YETİŞTİRMEK (TDK)


1 . Birini, bir şeyi gitmekte veya gitmek üzere olan bir kimse veya şeye ulaştırmak, ulaşmasını sağlamak.
2 . Vaktinde hazır olmasını sağlamak, tamamlamak, bitirmek: "Kitabı önümüzdeki aya yetiştireceğim."- .
3 . Birini gerekli bir iş için tam zamanında bir yere götürmek: "Hastayı doktora yetiştirmek."- .
4 . (nsz) Üretmek, büyütmek, geliştirmek: "Evlerinin bahçesinde bir iki elma, erik ağacı yetiştirirler."- N. Cumalı.
5 . İletmek, duyurmak: "Müjdeyi komşu hanımlara yetiştirmeye koşmuştu."- H. F. Ozansoy.
6 . Sağlayıp vermek: "Sigara yakmak isteyenlere kibrit yetiştirir."- H. Taner.
7 . (-i) Yetmesini sağlamak: "Cephemiz susuz, kuru ekmek ve benzini güç yetiştiriyoruz."- F. R. Atay.
8 . (-e), mecaz Söylenmemesi gereken bir şeyi hemen söylemek: "Hiç kalır mı? Ertesi gün valiye yetiştirdiler."- M. Ş. Esendal.
9 . (-i), mecaz Çocuğun gelişip büyümesine özen göstermek: "Munise'yi güzel ahlaklı bir kadın olarak yetiştirecektim."- R. N. Güntekin.
10 . (-i), mecaz Eğitim, öğrenim sağlamak.

Yetiştirmek kelimesi baş harfi Y son harfi K olan bir kelime. Başında Y sonunda K olan kelimenin birinci harfi Y , ikinci harfi E , üçüncü harfi T , dördüncü harfi İ , beşinci harfi Ş , altıncı harfi T , yedinci harfi İ , sekizinci harfi R , dokuzuncu harfi M , onuncu harfi E , onbirinci harfi K . Başı Y sonu K olan 11 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AHLAKLI Nedir?

Ahlak kurallarına bağlı, bunlara uygun davranan (kimse).

BAHÇE Nedir?


1 . Sebze yetiştirilen yer, bostan: "Bahçenin bir köşesinde büyük bir bostan kuyusuyla mıhlanmış bir kapı vardı."- R. N. Güntekin.
2 . Çiçek ve ağaç yetiştirilen yer: "Bir otelin ağaçlıklı, çiçeklerle süslü bahçesi önünde durmuştuk."- R. H. Karay.

BENZİN Nedir?


1 . Petrolün damıtılması ile elde edilen, özgül ağırlığı yaklaşık 0,6
5 olan, renksiz, uçucu, kendine özgü kokusu bulunan bir sıvı.
2 . Bir tür organik yağ çözücü.
3 . eskimiş Benzen.

BİRİ Nedir?

ya da.

BİRİ Nedir?


1 - Bir tanesi.
2 - Bilinmeyen bir kimse.
3 - Olumsuz nitelik gösteren bir tamlayanla, kendisinden küçümsemeyle söz eden kimse.

BİTİRME Nedir?

Bitirmek işi, itmam, mezuniyet.

BİTİRMEK Nedir?


1 . Bitmesini sağlamak, sona erdirmek, tüketmek, tamamlamak, sonuçlandırmak: "Bu işi sonuna kadar bitirmek lazım."- P. Safa.
2 . Güçsüz düşürmek, bitkin duruma getirmek, yormak: "Onu en çok bitiren Filistin, Irak cepheleri oldu."- A. Gündüz.
3 . Onulmaz duruma getirmek, mahvetmek: "Yetişir koştuğum aşkın peşi sıra / Bitirdi beni bu içki, bu kumar."- C. S. Tarancı.

BÜYÜ Nedir?


1 . Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad, afsun, sihir, füsun, bağı: "Akkız Ana, Hasan'a gönül vermenin bir büyü olduğunu, ne kadar anlatmışsa da kâr etmemiş."- H. E. Adıvar.
2 . mecaz Karşı durulamaz güçlü etki: "Ondan tüten görünmez bir büyünün içinde titriyorum."- Y. Z. Ortaç.

BÜYÜME Nedir?


1 . Büyümek işi: "Bizans'a karşı devamlı muharebeler, Bulgarlığın büyümesine ve esaslanmasına yardım etti."- F. R. Atay.
2 . Organizmanın bütününde veya bu bütünün bir bölümünde boyutların artması.

