YEKPARE (TDK)


1 . Bir parçadan oluşan, tek parça, bütün: "Pencerelerin karşı duvarı yerden tavana kadar yekpare aynayla örtülüydü."- C. Uçuk.
2 . zarf Tek parça olarak, bütün olarak: "Tarih, yekpare görülecek, topyekûn sevilecek yahut da nefret edilecek bir şey değildir."- Y. K. Beyatlı.

Yekpare kelimesi baş harfi Y son harfi E olan bir kelime. Başında Y sonunda E olan kelimenin birinci harfi Y , ikinci harfi E , üçüncü harfi K , dördüncü harfi P , beşinci harfi A , altıncı harfi R , yedinci harfi E . Başı Y sonu E olan 7 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AYNA Nedir?


1 . Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat: "Ben onun aynada saçlarına değil, bana baktığını gene aynadan görüyordum."- T. Buğra.
2 . Karagöz oyununda perde.
3 . Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha: "Kapı kanadının aynası. Çeşmenin aynası."- .
4 . Atların diz kapağı.
5 . sıfat, argo İyi bir durumda, yolunda: "İşimiz ayna."- .
6 . mecaz Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey: "Bir ülkenin sanat ve kültür hayatı bir bakıma o ülkenin uygarlık aynasıdır."- H. Taner.
7 . denizcilik Küreğin yassı uç bölümü.
8 . denizcilik Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün.
9 . denizcilik Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.

BÜTÜN Nedir?


1 . Eksiksiz, tam: "Güller bütün güller bu sabah / Bir ağızdan şarkı söyler gibi açıyor her bahçede."- N. Cumalı.
2 . Çok sayıdaki varlık ve nesnelerin hepsi: "Bütün civar köylerde onu sevmeyen yoktu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . Bozuk olmayan (para): "Bütün para."- .
4 . Parçalanmamış.
5 . isim Birlik, tamlık: "Şiirde bir bütünün lüzumuna inananlar bile mısralar arasında birtakım aralıklar kabul eder."- O. V. Kanık.

DEĞİL Nedir?

Cümle içinde art arda kullanılan iki veya daha çok özneyi, tümleci, yüklemi, aralarından bazılarına olumsuzluk kavramı vererek birbirine bağlayan veya yüklemin olumsuz çekimini sağlayan kelime: "Bu direniş çetin değil, haşin değil, yürek burkucuydu."- T. Buğra.

DUVAR Nedir?


1 . Bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla vb. gereçlerden yapılan veya örülen dikey düzlem.
2 . Bir toprak parçasını sınırlayan taş, tuğla, kerpiçten yapılan engel: "Karabaş, bostan duvarının gölgesinde öğle uykusuna serilir."- Y. Z. Ortaç.
3 . mecaz Sonuç alınamayan yer.
4 . mecaz Engel: "İki arkadaşın arasında aşılmaz bir duvar vardı."- .
5 . spor Voleybolda ağ üzerinde karşı takım oyuncusunun vuruşuna karşı koyma.

GÖRÜ Nedir?


1 . Görme yetisi.
2 . Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret: "Buranın görüsü geniş."- .
3 . felsefe Dolaysız kavrama, birden kavrama.

KADAR Nedir?


1 . Ölçüsünde, derecesinde: "Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar da genç işidir."- S. F. Abasıyanık.
2 . Büyüklüğünde, genişliğinde: "Bacak kadar çocuk."- . "Avuç içi kadar yer."- .
3 . Dek: "Saat ona kadar sokaklarda gezdi."- P. Safa.
4 . Gibi: "İstanbul'un balıkları kadar balıkçıları da hoştur."- S. F. Abasıyanık.
5 . Denli: "Bu merdivenleri, yapıldığı günden beri bu kadar telaşla çıkmamışımdır."- Y. Z. Ortaç.
6 . Süre belirten bir söz: "Bu minval üzere yedi ay kadar geçti, geçmedi."- R. H. Karay.
7 . zarf Miktarda, derecede: "İçinde biriken hayat bazen taşacak kadar çok oluyor."- H. E. Adıvar.
8 . Gösterme sıfatlarından biriyle bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz: "Kantara'nın önünde yüz kadar düşman çadırı kurulmuştu."- F. R. Atay.

KARŞI Nedir?


1 . Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi: "Karşımdaki kitap rafında eserlerim sırayla duruyor."- H. E. Adıvar.
2 . Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı: "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik."- R. H. Karay.
3 . Ön, kat, huzur: "İkisi birden müdürün karşısına çıkarlar."- Y. Z. Ortaç.
4 . sıfat Bulunan yere göre önde, ileride olan: "Karşı evin kızları. Karşı mahalle."- .
5 . sıfat Karşıt, zıt, muhalif: "Karşı parti. Karşı takım."- .
6 . zarf Yüzünü bir şeye doğru çevirerek: "Bahçeye karşı oturmak."- .
7 . zarf Karşılık olarak, mukabil: "Bir ölüm haberine karşı ben, içimde bin ezinti, bin çöküntü duydum."- A. Ş. Hisar.
8 . zarf İçin, hakkında: "Edebiyata karşı ilk alaka sizde nasıl ve ne zaman başladı?"- S. F. Abasıyanık.
9 . zarf -e doğru: "Bir sabaha karşı yine çakal sesleriyle uyanmıştım."- S. F. Abasıyanık.

NEFRET Nedir?


1 - Bir kimsenin kötülüğünü, mutsuzluğunu istemeye yönelik duygu.
2 - Tiksinme, tiksinti.

OLUŞ Nedir?


