YOL (TDK)


1 . Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik.
2 . Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer: "Bahçeleri bahçelere toprak yollar bağlardı."- Ç. Altan.
3 . Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi: "Yolda oynayan çocuklara ne olduğunu sordu."- Ö. Seyfettin.
4 . İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer: "Su yolu. Sel yolu."- .
5 . Yolculuk: "Yola çıkmak. Yoldan kalmak."- .
6 . Gidiş çabukluğu, hız: "Bu vapurun yolu az."- .
7 . Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi: "Celal Bey'i sakal bırakma yolunda, kim, hangi örnek özendirdi diye çok düşünmüşümdür."- H. Taner.
8 . Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik: "Duyguların eğitimi de en iyi sanat yoluyla olur."- .
9 . Kumaşta bulunan çizgi.
10 . Kez, defa. 1
1 . mecaz Gaye, uğur, maksat: "Bu yolda çok emek harcandı."- . 1
2 . mecaz Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem: "Bu işi yapmanın bir yolu vardır."- .

Yol kelimesi baş harfi Y son harfi L olan bir kelime. Başında Y sonunda L olan kelimenin birinci harfi Y , ikinci harfi O , üçüncü harfi L . Başı Y sonu L olan 3 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ALAN Nedir?


1 . Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha.
2 . Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran.
3 . Yüz ölçümü.
4 . Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılan geniş yer.
5 . mecaz Bir çalışma çevresi: "Sanat kapalı bir alan değildir; sanat eseri herkes için, bütün toplum için yaratılır."- N. Ataç.
6 . fizik İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası: "Yer çekimi alanı. Mıknatıs alanı. Elektrik alanı."- .
7 . sinema, TV (***) Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü.
8 . spor Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha.

BAĞLAMAK Nedir?


1 . Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak: "Gemiyi iskeleye bağlamak."- .
2 . Düğümlemek: "İpi ipe bağlamak."- .
3 . (-i) Yara ilaç koyup bezle sarmak: "Yarayı bağlamak."- .
4 . (-i) Denk yapmak, paket yapmak: "Yatakları bağlamak. Eşyayı bağlamak."- .
5 . (nsz) Oluşmak, tutmak, meydana gelmek: "Şişesi is bağlamış bir lambanın ışığı / Her yüze çiziyordu bir hüzün kırışığı."- F. N. Çamlıbel.
6 . Bir iş veya kimse için ayırmak, tahsis etmek: "Birine haftalık bağlamak."- .
7 . Anlaşma yapmak: "İşleri sözleşmeye bağlamak."- .
8 . (-i) Uyulması zorunlu olmak: "Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır."- Anayasa.
9 . Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak: "Bu iş beni çok bağladı."- .
10 . (-i) Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. 1
1 . (-i) Geçişi engellemek: "Bütün yolları bağlamışlar."- . 1
2 . (-i) Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. 1
3 . (-i) Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. 1
4 . mecaz Gönlünü kazanmak: "Bu davranışınız beni size bağladı."- . 1
5 . mecaz Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. 1
6 . mecaz Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak: "Kızım, ne yapsak da seni bu eve bağlayabilsek acaba?"- R. N. Güntekin.

BAHÇE Nedir?


1 . Sebze yetiştirilen yer, bostan: "Bahçenin bir köşesinde büyük bir bostan kuyusuyla mıhlanmış bir kapı vardı."- R. N. Güntekin.
2 . Çiçek ve ağaç yetiştirilen yer: "Bir otelin ağaçlıklı, çiçeklerle süslü bahçesi önünde durmuştuk."- R. H. Karay.

BAŞVURU Nedir?


1 . Başvurma işi, müracaat.
2 . Bilgi sahibi olmak için bir kaynağı kullanma, bilgiye ulaşma, referans: "Başvuru kitapları."- .

BIRAKMA Nedir?


1 . Bırakmak işi.
2 . Salıverme, terk.

BİÇİM Nedir?

