YAPINTI (TDK)


1 . Gerçekle çeliştiğini, gerçekliğe uymadığını bile bile tasarlanan şey, hayal gücüyle yaratılmış olan şey, tasni: "... hayalinin bir yapıntısı değil de gerçeğin ta kendisiymiş gibi heyecanlanarak, coşarak bu kaybedilmiş cennete ağıtlar yazıyordu."- A. Ş. Hisar.
2 . Bilgi kuramında ve ontolojide gerçeğe uymayan ancak belirli bir kuramsal veya pratik amaç için kullanılması sakıncasız olan tasarım, tasni.

Yapıntı kelimesi baş harfi Y son harfi I olan bir kelime. Başında Y sonunda I olan kelimenin birinci harfi Y , ikinci harfi A , üçüncü harfi P , dördüncü harfi I , beşinci harfi N , altıncı harfi T , yedinci harfi I . Başı Y sonu I olan 7 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AĞIT Nedir?


1 . Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getirerek ağlama biçimi.
2 . Gelin olan bir kızın arkasından niteliklerini sayıp dökerek ağlama.
3 . edebiyat Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye: "Rahman'ın sazı susmuş, okuduğu ağıt bitmiştir."- Y. K. Karaosmanoğlu.

AMAÇ Nedir?


1 . Ulaşmak istenilen sonuç, maksat: "Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz."- Anayasa.
2 . Gaye: "Kuruluş amaç ve şartlarını kaybeden yahut kanunun öngördüğü yükümlülükleri yerine getirmeyen dernekler, kendiliğinden dağılmış sayılır."- Anayasa.
3 . Hedef: "Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı maliye politikasının sosyal amacıdır."- Anayasa.
4 . Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı görev, misyon.

ANCAK Nedir?


1 . "Yalnızca" anlamında, sınırlama anlatan bir söz: "Hasan, bu sefer kendisine ancak seyyar tuluatçıların arasında bir yer bulabildi."- O. C. Kaygılı.
2 . "Olsa olsa, en çok, daha çok, güçlükle" anlamlarında, bir şeyin daha çoğunun, ilerisinin olmadığını gösteren bir söz.
3 . En erken: "Sinema ancak saat yarımda bitmişti."- P. Safa.
4 . bağlaç "Lakin, ama, yalnız" sözleri gibi bir düşünceye karşıt ikinci bir düşünceyi anlatan bir söz: "Bu büyüklük değil ancak mertçe bir davranıştır."- N. Araz.

BELİRLİ Nedir?

Açık ve kesin olarak sınırlanmış veya kararlaştırılmış olan, muayyen: "Öteki arkadaşımız da belirli saatte nöbetinin başında olacaktı."- E. Bener.

BİLE Nedir?


1 . Da, de, dahi: "Bir damlası bile deniz hakkında bize ilmî bir fikir vermeye yetişir."- R. H. Karay.
2 . zarf, eskimiş Birlikte.
3 . zarf Üstelik: "Konuşmadılar bile."- .

BİLGİ Nedir?


1 . İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat.
2 . Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf: "Babası, önce ona, Mazlume ve ailesi hakkında birçok bilgi vermişti."- H. E. Adıvar.
3 . İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf.
4 . felsefe Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler.
5 . Bilim: "Doğa bilgisi."- .
6 . bilişim Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam.

CENNET Nedir?


1 - Din inanışına göre, iyilik yapanla-rın, günahsızların, öldükten sonra sonsuz bir gönence kavuşacakları yer, uçmak (II).
2 - Çok güzel yer.

DEĞİL Nedir?

Cümle içinde art arda kullanılan iki veya daha çok özneyi, tümleci, yüklemi, aralarından bazılarına olumsuzluk kavramı vererek birbirine bağlayan veya yüklemin olumsuz çekimini sağlayan kelime: "Bu direniş çetin değil, haşin değil, yürek burkucuydu."- T. Buğra.

GERÇEK Nedir?


1 . Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat.
2 . Gerçeklik: "Her hâlde o gün imparatorluğun ölümü apaçık bir gerçekti."- H. E. Adıvar.
3 . Doğruluk: "Bu laflarda gerçek payı ne kadar çoksa duygu payı da ondan az değildir."- B. Felek.
4 . sıfat Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, hakiki, reel: "Kâğıt paranın saymaca değeri varsa da gerçek değeri yoktur."- .
5 . sıfat Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici: "Gerçek elmas. Gerçek hikâye."- .
6 . sıfat Temel, başlıca, asıl: "Bir kişinin ahlaklı olması için, o benim dediğim gerçek ahlaka erişebilmesi için bir iç âlemi olmalıdır."- N. Ataç.
7 . sıfat Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan: "Bu peyzajdaki çiçekler son derece gerçek."- .
8 . sıfat Yapay olmayan.
9 . sıfat, felsefe Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan.

GERÇEKLİ Nedir?

Gerçeklenmiş, gerçek olduğu anlaşılmış, muhakkak.

GİBİ Nedir?


