YAPIŞTIRMAK (TDK)


1 . Yapışmasını sağlamak: "Mektuplarına kendi pullarını yapıştırırlar, kendi memurlarıyla sevk ederlerdi."- F. R. Atay.
2 . Yaklaştırmak, birbirine dayamak: "Telefonu iyice kulağına yapıştırıyor."- A. İlhan.
3 . mecaz Hızlı bir biçimde yazmak: "O, masanın üzerinden kaptığı cetvele üç tane sıfırı yapıştırmıştı."- Ö. Seyfettin.
4 . (-i), mecaz Gecikmeden karşılık vermek veya gerekeni yapmak: "Miralay Bey, realist bir asker görüşü ile teşhisi yapıştırır."- H. Taner.

Yapıştırmak kelimesi baş harfi Y son harfi K olan bir kelime. Başında Y sonunda K olan kelimenin birinci harfi Y , ikinci harfi A , üçüncü harfi P , dördüncü harfi I , beşinci harfi Ş , altıncı harfi T , yedinci harfi I , sekizinci harfi R , dokuzuncu harfi M , onuncu harfi A , onbirinci harfi K . Başı Y sonu K olan 11 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ASKER Nedir?


1 . Orduda görev yapan erden generale kadar herkes.
2 . Askerlik görevi veya ödevi: "Askere gitmek. Askerden dönmek."- .
3 . Er: "Dışarıda kolları kırmızı beyaz işaretli askerlerin taşıdığı boş sedyeler süratle uzaklaşıyor"- N. Hikmet.
4 . sıfat Topluluk düzenine saygısı olan, disiplinli: "Asker adam."- .
5 . sıfat Yurdun korunması yolunda iyi dövüşmesini başaran: "Asker millet."- .

BİÇİM Nedir?

Biçme işi: "Buğday biçim zamanı."- . biçim (II) isim
1 . Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkal: "İtalya elçiliği bugüne değin ilk biçimini korumuştur."- S. Birsel.
2 . Yakışık alan şekil, uygun şekil: "Söylediklerimden çok, söyleyiş biçimi etkili oluyor kalabalığın üstünde."- A. İlhan.
3 . Herhangi bir şeyin benzeri.
4 . Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.
5 . Tarz: "İngiliz biçimi ceketler, sıcak iklimler için yapılmış kısa pantolonlar."- F. R. Atay.
6 . bilişim Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format.
7 . bilişim Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.
8 . edebiyat Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil: "Gazel, mesnevi, rubai, sone birer şiir biçimidir."- .

BİRBİRİ Nedir?


1 - Karşılıklı olarak biri ötekini, öteki de onu.
2 - Biri diğerinin yanı sıra, ardından.

CETVEL Nedir?


1 . Doğru çizgileri çizmeye yarayan, dereceli veya derecesiz, tahtadan, plastikten, madenden yapılmış araç, çizgilik.
2 . Liste, çizelge: "O, masanın üzerinden kaptığı cetvele üç tane sıfırı yapıştırmıştı."- Ö. Seyfettin.

DAYAMAK Nedir?


1 . Yaslamak: "Sol kolunu yürürken hep kalçasına dayardı."- Ö. Seyfettin.
2 . Bir yerden, bir kimseden yararlanmak, güç almak: "Kürekleri iskeleye dayayarak bütün hızıyla itti."- S. F. Abasıyanık.
3 . Korkutmak için hızla, öfkeyle yaklaştırmak, uzatmak: "Mektubu gözüne dayadı. Bıçağı göğsüne dayadı."- .
4 . (-e) Varmak, ulaşmak.
5 . mecaz Kalitesiz, kötü veya çürük bir malı, gizlice iyi olanların arasına katıp müşteriye satmak.
6 . (-e), teklifsiz konuşmada Vakit geçirmeden, bekletmeden vermek: "Tezgâha giden garson, önüme koca bir kadeh rakı dayadı."- O. C. Kaygılı.
7 . (-i), halk ağzında Kapı veya pencereyi ardına kadar açmak.

EDER Nedir?

Fiyat, paha, değer: "Bu kitabın ederi ne kadar?"- .

GECİKME Nedir?

