VURGULAMAK (TDK)


1 . Vurgu ile söylemek.
2 . Bir yazı veya konuşmada sürekli olarak öne sürülen, önemle belirtilmek istenen düşünceye dikkati çekmek, belli bir noktayı altını çizerek belirtmek.
3 . Belirlemek, damgasını vurmak.

Vurgulamak kelimesi baş harfi V son harfi K olan bir kelime. Başında V sonunda K olan kelimenin birinci harfi V , ikinci harfi U , üçüncü harfi R , dördüncü harfi G , beşinci harfi U , altıncı harfi L , yedinci harfi A , sekizinci harfi M , dokuzuncu harfi A , onuncu harfi K . Başı V sonu K olan 10 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ALTI Nedir?


1 . Beşten sonra gelen sayının adı.
2 . Bu sayıyı gösteren 6, VI rakamlarının adı.
3 . sıfat Beşten bir artık.

ALTIN Nedir?


1 . Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,
9 olan, 106
4 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au): "Altın çok eski zamanlardan beri para basımında kullanılmaktadır."- .
2 . sıfat Bu elementten yapılmış: "Müsteşar, pantolonunun arka cebinden altın tabakasını çıkarıp sigara veriyor."- M. Ş. Esendal.
3 . Altından yapılmış sikke: "Çocuğa bir altın taktı."- .
4 . sıfat, mecaz Üstün nitelikli, değerli: "Altın ses."- .

BELİ Nedir?

Evet.

BELİRLEME Nedir?

Belirlemek işi, tayin: "Bunları kesin olarak belirlemeye çalışalım."- A. Ş. Hisar.

BELİRLEMEK Nedir?


1 . Belirli duruma getirmek, belirli kılmak, tayin etmek: "Künyesi bile daha doğarken onun yönünü belirlemiş gibi idi."- H. Taner.
2 . mantık Yeni bir kavramı, özünü oluşturan ögeleri açıklayarak tanımlamak, sınırlamak.
3 . Bir kavramı, ayırıcı bir öge ekleyerek sınırlamak, kapsam bakımından daraltmak, genellemek karşıtı.

BELİRTİLMEK Nedir?

Belirtme işine konu olmak: "Öldükten sonra övülür, göklere çıkartılır, eşsizliği, benzerliği belirtilir"- H. Taner.

BELİRTME Nedir?

Belirli kılma, görüş bildirme, tasrih: "Gördüğüm aksaklıklar varsa belirtmemi istediler."- H. Taner.

BELİRTMEK Nedir?

Açıklamak, tebarüz ettirmek: "Üzüntülerini, kırgınlıklarını dudak büküp susarak belirtir."- N. Cumalı.

BELLİ Nedir?

Beli olan: "Hani sen benim gibi ince belli sarışınları severdin?"- N. Araz. Birleşik Sözler karınca belli http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=karınca belli&EskiSoz=belli&GeriDon=2 belli (II) sıfat
1 . Bilinmedik bir yanı olmayan, malum: "Hâlimiz, vaktimiz sizce belli."- H. R. Gürpınar.
2 . Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr: "Kıyafetinden söyleyeceği şeyin ciddiyeti belli."- Ö. Seyfettin.
3 . Belirli, muayyen: "Belli toplumsal evreler ve iktisadi çevrelerdeki şiir biçimi olan aruz ..."- S. Birsel.

ÇEKME Nedir?


1 . Çekmek işi: "Siyah kehribar tespihini çekmeye başladı."- C. Uçuk.
2 . Çekmece: "Sonra çekmesinden pembe bir dosya çıkarıp önüne sürdü."- H. Taner.
3 . Yüksekteki ince dalları çekip kesmeye yarar, ay biçiminde, uzun saplı, ağzı tırtıklı bıçak.
4 . Parmak veya mızrapla çalınan çalgı.
5 . Ağacın yapısındaki nem oranının azalması sonucu boyutlarının küçülmesi.
6 . İş yaparken giyilen bir tür şalvar.
7 . sıfat Çekilerek giyilen veya kullanılan: "Erkekleri yandan lastikli çekme fotinden başkasını bilmiyorlardı."- R. H. Karay.
8 . sıfat Düzgün biçimli: "Çekme burun."- .
9 . spor Vücut bölümlerinin bükücü kas gücü ile bir direnci kendisine yaklaştırması.

