 . matematik Birbiriyle çarpılan iki sayı arasına konulan işaret: "a x b" veya "a . b", "a çarpı b" diye okunur.

ÇARPIK Nedir?


1 . Düzgünlüğünü yitirerek eğrilmiş, doğru karşıtı: "İyice kararmış çarpık bir tahta kapı aralık duruyordu."- Ç. Altan.
2 . mecaz Kötü: "Oraya özellikle çarpık vasıfları olanları toplarlarmış."- H. Taner.
3 . Gerektiği gibi olmayan, düzgün olmayan.
4 . zarf, mecaz Aksi, ters, huysuz bir biçimde: "Nedense Makbule, bu davetten çarpık dönüyordu."- R. N. Güntekin.

ÇOCUK Nedir?


1 . Küçük yaştaki oğlan veya kız: "Çocuğun bir sütninesi vardı."- R. H. Karay.
2 . Soy bakımından oğul veya kız, evlat: "Anası olacak bir kadın çocuğu omuzundan yakalamış."- B. R. Eyuboğlu.
3 . Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak: "Çocuk köşeyi dönerken ana arkasından su içmeye gitti."- B. R. Eyuboğlu.
4 . Genç erkek.
5 . mecaz Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi.
6 . mecaz Büyüklere yakışmayacak biçimde düşüncesizce davranan kimse: "Otuz yaşında ama hâlâ çocuk."- .
7 . mecaz Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse.

DERİ Nedir?


1 . İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten: "Bütün kemikleri, ince bir deri altında birer birer sayılıyordu."- P. Safa.
2 . sıfat Bu tabakadan yapılmış: "Üstünde yine o siyah deri pardösüsü, kolunda siyah deri çantası."- N. Cumalı.
3 . İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu.
4 . Soyulmadan yenen yemişlerin ince kabuğu veya soyulan yemişlerde kabuk altındaki zar.

DERİN Nedir?


1 . Dibi yüzeyinden veya ağzından uzak olan: "Genç kız onun kırık dişli ağzının içindeki derin karanlığa bakıyor."- Ö. Seyfettin.
2 . Yüzeyden içeri inen.
3 . Kendi türünde çok gelişmiş, en ileri durumda olan: "Derin bir bilgin."- .
4 . Yoğun: "Bu büyük köşkü derin bir sessizlik kapladı."- M. Ş. Esendal.
5 . Uzun süren: "Bir iki derin nefesten sonra teneffüsünün ritmi düzeldi."- P. Safa.
6 . mecaz Ayrıntıya önem verilerek hazırlanan: "Üzerindeki tesirleri ölçmek için derin tetkikler yapmak lazımdır."- F. R. Atay.
7 . mecaz İçten gelen: "Size karşı derin hürmeti vardı, lütuf buyurur sorarsanız yalnızlığını hissetmez."- R. H. Karay.
8 . mecaz Uyanılması güç, ağır (uyku).
9 . isim, mecaz Dip: "Körfezdeki dalgın suya bir bak göreceksin / Geçmiş gecelerden biri durmakta derinde."- Y. K. Beyatlı.

EĞRİ Nedir?


1 . Doğru veya düz olmayan, bir noktasında yön değiştiren, çarpık, münhani, doğru karşıtı: "Eğri bir yol."- .
2 . Yay gibi kavislenmiş, eğmeçli, mukavves: "Eğri kılıç."- .
3 . Yatay veya düşey olmayan, bütünüyle bir yana eğilmiş bulunan, eğik, mail: "Eğri bir masa."- .
4 . zarf Yanlış bir biçimde: "Gazetecilik bu oğlum, eğri, doğru yazılıp çıkmalı."- M. Ş. Esendal.
5 . isim Bir olayın şiddetindeki azalış ve çoğalışları gösteren çizgi: "Sıcaklık eğrisi. Hava nemi eğrisi."- .
6 . isim, matematik Doğru veya düz olmayan çizgi, yüzey.

ENGEBE Nedir?

