YAKIŞTIRMAK (TDK)


1 . Yakışacak bir duruma getirmek, uygun duruma koymak, yaraştırmak: "Yakışıklı, orta boylu, giydiğini kendisine yakıştırır, kendini saydırabilir bir adam."- M. Ş. Esendal.
2 . Uygun ve yerinde görmek, iyi karşılamak: "Ancak kızı o oğlana bir türlü yakıştıramadı."- T. Buğra.
3 . Uydurmak.
4 . mecaz Bir durum veya niteliği bir kimse için düşünmek, yormak.

Yakıştırmak kelimesi baş harfi Y son harfi K olan bir kelime. Başında Y sonunda K olan kelimenin birinci harfi Y , ikinci harfi A , üçüncü harfi K , dördüncü harfi I , beşinci harfi Ş , altıncı harfi T , yedinci harfi I , sekizinci harfi R , dokuzuncu harfi M , onuncu harfi A , onbirinci harfi K . Başı Y sonu K olan 11 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ADAM Nedir?


1 . İnsan.
2 . Erkek kişi, kadın karşıtı: "İyi bir adam isterse, babası da verirse varacak."- M. Ş. Esendal.
3 . Birinin yanında ve işinde bulunan kimse: "Kendisi gayet kibirli, öfkeli olduğu için hizmetçileri ve adamları korkarlar."- K. Tahir.
4 . Birinin yararlandığı, kullandığı kimse: "Hemen hepsi para çevrelerinin adamlarıydı."- C. Meriç.
5 . Birinin sözünü dinleyen, nazını çeken kimse, kayırıcı: "O benim adamımdır, hiçbir ricamı geri çevirmez."- .
6 . Görevli kimse: "Artık şunları toplatsak, dedi, kavasa söyleseniz de bir adam buluverse."- R. H. Karay.
7 . İyi huylu, güvenilir kimse: "Amcam, güngörmüş bir adamdı."- R. N. Güntekin.
8 . Bir alanda derin bilgisi olan kimse: "Bir sanatçının, bilim adamının düşünmek için bol zamana ihtiyacı vardır."- H. Taner.
9 . Bir alanı benimseyen kimse.
10 . ünlem Bir şeyin önemsenmediği anlatılmak istendiğinde kullanılan söz: "Adam, vazgeç!"- . 1
1 . halk ağzında Eş, koca.

BOYLU Nedir?


1 . Boyu olan.
2 . Boyu benzerlerinden uzun olan: "Sahneye birbirinden enli ve boylu dört taze birbiri ardınca girdi."- H. E. Adıvar.

BUĞRA Nedir?

Erkek deve, iki hörgüçlü deve, buğur.

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

DÜŞÜN Nedir?

Duyularla değil, zihinsel olarak tasarlanan, biçim verilen, canlandırılan nesne veya olay.

DÜŞÜNME Nedir?


1 . Düşünmek durumu, tefekkür: "Kimsesiz bir çocuk bulup evlat edinmeyi düşünmeye başlamıştım."- R. N. Güntekin.
2 . felsefe Duyum ve izlenimlerden, tasarımlardan ayrı olarak aklın bağımsız ve kendine özgü durumu.
3 . felsefe Karşılaştırmalar yapma, ayırma, birleştirme, bağlantıları ve biçimleri kavrama yetisi.

DÜŞÜNMEK Nedir?