Biçme işi: "Buğday biçim zamanı."- . biçim (II) isim
1 . Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkal: "İtalya elçiliği bugüne değin ilk biçimini korumuştur."- S. Birsel.
2 . Yakışık alan şekil, uygun şekil: "Söylediklerimden çok, söyleyiş biçimi etkili oluyor kalabalığın üstünde."- A. İlhan.
3 . Herhangi bir şeyin benzeri.
4 . Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.
5 . Tarz: "İngiliz biçimi ceketler, sıcak iklimler için yapılmış kısa pantolonlar."- F. R. Atay.
6 . bilişim Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format.
7 . bilişim Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.
8 . edebiyat Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil: "Gazel, mesnevi, rubai, sone birer şiir biçimidir."- .

BİRBİRİ Nedir?


1 - Karşılıklı olarak biri ötekini, öteki de onu.
2 - Biri diğerinin yanı sıra, ardından.

ÇABUK Nedir?


1 . Aceleci: "Çabuk ve kolay bir konuşma tarzı vardı."- R. N. Güntekin.
2 . zarf Alışılandan veya gösterilenden daha kısa bir zamanda, tez, yavaş karşıtı: "Yazıma çabuk cevap geldi."- A. Gündüz.
3 . ünlem "Acele et, oyalanma" anlamlarında bir seslenme sözü.

ÇARE Nedir?


1 . Bir sonuca varmak, ortadaki engelleri kaldırmak için tutulması gereken yol, çıkar yol, çözüm yolu: "Sonra aklına daha emin bir çare gelmiş gibi ters yüzü geri döndü."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Tedavi yolu, deva.

ÇIKMA Nedir?


1 . Çıkmak işi.
2 . Bir yapının üst katlarından dışarıya doğru uzanmış bölüm, balkon.
3 . Hamamdan çıkarken kullanılan havlu ve kurulanma takımı, çıkacak.
4 . Bir yazı sayfasının kenarına metinle ilgili olarak yazılan ek, derkenar.
5 . Desteklemek amacıyla verilen para.
6 . sıfat Çıkmış: "Saraydan çıkma İstanbul eşyalarını görünce bunların hakikatine inanmak lazım geldiğini anlamış."- A. Ş. Hisar.
7 . sıfat Eski, kullanılmış: "Çıkma jant."- .

ÇIKMAK Nedir?


1 - İçeriden dışarıya varmak, gitmek.
2 - Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek.
3 - Bir meslek ya da bilim kurumunda okuyup sınavını vererek yetişmiş olmak, mezun olmak.
4 - Ayrılmak, ilgisini kesmek.
5 - Süresi dolunca ayrılmak.
6 - Yapılmak, yürümek.
7 - Yetişecek ölçüde olmak.
8 - Eksilmek.
9 - Sonuca ulaşmak.
10 - Sıyrılmak, ayrılmak. 1
1 - Harcama zorunda kalmak. 1
2 - Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. 1
3 - Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. 1
4 - Bir şeyin yukarısına varmak ya da yükselmek. 1
5 - Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. 1
6 - İş için, yetkili birini orununda görmek. 1
7 - Talihine ya da payına düşmek, isabet etmek, vurmak. 1
8 - Gitmek, koyulmak. 1
9 - Bir konu yetkililerce karara bağlanmak.
20 - Birdenbire görünmek. 2
1 - Mal olmak.

ÇİZGİ Nedir?


1 . Çizilerek veya çeşitli yollarla oluşmuş iz, çizi, hat, tahril: "Bu kâğıda üç çizgi çekti."- Ö. Seyfettin.
2 . Yüz ve vücut hatlarının her biri: "Gözlerinin rengi, yüzünün çizgileri, boyu bosu bile değişmiyordu."- O. Rifat.
3 . matematik Bir noktanın yürütülmesiyle oluşan biçim: "Çizginin yalnız uzunluk boyutu vardır."- .
4 . mecaz Temel: "Ben hayatımı yeniden ve bambaşka çizgiler üzerinde kuracağım."- A. İlhan.
5 . mecaz Bir durumdan başka bir duruma atlanan, geçilen yer, sınır.

