YAKINLAŞMAK (TDK)


1 . Yakın bir duruma gelmek, yaklaşmak: "Yer çok aşağılarda kalmış, gök yakınlaşmış gibime gelirdi."- N. Cumalı.
2 . (-e), mecaz Aralarındaki ilgi, sevgi daha güçlü bir duruma gelmek: "Doktor Hikmet'i, onlara büsbütün yakınlaşmaktan, onlarla dilediği gibi haşir neşir olmaktan menediyordu."- Y. K. Karaosmanoğlu.

Yakınlaşmak kelimesi baş harfi Y son harfi K olan bir kelime. Başında Y sonunda K olan kelimenin birinci harfi Y , ikinci harfi A , üçüncü harfi K , dördüncü harfi I , beşinci harfi N , altıncı harfi L , yedinci harfi A , sekizinci harfi Ş , dokuzuncu harfi M , onuncu harfi A , onbirinci harfi K . Başı Y sonu K olan 11 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AŞAĞI Nedir?


1 . Bir şeyin alt bölümü, zir, yukarı karşıtı.
2 . Eğimli bir yerin daha alçak olan yeri.
3 . sıfat Bir yere göre daha alçak yerde bulunan: "Aşağı katı, sakin ve daha sıcak olduğu için seçtik."- A. Gündüz.
4 . sıfat Bayağı, adi.
5 . sıfat, mecaz Niteliği düşük, kötü: "Aşağı mal."- .
6 . sıfat, mecaz Daha küçük, daha az: "On sekiz yaşından aşağı olanlar giremez."- .
7 . sıfat, mecaz Değeri daha az.
8 . zarf Aşağıya, yere doğru: "Aşağı inmek."- .

BÜSBÜTÜN Nedir?

İyiden iyiye, iyice, tamamen, tamamıyla, temelli: "Seçim günleri yaklaştıkça iki komşu da propaganda faaliyetini büsbütün artırdılar."- H. Taner.

CUMA Nedir?


1 . Haftanın altıncı günü, perşembe ile cumartesi arasındaki gün.
2 . din b. (***) Cuma namazı.

DAHA Nedir?


1 . Şimdiye kadar, henüz: "Daha kimse gelmemiş. Daha bir saat olmadı."- .
2 . Var olana, elde bulunana ek olarak, olana katarak: "Bir kızım daha olsaydı, adını Meliha koyardım."- P. Safa.
3 . Kendisinden sonra üçüncü kişi iyelik eki alan bir sıfatla birlikte sözü edilen konuda en önemli durumu belirtmek için kullanılan bir söz: "Daha kötüsü treni de kaçırdık."- .
4 . Bundan başka, bunun dışında: "Daha çiçekleri de sulayacağım."- H. Taner.

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

GELİR Nedir?


1 . Bir kimseye veya topluluğa belli zamanlarda, belli yerlerden gelen para, varidat: "Saklanan bir gelir vardı ki aç, çıplak kalmıyorlardı."- M. Yesari.
2 . Bir ekonomik birimin belli bir süre içinde kazandırdığı aylık, kira vb. getiri, varidat, irat.

GELME Nedir?


1 . Gelmek işi.
2 . sıfat Gelmiş olan: "Avrupa'dan gelme bir televizyon."- .
3 . sıfat Yetişme: "İyi aileden gelme çocuk."- .
4 . fizik Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi.

GELMEK Nedir?