ÇEKMEK Nedir?


1 . Bir şeyi tutup kendine veya başka bir yöne doğru yürütmek: "Hepsi iskemleleri çekerek masanın etrafında bir halka yapmaya hazırlanıyorlardı."- R. N. Güntekin.
2 . Taşıtı bir yere bırakmak, koymak.
3 . Germek: "İpi çekmek."- .
4 . İçine almak, emmek.
5 . Bir yerden başka bir yere taşımak: "Ekini tarladan çekmek."- .
6 . Bir amaçla ortadan kaldırmak: "Piyasadaki parayı çekmek."- .
7 . Solukla içine almak: "Beş defa yutkunup üç defa burnunu çektikten sonra anlattı."- B. R. Eyuboğlu.
8 . Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak: "Elindeki tabancayı tetiğine basmak için yeni çekivermiş gibiydi."- T. Buğra.
9 . Atmak, vurmak: "Dayak çekmek. Şut çekmek."- .
10 . Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. 1
1 . Güç durumlara dayanmak, katlanmak: "Yalnız bende meçhul bir hastalık vardı. Sekiz yaşından beri çekiyordum."- P. Safa. 1
2 . (-i) Yüklenmek, üzerine almak, etkisi altında bulunmak: "Onun bütün masraflarını ben çekiyorum."- . "Senin yüzünden bir hâl olursa azabını ömrün boyunca çekersin, ağabey..."- H. Taner. 1
3 . Tartıda ağırlığı olmak: "Tartsaydınız kırk, kırk beş kilodan fazla çekmezdi."- P. Safa. 1
4 . Döşemek: "Kablo çekmek."- . 1
5 . Herhangi bir engel kurmak: "Derenin kış yaz kurumayan suları böğürtlen fidanlarını yükseltmiş, iki tarafa yemiş dolu bir koyu çit çekmiş."- R. H. Karay. 1
6 . Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak: "Birisi niyet çeksin de biz de bir lokma bir şey yiyelim, diye bekleşiyorlar."- S. F. Abasıyanık. 1
7 . İmbik yardımı ile elde etmek: "İspirto çekmek. Gül yağı çekmek."- . 1
8 . Çizgi durumunda uzatmak: "Kirpiğine sürme çek / Kına yak parmağına."- F. N. Çamlıbel. 1
9 . Aynısını yazmak veya çizmek: "Yazıyı temize çekmek. Kopya çekmek."- .
20 . Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak: "Bardak çekmek."- . 2
1 . Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. 2
2 . Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek: "Fotoğraf çekmek. Film çekmek."- . 2
3 . Taşıma gücü olmak: "Bu araba 500 kilodan çok yük çekmez."- . 2
4 . Öğütmek: "Kahve çekmek."- . 2
5 . Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. 2
6 . Dikkat, ilgi vb.ni üzerine toplamak: "Bu kadın iyi terzi elinden çıkmış koyu renk elbiseleri içinde biçimli vücuduyla az sonra dikkati çeker."- R. H. Karay. 2
7 . Hoşa gitmek, sarmak. 2
8 . Kaçan ilmeği örmek: "Çorap çekmek."- . 2
9 . Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak: "Beni lokantasına götürdü, âlâ bir öğle yemeği çekti."- H. E. Adıvar.
30 . Bir duyguyu içinde yaşatmak: "Ona yanıyorum, onun hasretini çekiyorum."- R. H. Karay. 3
1 . Yürütmek, sürmek: "Aheste çek kürekleri mehtap uyanmasın."- Y. K. Beyatlı. 3
2 . (-e) Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek: "Yeğeninin ona çeken tek yanı yoktur."- T. Buğra. 3
3 . Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak: "Sorguya çekmek."- . 3
4 . (-i, -e) Herhangi bir anlama almak: "Bak, sözümü nereye çekti!"- . 3
5 . (-i, -e) Örtmek, giymek: "Yorganınızı başınıza çeker ve uykunuza devam edersiniz."- R. H. Karay. 3
6 . (-i, -e) Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. 3
7 . Yol, ay sürmek: "Sevmediğim ayların çoğu otuz bir çeker, uzundur."- B. Felek. 3
8 . (nsz) Daralıp kısalmak: "Kumaşı yıkayınca çekti."- . 3
9 . Söylemek: "Bir nutuk çekmeye başlarken birdenbire yutkunmuş susmuştu."- Y. K. Beyatlı.
40 . Asmak: "Açıkta durduk. Demir attık. Kayığa tehlike bayrakları çektik."- Halikarnas Balıkçısı. 4
1 . Boya, badana vb. sürmek. 4
2 . Yollamak: "Çektikleri telgrafı babasıyla annesi, bakalım, alabilecekler mi?"- A. İlhan. 4
3 . Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak: "Tulumba, suyu iyi çekiyor. Baca iyi çekiyor."- . 4
4 . Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. 4
5 . fizik Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. 4
6 . teknik Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, tele

