YALITKAN (TDK)


1 . Elektrik iletkenliği sıfır veya çok zayıf olan (cisim veya madde), izolatör, iletken karşıtı.
2 . isim Herhangi bir değmeyi, sürtünmeyi önlemek için elektrik iletkenlerini saran, koruyan porselen, kauçuk vb. madde.

Yalıtkan kelimesi baş harfi Y son harfi N olan bir kelime. Başında Y sonunda N olan kelimenin birinci harfi Y , ikinci harfi A , üçüncü harfi L , dördüncü harfi I , beşinci harfi T , altıncı harfi K , yedinci harfi A , sekizinci harfi N . Başı Y sonu N olan 8 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

DEĞME Nedir?

Değmek işi, temas. değme (II) sıfat (de'ğme)
1 . Her, herhangi bir, gelişigüzel, rastgele: "Deli gönül değme çaydan bulanmaz / Coşarsa dalgası kendinden olur."- Âşık Veysel.
2 . Seçkin, seçme.

ELEK Nedir?

Taneli veya un gibi toz durumunda olan şeyleri yabancı maddelerden ayıklamak veya incesini kabasından ayırmak için kullanılan, tahta bir kasnak ve tek tarafa gerilmiş, gözenekli tel, kıl, bez vb.nden oluşan araç: "Evden bir elek getirilecek, eleğin kenarına bir sopa konup kaldırılacak."- S. F. Abasıyanık.

ELEKTRİK Nedir?


1 . Maddenin elektron, pozitron, proton vb. parçacıklarının hareketleriyle ortaya çıkan enerji türü.
2 . Bu enerjinin gündelik hayatta kullanılan biçimi.
3 . Bu enerjiden elde edilen aydınlanma.
4 . Fiziğin, bu enerji ile oluşan olaylarını inceleyen kolu.
5 . mecaz Çarpıcılık, cazibe, canlılık: "Ufak tefek ama şimdiden elektriği öbürkülerden başka, yırtıkça bir kız var içlerinde."- H. Taner.

HERHANGİ Nedir?

Belli olmayan, özellikleri iyice bilinmeyen, rastgele.

İLETKEN Nedir?


1 . Akım, ısı, ses vb.ni geçiren (madde), nâkil, yalıtkan karşıtı.
2 . Elektrik akımı, ısı, gaz vb.ni bir yerden başka bir yere aktaran (madde, şey).

İSİM Nedir?


1 - Ad.
2 - Kişi, insan.

İZOLATÖR Nedir?

Yalıtkan.

KARŞI Nedir?


1 . Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi: "Karşımdaki kitap rafında eserlerim sırayla duruyor."- H. E. Adıvar.
2 . Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı: "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik."- R. H. Karay.
3 . Ön, kat, huzur: "İkisi birden müdürün karşısına çıkarlar."- Y. Z. Ortaç.
4 . sıfat Bulunan yere göre önde, ileride olan: "Karşı evin kızları. Karşı mahalle."- .
5 . sıfat Karşıt, zıt, muhalif: "Karşı parti. Karşı takım."- .
6 . zarf Yüzünü bir şeye doğru çevirerek: "Bahçeye karşı oturmak."- .
7 . zarf Karşılık olarak, mukabil: "Bir ölüm haberine karşı ben, içimde bin ezinti, bin çöküntü duydum."- A. Ş. Hisar.
8 . zarf İçin, hakkında: "Edebiyata karşı ilk alaka sizde nasıl ve ne zaman başladı?"- S. F. Abasıyanık.
9 . zarf -e doğru: "Bir sabaha karşı yine çakal sesleriyle uyanmıştım."- S. F. Abasıyanık.

KARŞIT Nedir?

Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, °zıt, °kontrast.

KAUÇUK Nedir?


1 . Gövdesi odunsu, öz suyu yapışkan, süt kıvamında, yaprakları oval biçimli, parlak ve kalın, sıcak ülke bitkisi, lastik ağacı (Ficus elastica).
2 . Amerika, Asya ve Afrika'nın çeşitli ağaçlarından, özellikle lastik ağacından veya bazı petrol artıklarının birleşiminden elde edilen, dayanıklı ve esnek madde.
3 . sıfat Bu maddeden yapılmış: "Kış ortasında hâlâ kauçuk altlı bez ayakkabılar vardı ayağında."- N. Cumalı.

KORU Nedir?

Bakımlı küçük orman: "Arkamda çam korularının parça parça neftîleştirdiği yeşil bir dağ."- R. H. Karay.

MADDE Nedir?


1 . Duyularla algılanabilen nesne.
2 . Bir cismi oluşturan öge, öz: "Cam yapmak için silisli maddeler kullanılır."- .
3 . Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm: "Kanun tatbikatında merhamet bilmez. Suçları maddeleriyle ölçer. Hükmünü verir, çarpar."- H. R. Gürpınar.
4 . Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri: "Bir uzmanla buluşacağı zaman ansiklopediyi açar, o konuyla ilgili maddeyi okur."- S. Birsel.
5 . Para, mal vb. ile ilgili şey: "Maddeye önem vermek."- .
6 . Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım.
7 . fizik Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek.
8 . kimya Molekül.

OLAN Nedir?