ÇOCUK Nedir?


1 . Küçük yaştaki oğlan veya kız: "Çocuğun bir sütninesi vardı."- R. H. Karay.
2 . Soy bakımından oğul veya kız, evlat: "Anası olacak bir kadın çocuğu omuzundan yakalamış."- B. R. Eyuboğlu.
3 . Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak: "Çocuk köşeyi dönerken ana arkasından su içmeye gitti."- B. R. Eyuboğlu.
4 . Genç erkek.
5 . mecaz Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi.
6 . mecaz Büyüklere yakışmayacak biçimde düşüncesizce davranan kimse: "Otuz yaşında ama hâlâ çocuk."- .
7 . mecaz Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse.

DAVRANIŞ Nedir?


1 . Davranma işi, tutum, davranım, muamele, hareket: "Düşünceleri, davranışları bana ters gelen biriyle bir arada oturamam elbet!"- N. Cumalı.
2 . felsefe Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı.
3 . ruh bilimi Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin bütünü.

DEFA Nedir?

Kez, kere: "İlk defa bu fikir, bir fikir olmaktan çıktı."- Y. K. Beyatlı.

DİYE Nedir?


1 . Herhangi bir yargıya vararak.
2 . Niteleyerek.
3 . Sanarak, diyerek.

DÜŞÜN Nedir?

Duyularla değil, zihinsel olarak tasarlanan, biçim verilen, canlandırılan nesne veya olay.

DÜZE Nedir?

Doz.

DÜZELTİ Nedir?


1 . Düzeltme işi, tashih.
2 . Basılmakta olan bir eserin provaları üzerinde özel düzeltme işaretleriyle yanlışları gösterme.

EĞİTİM Nedir?


1 . Belli bir bilim dalı veya sanat kolunda yetiştirme, geliştirme ve eğitme işi: "Mezun olduktan sonra yüksek eğitim için Lyon'a gönderilir."- H. Taner.
2 . Çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine okul içinde veya dışında, doğrudan veya dolaylı yardım etme, terbiye: "Eğitim, bizim istediğimiz kalıplara göre adam yetiştirmek değildir."- H. Taner.
3 . eğitim bilimi Eğitim bilimi.

EMEK Nedir?


1 . Bir işin yapılması için harcanan beden ve kafa gücü: "Ücret emeğin karşılığıdır."- Anayasa.
2 . Uzun ve yorucu, özenli çalışma: "Bir darbe benim bütün o uzun emeklerimi sıfıra indirir."- H. C. Yalçın.
3 . toplum bilimi İnsanın bilinçli olarak belli bir amaca ulaşmak için giriştiği hem doğal ve toplumsal çerçevesini hem de kendisini değiştiren çalışma süreci.

GAYE Nedir?

Amaç, hedef: "Para? O bir gaye değil fakat harcamayı sevdiğim bir şey."- H. E. Adıvar.

GEÇME Nedir?


1 . Geçmek işi, mürur.
2 . Birbirinin içine geçirilerek tutturulan iki şeyden birinde bulunan çıkıntılı parça.
3 . sıfat Çakılmış, yapıştırılmış veya lehimlenmiş olmayıp gereğinde sökülebilecek biçimde parçaları birbirine takılıp kenetlenmiş olan: "Geçme çerçeve."- .

GENELLİKLE Nedir?

Genel olarak, büyük bir çoğunlukla, çoğu kez, çoğunlukla, çoklukla, ekseri, ekseriya, ekseriyetle, umumiyetle: "Türkler genellikle konukseverdir."- .

GEREK Nedir?


1 . İcap: "... millî güvenlik gereklerinin ihlal edilmesi ... hâlinde belirli bir toplantı ve gösteri yürüyüşünü yasaklayabilir."- Anayasa.
2 . sıfat Bir şeyin yapılabilmesi veya olabilmesi ona bağlı olan, lazım: "Mecnunlara Leyla gerek, bana seni gerek seni."- Yunus Emre.

