YOĞUNLAŞMAK (TDK)


1 . Yoğun duruma gelmek, yoğuşmak, tekâsüf etmek, konsantre olmak: "Atlar benekli bir yıldız alacasında, şehit cesetlerinden yoğunlaşmış bir kokuyu, kalın bir sis gibi dağıta dağıta ilerliyorlardı."- A. İlhan.
2 . mecaz Bütün dikkatini bir konu üzerinde toplamak.

Yoğunlaşmak kelimesi baş harfi Y son harfi K olan bir kelime. Başında Y sonunda K olan kelimenin birinci harfi Y , ikinci harfi O , üçüncü harfi Ğ , dördüncü harfi U , beşinci harfi N , altıncı harfi L , yedinci harfi A , sekizinci harfi Ş , dokuzuncu harfi M , onuncu harfi A , onbirinci harfi K . Başı Y sonu K olan 11 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ALACA Nedir?


1 . Birkaç rengin karışımından oluşan renk, ala.
2 . sıfat İki veya daha çok renkli.
3 . Birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma.
4 . Keklik, bıldırcın vb. kuşları avlamak için kullanılan iki renkli bez.
5 . bitki bilimi Ağaçta ilk olgunlaşan meyve: "Bu incirin alacasını ben yedim."- .
6 . bitki bilimi Meyvelere, genellikle üzüme düşen ben.

BENEKLİ Nedir?

Ufak lekeleri bulunan: "Altın benekli, mor renkli ipekli bluz giyiyordu."- H. E. Adıvar.

BÜTÜN Nedir?


1 . Eksiksiz, tam: "Güller bütün güller bu sabah / Bir ağızdan şarkı söyler gibi açıyor her bahçede."- N. Cumalı.
2 . Çok sayıdaki varlık ve nesnelerin hepsi: "Bütün civar köylerde onu sevmeyen yoktu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . Bozuk olmayan (para): "Bütün para."- .
4 . Parçalanmamış.
5 . isim Birlik, tamlık: "Şiirde bir bütünün lüzumuna inananlar bile mısralar arasında birtakım aralıklar kabul eder."- O. V. Kanık.

CESET Nedir?

Ölü beden, naaş: "Gece sabaha karşı, balıkçılar denizde bir ceset bulmuşlardı."- A. İlhan.

DİKKAT Nedir?


1 . Duygularla düşünceyi bir şey üzerinde toplama, uyanıklık: "Dikkatle bakınca güvertedeki insanların gidip gelişini kolaylıkla seçebiliyor."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . ünlem "Dikkat ediniz!" anlamında bir uyarı sözü.
3 . mecaz İlgi, özen.

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

ETME Nedir?

Etmek işi.

ETMEK Nedir?


1 . Bir işi yapmak: "Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu."- H. Taner.
2 . "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak: "İyi ettiniz de geldiniz."- .
3 . (-i) Bulmak, erişmek: "Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi."- R. H. Karay.
4 . (-i, -den) Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
5 . Eşit değer kazanmak: "İki iki daha dört eder."- .
6 . Herhangi bir değerde olmak: "Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu."- Ö. Seyfettin.
7 . Kötülükte bulunmak: "Ah, iki bardak süt sen bana neler ettin?"- S. F. Abasıyanık.
8 . (-e) Küçük veya büyük abdestini yapmak: "Çocuk altına etti."- .

GELME Nedir?


1 . Gelmek işi.
2 . sıfat Gelmiş olan: "Avrupa'dan gelme bir televizyon."- .
3 . sıfat Yetişme: "İyi aileden gelme çocuk."- .
4 . fizik Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi.

GELMEK Nedir?