BÜYÜTME Nedir?


1 . Büyütmek işi.
2 . Birisi tarafından yetiştirilmiş kimse: "O, filancanın büyütmesidir."- .
3 . gök bilimi Uzakta duran cisimlere dürbün vb. bir araçla bakıldığında cismi gören açının çıplak gözle bakıldığı zamanki açıya oranı.

BÜYÜTMEK Nedir?


1 . Büyük duruma getirmek, genişletmek.
2 . Yetiştirmek, bakmak: "Büyüt bu fidanı ey genç / Hazır yeşermişken."- B. Necatigil.
3 . mecaz Abartmak, mübalağa etmek: "Bir ara yine işi büyüttüğüne, hayale kapıldığına hükmetti."- R. H. Karay.

CUMA Nedir?


1 . Haftanın altıncı günü, perşembe ile cumartesi arasındaki gün.
2 . din b. (***) Cuma namazı.

DOKTORA Nedir?

Bir fakülte veya yüksekokulu bitirdikten sonra o bilim dalında sınav ve bilimsel bir eserle erişilen derece, basamak.

DUYU Nedir?

İnsanların ve hayvanların, dış dünyanın uyaranlarını görme, işitme, koklama, dokunma ve tatma organlarıyla algılama yeteneği, duyum, hasse: "Tüm duyularım uyanık olarak trenimin rengini ve numarasını bulmaya çalışırdım."- N. Eray.

DUYURMA Nedir?

Duyurmak işi.

DUYURMAK Nedir?


1 . Duymasını sağlamak: "Sesini duyuramadığını anlayarak daha kuvvetle tekrar etti."- P. Safa.
2 . İlan etmek.
3 . mecaz Sezdirmek.

EĞİTİM Nedir?


1 . Belli bir bilim dalı veya sanat kolunda yetiştirme, geliştirme ve eğitme işi: "Mezun olduktan sonra yüksek eğitim için Lyon'a gönderilir."- H. Taner.
2 . Çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine okul içinde veya dışında, doğrudan veya dolaylı yardım etme, terbiye: "Eğitim, bizim istediğimiz kalıplara göre adam yetiştirmek değildir."- H. Taner.
3 . eğitim bilimi Eğitim bilimi.

EKMEK Nedir?


1 . Tahıl unundan yapılmış hamurun fırında, sacda veya tandırda pişirilmesiyle yapılan yiyecek, nan, nanıaziz: "Odayı, tatlı, sıcak bir kızarmış ekmek kokusu bürümüş."- Y. Z. Ortaç.
2 . mecaz İnsanı geçindirecek iş, kazanç: "Biz iyi kötü tiyatroya bağlamışız ekmeğimizi."- N. Cumalı.
3 . halk ağzında Yemek, aş: "Ekmeği bizde yiyelim mi? Allah ne verdiyse."- T. Buğra.

ELMA Nedir?


1 . Gülgillerden, çiçekleri pembe veya beyaz bir ağaç (Pirus malus).
2 . Bu ağacın kabuğu parlak, sert, kırmızı, sarı ve yeşil renkte, kokusu hoş, tadı ekşi veya tatlı, dokusu gevrek, ufak çekirdekli meyvesi.

ERİK Nedir?


1 . Gülgillerden, beyaz çiçekli bir ağaç (Prunus domestica).
2 . Bu ağacın kabuğu ince, çeşitli renklerde, mayhoş veya tatlı, eti sulu, tek ve sert çekirdekli yemişi.

ERTESİ Nedir?

Bir günün, bir haftanın, bir ayın, bir yılın ardından gelen (gün, hafta, ay, mevsim, yıl), ferdası: "Ertesi gün başladı gün doğmadan yolculuk, / Soğuk bir mart sabahı... Buz tutuyor her soluk."- F. N. Çamlıbel.

ESEN Nedir?

Ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı, sıhhatli, salim.

GELİŞ Nedir?

Gelme işi: "Keklik gibi taştan taşa sekerek / Gerdan açıp gelişini sevdiğim."- Ruhsati.

GELİŞTİRME Nedir?

Geliştirmek işi.

GELİŞTİRMEK Nedir?

Gelişmesini sağlamak, gelişmesine yol açmak.

GEREK Nedir?