GİDİ Nedir?


1 . Azarlama sözü: "Seni gidi seni!"- .
2 . Bir şeye duyulan özlem ve isteği belirtmek için kullanılan bir söz: "Hey gidi günler hey! Hey gidi gençlik hey!"- .
3 . sıfat, halk ağzında Ahlaksız, pezevenk.

GİDİŞ Nedir?


1 . Gitme işi: "Böyle birdenbire gidişine şaştım."- .
2 . Gitme biçimi, tempo: "Bu gidişle ancak akşama varırız."- .
3 . mecaz Tutum, durum, davranış: "Âdettir, genç kızlar girdikleri ailenin terbiyesine, gidişine ayak uydururlar."- S. F. Abasıyanık.

GİTMEK Nedir?


1 - Bir yere ulaşmak üzere yönelmek, varmak.
2 - Bir yerden ya da bir işten ayrılmak.
3 - Çıkmak, ulaşmak.
4 - Belli bir amaçla bir yere devam etmek ya da bir işle uğraşmak.
5 - Bir duruma, bir sonuca ulaşmak, varmak.
6 - Yakışmak, yaraşmak.
7 - Tüketilmek, harcanmak.
8 - Götürülmek, gönderilmek.
9 - Yeter olmak, yetmek, yetişmek.
10 - Yürümek, yol almak. 1
1 - Dayanmak. 1
2 - Geçmek. 1
3 - Herhangi bir durumda olmak. 1
4 - Yok olmak, elden çıkmak. 1
5 - Ölmek. 1
6 - Başvurmak, yapmak. 1
7 - Bir şey zarar görmüş olmak. 1
8 - (Makine için) İşlemek, çalışmak. 1
9 - (Bir durum) Sürmek.
20 - Satılmak. 2
1 - Bir yere, etkinliğe devam etmek. 2
2 - Yönelme durumundaki adla kalıplaşarak kullanılır. 2
3 - Sürerlik eylemleri kurar.

HANGİ Nedir?

İki veya daha çok şeyden bir tanesini belirtecek bir cevap istemek için kullanılan soru sıfatı: "Zamanla nasıl değişiyor insan / Hangi resmime baksam ben değilim."- C. S. Tarancı.

HAVA Nedir?


1 . Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı.
2 . Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü: "Hava biraz bozukçaydı, dışarıda serin bir yağmur çiseliyordu."- M. Ş. Esendal.
3 . Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu: "Havanın üşütecek kadar serinlemiş olmasına göre sabah yakın."- R. N. Güntekin.
4 . Gökyüzü: "Havada bir tek bulut yok."- .
5 . Çevreyi kuşatan boşluk: "Tozlar havada uçuşuyordu."- .
6 . Esinti: "Bugün hava olursa yelkenli kalkacak."- .
7 . Müzik parçalarında tür: "Kâğıthane havası tutturur, bahriye çiftetellisi çalardık."- S. F. Abasıyanık.
8 . Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi.
9 . sıfat, mecaz Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz): "Bu sözlerin sonu hava."- .
10 . mecaz Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik: "Buna rağmen öyle kibar ve asil havası vardır ki bu damga bile onu çirkinleştiremez, inadına daha bir uçarı, daha bir sevimli yapar."- H. Taner. 1
1 . mecaz Tarz, üslup: "Namık Kemal'e, Tevfik Fikret'e başarılı nazireler yazmıştır. Onların diliyle, onların sesiyle, onların havasıyla..."- Y. Z. Ortaç. 1
2 . mecaz Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans: "Bugünlük, bu masal havası içinde onunla beraber yaşamalıyız."- S. F. Abasıyanık. 1
3 . mecaz Çekicilik, albeni, alım, cazibe: "Kadın güzel değil ama havası var."- . 1
4 . mecaz Keyif, âlem: "Onu kendi havasına bıraksak çalışmaz."- .

HAYVAN Nedir?