1 . Bir yere gitmek, ulaşmak, varmak: "Gurbetten gelmişim yorgunum, hancı."- B. S. Erdoğan.
2 . Geriye dönmek: "... adamı Ödemiş'ten aldım geldim, her masrafını çektim."- N. Cumalı.
3 . Oturmaya, ziyarete gitmek: "Dün akşam amcamlar bize geldi."- .
4 . İsabet etmek: "Kurşun ayağına geldi."- .
5 . Varmak, ulaşmak: "Derslerin artık sonuna geldik. Telgraf geldi."- .
6 . Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek: "Eski çağlardan birçok anıt çağımıza kadar gelmiştir."- .
7 . Ortaya çıkmak, doğmak.
8 . Belli bir süre dolmak: "Vakit kuşluğu aşmış, öğleye geliyordu."- N. Cumalı.
9 . Belli bir zamana ulaşmak.
10 . Kadar olmak: "Boyu ancak omzuna geliyor."- . 1
1 . Çıkmak, yönelmek: "Merak etme, ondan kimseye kötülük gelmez."- . 1
2 . İzlemek, takip etmek: "Çocuklar arkadan geliyordu."- . 1
3 . Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak: "Kahve Brezilya'dan geliyor."- . 1
4 . Katılmak, eklenmek: "Türkçede ekler kelimelerin sonuna gelir."- . 1
5 . Türemek. 1
6 . Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek: "Şimdi sözü burada kesip asıl konumuza gelelim."- . 1
7 . Sonuç çıkmak: "Bu davranışlardan ne gelir bilinmez."- . 1
8 . Dayanmak, tahammül etmek: "Birazcık üşütmeye gelmiyor, hemen hastalanıyor."- . 1
9 . Kendine yapılan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak: "Kadri o adamlardandır ki iyi davranmaya, yüz vermeye gelmez."- M. Ş. Esendal. "Bizim baştan savma işe gelmediğimizi bilirsin."- R. H. Karay.
20 . (-e) Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek: "Dediğime geldiniz mi?"- . 2
1 . Etkisini herhangi bir biçimde göstermek: "Buranın havası iyi geldi. Burası bana çok sıcak geldi."- . 2
2 . Kazanılmak, sağlanılmak: "Çiftlikten onlara ayda beş yüz milyon lira gelir."- . 2
3 . Uymak: "Bu ayakkabı sana küçük gelir."- . 2
4 . Olmak, -e uğramak: "Felç gelmek. Başımıza bir bela geldi."- . 2
5 . Akmak: "Burnundan kan geldi. Musluktan su gelmiyor."- . 2
6 . Düşmek, rast gelmek: "Buraya ışık gelmiyor."- . 2
7 . Görünmek, sanılmak: "Baygın da olsa yabancı bir kadını böyle kucağında tutmak ona pek ayıp bir şey gibi geldi."- H. Taner. 2
8 . (-e) Uygun düşmek: "Caddelerde oturmaya gelmez."- Ö. Seyfettin. 2
9 . (-e) Başlamak, ortaya çıkmak.
30 . Mal olmak: "Bu bardakların tanesi yüz liraya geldi."- . 3
1 . Biriyle birlikte gitmek: "Ben İstanbul'a gidiyorum, benimle gelir misiniz?"- . 3
2 . Başlamak, ulaşmak: "Saati gelince söylerim. Öyle bir zaman gelecek ki..."- . 3
3 . İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil: "Uykusu gelmek."- . 3
4 . (yardımcı fiil) Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur: "Alışageldiğimiz bir anlamı vardı."- . 3
5 . -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar: "Görmezlikten gelmek. İşitmezlikten gelmek."- . 3
6 . Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar: "Yola gelmek. Meydana gelmek. Hatıra gelmek. Akla gelmek."- . 3
7 . ...-dikçe, ...-esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil: "Baktıkça bakası gelmek. Yedikçe yiyesi gelmek."- . 3
8 . Herhangi bir sırada bulunmak: "Başta gelmek. Önde gelmek. Birinci gelmek."- .

GİBİ Nedir?


1 . ...-e benzer: "İn cin, uyanmadan denizin üstü boş gibidir."- H. Taner.
2 . zarf O anda, tam o sırada, hemen arkasından: "Haberi aldığı gibi yola çıktı."- .
3 . zarf İmişçesine, benzer biçimde: "Bu sade dekor, ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmiştir."- O. S. Orhon.
4 . zarf ...-e yakışır biçimde: "İnsan gibi davrandı."- .

İLHAN Nedir?


1 . İmparator.
2 . İran Moğollarında hükümdarın unvanı.

KALIN Nedir?


