YOZLAŞMAK (TDK)


1 . Özündeki iyi nitelikleri birtakım dış etkenlerle zamanla yitirmek, soysuzlaşmak, özünden uzaklaşmak, bozulmak, dejenere olmak, tereddi etmek.
2 . Dönüşen: "Giderek soğuk bir su serpintisine yozlaşan yağmur, ortalığa garip bir kış serinliği getirmişti."- A. İlhan.
3 . Bir şey, manevi anlamda değer yargılarını, özelliklerini ve niteliklerini yitirmek, bozulmak, dejenere olmak, özünden uzaklaşmak: "Toplumun yozlaştığı anlarda bazı kesimler bu yozlaşmanın da tadını çıkarırlar."- H. Taner.

Yozlaşmak kelimesi baş harfi Y son harfi K olan bir kelime. Başında Y sonunda K olan kelimenin birinci harfi Y , ikinci harfi O , üçüncü harfi Z , dördüncü harfi L , beşinci harfi A , altıncı harfi Ş , yedinci harfi M , sekizinci harfi A , dokuzuncu harfi K . Başı Y sonu K olan 9 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ANLAM Nedir?


1 . Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, fehva, valör.
2 . mantık Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey.

BAZI Nedir?


1 . Birtakım, kimi: "Bazı Türkler oraya eğlenmeye giderler."- Ö. Seyfettin.
2 . zarf Bazen: "Bazı, mağazadan içeriye girinceye kadar kendimden geçerdim."- Y. K. Karaosmanoğlu.

BİRTAKIM Nedir?

Kimi, bazı: "Aklından son süratle birbirini tutmaz, birtakım düşünceler geçiyordu."- H. Taner.

BOZULMAK Nedir?


1 . Bozma işine konu olmak: "Pazarlık bozulur, nişan bozulur, makine bozulur, mal bozulur."- B. Felek.
2 . Yiyecek kokmak, yenilemeyecek duruma gelmek, ekşimek: "Et bozulmuş."- .
3 . Dağılmak, bozguna uğramak: "Hudutta bozulan ordu iki günden beri Serez'den geçiyordu."- Ö. Seyfettin.
4 . Taşıt arızalanmak.
5 . mecaz İyi ve değerli niteliğini yitirmek.
6 . mecaz Bir şeye kızmak, içerlemek: "Karısının bu ikinci ihtarı ile biraz bozulan adam salıncaktan atladı."- O. C. Kaygılı.
7 . mecaz Sağlığını yitirip zayıflamak.

ÇIKAR Nedir?

Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar: "Kimse siyasi ve kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz."- Anayasa.

DEĞER Nedir?


1 . Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet, valör.
2 . Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, paha.
3 . Yüksek ve yararlı nitelik.
4 . Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse.
5 . felsefe Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey.
6 . matematik Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı.
7 . Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü.

DEJENERE Nedir?


1 . Soysuz.
2 . Yoz.
3 . fizik, kimya Bozulmuş.
4 . fizik, kimya Bozunmuş.

DÖNÜ Nedir?

Dönme, dönüş, °devir.

DÖNÜŞ Nedir?


1 . Dönme işi: "Artık serbestim, koynumda terhis kâğıdımla dönüş yolundayım."- R. N. Güntekin.
2 . spor Oyuncunun bir ayağını yerden kesmeden yaptığı dönme hareketi.

ETKEN Nedir?


1 . Etki eden şey, faktör: "Yazınımızın gelenek değiştirmesine bağlı olarak değişik etkenleri var bu durumun."- N. Cumalı.
2 . kimya Bir madde üzerinde belli bir değişiklik yapan şey, müessir.
3 . dil bilgisi Doğrudan doğruya öznenin yaptığı işi anlatan, öznesi belli olan fiil, etken fiil, aktif, aktif fiil, malum, edilgen karşıtı: "Kırmak, bilmek etken fiillerdir."- .

ETME Nedir?

Etmek işi.

ETMEK Nedir?


1 . Bir işi yapmak: "Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu."- H. Taner.
2 . "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak: "İyi ettiniz de geldiniz."- .
3 . (-i) Bulmak, erişmek: "Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi."- R. H. Karay.
4 . (-i, -den) Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
5 . Eşit değer kazanmak: "İki iki daha dört eder."- .
6 . Herhangi bir değerde olmak: "Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu."- Ö. Seyfettin.
7 . Kötülükte bulunmak: "Ah, iki bardak süt sen bana neler ettin?"- S. F. Abasıyanık.
8 . (-e) Küçük veya büyük abdestini yapmak: "Çocuk altına etti."- .