1 . Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık: "İnce ruhlu insanlar gibi Atatürk de hayvanları severdi."- F. R. Atay.
2 . sıfat, mecaz Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).
3 . hakaret yollu Kızılan bir kimseye söylenen bir söz.
4 . halk ağzında At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık: "Zavallı hayvan bir saattir yüz okkadan fazla bir yükü sürüklüyordu."- Ö. Seyfettin.

İÇİNDE Nedir?


1 . Süresince, zarfında: "Bu yarım saat içinde evde neler geçti?"- Y. Z. Ortaç.
2 . Ortamında: "Dünya atom çağında, biz hâlâ medeniyet kavgası içindeyiz."- F. R. Atay.
3 . ... ile dolu bir biçimde: "Yüzü kırışık içinde."- .

İLKE Nedir?


1 . Temel düşünce, temel inanç, umde, unsur, prensip: "İlkelerine sıkı sıkıya bağlı, bilinçli ve ödün vermez bir insandı."- H. Taner.
2 . Temel bilgi: "Kimyanın ilkeleri."- .
3 . Öge: "Atomlar cisimlerin ilkeleridir."- .
4 . Davranış kuralı: "Bence ahlakın bir ilkesi, bir kökü vardır. Sana yapılmasını istemediğini sen de başkasına yapma."- N. Ataç.
5 . mantık Her türlü tartışmanın dışında sayılan öncül, mebde, umde, prensip.

İNSAN Nedir?


1 . İki eli bulunan, iki ayak üzerinde dolaşan, sözle anlaşan, akıl ve düşünme yeteneği olan en gelişmiş canlı.
2 . Kişi, şahıs, âdemoğlu, âdem evladı: "O yaşta insan hiç düşünmeden sadece yaşamaya bakar."- H. Taner.
3 . sıfat, mecaz Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse).

KALMA Nedir?


1 . Kalmak işi: "Asıl derdi, tumturaklı sözler, bitimsiz tartışmalarla gözünü boyayıp birazcık yanında kalmamı sağlamak."- T. Uyar.
2 . sıfat Herhangi bir kimseden veya bir dönemden kalmış olan: "Annemden kalma bir evim vardı. Onu rehine koyarak bir ev tuttuk"- Ö. Seyfettin.

KALMAK Nedir?


1 - Olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek.
2 - (Zaman, uzaklık ya da nicelik için) Belirtilen kadar bulunmak.
3 - Konaklamak konmak.
4 - Oturmak, yaşamak, eğleşmek.
5 - Yaşamını sürdürmek, yaşamak.
6 - Varlığını korumak, sürdürmek.
7 - Oyalanmak, vakit geçirmek.
8 - Sınıf geçmemek.
9 - İşlemez, yürümez duruma gelmek.
10 - Geriye atılmak, ertelenmek. 1
1 - Görevi ya da yetkisi içinde olmak, düşmek. 1
2 - Bir şeyle kaplanmak, bir şeye bulanmak. 1
3 - Bir işi belli bir noktada bırakmak, ara vermek. 1
4 - Geçmek. 1
5 - Geri kalmak, yapamamak. 1
6 - Belli bir gelirle geçinmek zorunda bulunmak. 1
7 - Yetinmek. 1
8 - (Olumsuz olarak) Olmak, meydana gelmek. 1
9 - Olmak, herhangi bir durumda bulunmak.
20 - Herhangi bir durumu sürdürmek. 2
1 - Kök ya da gövdeleri sonuna "-e (-a)" eki almış eylemsilerle sürerlik bildiren birleşik eylemler oluşturur. 2
2 - Kimi "-ip" ekiyle yapılmış eylemsilerden sonra da gelerek sürerlik bildirir.

KARA Nedir?

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak: "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..."- H. Taner.

KENDİ Nedir?


1 . İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat.
2 . Kişiler üzerinde direnilerek durulduğunu anlatan bir söz: "Kendisi gelsin. Kendimiz görmeliyiz."- .
3 . Bir işte başkalarının etkisi bulunmadığını belirten bir söz: "Kendi yapacağı işi bırakır, âleme öğüt vermeye kalkar."- B. Felek.
4 . "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak o ve onlar yerine kullanılan bir söz: "Kendileri evde yoklar mı?"- .