Gecikmek işi, teehhür, rötar: "Zaten gecikmemin sebebi evi aramak oldu."- P. Safa.

GEREK Nedir?


1 . İcap: "... millî güvenlik gereklerinin ihlal edilmesi ... hâlinde belirli bir toplantı ve gösteri yürüyüşünü yasaklayabilir."- Anayasa.
2 . sıfat Bir şeyin yapılabilmesi veya olabilmesi ona bağlı olan, lazım: "Mecnunlara Leyla gerek, bana seni gerek seni."- Yunus Emre.

GÖRÜ Nedir?


1 . Görme yetisi.
2 . Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret: "Buranın görüsü geniş."- .
3 . felsefe Dolaysız kavrama, birden kavrama.

GÖRÜŞ Nedir?


1 . Görme işi.
2 . Gözle bir şeyi algılama yetisi.
3 . Cezaevi ve hastanede yapılan ziyaret.
4 . mecaz Bir olay, varlık veya düşünce üzerinde varılan yargı, fikir.
5 . mecaz Benzerlerinden ayıran özellik, konsept.

HIZLI Nedir?


1 . Çabuk, seri, süratli: "Hızlı yürüyorlar ve birbirine hiçbir lakırtı söylemiyorlardı."- M. Ş. Esendal.
2 . zarf Güç kullanarak, şiddetle: "Hızlı vurmak."- .
3 . zarf Çabuk çabuk: "Hızlı konuşmak."- .
4 . mecaz Uçarı, çapkın, hovarda: "Doludizgin, bir bekârlığın tam tadını çıkaran, renkli, değişken, hızlı bir yaşam sürüyordum."- H. Taner.

İLHAN Nedir?


1 . İmparator.
2 . İran Moğollarında hükümdarın unvanı.

İYİCE Nedir?


1 . İyiye yakın: "İyice bir ev."- .
2 . zarf (iyi'ce) Çok, neredeyse tamamen: "Şapkası iyice yana yıkılmıştı."- Ç. Altan.
3 . zarf (iyi'ce) Gereği gibi: "Baltayı taşa mı vurduk, diyor, iyice görmemiş olacağım."- M. Ş. Esendal.

KARŞILIK Nedir?


1 . Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele: "Haykırışlarına etraftan karşılık gelmiyordu."- H. R. Gürpınar.
2 . Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz.
3 . Cevap, yanıt.
4 . Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel: "Bir buçuk aylığının karşılığı olan üç yüz lira hatırı sayılır bir para idi."- R. H. Karay.
5 . Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat.

KENDİ Nedir?


1 . İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat.
2 . Kişiler üzerinde direnilerek durulduğunu anlatan bir söz: "Kendisi gelsin. Kendimiz görmeliyiz."- .
3 . Bir işte başkalarının etkisi bulunmadığını belirten bir söz: "Kendi yapacağı işi bırakır, âleme öğüt vermeye kalkar."- B. Felek.
4 . "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak o ve onlar yerine kullanılan bir söz: "Kendileri evde yoklar mı?"- .

KULA Nedir?


1 . Gövdesi sarı veya kirli sarı renkte, yele, kuyruk ve bacağın alt kısmındaki kılların koyu renkte olduğu at donu.
2 . sıfat Bu renkte olan (at): "Yanında dizgini boynuna bırakılmış bir kula at vardı."- R. N. Güntekin. Kula özel, isim (ku'la) Manisa iline bağlı ilçelerden biri.

MASA Nedir?


1 - Bir destek üzerine oturtulmuş bir tabladan oluşan mobilya.
2 - Aynı masada oturanların tümü: Bizim masa sanatçıdan Rumeli türküleri istedi .
3 - Çeşitli amaçlarla kullanılan düz yüzeyli gereç.
4 - Belli konularla ilgili işlerin görüldüğü bölüm.
5 -
6 - İç içe geçme ayaklarıyla yüksekliği ayarlanabilen masa biçiminde atlama arası.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

MEMUR Nedir?


1 . Devlet hizmetinde aylıkla çalışan kimse, görevli: "Kasabaya gelen her yeni memur ilk olarak beni tanır."- T. Buğra.
2 . sıfat Yükümlü: "Sen de kaçmamasına dikkat edeceksin. Muhafazasına memursun."- R. H. Karay.