1 - olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
2 - ad tamlaması belirtileni durumunda bulunan bir addan sonra getirildiğinde o adın sıfatı değerinde bir birleşik oluşturur.

ÖNLEMEK Nedir?


1 . Bir şeyin olmasına veya yapılmasına engel olmak: "Her an bu tempoyu duymamı kim, nasıl önleyecek?"- H. Taner.
2 . Ortaya çıkan veya çıkacağı düşünülen bir tehlikeyi durdurmak, önüne geçmek: "Yakın felaketi önlemek için esaslı tedbir almak güçtür."- F. R. Atay.

PORSELEN Nedir?


1 . Kaolinden yapılma, beyaz, sert ve yarı saydam çömlek hamuru.
2 . sıfat Bu hamurdan yapılmış (tabak vb.): "Maroken bir koltuğa uzanmış, beyaz porselenden bir pipoyu içiyordu."- Ö. Seyfettin.

SARA Nedir?

Zaman zaman kendini kaybederek olduğu yere düşme, vücutta şiddetli çırpınmalar ve ağız köpürmesi ile ortaya çıkan bir sinir hastalığı, tutarık, tutarak, tutarga, yilbik, epilepsi.

SIFIR Nedir?


1 . Kendi başına değeri olmayan, ondalık sayı sisteminde sağına geldiği rakamı on kere büyüten işaret (0).
2 . mecaz Hiçbir değeri olmayan şey.
3 . sıfat, mecaz Olmayan, bulunmayan: "Sıfır makyaj."- .
4 . sıfat, mecaz Kötü, başarısız, verimsiz: "Sorma, su içsem kilo alıyorum, bütün rejimleri denedim, netice sıfır."- A. İlhan.
5 . sıfat, mecaz Yeni, kullanılmamış.

SÜRTÜNME Nedir?


1 . Sürtünmek işi: "Bir ayağın yerlere sürtünmesinden çıkan, silik ve belirsiz sesi işitti."- P. Safa.
2 . fizik Yüzeyleri birbirinin üstüne gelerek biri veya her ikisi ötekine göre ters doğrultuda kayan iki cismin durumu, delk: "Sürtünme, kinetik enerjinin bir bölümünü ısıl enerjiye çevirdiğinden motorun verimini azaltır."- .

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

ZAYIF Nedir?


1 . Eti, yağı az olan, sıska, cılız, arık (insan veya hayvan): "Uzun boylu, zayıf, ellilik bir hanım."- S. M. Alus.
2 . Görevini yapacak yeterli gücü olmayan: "Zayıf bir ordu. Gözleri zayıf."- .
3 . mecaz Sağlamlığı, dayanıklılığı olmayan: "Zayıf bir yapı."- .
4 . mecaz Önemli, güvenilir olmayan: "Zayıf bir bilgi."- .
5 . mecaz Çok az: "Zayıf bir ihtimal."- .
6 . Enerjisi, etkisi, yoğunluğu az olan: "Radyoda uzak bir istasyonun zayıf sesini duydu. Zayıf ışık."- .
7 . isim Başarısızlığı gösteren not.
8 . mecaz Bilgi yönünden yeterli olmayan, yeteneksiz: "Zayıf bir öğretmen."- .
9 . mecaz Kişilik ve ruhsal yönden gereği kadar güçlü olmayan: "Zayıf ve uydurma bir âşık bu cevaba karşı perişan olurdu."- A. Gündüz.

A A I K L N T Y Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

8 Harfli Kelimeler

Kaytanlı, Yalıtkan,

7 Harfli Kelimeler

Aynalık, Kanatlı, Lakayıt, Nalayık, Tayalık, Yanaklı, Yataklı,

6 Harfli Kelimeler

Analık, Anlatı, Atalık, Ayaklı, Aynalı, Kaytan, Natıka, Talkın, Taylak, Yakalı, Yaltak, Yanlık, Yatkın,

5 Harfli Kelimeler

Aklan, Alkan, Altık, Altın, Alyan, Analı, Anlak, Anlık, Antlı, Aylak, Aylık, Itlak, Kalan, Kalay, Kalın, Kalıt, Kalya, Kanal, Kanat, Kanıt, Kanlı, Katlı, Kayan, Kayın, Kayıt, Kıtal, Layık, Takla, Talak, Talan, Tanık, Tayın, Yakın, Yakıt, Yalak, Yalan, Yalın, Yanak, Yanal, Yanık,

4 Harfli Kelimeler

Akıl, Akın, Aklı, Alan, Alay, Alık, Alın, Altı, Anal, Anık, Anıt, Anka, Atak, Atık, Atıl, Atkı, Atlı, Ayak, Ayal, Ayan, Ayık, Ayın, Ayıt, Ayla, Aylı, Ayna, Aynı, Kala, Kana, Kanı, Kant, Katı, Kaya, Kayı, Kına, Kıta, Kıya, Klan, Laka, Lata,

3 Harfli Kelimeler

Aka, Akı, Ala, Alt, Ana, Anı, Ant, Ata, Aya, Ayı, Ayn, Kal, Kan, Kat, Kay, Kıl, Kın, Kıt, Lak, Lan, Nal, Tak, Tal, Tan, Tay, Tık, Tın, Yak, Yal, Yan, Yat, Yıl,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Al, An, At, Ay, La, Ta, Ya,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.