KUMA Nedir?

Aynı erkekle evli olan kadınların birbirine göre adı, ortak: "Bir sene onunla dağlarda dolaşmış, anamın üstüne kuma getirmiş."- H. E. Adıvar.

KUMAŞ Nedir?


1 . Pamuk, yün, ipek vb.nden makinede dokunmuş her türlü dokuma: "Her şey, esvap ve eşya Bursa'da dokunan ipek kumaşlardan yapılmıştır."- F. R. Atay.
2 . mecaz Varlığı ve kişiliği oluşturan nitelik veya malzeme.

MAKSAT Nedir?

İstenilen şey, amaç, gaye, erek: "Bugün oraya gitmeden evvel, Maarif idaresine uğradım. Maksadım evrakı geriye almaktı."- R. N. Güntekin.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

OLDU Nedir?


1 . Evet.
2 . ünlem Başüstüne.

OLUR Nedir?


1 . Olabilir: "Bu olur iş mi?"- .
2 . isim Onay, tasdik, yapabilme izni.
3 . edat “Evet” anlamında bir kabul sözü: "Gazeteyi okur musun? -Olur."- .

OLUŞ Nedir?


1 - Olmak eylemi ya da biçimi, °vuku.
2 - Oluşma, °teşekkül, °tekevvün.
3 - Bir durumdan öteki duruma geçiş.

ÖRNEK Nedir?


1 . Benzeri yapılacak olan, benzetilmek istenen şey, model: "Cemal Paşa ecnebi mütehassısların yardımı ile örnek çiftlikler de yapmıştır."- F. R. Atay.
2 . İncelemek üzere insan ve hayvan vücudunun, bitkinin veya nesnenin herhangi bir yerinden alınan doku parçası, numune: "Vali, burada yapılmış olan peynirlerden bir örnek görmek istedi."- M. Ş. Esendal.
3 . Bir şeyin benzeri, tıpkısı, misil: "Bu yapının bir örneği daha yoktur."- .
4 . Bir düşünceyi, kuralı, gözlemi veya savı desteklemek ve açıklamak amacıyla ileri sürülen söz, yapılan davranış, misal.
5 . Durum ve niteliği benimsenmeye değer kimse veya şey, model, paradigma: "Örnek aransa öyle sanıyorum ki bizimkinden âlâsı bulunmaz."- H. Taner.
6 . sıfat En iyi biçimde olan: "Bir dâhinin, olağanüstü bir adamın, örnek bir hoca olmamasını doğal karşılamalı."- H. Taner.

ÖZEN Nedir?

Bir işin elden geldiğince iyi olmasına çabalama, özenme, itina, ihtimam: "Yenisini onlar özenle bileğime geçirdiler."- H. Taner.

SAKAL Nedir?


1 . Yetişkin erkeklerde yanak ve alt çenede çıkan kılların tümü: "Sakalı kır, yaşı elliyi aşkın fakat dinçti."- F. R. Atay.
2 . Bazı hayvanlarda çene altında bulunan kılların tümü.
3 . denizcilik Gemi karinasında oluşan yosun, yapışan midye vb. yabancı madde.

SANAT Nedir?


1 - Bir duygunun, tasarının ya da güzelliğin anlatımında kullanılan yöntemlerin tümü ya da bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık.
2 - Belli bir uygarlığın anlayış ve beğeni ölçülerine uygun olarak yaratılmış anlatım.
3 - Bir şey yapmada gösterilen ustalık.
4 - Bir meslekte uyulması gereken kuralların tümü.
5 - Zanaat.

SIVI Nedir?

Bulunduğu kabın biçimini alabilen ve üstü yatay bir düzlem durumuna gelebilen akışkan cisim, mayi, likit.

SİSTEM Nedir?