1 . Cisimlerde uzunluk ve genişlik dışında üçüncü boyutu çok olan (cisim), ince karşıtı: "Alt katta her tarafın pencereleri kalın, sık demir parmaklıklarla örtülüydü."- H. R. Gürpınar.
2 . Enli ve gür (kaş).
3 . Yoğun, akıcılığı az olan: "Kalın bir sis tabakası."- .
4 . Etli, dolgun: "Dudakları kalın, yüzü ergenlik içinde..."- M. Ş. Esendal.
5 . Pes (ses): "Aileyi geçindiren babaya bu kalın sesli, kalın kaşlı, yumuşak bakışlı adama saygı ile, biraz da korku ile bağlanmışızdır."- H. Taner.

KOKU Nedir?


1 . Nesnelerden yayılan küçücük zerrelerin burun zarı üzerindeki özel sinirlerde uyandırdığı duygu: "Odanın içini kızarmış bir ekmek kokusu doldurmuştu."- S. F. Abasıyanık.
2 . Güzel kokmak için sürülen esans: "Koku sürünmek."- .
3 . mecaz Belirti, işaret: "Ortalıkta bir savaş kokusu var."- .

KONSANTRE Nedir?


1 . Yoğunlaştırılmış, yoğun.
2 . kimya Derişik.

KONU Nedir?


1 . Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje: "Öğretmenimizin verdiği konuları manzum yazardım."- Y. Z. Ortaç.
2 . Üzerinde konuşulan şey, bahis: "Daha fazla tafsilata girmeyi bugün zararlı gördüğüm için bu konuda susacağım."- B. Felek.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

ŞEHİT Nedir?

Kutsal bir ülkü veya inanç uğrunda ölen kimse, martir: "Ey mavi göklerin kızıl ve beyaz süsü. Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü."- A. N. Asya.

TOPLA Nedir?

Üç parmaklı dirgen.

TOPLAM Nedir?

Toplama işleminin sonucu, mecmu, yekûn.

TOPLAMA Nedir?


1 . Toplamak işi: "Yarışırcasına para toplamaya başladılar."- H. E. Adıvar.
2 . matematik Sayıları veya nicelikleri birbirine ekleyip toplamını bulma işlemi, cem.
3 . sıfat Değişik parçaların bir araya getirilmesiyle oluşmuş: "Toplama bilgisayar."- .
4 . Kalın bazlamaya benzer bir çeşit tandır ekmeği.

TOPLAMAK Nedir?


1 . Bir araya getirmek: "Şairin bütün eserlerini, bütün hatıralarını toplayacak."- O. S. Orhon.
2 . (nsz) Devşirmek: "Kırlardan çiçek topladık."- .
3 . Devşirip kaldırmak: "Sofrayı toplamak. Yatakları toplamak."- .
4 . Dağınıklıktan kurtarmak: "Bu odayı biraz toplamak gerek."- .
5 . Bir araya getirmek, düzene sokmak, düzeltmek: "Uzun yağlı saçlarını parmaklarıyla taradı, kalpağının altında topladı."- M. Ş. Esendal.
6 . (nsz) Artırıp biriktirmek: "Epey servet toplamış."- .
7 . (nsz) Hizmete çağırmak: "Asker toplamak."- .
8 . Vergi veya bağışı verecek olanlardan almak.
9 . (nsz) Şişmanlamak, kilo almak.
10 . (nsz) Çıban, yara irinlenmek. 1
1 . matematik Sayıları veya nicelikleri birbirine ekleyip toplamını bulmak.

ÜZERİNDE Nedir?


1 . Üstünde: "Donanan minareler sanki yolun üzerinde yakılan meşalelerdir."- R. E. Ünaydın.
2 . ... ile ilgili, üzerine: "Hacı Ömer'in hatırı için gecelerce başımı soğuk su ile ıslatarak kitaplar üzerinde çalıştım."- R. N. Güntekin.

YILDIZ Nedir?


1 . Güneş ve ay dışında gökyüzünde görülen ışıklı gök cisimlerinden her biri: "Baktık geceden fecre kadar ellerde / Yıldızlara yükselen kadehler gördük."- Y. K. Beyatlı.
2 . Sinema, tiyatro veya müzikhol sanatçısı, star: "Bir keresinde de bir yerli opera yıldızımız gelmişti."- H. Taner.
3 . Bir noktadan çevreye beş veya daha fazla çıkıntısı olan çok köşeli şekil: "Türk bayrağındaki yıldız beş ışınlıdır."- .
4 . sıfat Bu biçimde olan.
5 . mecaz Bir toplulukta, bir meslekte, üstün başarı gösteren kimse: "Cebirde, geometride, fizikte sınıfımızın yıldızı idim."- Y. Z. Ortaç.
6 . mecaz Baht, şans, talih.
7 . denizcilik Kuzey yönü, kuzey.