1 - Olmak eylemi ya da biçimi, °vuku.
2 - Oluşma, °teşekkül, °tekevvün.
3 - Bir durumdan öteki duruma geçiş.

ÖRTÜ Nedir?


1 . Örtmek için kullanılan şey, vualet: "Hekim, hastanın üstündeki örtüyü açtı."- M. Ş. Esendal.
2 . Yapılarda çatı, dam.

ÖRTÜLÜ Nedir?


1 . Örtüsü olan: "Orta yaşlı, başı örtülü bir kadın yanımda duruyor."- R. H. Karay.
2 . Örtülmüş, bir şey ile kaplanmış: "Yerler yemyeşil ve ıslak bir çimenle örtülü."- A. Haşim.
3 . mecaz Gizli, saklı.
4 . zarf, mecaz Açıklama yapmadan, belli belirsiz bir biçimde, müphem.

PARÇA Nedir?


1 . Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey: "Yolun bu parçası bozuk."- .
2 . Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime: "Alınacakları bir gece önceden küçük bir karton parçasına yazmıştır."- H. Taner.
3 . Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül: "On parçadan yapılmış bir oda takımı."- .
4 . Tane: "Üç parça elbiselik kumaş."- .
5 . Pasaj: "Hayatımın en acı ve tatlı saatleri bunun başında geçti, eserimin en güzel parçalarını onun kenarında yazdım."- R. N. Güntekin.
6 . Müzik eseri.
7 . Benzeri, bir örneği: "Ay parçası, elmas parçası."- .
8 . mecaz Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz: "Bir çoban parçasısın, olmasa bile koyun / Daima eğeceksin başkalarına boyun."- K. Kamu.
9 . argo Güzel, alımlı kız veya kadın.

SEVİ Nedir?

Aşk: "Ben gelmedim dava için / Benim işim sevi için."- Yunus Emre.

TAVA Nedir?


1 . Yağ kızdırma, yiyecek kızartma vb. işlere yarayan, uzun saplı yayvan kap.
2 . Bu kapta pişmiş yemek: "Balık tavası. Ciğer tavası."- .
3 . madencilik Maden eritilen saplı pota: "Kurşun tavası."- .
4 . Kireç karıştırılan tekne.
5 . Deniz veya göllerde suların geri çekilmesiyle kuruyan bölüm.
6 . denizcilik Gemilerde borda iskelesinin alt başındaki sahanlık.
7 . Fide yetiştirmek için ayrılmış toprak bölümü.

TAVAN Nedir?


1 . Bir yapının, kapalı bir yerin üst bölümünü oluşturan düz ve yatay yüzey, taban karşıtı: "Başını kaldırdı, dumanı otobüsün tavanına üfledi."- H. Taner.
2 . mecaz Bir şeyi değerlendirmede kabul edilen en yüksek seviye veya fiyat: "Yükseköğrenim görmüş bir devlet memurunun tavanı birinci derecenin dördüncü basamağıdır."- .
3 . halk ağzında Çatı kiremidi.

UÇUK Nedir?


1 . Uçmuş, soluk: "Parasızın yürüyüşü sürtük, gözleri süzük, rengi uçuk, sesi bozuktur."- R. H. Karay.
2 . Açık (renk): "Uçuk siyah renkli çarşaf pelerinin önü açık..."- P. Safa.
3 . Hafif, belirsiz: "Ruhsar Hanım uçuk bir gülümsemeyle kapıya süzüldü gitti, birkaç saat içinde birkaç yıl daha yaşlanıvermiş kadıncağız."- A. İlhan.
4 . Deli dolu.

YAHUT Nedir?


1 . Veya, ya da: "Artık bunları rüyanızda yahut romanlarda görebilirsiniz."- Ö. Seyfettin.
2 . Bir düşünceden cayıldığında "daha doğrusu, iyisi" anlamlarında kullanılan bir söz.

YEKPARE Nedir?


1 . Bir parçadan oluşan, tek parça, bütün: "Pencerelerin karşı duvarı yerden tavana kadar yekpare aynayla örtülüydü."- C. Uçuk.
2 . zarf Tek parça olarak, bütün olarak: "Tarih, yekpare görülecek, topyekûn sevilecek yahut da nefret edilecek bir şey değildir."- Y. K. Beyatlı.

ZARF Nedir?


1 . Kap, kılıf, sarma.
2 . İçine mektup veya başka kâğıtlar konulan kâğıttan kese: "Bir sabah kahvaltımı yaparken bana gösterişli bir zarf getirdiler."- A. Haşim.
3 . İçine fincan veya bardak oturtulan metal kap: "Kenarları ezik bir çift altın kahve fincanı zarfını elinde evirir çevirirdi."- R. Enis.
4 . dil bilgisi Bir fiilin, bir sıfatın veya bir zarfın anlamını zaman, yer, ölçü, nitelik, soru kavramları bakımından etkileyen kelime, belirteç: Az yaşamıştı. Geç kalınca utandı gibi.

A E E K P R Y Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

7 Harfli Kelimeler

Yekpare,

5 Harfli Kelimeler

Akrep, Karye, Parke, Peyke,

4 Harfli Kelimeler

Apre, Eper, Epey, Erek, Erke, Eyer, Kare, Kere, Krep, Pare, Park, Paye, Peyk, Reye, Yeke,

3 Harfli Kelimeler

Ark, Arp, Eke, Epe, Erk, Kap, Kar, Kay, Kep, Ker, Pak, Pay, Pek, Pey, Rap, Ray, Rey, Yak, Yar, Yek, Yer,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Ar, Ay, Ek, Er, Ey, Ke, Pe, Ra, Re, Ya, Ye,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.