1 . Düzen.
2 . Bir sonuç elde etmeye yarayan yöntemler düzeni: "Servet, nasıl kazanılmış olursa olsun, onun kontrolüne girecek rejim ve sistem memleketi mahvedecektir."- H. E. Adıvar.
3 . Yol, yöntem: "Eski bir sistem."- .
4 . Bir aracı oluşturan düzen, düzenek, tertibat: "Fren sistemi."- .
5 . Model, tip: "... son sistem, pırıl pırıl bir rotatif almışlar."- Y. Z. Ortaç.
6 . felsefe Dizge.

TANE Nedir?


1 . Herhangi bir sayıda olan, adet.
2 . Bazı bitkilerin tohumu: "Bu küllerin içinde, kavrulmuş buğday taneleri ... görüyorum."- M. Ş. Esendal.
3 . bitki bilimi Çekirdekli küçük meyve: "Üzüm tanesi. Nar tanesi."- .

TARİK Nedir?

Yol.

TARZ Nedir?


1 . Özel oluş veya davranış biçimi, üslup, stil, janr: "Şimdi beni meraka düşürmek suretiyle yine aynı zevki başka tarzda çıkarmakla meşgul..."- R. H. Karay.
2 . Bir kimse için özel anlatım biçimi: "Bu tarzda konuşmak doğru olmaz."- S. F. Abasıyanık.
3 . Güzel sanatlarda üslup, stil, konsept: "Gotik tarzda bir yapı. Nedim tarzında bir gazel."- .

TOPRAK Nedir?


1 . Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü: "Kara toprak. Kireçli toprak. Killi toprak."- .
2 . sıfat Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış: "İki toprak duvarın birleştiği bir girintide diz üstü büzülmüş görünüyor."- M. Ş. Esendal.
3 . Arazi, tarla: "Köylüye toprak dağıtmak."- .
4 . jeoloji Kara: "Toprağa ayak basmak."- .
5 . mecaz Ülke: "Bu toprak bizimdir, içinde yabancının işi yok."- R. E. Ünaydın.

TUTU Nedir?

Bir borcun ödeneceğine teminat olarak ödenince geri alınmak şartıyla borçlunun alacaklıya verdiği değerli şey, rehin, ipotek.

TUTUM Nedir?


1 . Tutulan yol, davranış: "Anlayışsızlıklarınız ve yanlış tutumlarınız yüzünden beni inatçı sanıyorsunuz."- T. Buğra.
2 . Para veya herhangi bir şeyi dikkatli kullanma, idare, idareli tüketme, iktisat, tasarruf, ekonomi.

UĞUR Nedir?


1 . Bazı olaylarda görülen ve insana iyilik getirdiğine inanılan belirti veya bazı nesnelerde var olduğuna inanılan iyilik kaynağı: "Onlar da uğurlar dilediler, aralarında konuşmaya başladılar."- M. Ş. Esendal.
2 . Bu nitelikte olduğuna inanılan şey.
3 . İyi nitelik, meymenet, kadem.
4 . Talih, şans.

UĞUR Nedir?

(Yönelme ya da kalma durumunda) Erek, yol.

ULAŞIM Nedir?


1 . Ulaşma işi.
2 . Köyler, şehirler, ülkeler arasında bir yerden bir yere gidiş geliş, münakale, muvasala, temas: "İki şehir arasında ulaşım kesildi."- .
3 . Bir şeyi bir yerden başka bir yere aktarma.

ULAŞMAK Nedir?


1 . Varmak, gelmek: "Doğudan batıya kadar ulaşmış bir zafer bestesi dinliyorum."- R. H. Karay.
2 . Elde etmek, erişmek.
3 . Yetişmek.
4 . Birbirine katılmak, dökülmek: "Nehirler denizlere ulaşıyor."- .

USUL Nedir?


1 - Kökler, asıllar.
2 - Bir kimsenin ana, baba, dede ve nineleri.

UYGUN Nedir?