1 . ...-e benzer: "İn cin, uyanmadan denizin üstü boş gibidir."- H. Taner.
2 . zarf O anda, tam o sırada, hemen arkasından: "Haberi aldığı gibi yola çıktı."- .
3 . zarf İmişçesine, benzer biçimde: "Bu sade dekor, ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmiştir."- O. S. Orhon.
4 . zarf ...-e yakışır biçimde: "İnsan gibi davrandı."- .

GÜCÜ Nedir?

Bez tezgâhında ipliği ayarlayan tezgâh tarağı.

HAYA Nedir?

Erbezi torbası, yumurta, °testis.

HAYA Nedir?

Ut, utanç, utanma, sıkılma.

HAYAL Nedir?


1 - Zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey, düş, imge, hülya.
2 - Bir kimse ya da bir şeyin bellekte kalan görüntüsü.
3 - Gerçeklikten uzak tasarı.
4 - Görüntü.
5 - Belli belirsiz görülen şey, gölge.
6 - Imge.
7 - Aydınlatılan bir perde arkasında deri ya da kartondan yapılmış, hareket edebilen resimlere verilen ad ve bu resimlerle oynatılan oyun.

HAYALİ Nedir?


1 - Hayal niteliğinde ya da hayal ürünü olan, düşsel, imgesel.
2 - Gerçek olmayan.
3 - Karagöz oynatan kimse, hayalci, karagözcü.

HEYECAN Nedir?


1 . Sevinç, korku, kızgınlık, üzüntü, kıskançlık, sevgi vb. sebeplerle ortaya çıkan güçlü ve geçici duygu durumu: "Halk arasında da keder ve sevinç diye iki bariz heyecan olduğuna inanmıştı."- P. Safa.
2 . felsefe Coşku: "Halk heyecan içinde."- .

HİSAR Nedir?

Bir şehrin veya önemli bir yerin korunması için taştan yapılmış, yüksek duvarlı ve kuleli, çevresinde hendekler bulunan küçük kale, kermen, germen. hisar (II) isim, eskimiş, müzik Arapça §i¹¥r
1 . Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam.
2 . Klasik Türk müziğinde re diyez notası.

KENDİ Nedir?


1 . İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat.
2 . Kişiler üzerinde direnilerek durulduğunu anlatan bir söz: "Kendisi gelsin. Kendimiz görmeliyiz."- .
3 . Bir işte başkalarının etkisi bulunmadığını belirten bir söz: "Kendi yapacağı işi bırakır, âleme öğüt vermeye kalkar."- B. Felek.
4 . "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak o ve onlar yerine kullanılan bir söz: "Kendileri evde yoklar mı?"- .

KULLANILMA Nedir?

Kullanılmak işi.

KURA Nedir?


1 . İki veya daha çok aday arasında bir sıralama, bir ayırma yapılacağı zaman her birinde bir tek ad yazılı kâğıtları bir araya getirip karıştırdıktan sonra birini çekerek veya özel bir bilgisayar yazılımıyla adları belirleme, ad çekme: "Okulu bitirirken kurada Karaköse'yi çekince dağda taşta doya doya ata bineceği için seviniyordu."- N. Cumalı.
2 . Kime veya neye isabet edeceği önceden belli olmayan bir çekimle sonucu belirleme.

KURAM Nedir?


1 . Uygulamalardan bağımsız olarak ele alınan soyut bilgi.
2 . Belirli bir konudaki düşüncelerin, görüşlerin bütünü: "İnsanlar da görünen dünyanın bir parçası olarak bu kurama girerler."- H. Taner.
3 . Sistemli bir biçimde düzenlenmiş birçok olayı açıklayan ve bir bilime temel olan kurallar, yasalar bütünü, nazariye, teori: "Onun bir başka anlamı da bir düşüncenin, bir kuramın soyutça anlatılmasından doğar."- S. Birsel.

KURAMSAL Nedir?

Kuramla ilgili, kuram durumunda bulunan, kuram niteliğinde olan, nazari, teorik, uygulamalı karşıtı.

OLAN Nedir?


1 - olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
2 - ad tamlaması belirtileni durumunda bulunan bir addan sonra getirildiğinde o adın sıfatı değerinde bir birleşik oluşturur.

ONTOLOJİ Nedir?

Varlık bilimi.

PRATİK Nedir?


1 . Bir şeyi yapma yöntemi veya biçimi, teamül.
2 . Bir sanat ve bilim dalının ilkelerinin, kurallarının uygulanışı, kılgı, uygulama, tatbik, ameliye.
3 . sıfat Uygulamalı.
4 . sıfat Kolaylıkla uygulanabilir, kullanışlı: "Çok görmüş halk adamlarına mahsus pratik bir zekâsı vardı."- R. N. Güntekin.
5 . sıfat, mecaz Sorunlara kolay ve hızlı çözüm bulan.

SAKINCASIZ Nedir?

Sakınmayı gerektirmeyen, mahzursuz.

TASA Nedir?