1 . Bir yere gitmek, ulaşmak, varmak: "Gurbetten gelmişim yorgunum, hancı."- B. S. Erdoğan.
2 . Geriye dönmek: "... adamı Ödemiş'ten aldım geldim, her masrafını çektim."- N. Cumalı.
3 . Oturmaya, ziyarete gitmek: "Dün akşam amcamlar bize geldi."- .
4 . İsabet etmek: "Kurşun ayağına geldi."- .
5 . Varmak, ulaşmak: "Derslerin artık sonuna geldik. Telgraf geldi."- .
6 . Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek: "Eski çağlardan birçok anıt çağımıza kadar gelmiştir."- .
7 . Ortaya çıkmak, doğmak.
8 . Belli bir süre dolmak: "Vakit kuşluğu aşmış, öğleye geliyordu."- N. Cumalı.
9 . Belli bir zamana ulaşmak.
10 . Kadar olmak: "Boyu ancak omzuna geliyor."- . 1
1 . Çıkmak, yönelmek: "Merak etme, ondan kimseye kötülük gelmez."- . 1
2 . İzlemek, takip etmek: "Çocuklar arkadan geliyordu."- . 1
3 . Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak: "Kahve Brezilya'dan geliyor."- . 1
4 . Katılmak, eklenmek: "Türkçede ekler kelimelerin sonuna gelir."- . 1
5 . Türemek. 1
6 . Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek: "Şimdi sözü burada kesip asıl konumuza gelelim."- . 1
7 . Sonuç çıkmak: "Bu davranışlardan ne gelir bilinmez."- . 1
8 . Dayanmak, tahammül etmek: "Birazcık üşütmeye gelmiyor, hemen hastalanıyor."- . 1
9 . Kendine yapılan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak: "Kadri o adamlardandır ki iyi davranmaya, yüz vermeye gelmez."- M. Ş. Esendal. "Bizim baştan savma işe gelmediğimizi bilirsin."- R. H. Karay.
20 . (-e) Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek: "Dediğime geldiniz mi?"- . 2
1 . Etkisini herhangi bir biçimde göstermek: "Buranın havası iyi geldi. Burası bana çok sıcak geldi."- . 2
2 . Kazanılmak, sağlanılmak: "Çiftlikten onlara ayda beş yüz milyon lira gelir."- . 2
3 . Uymak: "Bu ayakkabı sana küçük gelir."- . 2
4 . Olmak, -e uğramak: "Felç gelmek. Başımıza bir bela geldi."- . 2
5 . Akmak: "Burnundan kan geldi. Musluktan su gelmiyor."- . 2
6 . Düşmek, rast gelmek: "Buraya ışık gelmiyor."- . 2
7 . Görünmek, sanılmak: "Baygın da olsa yabancı bir kadını böyle kucağında tutmak ona pek ayıp bir şey gibi geldi."- H. Taner. 2
8 . (-e) Uygun düşmek: "Caddelerde oturmaya gelmez."- Ö. Seyfettin. 2
9 . (-e) Başlamak, ortaya çıkmak.
30 . Mal olmak: "Bu bardakların tanesi yüz liraya geldi."- . 3
1 . Biriyle birlikte gitmek: "Ben İstanbul'a gidiyorum, benimle gelir misiniz?"- . 3
2 . Başlamak, ulaşmak: "Saati gelince söylerim. Öyle bir zaman gelecek ki..."- . 3
3 . İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil: "Uykusu gelmek."- . 3
4 . (yardımcı fiil) Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur: "Alışageldiğimiz bir anlamı vardı."- . 3
5 . -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar: "Görmezlikten gelmek. İşitmezlikten gelmek."- . 3
6 . Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar: "Yola gelmek. Meydana gelmek. Hatıra gelmek. Akla gelmek."- . 3
7 . ...-dikçe, ...-esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil: "Baktıkça bakası gelmek. Yedikçe yiyesi gelmek."- . 3
8 . Herhangi bir sırada bulunmak: "Başta gelmek. Önde gelmek. Birinci gelmek."- .

GİBİ Nedir?


1 . ...-e benzer: "İn cin, uyanmadan denizin üstü boş gibidir."- H. Taner.
2 . zarf O anda, tam o sırada, hemen arkasından: "Haberi aldığı gibi yola çıktı."- .
3 . zarf İmişçesine, benzer biçimde: "Bu sade dekor, ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmiştir."- O. S. Orhon.
4 . zarf ...-e yakışır biçimde: "İnsan gibi davrandı."- .

GÜÇLÜ Nedir?