1 . İcap: "... millî güvenlik gereklerinin ihlal edilmesi ... hâlinde belirli bir toplantı ve gösteri yürüyüşünü yasaklayabilir."- Anayasa.
2 . sıfat Bir şeyin yapılabilmesi veya olabilmesi ona bağlı olan, lazım: "Mecnunlara Leyla gerek, bana seni gerek seni."- Yunus Emre.

GEREKLİ Nedir?

Yapılması, olması veya bulunması uygun olan, yerinde olan, lüzumlu, vacip, mukteza: "Bize gerekli olan şey, adamakıllı bir harita, bir de kılavuz."- H. E. Adıvar.

GİTME Nedir?

Gitmek işi.

GİTMEK Nedir?


1 - Bir yere ulaşmak üzere yönelmek, varmak.
2 - Bir yerden ya da bir işten ayrılmak.
3 - Çıkmak, ulaşmak.
4 - Belli bir amaçla bir yere devam etmek ya da bir işle uğraşmak.
5 - Bir duruma, bir sonuca ulaşmak, varmak.
6 - Yakışmak, yaraşmak.
7 - Tüketilmek, harcanmak.
8 - Götürülmek, gönderilmek.
9 - Yeter olmak, yetmek, yetişmek.
10 - Yürümek, yol almak. 1
1 - Dayanmak. 1
2 - Geçmek. 1
3 - Herhangi bir durumda olmak. 1
4 - Yok olmak, elden çıkmak. 1
5 - Ölmek. 1
6 - Başvurmak, yapmak. 1
7 - Bir şey zarar görmüş olmak. 1
8 - (Makine için) İşlemek, çalışmak. 1
9 - (Bir durum) Sürmek.
20 - Satılmak. 2
1 - Bir yere, etkinliğe devam etmek. 2
2 - Yönelme durumundaki adla kalıplaşarak kullanılır. 2
3 - Sürerlik eylemleri kurar.

GÖSTERME Nedir?


1 . Göstermek işi: ": "Akreditifi açtırmadan ithal edilecek malı karşılık olarak gösterme olanağı yok."- Ç. Altan.
2 . Teşhir, sergileme.

GÖSTERMEK Nedir?


1 . Birini veya bir şeyi işaretle belirtmek: "Vitrindeki oyuncağı parmağıyla gösterdi."- .
2 . (-i, -e) Görülmesini sağlamak, görmesine yol açmak: "Size kitaplarımı göstereyim."- .
3 . Belirtmek, anlatmak: "Bu söz onun iyi niyetini gösteriyor."- .
4 . (-e) Bir şeyin etkisi altında tutulmak: "Güneşe göstermek. Aleve göstermek."- .
5 . (-e) Kanıtla inandırmak: "Bunun böyle olduğunu size göstereceğim."- .
6 . (nsz) Öğretmek, açıklamak: "Yol göstermek."- .
7 . (-e, nsz) Yapmasını söylemek, görevlendirmek: "Size ne iş gösterdiler?"- .
8 . Güzelliğini ortaya çıkarmak, temsil etmek: "Bu seni ablandan daha şirin gösteriyor, emin ol!"- R. N. Güntekin.
9 . Herhangi bir biçimde değerlendirmeye yol açmak: "Gerçekleri çarpıtarak gösteriyor."- .
10 . (nsz) Görünmek, benzemek. 1
1 . (yardımcı fiil) Etmek: "İtaat göstermek. Dayanışma göstermek."- . 1
2 . (-e), mecaz Sert bir biçimde karşılık vermek: "Anası da babasının küfürlerini tekrarlıyor, evde ona göstereceğini söylüyor, gözlerini açıyor, başını sallıyordu."- Ö. Seyfettin.

GÖTÜRMEK Nedir?


1 . Taşımak, ulaştırmak veya koymak: "Hamalın biri, sırtına koca bir ayna vurmuş, götürüyordu."- H. Taner.
2 . (-i, -e) Bir kimseyi bir yere kadar yanında yürütmek.
3 . (-i, -e) Bir şeyi yakından uzağa götürmek.
4 . Yerinden ayırıp uzağa atmak veya yok etmek: "Bir mermi bacağını götürdü. Duvarı su götürdü."- .
5 . (nsz) Öldürmek: "Hastalık çok insan götürdü."- .
6 . (-e) Dayanmak, katlanmak, tahammül etmek.
7 . (-i, -e) Birinin yanında yürüyüp ona bir yere kadar arkadaşlık etmek: "Beni evime kadar götürdü."- .
8 . (-e) Bir sonuca vardırmak: "Bitirmeden şunu da söyleyeyim, ahlaka, gerçek ahlaka götüren başlıca yollardan biri de aşktır."- N. Ataç.
9 . Kaybolmasına, yok olmasına yol açmak: "Eksiler artıları götürdü."- .
10 . argo Tümüyle sahip olmak. 1
1 . argo Çalmak.