GARİP Nedir?


1 . Kimsesiz, zavallı.
2 . Yabancı, gurbette yaşayan, elgin.
3 . Acayip: "Yağmur, ortalığa garip bir kış serinliği getirmişti."- A. İlhan.
4 . ünlem Şaşılacak bir şey karşısında söylenen söz: "Demek Bekir böyle utangaç bir çocukmuş. Garip!"- A. İlhan.
5 . mecaz Dokunaklı, hüzün veren: "Bir yabancı için dünyanın neresinde olursa olsun büyükşehir böyle garip bir yalnızlık duygusu veriyor."- H. E. Adıvar.

İLHAN Nedir?


1 . İmparator.
2 . İran Moğollarında hükümdarın unvanı.

KESİM Nedir?


1 . Kesme işi.
2 . Bölüm, parça, kısım, sektör: "Vatan hizmeti her Türk'ün hakkı ve ödevidir. Bu hizmetin silahlı kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği ... kanunla düzenlenir."- Anayasa.
3 . Bölge.
4 . Kesme zamanı: "Ders kesimi."- .
5 . İşaretlenmiş belli yer: "Gemi, su kesiminin üstünden yaralandı."- .
6 . Terzinin belli bir ölçü ve örneğe göre kumaşa biçim verme işi, fason.
7 . tarih Hazineye ait herhangi bir gelirin belli bir bedel karşılığı keseneğe verilmesi, mukataa.
8 . halk ağzında Boy bos, endam.
9 . halk ağzında Pazarlık, anlaşma.

MANEVİ Nedir?

Görülmeyen, duyularla sezilebilen, soyut, ruhani, tinsel, maddi karşıtı.

NİTE Nedir?

Nasıl, niçin.

NİTEL Nedir?

Nitelik bakımından, nitelikle ilgili, kalitatif.

NİTELİK Nedir?


1 . Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik, vasıf, keyfiyet: "Niteliğini kestiremediği müzmin iştahsızlıktan yorgun düşmüş."- A. İlhan.
2 . Bir şeyin iyi veya kötü olma özelliği, kalite.
3 . felsefe Bireyi, nesne veya yaşantının bir yönünü ötekilerden ayırt etmeye yarayan ve ölçebilen özellik, keyfiyet.

ORTA Nedir?


1 . Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer: "Tam bağın ortasına geldikleri zaman düşman askerlerini gördüler."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre: "Yılın ortası. Haftanın ortası. Günün ortası. Kışın ortası."- .
3 . Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm: "Seccadesini ortasından kesip ikiye böldüler."- Ö. Seyfettin.
4 . Ne uzun ne kısa, midi.
5 . Ne büyük ne küçük, midi.
6 . İyi ile kötü arasındaki durum.
7 . Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece: "Orta ile geçti."- .
8 . Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri.
9 . sıfat Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen.
10 . sıfat Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan: "Hademe orta bölmeyi açmak üzere koştu."- R. H. Karay. 1
1 . sıfat İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. 1
2 . fizik Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. 1
3 . matematik Orantı. 1
4 . spor Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş: "Aut çizgisinden nefis bir orta..."- H. Taner. 1
5 . tarih Yeniçeri Ocağında tabur.

ORTALI Nedir?

Ortası olan: "Beş ortalı defter."- .

ÖZEL Nedir?


1 . Yalnız bir kişiye, bir şeye ait veya ilişkin olan.
2 . Benzerlerinden ayrılmasını sağlayan bir özelliği olan, spesiyal.
3 . Bir kişiyi ilgilendiren, hususi, zatî: "Özel bir diyeceği varmış gibi koluma girdi sokakta."- N. Cumalı.
4 . Devlete değil, kişiye ait olan, hususi, resmî karşıtı.
5 . Dikkate değer: "Özel bir ilgi gösterdi."- .
6 . Ayırt edici bir niteliği olan.
7 . Her zaman görülenden, olağandan farklı: "Özel durumları da göz önüne alalım."- .

ÖZELLİK Nedir?

Bir şeyin benzerlerinden veya başka şeylerden ayrılmasını sağlayan nitelik, hususiyet, spesiyalite: "Her kadının kendine göre bir özelliği oluyor."- H. Taner.

ÖZELLİKLE Nedir?