REALİST Nedir?

Gerçekçi.

SAĞLAM Nedir?


1 . Dayanıklı, kolay bozulmaz, yıkılmaz, stabil: "En sağlam sütunlar üstünde durduğu sanılan devir, bir karton kale gibi yıkılmıştı."- F. R. Atay.
2 . Zarar görmemiş, bozulmamış: "Bütün eşya sağlam."- .
3 . Sakatlık veya hastalığı bulunmayan, sağlıklı, sıhhatli: "Kendisi uzun boylu, sağlam, orta yaşlı bir adamdır; ama yıprandığını söylüyor."- M. Ş. Esendal.
4 . Güvenilir: "Sağlam iş. Sağlam para."- .
5 . Gerçek, inanılır bir temeli olan: "Böyle sağlam adı nereden bulacaksın."- M. Ş. Esendal.
6 . zarf, halk ağzında (sa'ğlam) Her hâlde, muhakkak: "Sağlam bu gece perilere karıştım gitti."- H. R. Gürpınar.

SAĞLAMA Nedir?


1 . Sağlamak işi: "Kimse siyasi ve kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz."- Anayasa.
2 . matematik Bir problemin çözümü veya bir hesabın doğruluğunu denetlemek için yapılan kontrol işlemi, mizan.

SAĞLAMAK Nedir?


1 . Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek: "Biz bu ihtiyara son günlerinde hiç aklından geçirmediği bir saadet sağladık."- H. Taner.
2 . Elde etmek, sahip olmak: "... o sevimli yavru hâliyle sağladığı sempatinin büyük bir kısmını yitirmişti."- Y. N. Nayır.
3 . matematik Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. sağlamak (II) (nsz) Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek.

SEVK Nedir?


1 - Gönderme, götürme.
2 - Sürükleme, itme.

SIFIR Nedir?


1 . Kendi başına değeri olmayan, ondalık sayı sisteminde sağına geldiği rakamı on kere büyüten işaret (0).
2 . mecaz Hiçbir değeri olmayan şey.
3 . sıfat, mecaz Olmayan, bulunmayan: "Sıfır makyaj."- .
4 . sıfat, mecaz Kötü, başarısız, verimsiz: "Sorma, su içsem kilo alıyorum, bütün rejimleri denedim, netice sıfır."- A. İlhan.
5 . sıfat, mecaz Yeni, kullanılmamış.

TANE Nedir?


1 . Herhangi bir sayıda olan, adet.
2 . Bazı bitkilerin tohumu: "Bu küllerin içinde, kavrulmuş buğday taneleri ... görüyorum."- M. Ş. Esendal.
3 . bitki bilimi Çekirdekli küçük meyve: "Üzüm tanesi. Nar tanesi."- .

TEŞHİS Nedir?


1 . Kim ve ne olduğunu anlama, tanıma, seçme.
2 . edebiyat Kişileştirme.
3 . tıp (***) Tanı: "Önceden koyduğu nice teşhislerin doğruluğu sonradan kaç defa sabit olmuş."- A. Ş. Hisar.

ÜZERİ Nedir?


1 . Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı: "Bunların üzerinden ustalıkla atlayarak gemiye doğru yürüdü."- S. F. Abasıyanık.
2 . Varlık, kimlik: "Bu sözler, Mebrure'nin üzerinde derin ve kuvvetli bir tesir bıraktı."- P. Safa.
3 . Bir şeyin görülen yanı, yüzü.
4 . Bir şeyin dış yüzü, yüzey.
5 . Giysi.
6 . Vücut, beden: "Gece sıcak olduğu için üzerine yalnız ince bir pike örtü örttük."- R. N. Güntekin.
7 . Artan, geriye kalan bölüm: "Alışverişin üzeri."- .
8 . Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz: "Sonra yine böyle durgun, yine sıcak, öğle üzerleri vardır, herkesin uykuya vardığı, araba seslerinin kesildiği, sokakların tenhalaştığı bomboş, çıplak öğle üzerleri."- R. H. Karay.

ÜZERİNDE Nedir?