GÜZEL Nedir?


1 . Göze ve kulağa hoş gelen, hayranlık uyandıran, çirkin karşıtı: "Güzel kız. Güzel çiçek."- . "Yalının en güzel odası bizimdi."- .
2 . İyi, hoş: "Güzel şey canım, milletvekili olmak!"- Ç. Altan.
3 . Beklenene uygun düşen ve başarı düşüncesi uyandıran: "Güzel bir fırsat."- .
4 . Soyluluk ve ahlaki üstünlük düşüncesi uyandıran: "Güzel duygular. Güzel hareketler."- .
5 . Görgü kurallarına uygun olan.
6 . Sakin, hoş (hava): "Güzel bir gece."- .
7 . Okşayıcı, aldatıcı, kandırıcı: "Güzel vaatler."- .
8 . Pek iyi, doğru: "Güzel güzel amma!"- .
9 . isim Güzel kız veya kadın.
10 . isim Güzellik kraliçesi. 1
1 . zarf Hoşa giden, beğenilen, iyi, doğru bir biçimde: "Güzel konuştu."- . 1
2 . zarf Adamakıllı, şiddetli: ": Karıkoca bu kuzu yüzünden güzel bir kavga ettiler"- Ö. Seyfettin.

HANIM Nedir?


1 . Kız ve kadınlara verilen unvan, bayan: "Ülker Hanım."- .
2 . Kadın, eş: "Yok bizim hanım öyle değildir."- M. Ş. Esendal.
3 . Toplumsal durumu, varlığı iyi olan, hizmetinde bulunulan kadın: "Becerikli hâliyle Zeynep'e ve hanımına ait bütün işleri elinin içine almıştı."- H. E. Adıvar.
4 . sıfat Kadınlığın bütün iyi niteliklerini taşıyan: "Hanım kadın. Hanım kız."- .

HAZIR Nedir?


1 . Bir iş yapmak için gereken her şeyi tamamlamış olan, anık, amade, müheyya: "Ben hazırım, isterseniz gidelim."- .
2 . Belli bir işe yarayacak, kullanılacak bir duruma getirilmiş: "Yemek hazır, buyurun."- .
3 . Belirli bir biçimde yapılmış olarak satılan, alıcı bekleyen, ısmarlama karşıtı: "Hazır elbise. Hazır ayakkabı."- .
4 . zarf Bu fırsattan yararlanarak: "Hazır çıkmışken yağ ile pirinç alayım."- R. N. Güntekin.

HEMEN Nedir?


1 . Çabucak.
2 . Aşağı yukarı: "Hayır, yalnız ben değilim onu beğenmeyen, sevmeyen, hemen kimse beğenmiyor o şairi, sevmiyor."- N. Ataç.
3 . Yalnız, sadece.

İLETME Nedir?

İletmek işi.

İLETMEK Nedir?


1 . Götürmek, ulaştırmak, nakletmek, geçirmek: "Bunların tek kaygıları gördüklerini, duyduklarını okurlara iletmektir."- S. Birsel.
2 . fizik Elektrik akımı, ısı, gaz vb.ni bir yerden başka bir yere götürmek.

KADIN Nedir?


1 . Erişkin dişi insan, zen erkek veya adam karşıtı: "Yanlarında, kendileriyle ahbaplık edecek dostlar, hizmetlerine koşacak kadınlar veya erkekler görmek isterler."- A. Ş. Hisar.
2 . Evlenmiş kız.
3 . sıfat Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri olan.
4 . mecaz Hizmetçi bayan.
5 . eskimiş Bayan: "Hintli kadın toplantıyı renklendirmek için herkesin kendisine bazı şeyler sormasını teklif ediyordu."- B. Felek.

KİBRİT Nedir?


1 - Bir ucu sürtünme sonucu yanabilecek bileşimde olan, küçük tahta ya da karton parçası.
2 - Kükürt.

KİMSE Nedir?

Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi: "Kimsenin girdisi çıktısı, alacağı borcu ile uğraşmak istemiyordum."- N. Cumalı.

KOMŞU Nedir?