1 . Üzüntülü düşünce durumu, kaygı, endişe, gam: "Gazeteleriniz sürüm tasasına kapıldılar mı hemen İstanbul'un nabzını tutarlar."- F. R. Atay.
2 . ruh bilimi Tatmin edici olmayan veya tedirgin eden durumların ortaya çıkmasını önleyebilmede, güvensizlik içinde bulunulduğunda duyulan tedirgin edici duygu.

TASAR Nedir?

Bir iş, bir düşünce sırasını, düzeyini gösteren resim, yazı, plan.

TASARI Nedir?


1 . Olması veya yapılması istenen bir şeyin zihinde aldığı biçim, proje: "Kafamdaki hayaller ve tasarılar epeyce açık saçık şeylerdi."- H. E. Adıvar.
2 . hukuk Hukuki bir işlemin, o işlemi yapmakla yetkili kurul veya organ önüne getirildiği andaki durumu, üstünde görüşme ve oylama yapılabilir durumdaki metin, layiha: "Bütçe Kanunu tasarısı üzerine yazdığım bir yazı."- Y. K. Karaosmanoğlu.

TASARIM Nedir?


1 . Zihinde canlandırılan biçim: "İmgeleme dayanan duyusal tasarımlar, şiirinin başlıca malzemesi."- S. Hilav.
2 . Bir sanat eserinin, yapının veya teknik ürünün ilk taslağı, desen, tasar çizim, dizayn: "Kentsel tasarım. Çevre tasarımı."- .
3 . Bir araştırma sürecinin çeşitli dönemlerinde izlenecek yol ve işlemleri tasarlayan çerçeve, tasar çizim, dizayn.
4 . felsefe Daha önce algılanmış olan bir nesne veya olayın bilinçte sonradan ortaya çıkan kopyası.

TASNİ Nedir?


1 - Yapma.
2 - Düzme, uydurma, yakıştırma.
3 - Yapıntı.

UYMA Nedir?

Uymak işi, intibak, riayet, tebaiyet, tevafuk: "Bu karşılaştıklarına uyma yeteneği, en çok kocasıyla ilişkilerinde görünüyordu."- N. Cumalı.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YAPI Nedir?


1 . Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina.
2 . Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon.
3 . Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme: "Kırıkkale yapısı bir tabanca."- .
4 . Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür: "Yapısı sağlam, güzel bir erkekti."- Y. Z. Ortaç.
5 . Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür: "Dil yapısı. Cümle yapısı."- .
6 . felsefe Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün.
7 . toplum bilimi Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.

YAPIN Nedir?

Aygıt ya da el ile yapılmış her şey.

YAPINTI Nedir?


1 . Gerçekle çeliştiğini, gerçekliğe uymadığını bile bile tasarlanan şey, hayal gücüyle yaratılmış olan şey, tasni: "... hayalinin bir yapıntısı değil de gerçeğin ta kendisiymiş gibi heyecanlanarak, coşarak bu kaybedilmiş cennete ağıtlar yazıyordu."- A. Ş. Hisar.
2 . Bilgi kuramında ve ontolojide gerçeğe uymayan ancak belirli bir kuramsal veya pratik amaç için kullanılması sakıncasız olan tasarım, tasni.

YARA Nedir?


1 . Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik: "Mendilimi bir çatkı şekline sokarak başıma, yaramın üzerine sardım."- R. H. Karay.
2 . Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık: "Geminin omurgasındaki yara."- .
3 . mecaz Dert, üzüntü, acı: "Bu yarayı deşmeyin."- .

YARATI Nedir?

Yaratım.

YAZI Nedir?


1 . Düşüncenin belli işaretlerle tespit edilmesi, yazma işi: "Türklerde yazının kullanılması eskidir."- .
2 . Alfabe: "Türk yazısı. Arap yazısı. Nota yazısı"- .
3 . Harfleri yazma biçimi: "İnci gibi bir yazı. Okunaklı yazı."- .
4 . Herhangi bir konuda yazılmış bilim, düşünce ve sanat ürünü: "İstiklal Harbi'nde millî duyguları aksettiren ümit ile dolu yazılarını hâlâ unutmadık."- O. S. Orhon.
5 . Anlam, sanat veya biçim bakımından yazılan şey, makale: "İlk yazı denemelerim için gazete bulmaya çalışıyorum."- F. R. Atay.
6 . Metal paraların üzerinde değeri yazılan yüzü.
7 . din b. (***) Yazgı.

A I I N P T Y Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

7 Harfli Kelimeler

Yapıntı,

5 Harfli Kelimeler

Tayın, Yanıt, Yapıt,

4 Harfli Kelimeler

Anıt, Ayın, Ayıp, Ayıt, Aynı, Tanı, Tapı, Tını, Tıpa, Yapı, Yatı,

3 Harfli Kelimeler

Anı, Ant, Ayı, Ayn, Pat, Pay, Pıt, Tan, Tay, Tın, Tıp, Yan, Yat,

2 Harfli Kelimeler

An, At, Ay, Ta, Ya,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.