1 . Gücü olan, kuvvetli, yavuz: "Hele kendini güçlü hissederse tetik ol, basbayağı saldırganlaşır."- A. İlhan.
2 . Şiddeti çok olan.
3 . mecaz Etkisi, önemi büyük olan, sözü geçer, forslu.
4 . mecaz Nitelikleri ile etki yaratan, etkili: "Kitabında ne kadar güçlü ve üslup sahibi bir yazar olduğunu belgeler."- H. Taner.

HAŞİR Nedir?


1 - Toplanma, bir araya gelme.
2 - Kıyamet gününde ölüleri diriltip mahşere çıkarma.

HİKMET Nedir?


1 - Bilgelik.
2 - Felsefe.
3 - Neden, gizli neden.
4 - Tanrı'nın insanlarca anlaşılamayan amacı.
5 - Özlü söz, °vecize.
6 - Fizik.

İLGİ Nedir?


1 . İki şey arasında bulunan herhangi bir bağlılık, ilişki, alaka, taalluk.
2 . kimya Kimyasal şartlar eş veya birbirine çok yakın olduğunda ögelerin birbirleriyle birleşmede gösterdiği seçicilik.
3 . ruh bilimi Dikkati öncelikle belirli bir şey üzerinde toplama eğilimi.
4 . ruh bilimi Belirli bir olay veya etkinliğe yakınlık duyma, ondan hoşlanma ve ona öncelik tanıma.

KARA Nedir?

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak: "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..."- H. Taner.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

ONLAR Nedir?

Ondalık sayı sistemine göre yazılan bir tam sayıda sağdan sola doğru ikinci basamak. onlar (II) zamir O şahıs zamirinin çokluk biçimi.

SEVGİ Nedir?

İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu: "Sevgi ve dostluk şu dünyada o kadar az bulunan şeyler ki."- H. Taner.

YAKI Nedir?

Bazı hastalıkları tedavi etmek amacıyla bir bez üzerine yayılıp deri üzerine uygulanan, beden ısısıyla vücuda yapışan, koyuca lapa: "Hardal yakısı."- .

YAKIN Nedir?


1 - (Zamanda ve yerde) Az bir ara ile ayrılmış olan.
2 - Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan.
3 - Aralarında sıkı ilgi bulunan.
4 - Benzeyen, andıran.
5 - Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan.
6 - Uzak olmayan yer.
7 - Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost ya da akraba.
8 - Uzak olmayarak.

YAKINLAŞMA Nedir?

Yakınlaşmak işi: "Zenginliğe doğru kendimde bir yakınlaşma duyar, elmaslı, kürklü kadınlara sokulmak isterdim."- R. H. Karay.

YAKINLAŞMAK Nedir?


1 . Yakın bir duruma gelmek, yaklaşmak: "Yer çok aşağılarda kalmış, gök yakınlaşmış gibime gelirdi."- N. Cumalı.
2 . (-e), mecaz Aralarındaki ilgi, sevgi daha güçlü bir duruma gelmek: "Doktor Hikmet'i, onlara büsbütün yakınlaşmaktan, onlarla dilediği gibi haşir neşir olmaktan menediyordu."- Y. K. Karaosmanoğlu.

YAKLAŞMA Nedir?

Yaklaşmak işi, iktiran.

YAKLAŞMAK Nedir?


1 . Arada az bir aralık kalacak biçimde ilerlemek, aradaki uzaklığı azaltmak veya büsbütün ortadan kaldırmak için ileri gitmek: "Saat sekiz buçuğa yaklaşıyordu."- S. F. Abasıyanık.
2 . Benzemek, andırmak, uygun olmak.
3 . Bir konuyu, bir sorunu ele alarak değerlendirmek: "Gösteriye dayalı dallarla edebiyat arasındaki ayrıma ün kavramıyla yaklaşabiliriz."- T. Uyar.
4 . Yakınlaşmak: "Aydın vapuru geçmiş, Kınalı önlerine yaklaşıyor."- S. M. Alus.