1 . Aklından geçirmek, göz önüne getirmek: "Ezberi düşünmekten, söylediklerimizin anlamını düşünmezdik."- Ç. Altan.
2 . (-de) Bir sonuca varmak amacıyla bilgileri incelemek, karşılaştırmak ve aradaki ilgilerden yararlanarak düşünce üretmek, zihinsel yetiler oluşturmak, muhakeme etmek: "Türlü şiir anlayışları üzerinde düşünmüş, zaman zaman türlü şairleri sevmiştir."- O. V. Kanık.
3 . (nsz) Zihniyle arayıp bulmak: "Bu iş için ben bir çare düşündüm."- .
4 . Bir şeye karşı ilgili ve titiz davranmak: "Durmadan geziyorsun, biraz da derslerini düşün."- .
5 . Akıl etmek, ne olabileceğini önceden kestirmek: "Benim kayısılara müşteri çıkmam ihtimalini düşünmüştü."- R. N. Güntekin.
6 . Tasarlamak: "Yola çıkmayı düşünüyorum."- .
7 . (nsz) Tasalanmak, kaygılanmak: "Bu kadar düşünme, elbette bir çare bulunur."- .
8 . (nsz) Farz etmek.

ESEN Nedir?

Ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı, sıhhatli, salim.

GETİRMEK Nedir?


1 . Gelmesini sağlamak: "Dün bir deri bir kemik hâlinde eve getirip bırakmışlar."- R. N. Güntekin.
2 . (-de) Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak.
3 . (-i) Erişmek veya eriştiğini sanmak: "Baharı getirdik."- .
4 . (nsz) İleri sürmek: "Örnek getirmek."- .
5 . (nsz) Sebep olmak, ortaya çıkarmak: "Bu rüzgâr kar getirir."- .
6 . (-i) İletmek, bildirmek: "Bir zabit nefes nefese şu haberi getirdi."- O. S. Orhon.
7 . (nsz) Sağlamak: "Haftada bir cuma günleri işleyen küçük bir kahve ayda ne kadar gelir getirirse."- Ö. Seyfettin.
8 . Bir makama atamak veya seçmek.
9 . (yardımcı fiil) Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar: "Ateh getirmek. Nedamet getirmek."- .

GÖRME Nedir?

Görmek işi, rüyet.

GÖRMEK Nedir?


1 - Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek.
2 - Anlamak, kavramak, bilincine varmak, sezmek.
3 - Bir şeyi, bir yeri incelemek, gezmek.
4 - Yanına gidip konuşmak.
5 - Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek.
6 - Tıbben incelemek, muayene etmek.
7 - Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak; izlemek.
8 - Yapmak, etmek.
9 - Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak.
10 - Almak. 1
1 - Bir şeye erişmek. 1
2 - Çok değer vermek. 1
3 - Bir işleme uğramak. 1
4 - (Yer için) Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak. 1
5 - Ziyaret etmek. 1
6 - Bir kimseyle karşılaşmak, rastlaşmak. 1
7 - Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak. 1
8 - Sahne olmak, geçirmek. 1
9 - (Olumsuzu) Bir eylemin hiç yapılmadığını belirtir. 2
1 - Gezmek. 2
2 - Vermek. 2
3 - Karşı oyuncunun yapacağı vuruşu önceden kestirip ona göre durum almak.

KARŞI Nedir?


1 . Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi: "Karşımdaki kitap rafında eserlerim sırayla duruyor."- H. E. Adıvar.
2 . Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı: "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik."- R. H. Karay.
3 . Ön, kat, huzur: "İkisi birden müdürün karşısına çıkarlar."- Y. Z. Ortaç.
4 . sıfat Bulunan yere göre önde, ileride olan: "Karşı evin kızları. Karşı mahalle."- .
5 . sıfat Karşıt, zıt, muhalif: "Karşı parti. Karşı takım."- .
6 . zarf Yüzünü bir şeye doğru çevirerek: "Bahçeye karşı oturmak."- .
7 . zarf Karşılık olarak, mukabil: "Bir ölüm haberine karşı ben, içimde bin ezinti, bin çöküntü duydum."- A. Ş. Hisar.
8 . zarf İçin, hakkında: "Edebiyata karşı ilk alaka sizde nasıl ve ne zaman başladı?"- S. F. Abasıyanık.
9 . zarf -e doğru: "Bir sabaha karşı yine çakal sesleriyle uyanmıştım."- S. F. Abasıyanık.