Özel olarak, her şeyden önce, başta, hele, bilhassa, hususuyla, bahusus, mahsus: "Eşiğinde bulunduğu delilik üzerine konuşmaktan özellikle zevk alırmış."- H. Taner.

SERİ Nedir?


1 - Herhangi bir bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü, dizi2, sıra.
2 - Bir fabrika ya da atölyenin uzun bir süre aynı iş üzerinde çalıştığı üretim tipi.

SERİN Nedir?


1 . Az soğuk, ılık ile soğuk arası.
2 . Hoşa giden, hafif bir soğukluk veren: "... kuşluk vaktinin sıcağına rağmen bina loş ve serin."- R. H. Karay.

SERPİNTİ Nedir?


1 . Dökülen veya akan bir şeyden sıçrayıp serpilen bölüm: "Ali Rıza'nın ayaklarına kadar denizin serpintileri geliyordu."- S. F. Abasıyanık.
2 . Damlacıklar, tanecikler durumunda, azar azar yağan yağmur veya kar, çilenti.
3 . mecaz Bir şeyin etkisi azalarak kalan veya gelen kısmı: "Radyasyon serpintisi."- .

SOĞUK Nedir?


1 . Isının üşütecek kadar az veya düşük olması durumu: "Karın soğuğu başka bir tür soğuktur."- S. F. Abasıyanık.
2 . sıfat Isısı düşük olan, sıcak karşıtı: "Bu el soğuktu ve titriyordu."- P. Safa.
3 . sıfat Üşütecek derecede ısısı olan: "Güneşli, soğuk bir gündü."- S. F. Abasıyanık.
4 . sıfat, mecaz Duygudan, sevgiden yoksun olan, yakın ve içten olmayan, ilgisiz: "Soğuk tavırla birbirlerini selamlayıp uzaklaştılar."- R. H. Karay.
5 . sıfat, mecaz Sevimsiz veya yersiz, antipatik: "Bu soğuk, yavan sözler zevkimi rencide ediyordu."- H. C. Yalçın.
6 . sıfat, mecaz Cinsel istek duymayan: "Soğuk bir kadın."- .
7 . zarf İlgisiz, sevimsiz bir biçimde veya memnuniyetsizliğini belli ederek.

SOYSUZ Nedir?


1 . Soyunun özelliklerini yitirmiş olan (kimse, bitki vb.), dejenere.
2 . Biyolojik ve toplumsal ölçüler yönünden göze batacak kadar kötüye giden (kimse), dejenere: "Ağaç deyip geçme, onun da soylusu olur, soysuzu olur."- T. Buğra.
3 . mecaz Kötü tanınmış, ahlaksız.

SOYSUZLAŞMA Nedir?

Soysuzlaşmak işi, dejenerasyon.

SOYSUZLAŞMAK Nedir?


1 . Biyolojik, toplumsal, doğal bozulmaya, dağılmaya uğramak, tefessüh etmek.
2 . Yaşama biçimi ve görevlerinde gerilemek, bozulmak, yozlaşmak, tefessüh etmek.

TANE Nedir?


1 . Herhangi bir sayıda olan, adet.
2 . Bazı bitkilerin tohumu: "Bu küllerin içinde, kavrulmuş buğday taneleri ... görüyorum."- M. Ş. Esendal.
3 . bitki bilimi Çekirdekli küçük meyve: "Üzüm tanesi. Nar tanesi."- .

TEREDDİ Nedir?

Yozlaşma: "Kadınlar ve biz, zavallı vitaminsiz ruhlu gençler bu tereddinin örnekleriydik."- R. H. Karay.

UZAK Nedir?


1 . Yakın olmayan yer: "Fazla uzağa gitme."- .
2 . sıfat Gidilmesi çok süren, çok ötelerde bulunan, ırak, yakın karşıtı: "Mualla, uzaklardan bir ses duyar gibi oldu."- P. Safa.
3 . sıfat Arada çok zaman bulunan: "Uzak bir gelecekte neler olacağı bilinmez."- .
4 . sıfat Eli, gücü veya hükmü yetişmez: "O böyle işlerden pek uzaktır."- .
5 . sıfat İhtimali az olan: "Ben bu işi çok uzak görüyorum."- .
6 . sıfat Ayrı, birbiriyle yakın ilgisi olmayan: "Ne iyi! Sizinle birlikte uzak şeylerden bahsedebileceğiz."- P. Safa.

UZAKLAŞMA Nedir?

Uzaklaşmak durumu.

UZAKLAŞMAK Nedir?