Deprem, rüzgâr, sel vb. iç ve dış etmenlerin etkisiyle oluşan yayla, ova, koyak, çukur, dağ vb. biçimlerin bütünü, yer biçimleri, yüzey şekilleri, engebelik, arıza, avarız.

ENGEBELİ Nedir?

Engebesi olan, engebesi çok olan, arızalı: "Bu engebeli, orasından burasından kayalıklı sel yataklarıyla kesilmiş çetrefil arazide, yönlerini bulmalarını kolaylaştıracak bir harita..."- A. İlhan.

GENELLİKLE Nedir?

Genel olarak, büyük bir çoğunlukla, çoğu kez, çoğunlukla, çoklukla, ekseri, ekseriya, ekseriyetle, umumiyetle: "Türkler genellikle konukseverdir."- .

GÖMÜ Nedir?

Toprak altına gömülerek saklanmış para veya değerli şeyler, define.

GÖMÜLÜ Nedir?


1 . Gömülmüş olan, toprak altında saklanmış olan, metfun.
2 . Batmış, kaybolmuş: "Denizin derinliklerine gömülü gemi."- .

KABA Nedir?


1 . Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz, sakil, ince karşıtı: "Cebinden kaba fil dişi saplı bir de çakı çıkardı."- Ö. Seyfettin.
2 . Taneleri iri: "Kaba çakıl."- .
3 . Terbiyesiz, görgüsü kıt, nezaketsiz (kimse): "Kaba, hantal, şivesiz, bir sürü adamlar kafesinin önüne toplanırlar."- R. H. Karay.
4 . Hafif olduğu hâlde kalın veya hacimli: "Kaba bir yün döşekle temiz bir şilte, yastık yorgan buldum."- H. R. Gürpınar.
5 . isim Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer.
6 . mecaz Terbiyeye, inceliğe aykırı, çirkin, kötü: "Çocuklardan biri ağzından çok fena, çok kaba bir şey kaçırdı."- O. C. Kaygılı.

KABARIK Nedir?


1 . Kabarmış olan: "Kabarık göğsündeki, parlak kıvılcımlı tüyleri, altından bir zırh gibiydi."- Ö. Seyfettin.
2 . Çıkıntısı olan, tümsekli.

MADDE Nedir?


1 . Duyularla algılanabilen nesne.
2 . Bir cismi oluşturan öge, öz: "Cam yapmak için silisli maddeler kullanılır."- .
3 . Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm: "Kanun tatbikatında merhamet bilmez. Suçları maddeleriyle ölçer. Hükmünü verir, çarpar."- H. R. Gürpınar.
4 . Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri: "Bir uzmanla buluşacağı zaman ansiklopediyi açar, o konuyla ilgili maddeyi okur."- S. Birsel.
5 . Para, mal vb. ile ilgili şey: "Maddeye önem vermek."- .
6 . Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım.
7 . fizik Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek.
8 . kimya Molekül.

NİŞASTA Nedir?

Tahıl tanelerinden, mercimek, bezelye vb. bakla türleri veya patates gibi birtakım yumrulardan özel yöntemlerle çıkarılan una benzer bir madde: "Buğday nişastası. Mısır nişastası. Patates nişastası. Pirinç nişastası."- .

OLUŞ Nedir?


1 - Olmak eylemi ya da biçimi, °vuku.
2 - Oluşma, °teşekkül, °tekevvün.
3 - Bir durumdan öteki duruma geçiş.

OLUŞUM Nedir?


1 . Oluşma işi, teşekkül, teşkil.
2 . gök bilimi, jeoloji Katman, kütle, gök cismi vb.nin biçimlenme süreci.

SERT Nedir?


1 - Çizilmesi, kırılması, kesilmesi ya da çiğnenmesi güç olan, pek, katı,yumuşak karşıtı.
2 - Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen.
3 - Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, "yumuşak" karşıtı.
4 - Hırçın, öfkeli, hiddetli.
5 - Titizlikle uygulanan, sıkı.
6 - Güçlü, kuvvetli.
7 - Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı.
8 - Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan.
9 - Gönül kırıcı, katı, ters.
10 - yerb. Minerallerin çizilmeye karşı gösterdikleri direnç.