1 . Konutları yakın olan kimselerin birbirine göre aldıkları ad.
2 . sıfat Sınır ortaklığı bulunan, mücavir: "Komşu bahçeler arasında da pek kullanılmayan yan kapılar vardı."- Ç. Altan.

KURU Nedir?


1 . Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı: "Yanakları kuruydu fakat gözleri tamamıyla siyah yaştı."- H. E. Adıvar.
2 . Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan: "Kuru çöl. Kuru tepeler."- .
3 . Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı: "Evlerin önlerine kuru meşe dallarıyla örtülü çardaklar yapmışlar."- R. H. Karay.
4 . Canlılığını yitirmiş (bitki): "Çiçek açmaz kuru bir ağaç, ötmeyi unutmuş bir kuş mu oldum?"- H. E. Adıvar.
5 . mecaz Zayıf, çelimsiz, arık, sıska, kaknem: "Kara, kuru, kibirli, kazık gibi bir kadın!"- H. E. Adıvar.
6 . Salgısı olmayan: "Kuru öksürük. Kuru egzama."- .
7 . Döşenmemiş, çıplak: "Kuru tahtaya oturma!"- .
8 . Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek): "Kuru çayla karın doyar mı?"- .
9 . Etkisi ve sonucu olmayan: "Şahsına topluluğun isteğini emanet edenler boş bir riya, kuru bir şeref olsun diye laf etmediler."- R. E. Ünaydın.
10 . mecaz Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze: "Kuru, zevksiz bir hayat."- . 1
1 . mecaz Akıcı olmayan, duygudan yoksun: "Kuru bir anlatım."- . 1
2 . isim Kuru fasulye.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

OLAN Nedir?


1 - olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
2 - ad tamlaması belirtileni durumunda bulunan bir addan sonra getirildiğinde o adın sıfatı değerinde bir birleşik oluşturur.

OZAN Nedir?


1 . Saz çalarak şiirler, deyişler ve destanlar söyleyen halk sanatçısı, saz şairi, âşık: "Oralarda âşıklar, halkı coşturmak için ozanların kopuzlarını çalıyorlar."- O. S. Orhon.
2 . Şiir yazan kimse, şair: "Felsefe diliyle söylersek her ozan bir fenomendir yani olgudur."- N. Cumalı.

ÖĞRENİM Nedir?

Herhangi bir meslek, sanat veya iş için gerekli bilgi, beceri ve alışkanlıkların elde edilmesi amacıyla yapılan çalışma, tahsil: "Öğrenimini bitirmeye bir yıl kala Türkiye'deki büyük fabrika sahiplerinden çağrılar alıyormuş."- M. C. Anday.

ÖZEN Nedir?

Bir işin elden geldiğince iyi olmasına çabalama, özenme, itina, ihtimam: "Yenisini onlar özenle bileğime geçirdiler."- H. Taner.

SAĞLAM Nedir?


1 . Dayanıklı, kolay bozulmaz, yıkılmaz, stabil: "En sağlam sütunlar üstünde durduğu sanılan devir, bir karton kale gibi yıkılmıştı."- F. R. Atay.
2 . Zarar görmemiş, bozulmamış: "Bütün eşya sağlam."- .
3 . Sakatlık veya hastalığı bulunmayan, sağlıklı, sıhhatli: "Kendisi uzun boylu, sağlam, orta yaşlı bir adamdır; ama yıprandığını söylüyor."- M. Ş. Esendal.
4 . Güvenilir: "Sağlam iş. Sağlam para."- .
5 . Gerçek, inanılır bir temeli olan: "Böyle sağlam adı nereden bulacaksın."- M. Ş. Esendal.
6 . zarf, halk ağzında (sa'ğlam) Her hâlde, muhakkak: "Sağlam bu gece perilere karıştım gitti."- H. R. Gürpınar.

SAĞLAMA Nedir?


1 . Sağlamak işi: "Kimse siyasi ve kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz."- Anayasa.
2 . matematik Bir problemin çözümü veya bir hesabın doğruluğunu denetlemek için yapılan kontrol işlemi, mizan.

SAĞLAMAK Nedir?


1 . Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek: "Biz bu ihtiyara son günlerinde hiç aklından geçirmediği bir saadet sağladık."- H. Taner.
2 . Elde etmek, sahip olmak: "... o sevimli yavru hâliyle sağladığı sempatinin büyük bir kısmını yitirmişti."- Y. N. Nayır.
3 . matematik Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. sağlamak (II) (nsz) Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek.

SÖYLEM Nedir?