YOĞUN Nedir?


1 . Hacmine oranla ağırlığı çok olan, kesif.
2 . Koyu, kalın: "Yoğun bir sis."- .
3 . Etkisi güçlü olan, ağır (koku vb.).
4 . mecaz Artmış, çoğalmış bir durumda olan: "O bölgede nüfus yoğundur."- .
5 . mecaz Dolu, sıkı, sıkışık, çok.
6 . mecaz Şişman, iri, tombul: "İtibarlı masalarda, sigaralarını içen, iri kalçalı, beyaz sarışın birtakım yoğun kadınlar..."- A. İlhan.
7 . halk ağzında Kaba, kalın, iri (elek, iğne).

YOĞUŞMA Nedir?

Yoğuşmak işi.

A A K L M N O U Y Ğ Ş Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

11 Harfli Kelimeler

Yoğunlaşmak,

10 Harfli Kelimeler

Yoğunlaşma,

9 Harfli Kelimeler

Koyulaşma,

8 Harfli Kelimeler

Nakşolma, Oylanmak, Oylaşmak, Oynaşmak, Uylaşmak, Yoğalmak, Yoklanma, Yolunmak, Yonulmak,

7 Harfli Kelimeler

Amonyak, Aynakol, Konulma, Konuşma, Koşulma, Koyulma, Kumanya, Kuşanma, Manolya, Oklanma, Okşanma, Olunmak, Oluşmak, Onaşmak, Onulmak, Oylamak, Oylanma, Oylaşma, Oynamak, Oynaşma, Oyulmak, Ulanmak, Ulaşmak, Unlamak, Uyanmak, Uylaşma, Yalamuk, Yoğalma, Yoklama, Yolunma, Yonulma,

6 Harfli Kelimeler

Kaloma, Kalyon, Kamyon, Manyak, Manyok, Maşuka, Muğlak, Oklama, Okşama, Okunma, Olağan, Olanak, Olunma, Oluşma, Onamak, Onaşma, Onulma, Oylama, Oynama, Oyulma, Ulamak, Ulanma, Ulaşma, Unlama, Uyanma, Yağmak, Yalman, Yanmak, Yanşak, Yaşmak, Yolmak, Yonmak, Yunmak,

5 Harfli Kelimeler

Ağlak, Ağmak, Ağnam, Aklan, Akman, Akşam, Alkan, Almak, Alman, Almaş, Alyan, Alyon, Anlak, Anlam, Anmak, Aşmak, Aylak, Aymak, Kağan, Kalan, Kalay, Kalma, Kalya, Kaman, Kanal, Kanma, Kaşan, Kayan, Kayma, Kayşa, Koğuş, Kolan, Kolay, Komşu, Konma, Konum, Konuş, Konya, Koşam, Koşma,

4 Harfli Kelimeler

Ağma, Akma, Alan, Alay, Alma, Amal, Aman, Anal, Anam, Anka, Anma, Aşma, Ayak, Ayal, Ayan, Ayaş, Ayla, Ayma, Ayna, Ayol, Kala, Kama, Kamu, Kana, Kano, Kaya, Klan, Klon, Kloş, Kola, Koma, Konu, Koşa, Koşu, Koyu, Kula, Kuma, Laka, Lama, Maaş,

3 Harfli Kelimeler

Ağa, Aka, Ala, Alo, Ama, Ana, Aşk, Aya, Ayn, Kal, Kam, Kan, Kaş, Kay, Kol, Kom, Koy, Kul, Kum, Kuş, Lak, Lam, Lan, Loğ, Lok, Loş, Mal, Maş, Muş, Nal, Nam, Nom, Oma, Ona, Oya, Şak, Şal, Şan, Şok, Şom,

2 Harfli Kelimeler

Ağ, Ak, Al, Am, An, Aş, Ay, La, Ok, Ol, Om, On, Oy, Şu, Un, Ya, Yo,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.