KARŞILAMA Nedir?


1 . Karşılamak işi, istikbal.
2 . halk ağzında Trakya ve Marmara bölgesinde oynanan bir halk oyunu veya bu oyunun müziği.

KARŞILAMAK Nedir?


1 . Dışarıdan gelen bir kimseye karşılayıcı olarak çıkmak, istikbal etmek: "Belgrat, Türkiye Cumhuriyeti başvekilini karşılamaya hazırlamıştır."- F. R. Atay.
2 . Karşılık olmak, denk gelmek, tekabül etmek: "Herhâlde bu küçük bahçeyi kendi sebze ihtiyaçlarını karşılamak için yetiştirmişlerdi."- N. Cumalı.
3 . Söylenen, yapılan, bildirilen bir şeyi olumlu veya olumsuz bulmak: "Bu suçlamayı hiç üzerimize almadan karşılar ve hoş görürüz."- B. Felek.
4 . Önlemek, durdurmak: "Bu ilaç sıtmayı karşılar."- .
5 . spor Boksta karşı oyuncunun yumruklarını savmak.

KENDİ Nedir?


1 . İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat.
2 . Kişiler üzerinde direnilerek durulduğunu anlatan bir söz: "Kendisi gelsin. Kendimiz görmeliyiz."- .
3 . Bir işte başkalarının etkisi bulunmadığını belirten bir söz: "Kendi yapacağı işi bırakır, âleme öğüt vermeye kalkar."- B. Felek.
4 . "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak o ve onlar yerine kullanılan bir söz: "Kendileri evde yoklar mı?"- .

KİMSE Nedir?

Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi: "Kimsenin girdisi çıktısı, alacağı borcu ile uğraşmak istemiyordum."- N. Cumalı.

KOYMA Nedir?

Koymak işi.

KOYMAK Nedir?


1 - Bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek.
2 - Eklemek, katmak.
3 - (Bedeni) Bir yere yerleştirmek, dokunmak.
4 - (Bir kimseyi, hayvanı) Bir yere kapatmak.
5 - Bir kimseyi bir kimseye bırakmak, emanet etmek.
6 - Bırakmak, terk etmek.
7 - Bir kimseyi işe yerleştirmek, birine iş sağlamak.
8 - Bırakmak.
9 - (Para için) Biriktirmek; yatırmak.
10 - (İmza, tarih, adres) Yazmak. 1
1 - Uyulması gereken kuralları saptamak, ortaya çıkarmak. 1
2 - Etkilemek, dokunmak. 1
3 - (Bütçede) Bir şey ya da kimse için kullanmayı belirlemek, ayırmak. 1
4 - Pişmesi, ısınması için yemeği vb.'yi ocağın üzerine yerleştirmek. 1
5 - Bir kimseyi bir şey yerine koymak, onu öyle görmek.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

NİTE Nedir?

Nasıl, niçin.

NİTEL Nedir?

Nitelik bakımından, nitelikle ilgili, kalitatif.

OĞLAN Nedir?


1 . Erkek çocuk: "Biraz sonra oğlan da doğrulup kızın karşısına geçti."- O. C. Kaygılı.
2 . Yetişkin erkek: "Yakışıklı, erkek güzeli olmaya aday bir oğlandı."- T. Buğra.
3 . İskambil kâğıtlarında genç erkek resimli kâğıt, bacak, vale.
4 . Cinsel bakımdan erkeklerin zevkine hizmet eden sapık erkek.

ORTA Nedir?