1 . Söyleyiş, söyleniş, sesletim, telaffuz.
2 . Kalıplaşmış, klişeleşmiş söz, ifade.
3 . Bir veya birçok cümleden oluşan, başı ve sonu olan bildiri, tez.

SÖYLEME Nedir?

Söylemek işi: "Düşündüğümü açıkça söylemeyi tercih ettim."- R. H. Karay.

SÖYLEMEK Nedir?


1 . Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak: "Bu konak için de yine senelerden beri aynı şeyi söylerim."- R. N. Güntekin.
2 . Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak: "Hececiler kendilerinden sonra yeni bir edebî neslin yetişmediğini söylüyorlar."- S. F. Abasıyanık.
3 . Yapılmasını istemek: "Biraz sonra nazırın yine beni istediğini söylediler."- F. R. Atay.
4 . (nsz) Türkü, şarkı vb. okumak: "Kanto söyler gibi hareketler ve taklitlerle söylediği şarkılar pek eğlenceli şeylerdi."- R. N. Güntekin.
5 . (nsz) Yazmak, düzmek: "Şiir söylemek."- .
6 . (-e) Haber vermek: "Benim burada nasıl yaşadığımı görenler gidip babama da söylerler."- A. Ş. Hisar.
7 . (-i, -e) Önceden bildirmek, tahmin etmek: "Bir değil iki tane olduğunu size söylemiştim."- R. H. Karay.
8 . (nsz), mecaz Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak: "Ne söyler bu türküler / Ay karanlık gecelerde yüzen gemiler."- N. Cumalı.

SÖYLENME Nedir?

Söylenmek işi.

SUSUZ Nedir?


1 . Suyu olmayan, suyu bulunmayan: "Bir kadeh rakıyı susuz ve bir hamlede içti."- P. Safa.
2 . Suyu çok az olan: "Susuz portakal."- .
3 . Yağmursuz, kurak geçen: "Susuz bir yaz."- .
4 . Susamış olan: "Koca bir tarihin tutuştuğu çöllerde susuz yanan insanların çatlak dudaklarında temaşa ediyoruz."- F. R. Atay.
5 . zarf Su olmadan: "Susuz bırakmak."- . Susuz özel, isim (su'suz) Kars iline bağlı ilçelerden biri.

TAMAM Nedir?


1 . Bütün, tüm: "Paranın tamamını verdim."- .
2 . Eksiksiz: "Bu kitap tamam değildir."- .
3 . Yanlış ve yalan olmayan, doğru.
4 . Tamamlanmış, bitmiş: "Haydi Abbas, vakit tamam / Akşam diyordun işte oldu akşam."- C. S. Tarancı.
5 . edat, teklifsiz konuşmada Evet.
6 . ünlem Beğenilmeyen bir iş veya öneri karşısında söylenen bir söz: "Tamam, başka işimiz kalmadı da şimdi onunla uğraşacağız!"- .

TAMAMLAMA Nedir?

Tamamlamak işi, itmam: "Öğrenimini tamamlaması için devlet bursuyla Almanya'ya gönderiliyor."- N. Cumalı.

TAMAMLAMAK Nedir?


1 . Eksiksiz, tamam duruma getirmek, bütünlemek: "... sen hele yarın şu sendekileri ver, üstünü bankadan alır tamamlarız."- A. İlhan.
2 . Bitirmek: "Bu, otuz yaşına gelmeden altmışını tamamlamış sıska bir gençti."- Ö. Seyfettin.

TANE Nedir?


1 . Herhangi bir sayıda olan, adet.
2 . Bazı bitkilerin tohumu: "Bu küllerin içinde, kavrulmuş buğday taneleri ... görüyorum."- M. Ş. Esendal.
3 . bitki bilimi Çekirdekli küçük meyve: "Üzüm tanesi. Nar tanesi."- .

ULAŞMA Nedir?

Ulaşmak durumu: "On yedinci yüzyıldan beri Batı Yeni Çağa ulaşma yolundadır."- F. R. Atay.

ULAŞTIRMA Nedir?


1 . Ulaştırmak işi.
2 . İnsanların, malların, haberlerin ulaşmasını sağlayan işlerin ve araçların tümü, münakalat: "Ulaştırma Bakanlığı."- .
3 . askerlik Orduda malzeme ve personel taşıma işlerini sağlayan sınıf.

ULAŞTIRMAK Nedir?

Ulaşmasını sağlamak.