SIFAT Nedir?


1 - Bir kimsenin görev, ödev, toplumsal ya da hukuksal bakımdan yeri ve özelliği.
2 - Yüz, kılık ve dış görünüş.
3 - Bir adı, nitelik, nicelik, yer, sıra vb. bakımından niteleyen, belirten sözcük, önad.

ŞİŞKİN Nedir?


1 . Şişmiş, şişirilmiş: "Ayağa kalktı, arka ayaklarını geriye itip şişkin adaleleri çekerek ... gerdi."- P. Safa.
2 . Kabarık, şiş.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YANAK Nedir?


1 . Yüzün göz, kulak ve burun arasındaki bölümü: "Dedim dilber yanakların kızarmış / Dedi çiçek taktım gül yarasıdır."- Âşık Ömer.
2 . Lastik tekerlekli taşıtlarda lastiğin jant ile yere temas eden bölümü arasında kalan yan yüzeyi.

YEDEK Nedir?


1 . Yularından çekilerek götürülen boş binek hayvanı.
2 . Hayvanı yedeğe alan ip, yular.
3 . sıfat Bir şeyin gereğinde kullanılmak için elde bulundurulan, asıl karşıtı.
4 . sıfat Gereğinde kullanılmak için fazladan bulundurulan, ayrılmış olan: "Yedek kalem. Yedek anahtar."- .
5 . edebiyat Redif.

YUMRU Nedir?


1 . Yuvarlak, şişkin şey: "Alnında bir yumru var."- .
2 . Sap, kök veya dallarda bulunan, yedek besin taşıyan şişkin madde: "Patates nişastalı bir yumrudur."- .
3 . tıp (***) Genellikle derinin içine gömülü, yuvarlak ve sert oluşum, nod.
4 . sıfat Şişkin, kabarık, yuvarlak biçimli: "Yumru yanaklı bir çocuk."- .
5 . sıfat Eğri büğrü, çarpık, engebeli, yamru yumru.

YUVA Nedir?


1 . Kuşların ve başka hayvanların barınmak, yumurtlamak, kuluçkaya yatmak, yavrularını büyütmek veya yavrulamak için türlü şeylerden yaptıkları ve türlü biçimlerde hazırladıkları barınak: "O zamanlar ... mezarlıkların serviliklerine gizlenen eski bülbül yuvaları meşhurdu."- A. Ş. Hisar.
2 . Genellikle ailenin oturduğu ev: "İnsanın kendi yuvasından daha sıcak ... ve samimi; hiçbir yer olmazdı."- S. F. Abasıyanık.
3 . İki buçukla dört yaş arası çocukların bakıldığı, okul öncesi eğitim kurumu.
4 . Kimsesizlere veya yoksullara yardım etmek ve onları barındırmak amacıyla açılan yer.
5 . Bir şeyin içinde yerleşmiş olduğu veya yerleştirildiği oyuk: "Diş yuvası. Kilit yuvası."- .
6 . mecaz Bazı kötü nitelikli kimselerin çok bulunduğu, toplandığı yer: "Hırsız yuvası."- .
7 . mecaz Bir şeyin öğretildiği yer: "İrfan yuvası."- .
8 . mecaz Bir şeyin çok bulunduğu yer: "Bu oda böcek yuvası."- .

YUVAR Nedir?


1 . Organizmadaki kan, lenf, süt vb. sıvılarda bulunan, genellikle yuvarlak veya oval küçük cisim.
2 . gök bilimi Yer yuvarlağı gibi düzgün olmayan küresel biçim.

YUVARLAK Nedir?


1 . Top veya küre biçiminde toparlak şey.
2 . sıfat Top veya küre biçiminde olan, müdevver: "Yuvarlak bir yüz. Yuvarlak bir masa."- .

M R U U Y Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

5 Harfli Kelimeler

Yumru,

4 Harfli Kelimeler

Umur, Uyum, Uyur,

3 Harfli Kelimeler

Rum, Umu,

2 Harfli Kelimeler

Ur,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.