1 . Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer: "Tam bağın ortasına geldikleri zaman düşman askerlerini gördüler."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre: "Yılın ortası. Haftanın ortası. Günün ortası. Kışın ortası."- .
3 . Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm: "Seccadesini ortasından kesip ikiye böldüler."- Ö. Seyfettin.
4 . Ne uzun ne kısa, midi.
5 . Ne büyük ne küçük, midi.
6 . İyi ile kötü arasındaki durum.
7 . Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece: "Orta ile geçti."- .
8 . Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri.
9 . sıfat Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen.
10 . sıfat Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan: "Hademe orta bölmeyi açmak üzere koştu."- R. H. Karay. 1
1 . sıfat İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. 1
2 . fizik Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. 1
3 . matematik Orantı. 1
4 . spor Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş: "Aut çizgisinden nefis bir orta..."- H. Taner. 1
5 . tarih Yeniçeri Ocağında tabur.

TÜRLÜ Nedir?


1 . Çok çeşitli özellikleri olan, çeşit çeşit, muhtelif.
2 . isim Çeşitli sebzelerle pişirilen yemek.

UYDU Nedir?


1 . Bir gezegenin çekiminde bulunarak onun çevresinde dolanan daha küçük gezegen, peyk: "Ay, yerin uydusudur."- .
2 . Türlü amaçlarla yerden fırlatılan ve genellikle kapalı bir yörünge çizerek yer çevresinde dolanan araç.
3 . sıfat, mecaz İşlerini ve davranışlarını daha güçlü birinin isteğine uyduran (devlet, kurum, kimse).

UYDURMA Nedir?


1 . Uydurmak işi.
2 . Gerçek olmayan, gerçekmiş gibi gösterilen haber, asparagas.
3 . sıfat Gerçek dışı, uydurulmuş olan, yalan, sahte, asılsız, düzme: "Atatürk'ün Osmanlıcayı Türkçeleştirmek hususundaki güzel arzusunu bugünkü 'uydurma dilcilik' gayretine alet etmişiz."- B. Felek.

UYDURMAK Nedir?


1 . Uymasını sağlamak: "Gözlerini kilidi sökülmüş ve büyümüş anahtar deliğine uydurdu."- P. Safa.
2 . (-i) Hayal gücünden yararlanarak gerçek dışı bir şey söylemek, yakıştırmak: "Terzinin kendi sözünü yanlış anlamış olduğu hikâyesini uydurmuş olmalıydı."- A. Ş. Hisar.
3 . (-i), teklifsiz konuşmada Elde etmek, sağlamak, bulmak.
4 . (-i), kaba konuşmada Cinsel birleşmede bulunmak, becermek.

UYGU Nedir?

İki şey arasındaki uygunluk ilkesi.

UYGUN Nedir?


1 . Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip: "Rıza Efendi'de yerine, zamanına ve konusuna uygun hikâyeler vardır."- T. Buğra.
2 . Elverişli, yarar, müsait, muvafık.
3 . mecaz Orantılı, oranlı.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YAKI Nedir?

Bazı hastalıkları tedavi etmek amacıyla bir bez üzerine yayılıp deri üzerine uygulanan, beden ısısıyla vücuda yapışan, koyuca lapa: "Hardal yakısı."- .

YAKIŞ Nedir?

Yakma işi.

YARA Nedir?


1 . Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik: "Mendilimi bir çatkı şekline sokarak başıma, yaramın üzerine sardım."- R. H. Karay.
2 . Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık: "Geminin omurgasındaki yara."- .
3 . mecaz Dert, üzüntü, acı: "Bu yarayı deşmeyin."- .

YARAŞTIRMA Nedir?

Yaraştırmak işi, tensip.

YARAŞTIRMAK Nedir?

Uygun görmek, yakıştırmak, tensip etmek: "Kendime ben de o hâli yaraştıramıyorum."- R. H. Karay.

YERİNDE Nedir?


1 . İyi, yeterli: "Binbaşı, uzun boylu, ince yapılı, uzun kır bıyıklı, yaşlı ise de gücü yerinde, her işe eli yatan bir adam."- M. Ş. Esendal.
2 . zarf Zamanı, yeri uygun düşerek, gerektiği biçimde: "Yerinde konuşmak."- .
3 . zarf Durumunda: "Sıkılacak ne var, doktor onun babası yerinde."- M. Ş. Esendal.