1 . Üstünde: "Donanan minareler sanki yolun üzerinde yakılan meşalelerdir."- R. E. Ünaydın.
2 . ... ile ilgili, üzerine: "Hacı Ömer'in hatırı için gecelerce başımı soğuk su ile ıslatarak kitaplar üzerinde çalıştım."- R. N. Güntekin.

VERMEK Nedir?


1 - (Üzerinde ya da yakınında olan bir şeyi) Birisine eriştirmek, iletmek.
2 - Bırakmak ya da bağışlamak.
3 - Ondan bilmek °atfetmek.
4 - (Düşünce ya da bilgi anlatan şeyler için) Başkalarına iletmek, bildirmek.
5 - Döndürmek, çevirmek, yöneltmek.
6 - Herhangi bir duruma yol açmak.
7 - (Eğlenceli toplantı) Düzenlemek, konuk çağırıp ağırlamak.
8 - (Sanatçı) Topluluk önünde sanatını göstermek, °icra etmek.
9 - Satmak.
10 - Biriyle evlendirmek. 1
1 - (-i) Ödemek. 1
2 - Yaymak. 1
3 - Ürün üretmek. 1
4 - Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. 1
5 - Tümünü herhangi bir duruma sokmak. 1
6 - Sahip olmasını sağlamak. 1
7 - (Bir şey üzerinde) Etki yapmak, biçimini değiştirmek. 1
8 - Saptamak, tespit etmek. 1
9 - Kazandırmak, katmak.
20 - Ayırmak, harcamak. 2
1 - Dayamak. 2
2 - Kök ya da gövdeleri sonuna -e (-a) ulaç eki almış eylemsilerle tezlikbildirir. 2
3 - Dilek bildiren birleşik eylemler yapar.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YAKLAŞTIRMA Nedir?

Yaklaştırmak işi.

YAKLAŞTIRMAK Nedir?


1 . Bir şeyi kendine yakın duruma getirmek.
2 . İki şeyi birbirine yakın duruma getirmek: "Sandalyesini biraz yaklaştırmak ister gibi yaparak söze yeniden başladı."- M. Ş. Esendal.

YAPI Nedir?


1 . Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina.
2 . Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon.
3 . Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme: "Kırıkkale yapısı bir tabanca."- .
4 . Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür: "Yapısı sağlam, güzel bir erkekti."- Y. Z. Ortaç.
5 . Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür: "Dil yapısı. Cümle yapısı."- .
6 . felsefe Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün.
7 . toplum bilimi Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.

YAPIŞ Nedir?

Yapma işi.

YAPIŞMA Nedir?

Yapışmak işi.

YAPMA Nedir?


1 . Yapmak işi: "Ham ağaçları evcile çeviririm, aşı yapmayı bilirim, budamayı bilirim."- N. Araz.
2 . sıfat Doğadaki şeylere benzetilerek insan eliyle yapılmış, yapay, suni, sahici karşıtı: "Eliyle bahçenin dökme taştan yapma mağaralarından birini göstererek..."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . sıfat Yapmacık: "Fakat fazla içliliği erkekliğe yakıştıramadığından kendini her zaman yapma bir sertliğin arkasına gizlerdi."- H. Taner.

YAPMAK Nedir?