ÜRETME Nedir?

Üretmek işi veya durumu, çoğaltma.

ÜRETMEK Nedir?


1 . Aynı türden canlıları çoğaltmak: "Tavuk üretmek."- .
2 . Ekonomik bir etkinlik sonucu ürün elde etmek: "Petrol üretmek. Çimento üretmek."- .
3 . mecaz Oluşturmak, yaratmak, meydana getirmek: "Şiir üretmek."- .

ÜZERE Nedir?


1 . Amacıyla: "Müzakere bitince üç dört gün sonra gene evde buluşmak üzere ayrıldılar."- P. Safa.
2 . Şartıyla: "Akşama geri vermek üzere bu kitabı alabilirsiniz."- .
3 . Neredeyse: "Bu yangın kalbimizde başlıyorsa yani ümitsiz bir aşka düşmek üzere olduğumuzu hissedersek ne yapalım?"- R. N. Güntekin.
4 . edat Gibi: "Daha önce belirtildiği üzere."- .

VALİ Nedir?


1 . Bir ilde devleti temsil eden en yetkili yönetim görevlisi, ilbay: "Validen sert bir emir aldım."- R. N. Güntekin.
2 . tarih Satrap.

VERME Nedir?

Vermek işi: "İşitilen sözler, görülen tavırlar, beğenilen düşünceler Şinasi Bey'e yeni fikirler vermeye başladı."- M. Ş. Esendal.

VERMEK Nedir?


1 - (Üzerinde ya da yakınında olan bir şeyi) Birisine eriştirmek, iletmek.
2 - Bırakmak ya da bağışlamak.
3 - Ondan bilmek °atfetmek.
4 - (Düşünce ya da bilgi anlatan şeyler için) Başkalarına iletmek, bildirmek.
5 - Döndürmek, çevirmek, yöneltmek.
6 - Herhangi bir duruma yol açmak.
7 - (Eğlenceli toplantı) Düzenlemek, konuk çağırıp ağırlamak.
8 - (Sanatçı) Topluluk önünde sanatını göstermek, °icra etmek.
9 - Satmak.
10 - Biriyle evlendirmek. 1
1 - (-i) Ödemek. 1
2 - Yaymak. 1
3 - Ürün üretmek. 1
4 - Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. 1
5 - Tümünü herhangi bir duruma sokmak. 1
6 - Sahip olmasını sağlamak. 1
7 - (Bir şey üzerinde) Etki yapmak, biçimini değiştirmek. 1
8 - Saptamak, tespit etmek. 1
9 - Kazandırmak, katmak.
20 - Ayırmak, harcamak. 2
1 - Dayamak. 2
2 - Kök ya da gövdeleri sonuna -e (-a) ulaç eki almış eylemsilerle tezlikbildirir. 2
3 - Dilek bildiren birleşik eylemler yapar.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YAKMAK Nedir?


1 - Yanmasını sağlamak ya da yanmasına yol açmak, tutuşturmak.
2 - Ateşle yok etmek.
3 - Işık vermesini sağlamak.
4 - Isı etkisiyle bozmak.
5 - Keskin, sert ve ısırıcı bir duyum vermek.
6 - Yanıyormuş gibi bir etki yapmak.
7 - Güçlü sevgi uyandırmak, âşık etmek.
8 - Kurutmak, zarar vermek.
9 - Çok sıcak olmak.
10 - Karartmak. 1
1 - Çok üşütmek. 1
2 - Acıtmak. 1
3 - Silahla vurmak. 1
4 - Yıkıma, zarara yol açmak, büyük bir zarara uğratmak, °mahvetmek.

YETİ Nedir?


1 . İnsanda bulunan, bir şey yapabilme yeteneği, meleke: "Aklımız fikrimiz hep insanda, yetilerimizi var gücümüzle çoğaltıp onun rahatlığına çalışıyoruz."- A. Erhat.
2 . ruh bilimi Bellek, usa vurma, algılama veya imgeleme gibi insanın doğuştan gelen zihin güçlerinden herhangi biri, meleke.

YETİŞTİRME Nedir?


1 . Yetiştirmek işi.
2 . Birinin koruyuculuğunda yetişen kimse.

YETİŞTİRMEK Nedir?