ÇEKMEK Nedir?


1 - Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek.
2 - (Taşıt için) Bırakmak, koymak.

ÇİZER Nedir?

Karikatürcü.

DAMGA Nedir?


1 . Bir şeyin üzerine bir nişan, bir işaret basmaya yarayan araç.
2 . Bu araçla basılan nişan, işaret.
3 . mecaz Bir kimsenin adını kötüye çıkaran, yüz kızartıcı durum: "Orada da haksız damgalar altında kalırsan ne olacak?"- A. Gündüz.
4 . Bir şeyin kime, hangi çağa ait olduğunu gösteren belirgin iz, işaret, nitelik.

DİKKAT Nedir?


1 . Duygularla düşünceyi bir şey üzerinde toplama, uyanıklık: "Dikkatle bakınca güvertedeki insanların gidip gelişini kolaylıkla seçebiliyor."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . ünlem "Dikkat ediniz!" anlamında bir uyarı sözü.
3 . mecaz İlgi, özen.

DÜŞÜN Nedir?

Duyularla değil, zihinsel olarak tasarlanan, biçim verilen, canlandırılan nesne veya olay.

DÜŞÜNCE Nedir?


1 . Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, mülahaza, ide, idea: "Anlaşmazlıklarda aracılığına, zor durumlarda düşüncesine başvurulur."- T. Buğra.
2 . Dış dünyanın insan zihnine yansıması.
3 . Niyet, tasarı.
4 . mecaz Tasa, kaygı, sıkıntı: "Sınıfta kalma düşüncesi uykumu kaçırdı."- .
5 . felsefe İlke, yönetici sav.

KONU Nedir?


1 . Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje: "Öğretmenimizin verdiği konuları manzum yazardım."- Y. Z. Ortaç.
2 . Üzerinde konuşulan şey, bahis: "Daha fazla tafsilata girmeyi bugün zararlı gördüğüm için bu konuda susacağım."- B. Felek.

KONUŞ Nedir?


1 . Konma işi.
2 . askerlik Bütün imkânlar göz önünde tutularak kara, hava ve deniz birliklerinin yerleştirilmesi biçimi.
3 . coğrafya Konum.

KONUŞMA Nedir?


1 . Konuşmak işi: "Gecenin sessizliğini bozan bu gürültülü konuşmaların uğultusu yukarı katlara genişleyerek, sağırlaşarak çıkmaya başladı."- M. Ş. Esendal.
2 . Görüşme, danışma, müzakere.
3 . Dinleyicilere bilim, sanat, edebiyat vb. konularda bilgi vermek için yapılan söyleşi, konferans: "Bu konuşmaya nihayet verirken okumak terbiyesinden bahsetmek lazımdır."- Y. K. Beyatlı.

NOKTA Nedir?