1 . Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek: "Her görevi ayrım gözetmeden aynı titizlikle yapmak başarının sırrıdır."- Ç. Altan.
2 . (nsz) Olmasına yol açmak: "Durgun sular sıtma yapar."- .
3 . (nsz) Yol almak.
4 . Onarmak, tamir etmek: "Bozulan saatimi saatçi yaptı."- .
5 . (nsz) Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek: "Ayrıca terbiye edeceğim, onu yaman bir polis köpeği yapacağım."- R. H. Karay.
6 . Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek: "Şu işi yapıver, diye yalvarmıştı da enişte engel olmuştu."- S. M. Alus.
7 . (nsz) Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek: "Elimi ağzına götürerek sus işareti yaptım."- R. H. Karay.
8 . Düzenli bir duruma getirmek: "Yatak yapmak. Yolu yaptılar."- .
9 . (nsz) Üretmek: "Ayakkabı yapmak."- .
10 . (nsz) Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak: "Koşu yapmak. Sarsıntı yapmak."- . 1
1 . Zarara yol açmak. 1
2 . Etkili olmak. 1
3 . (nsz) Salgılamak, çıkarmak: "Tükürük bezleri tükürük yapar."- . 1
4 . (-e) Dışkı çıkarmak: "Çocuk, altına yapmış."- . 1
5 . Gerçekleştirmek: "İlk ve ortaöğrenimini Anadolu'da yapmıştır."- Y. Z. Ortaç. 1
6 . Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek: "Ben adamı ne yaparım biliyor musun?"- . 1
7 . (-i, -e) Evlendirmek: "Bu kızı sana yapacağız."- . 1
8 . (yardımcı fiil) Bir durum yaratmak: "Fırının harlı ateşi yanaklarını pembe pembe yapmıştı."- N. Araz. 1
9 . (yardımcı fiil) Edinmek, sahip olmak: "Servet yapmak. Altın yapmak."- .
20 . (yardımcı fiil) Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek: "Onu da Üsküdar'daki ambar memuru yapmak suretiyle daireden uzaklaştırdı."- H. Taner. 2
1 . (nsz) Davranmak, hareket etmek: "İyi yapmıyorsunuz, çocuğu çok azarlıyorsunuz. Uyumuş gibi yapmak."- . 2
2 . (nsz) Olmak: "Bu kış çok soğuk yaptı."- .

YAPMAK Nedir?


1 - Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek.
2 - Olmasına yol açmak.
3 - Bir işle uğraşmak, °meşgul olmak.
4 - Onarmak, °tamir etmek.
5 - (Birincisi -i'li, ikincisi eksiz olarak aynı nesne, iki kez yinelendiğinde)Gerçek nitetiğini vermek.
6 - Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak.
7 - Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği eyleme dönüştürmek, yaratmak, gerçekleştirmek.
8 - Düzenli bir duruma getirmek.
9 - Üretmek.
10 - Bir devinime başlamak ya da bir devinimle uğraşmak. 1
1 - Zarara yol açmak. 1
2 - Etkili olmak. 1
3 - Salgılamak, çıkarmak. 1
4 - Dışkı çıkarmak. 1
5 - Gerçekleştirmek. 1
6 - (Tehdityollu) Birini herhangi bir duruma düşürmek. 1
7 - Evlendirmek. 1
8 - (Ad soylu bir sözcükle birlikte) Bir durum yaratmak. 1
9 - Edinmek, iyesi olmak.
20 - Bir kimseye bir meslek kazandırmak; yetiştirmek. 2
1 - Davranmak, hareket etmek. 2
2 - Olmak. 2
3 - Sağlamak. 2
4 - Yol almak.

YAZMA Nedir?


1 . Yazmak işi, tahrir: "Yazmanın çok enstantane bir düşünce olduğunu biliyorum."- S. F. Abasıyanık.
2 . Basım tekniğinin gelişmediği dönemlerde elle yazılmış kitap.
3 . halk ağzında Kaba kulak hastalığı.

YAZMAK Nedir?


1 . Söz ve düşünceyi özel işaret veya harflerle anlatmak: "Büyük bir heyecan, bir haz içinde şu satırları yazıyorum."- Ö. Seyfettin.
2 . Yazı ile anlatmak, yazıya dökmek: "Adresini bilmiyorum ki yazayım."- .
3 . (-de) Yazar olarak görev yapmak.
4 . (nsz) Yazı ile bildirmek, haber vermek: "Mağlubiyet Almanya'yı karıştırmış, gazeteler yazıyor."- A. İlhan.
5 . Bir bilim veya edebiyat eseri oluşturmak.
6 . Sayaç vb. sayılarla niceliği belirtmek.
7 . Kaydetmek: "Çocuğu okula yazdılar."- .
8 . Bir göreve almak: "O delikanlıyı polis yazmışlar."- .
9 . (nsz), mecaz İnsanın geleceğini belirlemek: "Yazan böyle yazmış."- .
10 . halk ağzında Gelinin yüzünü süslemek: "Kalem alıp kaşın gözün yazmalı."- Halk türküsü.

YAZMAK Nedir?