YORMA Nedir?

Yormak işi.

YORMAK Nedir?

Bir nedene bağlamak, bir duruma işaret saymak, bir anlam vermek, yorumlamak.

A A I I K K M R T Y Ş Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

11 Harfli Kelimeler

Yakıştırmak,

10 Harfli Kelimeler

Kakıştırma, Yakıştırma,

9 Harfli Kelimeler

Kayırtmak, Kışkırtma, Yaktırmak, Yıktırmak,

8 Harfli Kelimeler

Aşırtmak, Aştırmak, Ayırtmak, Ayrışmak, Aytışmak, Karışmak, Karkamış, Karmaşık, Katışmak, Kayırmak, Kayırtma, Kayıtmak, Kaytarış, Kırışmak, Kırıtmak, Kıyışmak, Takışmak, Taşırmak, Tıkışmak, Yakışmak, Yaktırma, Yarışmak, Yatırmak, Yatışmak, Yıkatmak, Yıkışmak, Yıktırma,

7 Harfli Kelimeler

Akışmak, Akıtmak, Aktarım, Aktarış, Arıtmak, Aşırmak, Aşırtma, Aştırma, Atışmak, Ayartış, Ayıkmak, Ayırmak, Ayırtma, Ayrışık, Ayrışım, Ayrışma, Aytışma, Işıtmak, Kakırtı, Kakışma, Karıkma, Karımak, Karışık, Karışım, Karışma, Kaşımak, Katışık, Katışma, Kayırış, Kayırma, Kayıtım, Kayıtma, Kırışma, Kırıtma, Kıyışma, Şakayık, Şakımak, Şakırtı, Şımarık, Takışma,

6 Harfli Kelimeler

Akışma, Akıtış, Akıtma, Aratış, Arayış, Arıtım, Arıtış, Arıtma, Artmak, Aşırma, Aşırtı, Atışma, Ayartı, Ayıkma, Ayırış, Ayırma, Ayırtı, Aykırı, Iramak, Irktaş, Işımak, Işıtma, Kakıma, Karıma, Karmak, Karmık, Karşıt, Kaşıma, Katmak, Katrak, Kaymak, Kayrak, Kayşat, Kaytak, Kıraat, Kırkım, Kırkma, Kırmak, Kıymak, Kıymık,

5 Harfli Kelimeler

Karat, Akmak, Akşam, Aktar, Aktaş, Arkıt, Artık, Artım, Artış, Artma, Aşırı, Aşmak, Atmak, Atmık, Aymak, Ayrık, Ayrım, Ayrıt, Irama, Irmak, Işıma, Iştır, Kakım, Kakış, Kakma, Kamış, Karık, Karış, Karma, Karşı, Kaşar, Kaşık, Katar, Katık, Katım, Katır, Katkı, Katma, Kayak, Kayar,

4 Harfli Kelimeler

Akak, Akar, Akım, Akış, Akma, Arak, Arık, Arış, Arka, Arma, Artı, Arya, Aşar, Aşık, Aşım, Aşıt, Aşma, Atak, Ataş, Atık, Atım, Atış, Atkı, Atma, Ayak, Ayar, Ayaş, Ayık, Ayıt, Ayma, Ayrı, Irak, Işık, Işkı, Itır, Kaka, Kama, Kara, Karı, Kart,

3 Harfli Kelimeler

Aka, Akı, Ama, Ara, Arı, Ark, Arş, Art, Aşı, Aşk, Ata, Aya, Ayı, Ira, Irk, Kak, Kam, Kar, Kaş, Kat, Kay, Kır, Kış, Kıt, Maş, Mat, Ram, Ray, Şak, Şat, Şık, Tak, Tam, Tar, Taş, Tay, Tık, Tır, Yak, Yar,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Am, Ar, Aş, At, Ay, Ra, Ta, Ya,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.