1 . Çok küçük boyutlarda işaret, benek.
2 . Bazı harflerin üzerine konulan ufak işaret.
3 . Yer: "Köşkten çıktık ve bahçenin her noktasını uzun uzun durup konuşarak dolaştık."- A. Haşim.
4 . Konu, konu ile ilgili önemli bölüm: "Genç adam, o noktada alaka uyandırıcı bir şey keşfetmiş gibiydi."- Y. K. Karaosmanoğlu.
5 . Nöbetçi bulunan yer: "Orada polis noktası var."- .
6 . Nöbetçi, gözcü, bekçi: "O yokuşun başındaki küçücük karakolun her gece çıkardığı noktayı unutuyorsunuz."- Ö. Seyfettin.
7 . mecaz Sınır, derece, radde: "Savaşın gerçekleşme noktasına yaklaştığı sırada..."- .
8 . dil bilgisi Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan, küçük benek biçimindeki noktalama işareti (.).
9 . matematik Hiçbir boyutu olmayan işaret.
10 . spor Orta nokta.

ÖNEM Nedir?

Bir şeyin nitelik veya nicelik bakımından değeri olma durumu, ehemmiyet.

SÖYLEM Nedir?


1 . Söyleyiş, söyleniş, sesletim, telaffuz.
2 . Kalıplaşmış, klişeleşmiş söz, ifade.
3 . Bir veya birçok cümleden oluşan, başı ve sonu olan bildiri, tez.

SÖYLEME Nedir?

Söylemek işi: "Düşündüğümü açıkça söylemeyi tercih ettim."- R. H. Karay.

SÖYLEMEK Nedir?


1 . Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak: "Bu konak için de yine senelerden beri aynı şeyi söylerim."- R. N. Güntekin.
2 . Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak: "Hececiler kendilerinden sonra yeni bir edebî neslin yetişmediğini söylüyorlar."- S. F. Abasıyanık.
3 . Yapılmasını istemek: "Biraz sonra nazırın yine beni istediğini söylediler."- F. R. Atay.
4 . (nsz) Türkü, şarkı vb. okumak: "Kanto söyler gibi hareketler ve taklitlerle söylediği şarkılar pek eğlenceli şeylerdi."- R. N. Güntekin.
5 . (nsz) Yazmak, düzmek: "Şiir söylemek."- .
6 . (-e) Haber vermek: "Benim burada nasıl yaşadığımı görenler gidip babama da söylerler."- A. Ş. Hisar.
7 . (-i, -e) Önceden bildirmek, tahmin etmek: "Bir değil iki tane olduğunu size söylemiştim."- R. H. Karay.
8 . (nsz), mecaz Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak: "Ne söyler bu türküler / Ay karanlık gecelerde yüzen gemiler."- N. Cumalı.

SÜREKLİ Nedir?


1 . Kesintisiz olarak süren, kalıcı, devamlı, baki, daimî.
2 . zarf Uzun süreli olarak, daima.
3 . dil bilgisi Ötümlü.

SÜRÜ Nedir?


1 . Evcil hayvanlar topluluğu: "Karşıki yamaçların sırtında kısrak sürüleri çanlarını sallayarak otluyordu."- R. H. Karay.
2 . Bir insanın bakımı altındaki hayvanların tümü.
3 . Birlikte yaşayan hayvan topluluğu.
4 . mecaz Yönlendirilebilen insan topluluğu: "Sokaklarda alay geçerken başka çocuklar da sürüye katılır, mektebe kadar giderler."- H. E. Adıvar.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

VURGU Nedir?

Konuşma, okuma sırasında bir hece veya kelime üzerine diğerlerinden daha farklı olarak yapılan baskı, aksan.

VURMA Nedir?

Vurmak işi.

VURMAK Nedir?