1 . Bir şeyden, bir yerden veya kimseden ayrılıp uzağa gitmek: "Yürüyüp gittiğini görmemek için uzaklaştı."- R. H. Karay.
2 . mecaz Yabancılaşmak, ilgisi azalmak: "Bu genç kız yaşasaydı, sevdiği adamın günden güne kendisinden uzaklaştığını görecekti."- R. N. Güntekin.

YAĞMUR Nedir?


1 . Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı, yağar, yağış, baran, bereket, rahmet: "Hava biraz bozukçaydı, dışarıda serin bir yağmur çiseliyordu."- M. Ş. Esendal.
2 . mecaz Çok ve sık düşen, gelen şey.
3 . mecaz Çokluk, bolluk: "Para yağmuru. Övgü yağmuru."- .

YARGI Nedir?


1 . Kavrama, karşılaştırma, değerlendirme vb. yollara başvurularak kişi, durum veya nesnelerin eleştirici bir biçimde değerlendirilmesi, hüküm: "Yargılarınızı, felsefenizi kendinize saklayıp oyununuza tek özdeyiş katmayacaksınız."- H. Taner.
2 . hukuk Yasalara göre mahkemece bir olay veya olgunun doğuşuna etken olan sebeplerin de göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi sonucu verilen karar, kaza: "Yargı yetkisi, Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır."- Anayasa.

YİTİRME Nedir?

Yitirmek işi.

YİTİRMEK Nedir?


1 . Ne olduğunu, nerede bulunduğunu bilememek, kaybetmek: "Kalemimi yitirdim."- .
2 . Bazı nitelik veya özelliklerin yok olması durumuna uğramak, kaybetmek.
3 . Ölüm sonucu kaybetmek.
4 . Yanlış yola girmek, kaybolmak: "Ormanda yolunu yitirenler, yollarını yine şaşırmamak için nereden yürümeye başlamışlarsa oraya dönerler."- Halikarnas Balıkçısı.

YOZLAŞMA Nedir?

Yozlaşmak işi, tereddi, dejenerasyon: "Evlerindeki düzensizliğin, yozlaşmanın ve erinçsizliğin her yanı sarmasının yaratıcısı annesiydi."- M. Uyguner.

ZAMANLA Nedir?

Aradan süre geçtikçe, giderek: "Basınımızın gelişmesini gözden geçirirsek görürüz ki zamanla konular uzmanlıklar arasında bölüşülür."- N. Cumalı.

A A K L M O Y Z Ş Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

9 Harfli Kelimeler

Yozlaşmak,

8 Harfli Kelimeler

Oylaşmak, Yozlaşma,

7 Harfli Kelimeler

Mozalak, Oylamak, Oylaşma, Yakamoz, Yoklama,

6 Harfli Kelimeler

Kaloma, Oklama, Okşama, Olamaz, Oylama, Yaşmak, Yazmak, Yolmak,

5 Harfli Kelimeler

Akmaz, Akşam, Almak, Almaş, Aşmak, Aylak, Aymak, Aymaz, Azmak, Kalay, Kalma, Kalya, Kayma, Kayşa, Kazma, Kolay, Kolza, Koşam, Koşma, Koyma, Lakoz, Lokma, Malak, Malaz, Malya, Mazak, Mozak, Olmak, Olmaz, Oymak, Şalak, Şayak, Şayka, Yakma, Yalak, Yalaz, Yamak, Yaşam, Yazma, Yolak,

4 Harfli Kelimeler

Akma, Alay, Alaz, Alma, Amal, Aşma, Aşoz, Ayak, Ayal, Ayaş, Ayaz, Ayla, Ayma, Ayol, Azma, Azol, Kala, Kama, Kaya, Kaza, Kloş, Kola, Koma, Koşa, Koza, Laka, Lama, Laza, Maaş, Mala, Maşa, Maya, Mayo, Moka, Mola, Olay, Olma, Oyma, Şaka, Şama,

3 Harfli Kelimeler

Aka, Ala, Alo, Ama, Aşk, Aya, Aza, Kal, Kam, Kaş, Kay, Kaz, Kol, Kom, Koy, Koz, Lak, Lam, Laz, Lok, Loş, Mal, Maş, Oma, Oya, Şak, Şal, Şaz, Şok, Şom, Yak, Yal, Yaş, Yaz, Yok, Yol, Yom, Yoz, Zam, Zom,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Al, Am, Aş, Ay, Az, La, Ok, Ol, Om, Oy, Ya, Yo,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.