1 - Sözü, düşünceyi özel im ya da harflerle anlatmak.
2 - Yazı ile anlatmak, yazıya dökmek.
3 - Yazar olarak görev yapmak.
4 - Yazı ile bildirmek, haber vermek.
5 - Bir bilim ya da yazın yapıtı oluşturmak.
6 - (Sayaç vb.) Sayılarla niceliği belirtmek.
7 - Kayıt etmek; bir göreve almak.
8 - Yaymak, sermek.
9 - Gelinin yüzünü süslemek.
10 - (Doğaüstü güçler) İnsanın geleceğini belirlemek.

A A I I K M P R T Y Ş Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

11 Harfli Kelimeler

Yapıştırmak,

10 Harfli Kelimeler

Apıştırmak, Kapıştırma, Yakıştırma, Yapıştırma,

9 Harfli Kelimeler

Apıştırma, Yaptırmak, Yıpratmak,

8 Harfli Kelimeler

Aşırtmak, Aştırmak, Ayırtmak, Ayrışmak, Aytışmak, Kaptırma, Kayırtma, Kaytarış, Kıprayış, Kırpışma, Taşırmak, Yaktırma, Yapışmak, Yaptırım, Yaptırma, Yarışmak, Yatırmak, Yatışmak, Yıktırma, Yıpramak, Yıpratma,

7 Harfli Kelimeler

Aktarım, Aktarış, Apışmak, Arıtmak, Aşırmak, Aşırtma, Aştırma, Atışmak, Ayartış, Ayırmak, Ayırtma, Ayrışık, Ayrışım, Ayrışma, Aytışma, Işıtmak, Kapatış, Kapışma, Karışım, Karışma, Katışma, Kayırış, Kayırma, Kayıtım, Kayıtma, Kıprama, Kırışma, Kırıtma, Kıyışma, Şakırtı, Şapırtı, Şımarık, Takışma, Tarayış, Taşımak, Taşırma, Tıkışma, Yakarış, Yakışma, Yapışak,

6 Harfli Kelimeler

Akışma, Akıtış, Akıtma, Apayrı, Apışak, Apışık, Apışma, Aratış, Arayış, Arıtım, Arıtış, Arıtma, Artmak, Aşırma, Aşırtı, Atışma, Ayartı, Ayıkma, Ayırış, Ayırma, Ayırtı, Aykırı, Iramak, Irktaş, Işımak, Işıtma, Karıma, Karşıt, Kaşıma, Kayşat, Kıraat, Kırpma, Maşrık, Matkap, Matrak, Maytap, Parmak, Paytak, Pıtrak, Şakıma,

5 Harfli Kelimeler

Karat, Akşam, Aktar, Aktaş, Arkıt, Artık, Artım, Artış, Artma, Aşırı, Aşmak, Atmak, Atmık, Aymak, Ayrık, Ayrım, Ayrıt, Irama, Irmak, Işıma, Iştır, Kamış, Kapış, Kapma, Karış, Karma, Karşı, Kaşar, Katar, Katım, Katır, Katma, Kayar, Kayıp, Kayır, Kayış, Kayıt, Kayma, Kayra, Kayşa,

4 Harfli Kelimeler

Akar, Akım, Akış, Akma, Apak, Apaş, Apış, Arak, Arap, Arık, Arış, Arka, Arma, Arpa, Artı, Arya, Aşar, Aşık, Aşım, Aşıt, Aşma, Atak, Ataş, Atık, Atım, Atış, Atkı, Atma, Ayak, Ayar, Ayaş, Ayık, Ayıp, Ayıt, Ayma, Ayrı, Irak, Irıp, Işık, Işkı,

3 Harfli Kelimeler

Aka, Akı, Ama, Ara, Arı, Ark, Arp, Arş, Art, Aşı, Aşk, Ata, Aya, Ayı, Ira, Irk, Kam, Kap, Kar, Kaş, Kat, Kay, Kır, Kış, Kıt, Maş, Mat, Pak, Pat, Pay, Pır, Pıt, Ram, Rap, Ray, Şak, Şap, Şat, Şık, Şıp,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Am, Ar, Aş, At, Ay, Ra, Ta, Ya,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.