1 - Elini ya da elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla indirmek.
2 - Ses çıkarmak için, bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca değdirmek.
3 - Sapmak, yönelmek.
4 - Etkisi bir yere kadar uzanmak, sokulmak, girmek, duyulmak, yansımak, °aksetmek.
5 - Hızla değmek, çarpmak.
6 - Çarpma işlemini yapmak.
7 - Sürmek.
8 - Bağlamak, takmak, koymak.
9 - Olduğundan başka bir biçime çevirmek ya da olduğundan başka biçimdegörünmek.
10 - Batıcı ya da kesici cisimleri saplamak, kakmak. 1
1 - Uygulamak, basmak, koymak. 1
2 - Çok etki etmek, yaralamak. 1
3 - Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak. 1
4 - argo Herhangi bir biçimde yolsuzca para almak, soymak. 1
5 - İçki içmek. 1
6 - Amaçladığı şeye rast getirmek. 1
7 - Hızla çarpmak. 1
8 - Silahla yaralamak, öldürmek. 1
9 - Dokunmak, hasta etmek.
20 - (Soğuk, dolu gibi şeyler için) Zarar vermek. 2
1 - Vuru durumunda olmak, çarpmak. 2
2 - Çıkmak, isabet etmek. 2
3 - Üzerinde görünmek, üzerine düşmek. 2
4 - Desteklemek, dayamak. 2
5 - Çıkmak, görünmek. 2
6 - Sırtına, omzuna yerleştirmek ya da bir şeyi başka bir şey üzerine koymak. 2
7 - Tavla oyununda pulu kırmak.

YAZI Nedir?


1 . Düşüncenin belli işaretlerle tespit edilmesi, yazma işi: "Türklerde yazının kullanılması eskidir."- .
2 . Alfabe: "Türk yazısı. Arap yazısı. Nota yazısı"- .
3 . Harfleri yazma biçimi: "İnci gibi bir yazı. Okunaklı yazı."- .
4 . Herhangi bir konuda yazılmış bilim, düşünce ve sanat ürünü: "İstiklal Harbi'nde millî duyguları aksettiren ümit ile dolu yazılarını hâlâ unutmadık."- O. S. Orhon.
5 . Anlam, sanat veya biçim bakımından yazılan şey, makale: "İlk yazı denemelerim için gazete bulmaya çalışıyorum."- F. R. Atay.
6 . Metal paraların üzerinde değeri yazılan yüzü.
7 . din b. (***) Yazgı.

A A G K L M R U U V Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

10 Harfli Kelimeler

Vurgulamak,

9 Harfli Kelimeler

Kurgulama, Vurgulama,

8 Harfli Kelimeler

Gavurluk, Gurklama, Gurlamak, Kavrulma, Kurulama, Vurulmak,

7 Harfli Kelimeler

Gurlama, Kavurga, Kavurma, Kurulma, Mavruka, Vakumlu, Vurulma,

6 Harfli Kelimeler

Kavram, Kulvar, Kumral, Kurama, Kuruma, Malkar, Mukaar, Murgul, Rumluk, Ulamak, Ulumak, Varmak, Vurmak,

5 Harfli Kelimeler

Akvam, Alarm, Almak, Avlak, Gavur, Kalma, Kamga, Karga, Karma, Kaval, Kavga, Kravl, Kumar, Kumla, Kumlu, Kumru, Kumul, Kural, Kuram, Kurgu, Kurma, Kurul, Kurum, Lagar, Larva, Lavuk, Lugar, Makul, Malak, Maral, Marka, Marul, Maval, Mavra, Rakam, Ramak, Ukala, Ulama, Uluma, Vakar,

4 Harfli Kelimeler

Akar, Akma, Akur, Akva, Alma, Amal, Arak, Arka, Arma, Aval, Avam, Avar, Avlu, Gala, Gama, Gark, Gram, Gurk, Guru, Kala, Kama, Kamu, Kara, Kral, Kula, Kulu, Kuma, Kura, Kuru, Laka, Lama, Lava, Mala, Mark, Ruam, Ulak, Ulam, Ulum, Umar, Umur,

3 Harfli Kelimeler

Agu, Aka, Ala, Alg, Ama, Ara, Ark, Gak, Gam, Gar, Kal, Kam, Kar, Kav, Kul, Kum, Kur, Lak, Lam, Lav, Mal, Ram, Rum, Ula, Ulu, Umu, Var,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Al, Am, Ar, Av, La, Ra, Ur,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.