A A A I K K L M N Y Ş Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

11 Harfli Kelimeler

Yakınlaşmak,

10 Harfli Kelimeler

Anıklaşmak, Ayıklanmak, Aynılaşmak, Kaşıklanma, Kıyaklaşma, Nakışlamak, Yakınlaşma, Yanaşılmak, Yankılamak, Yaşanılmak,

9 Harfli Kelimeler

Anıklamak, Anıklaşma, Anılaşmak, Aşılanmak, Ayaklanış, Ayıklamak, Ayıklanma, Ayılaşmak, Aynılaşma, Kanayaklı, Kaşıklama, Kaynaşmak, Kınalamak, Manyaklık, Nakışlama, Yakalanış, Yaklaşmak, Yamalanış, Yanaşılma, Yankılama, Yanşaklık, Yaşanılma, Yaşlanmak,

8 Harfli Kelimeler

Aklanmak, Aklaşmak, Akşamlık, Anıklama, Anılaşma, Anlaşmak, Aşılamak, Aşılanma, Ayıklama, Ayılaşma, Aylanmak, Kalınmak, Kalkınma, Kalkışma, Kanamalı, Kanlamak, Kaşanmak, Kaşınmak, Kaşlamak, Kaykılma, Kaymaklı, Kaynaklı, Kaynamak, Kaynaşık, Kaynaşlı, Kaynaşma, Kayşamak, Kınalama, Kınlamak, Kışlamak, Şaklamak, Şamanlık, Yakılmak, Yakınmak, Yakışmak, Yaklaşık, Yaklaşım, Yaklaşma, Yakmalık, Yalanmak,

7 Harfli Kelimeler

Akışkan, Akışmak, Akkışla, Aklamak, Aklanma, Aklaşma, Alınmak, Alışkan, Alışmak, Almanak, Almaşık, Anılmak, Anlamak, Anlaşık, Anlaşma, Anlayış, Anmalık, Aşamalı, Aşılama, Aşılmak, Aşınmak, Ayaklık, Ayıkmak, Ayılmak, Aylamak, Aylanma, Aynalık, Iklamak, Kakılma, Kakışma, Kakmalı, Kalınma, Kanamak, Kanayış, Kanıkma, Kanlama, Kaşanma, Kaşımak, Kaşınma, Kaşlama,

6 Harfli Kelimeler

Akışma, Aklama, Akyaka, Alanya, Alaşım, Alınma, Alışma, Amalık, Analık, Anamal, Anılma, Anlama, Aşılma, Aşınma, Ayaklı, Ayıkma, Ayılma, Aylama, Aynalı, Iklama, Kakıma, Kalkan, Kalkış, Kalkma, Kalmak, Kamalı, Kanama, Kanmak, Kanyak, Kaşıma, Kaymak, Kaynak, Kılmak, Kınama, Kışlak, Kıymak, Maaşlı, Manalı, Manyak, Maşala,

5 Harfli Kelimeler

Akala, Aklan, Aklık, Akmak, Akman, Akşam, Akşın, Alaka, Alkan, Alkım, Alkış, Almak, Alman, Almaş, Alyan, Analı, Anlak, Anlam, Anlık, Anmak, Aşama, Aşkın, Aşlık, Aşmak, Aylak, Aylık, Aymak, Kakım, Kakış, Kakma, Kalak, Kalan, Kalay, Kalık, Kalım, Kalın, Kalış, Kalma, Kalya, Kaman,

4 Harfli Kelimeler

Akak, Akıl, Akım, Akın, Akış, Aklı, Akma, Alan, Alay, Alık, Alım, Alın, Alış, Alma, Amal, Aman, Anal, Anam, Anık, Anka, Anma, Aşık, Aşım, Aşma, Ayak, Ayal, Ayan, Ayaş, Ayık, Ayın, Ayla, Aylı, Ayma, Ayna, Aynı, Kaka, Kala, Kama, Kana, Kanı,

3 Harfli Kelimeler

Aka, Akı, Ala, Ama, Ana, Anı, Aşı, Aşk, Aya, Ayı, Ayn, Kak, Kal, Kam, Kan, Kaş, Kay, Kıl, Kın, Kış, Lak, Lam, Lan, Mal, Maş, Nal, Nam, Şak, Şal, Şan, Şık, Yak, Yal, Yan, Yaş, Yıl,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Al, Am, An, Aş, Ay, La, Ya,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.