1 . Birini, bir şeyi gitmekte veya gitmek üzere olan bir kimse veya şeye ulaştırmak, ulaşmasını sağlamak.
2 . Vaktinde hazır olmasını sağlamak, tamamlamak, bitirmek: "Kitabı önümüzdeki aya yetiştireceğim."- .
3 . Birini gerekli bir iş için tam zamanında bir yere götürmek: "Hastayı doktora yetiştirmek."- .
4 . (nsz) Üretmek, büyütmek, geliştirmek: "Evlerinin bahçesinde bir iki elma, erik ağacı yetiştirirler."- N. Cumalı.
5 . İletmek, duyurmak: "Müjdeyi komşu hanımlara yetiştirmeye koşmuştu."- H. F. Ozansoy.
6 . Sağlayıp vermek: "Sigara yakmak isteyenlere kibrit yetiştirir."- H. Taner.
7 . (-i) Yetmesini sağlamak: "Cephemiz susuz, kuru ekmek ve benzini güç yetiştiriyoruz."- F. R. Atay.
8 . (-e), mecaz Söylenmemesi gereken bir şeyi hemen söylemek: "Hiç kalır mı? Ertesi gün valiye yetiştirdiler."- M. Ş. Esendal.
9 . (-i), mecaz Çocuğun gelişip büyümesine özen göstermek: "Munise'yi güzel ahlaklı bir kadın olarak yetiştirecektim."- R. N. Güntekin.
10 . (-i), mecaz Eğitim, öğrenim sağlamak.

YETME Nedir?

Yetmek işi.

ZAMANINDA Nedir?


1 . Eskiden: "Zamanında bir Kasımpaşalı Hayalî Hafız varmış."- A. Ş. Hisar.
2 . Tam vaktinde.

E E K M R T T Y İ İ Ş Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

11 Harfli Kelimeler

Yetiştirmek,

10 Harfli Kelimeler

Yetiştirme,

9 Harfli Kelimeler

Titreşmek,

8 Harfli Kelimeler

Eştirmek, Ettirmek, İttirmek, Titremek, Titreşim, Titreşme, Titreyiş, Yetirmek, Yetişmek, Yetmişer, Yitirmek,

7 Harfli Kelimeler

Ekşitme, Ektirme, Erişmek, Eritmek, Eştirme, Ettirme, Eyitmek, Eytişim, İşetmek, İşitmek, İtişmek, İttirme, Kemiriş, Kemiyet, Kiremit, Meriyet, Şekerim, Temriye, Termiye, Titreme, Yeşerti, Yetirme, Yetişek, Yetişim, Yetişme, Yitirme,

6 Harfli Kelimeler

Ekşime, Erimek, Erişim, Erişme, Erişte, Eritiş, Eritme, Eriyik, Eriyiş, Etiket, Etkime, Etriye, Eyitme, İkişer, İşemek, İşetme, İşitme, İtişme, Kerime, Kertme, Mertek, Metrik, Ritmik, Şeriye, Şirket, Termik, Termit, Teşrii, Teşrik, Titrek, Titrem, Yermek, Yetmek, Yetmiş, Yitmek,

5 Harfli Kelimeler

Erime, Ermek, Ermiş, Eşmek, Etmek, İrite, İrkme, İrmik, İşeme, İşret, İtmek, Kemer, Kemre, Kerem, Kerim, Kerte, Kerti, Kiriş, Merek, Meret, Metre, Reşit, Reşme, Ritim, Şeker, Şerik, Şerit, Şetim, Teker, Tekir, Tekit, Tekme, Temek, Terek, Terim, Terki, Terme, Teşri, Teşyi, Tetik,

4 Harfli Kelimeler

Ekim, Ekme, Ekşi, Ekti, Emek, Emet, Emik, Emir, Emiş, Erek, Erik, Erim, Eriş, Erke, Erme, Erte, Eşek, Eşey, Eşik, Eşit, Eşme, Etek, Eter, Etik, Etki, Etme, Eyer, İşte, İtiş, İtki, İtme, Keme, Kere, Kete, Kimi, Kişi, Krem, Kreş, Meke, Meri,

3 Harfli Kelimeler

Eke, Erk, Eti, İki, İri, İti, İye, İyi, Kem, Ker, Keş, Ket, Kim, Kir, Kit, Met, Mey, Mir, Mit, Ret, Rey, Şek, Şem, Şer, Şet, Şey, Şii, Tek, Tem, Ter, Tik, Tim, Yek, Yem, Yer,

2 Harfli Kelimeler

Ek, Em, Er, Eş, Et, Ey, İm, İş, İt, Ke, Ki, Me, Mi, Re, Şe, Te, Ti, Ye,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.