1 . Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip: "Rıza Efendi'de yerine, zamanına ve konusuna uygun hikâyeler vardır."- T. Buğra.
2 . Elverişli, yarar, müsait, muvafık.
3 . mecaz Orantılı, oranlı.

UZAK Nedir?


1 . Yakın olmayan yer: "Fazla uzağa gitme."- .
2 . sıfat Gidilmesi çok süren, çok ötelerde bulunan, ırak, yakın karşıtı: "Mualla, uzaklardan bir ses duyar gibi oldu."- P. Safa.
3 . sıfat Arada çok zaman bulunan: "Uzak bir gelecekte neler olacağı bilinmez."- .
4 . sıfat Eli, gücü veya hükmü yetişmez: "O böyle işlerden pek uzaktır."- .
5 . sıfat İhtimali az olan: "Ben bu işi çok uzak görüyorum."- .
6 . sıfat Ayrı, birbiriyle yakın ilgisi olmayan: "Ne iyi! Sizinle birlikte uzak şeylerden bahsedebileceğiz."- P. Safa.

UZAKLIK Nedir?


1 . Uzak olma durumu, ıraklık: "Duvarın yüzünde birbirine otuz arşın kadar uzaklıkta sımsıkı kapalı iki büyük kapı vardı."- H. R. Gürpınar.
2 . matematik İki nokta arasındaki uzay ölçümü, mesafe.

ÜSTÜN Nedir?


1 . Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan: "Zekâsının işlek, hatasız ve çok üstün olduğunu bir daha anlıyorum."- R. H. Karay.
2 . Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik.

VAPUR Nedir?

Su buharı gücüyle çalışan gemi: "Vapur sabaha kadar mal yüklüyor."- M. Ş. Esendal.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YAPMA Nedir?


1 . Yapmak işi: "Ham ağaçları evcile çeviririm, aşı yapmayı bilirim, budamayı bilirim."- N. Araz.
2 . sıfat Doğadaki şeylere benzetilerek insan eliyle yapılmış, yapay, suni, sahici karşıtı: "Eliyle bahçenin dökme taştan yapma mağaralarından birini göstererek..."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . sıfat Yapmacık: "Fakat fazla içliliği erkekliğe yakıştıramadığından kendini her zaman yapma bir sertliğin arkasına gizlerdi."- H. Taner.

YERLEŞİM Nedir?

Yerleşme, iskân.

YOLCU Nedir?


1 . Yolculuğa çıkmış kimse.
2 . Yolculuğa çıkmaya hazırlanan kimse: "Gişelerin önünde işsiz güçsüzler, erken gelen yolcular dolanıyordu."- N. Cumalı.
3 . mecaz Doğması beklenen çocuk.
4 . mecaz İyileşmesi umutsuz hasta.
5 . mecaz İşten çıkarılması beklenen kimse.

YOLCULUK Nedir?


1 . Ülkeden ülkeye veya bir ülke içinde bir yerden bir yere gidiş veya geliş, gezi, seyahat, sefer: "Ertesi gün başladı gün doğmadan yolculuk."- F. N. Çamlıbel.
2 . Bu gidiş gelişte geçen süre.
3 . Herhangi bir taşıtla bir yere gidip gelme: "Yolculukla ilgili işlemleri tamamlarken, koltuğuna oturtmuştuk onu."- N. Cumalı.

YOLUYLA Nedir?


1 . Aracılığıyla, vasıtasıyla: "Dilekçesini kaymakamlık yoluyla göndermiş."- .
2 . Yöntemiyle, usulüne uygun olarak: "Her işi yoluyla yapar."- .

YÖNTEM Nedir?


1 . Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol, usul, sistem, prosedür, politika.
2 . Bilimde belli bir sonuca erişmek için bir plana göre izlenen yol, metot.

YÜRÜME Nedir?

Yürümek işi: "Kılıcını kaldırdı, ağır ağır hocaya doğru yürümeye başladı."- R. N. Güntekin.

L O Y Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

3 Harfli Kelimeler

Yol,

2 Harfli Kelimeler

Ol, Oy, Yo,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.