VAKUR (TDK)

Ağırbaşlı, onurlu: "İhtiyar ve orta yaşlılar o günkü gibi soğuk, vakur ve ciddiydiler."- S. F. Abasıyanık.

Vakur kelimesi baş harfi V son harfi R olan bir kelime. Başında V sonunda R olan kelimenin birinci harfi V , ikinci harfi A , üçüncü harfi K , dördüncü harfi U , beşinci harfi R . Başı V sonu R olan 5 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AĞIR Nedir?


1 . Tartıda çok çeken, hafif karşıtı: "Kurşun ağır bir madendir. Taş yerinde ağırdır."- .
2 . Çapı, boyutları büyük: "Ağır top. Ağır tank."- .
3 . Yoğun: "Evin sofasına girer girmez kendisini ağır bir duman karşıladı."- A. Sayar.
4 . Uyanılması güç, derin (uyku).
5 . Güç işiten, sağır.
6 . mecaz Değeri çok olan, gösterişli: "Ağır kıyafeti ile muhite uymayan Canan'ın yanında, ne kadar rahat ve sadeydi."- M. C. Kuntay.
7 . mecaz Çetin, güç: "Denizcilik tarihinin en ağır sorumluluklarından birini üzerine alıyordu."- F. F. Tülbentçi.
8 . mecaz Tehlikeli, korkulu, vahim.
9 . mecaz Sıkıntı veren, bunaltıcı.
10 . mecaz Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı: "Kızmıştım, Keziban'a söylenecek şöyle ağır bir söz arıyordum."- N. Ataç. 1
1 . mecaz Ağırbaşlı, ciddi: "Bu, on dokuz yaşında ufak tefek bir kızdı. Fakat otuz yaşındaki bir insandan daha ağırdı."- H. E. Adıvar. 1
2 . mecaz Keskin, boğucu (koku): "Bu koku, en hafif rüzgârla burnu kuvvetli bir adama uzaktan kendini hissettirecek kadar ağırdır."- F. R. Atay. 1
3 . Kısık, alçak: "Ağaya pek duyurmak istemeyen ağır bir sesle kulağıma eğildi."- O. C. Kaygılı. 1
4 . mecaz Davranışları yavaş olan: "Ağır adam."- . 1
5 . mecaz Sindirimi güç (yiyecek): "Ağır bir yemek."- . 1
6 . isim, spor Ağır sıklet: "Yıllarca ağırda güreşti."- . 1
7 . zarf Yavaş: "Cüneyt Bey sözlerini tartıyormuş gibi ağır söylüyordu."- E. İ. Benice.

AĞIRBAŞLI Nedir?

Davranışları ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddi, hoppa karşıtı: "Ahmet Naci, ağırbaşlı, çalışkan ve haluk bir gençti."- R. N. Güntekin.

CİDDİ Nedir?


1 . Şaka olmayan, gerçek: "Kısa zamanda yarı şaka, yarı ciddi tenkit edecek kadar yakınlaşmışlardı."- T. Buğra.
2 . Ağırbaşlı: "Ben onu pek ciddi bir genç olarak tanırım."- H. R. Gürpınar.
3 . Titizlik gösterilen, önem verilen: "Bu dönemde yazara konu üzerinde vukuf, ciddi incelemeler şart koşulur."- H. Taner.
4 . Tehlikeli, endişe veren, ağır, vahim, kritik: "Hastalığımızın oldukça ciddi olduğuna işaret etmekten kendimizi alamadık."- B. Felek.
5 . Eğlendirme amacı gütmeyen.
6 . Gülmeyen: "O ciddi bir tavırla mühim bir şey anlatmaya hazırlanmış gibiydi."- Y. K. Karaosmanoğlu.
7 . Güvenilir, sağlam, önemli: "Ciddi bir gazetede genç bir muharririn şu sözleri beni hâlâ düşündürüyor."- O. S. Orhon.
8 . zarf Önem vererek, gerçek olarak: "Size bunu ciddi söylüyorum, yalan değil!"- .
9 . zarf Güvenilir biçimde: "Ciddi görünerek göze girmeye çalışıyormuş."- R. H. Karay.

GİBİ Nedir?


1 . ...-e benzer: "İn cin, uyanmadan denizin üstü boş gibidir."- H. Taner.
2 . zarf O anda, tam o sırada, hemen arkasından: "Haberi aldığı gibi yola çıktı."- .
3 . zarf İmişçesine, benzer biçimde: "Bu sade dekor, ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmiştir."- O. S. Orhon.
4 . zarf ...-e yakışır biçimde: "İnsan gibi davrandı."- .

ONUR Nedir?


1 . İnsanın kendine karşı duyduğu saygı, şeref, öz saygı, haysiyet, izzetinefis.
2 . Başkalarının gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer, şeref, itibar: "Çokbilmiş görünmek, onuruna toz kondurmak istemez."- T. Buğra.

ONURLU Nedir?

Onuru olan veya onurunu üstün tutan, şerefli, gururlu: "Hint kızları onun için şaşılacak derecede mahcup, çekingen ve onurludur."- H. Taner.

ORTA Nedir?


1 . Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer: "Tam bağın ortasına geldikleri zaman düşman askerlerini gördüler."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre: "Yılın ortası. Haftanın ortası. Günün ortası. Kışın ortası."- .
3 . Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm: "Seccadesini ortasından kesip ikiye böldüler."- Ö. Seyfettin.
4 . Ne uzun ne kısa, midi.
5 . Ne büyük ne küçük, midi.
6 . İyi ile kötü arasındaki durum.
7 . Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece: "Orta ile geçti."- .
8 . Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri.
9 . sıfat Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen.
10 . sıfat Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan: "Hademe orta bölmeyi açmak üzere koştu."- R. H. Karay. 1
1 . sıfat İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. 1
2 . fizik Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. 1
3 . matematik Orantı. 1
4 . spor Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş: "Aut çizgisinden nefis bir orta..."- H. Taner. 1
5 . tarih Yeniçeri Ocağında tabur.

SOĞUK Nedir?


1 . Isının üşütecek kadar az veya düşük olması durumu: "Karın soğuğu başka bir tür soğuktur."- S. F. Abasıyanık.
2 . sıfat Isısı düşük olan, sıcak karşıtı: "Bu el soğuktu ve titriyordu."- P. Safa.
3 . sıfat Üşütecek derecede ısısı olan: "Güneşli, soğuk bir gündü."- S. F. Abasıyanık.
4 . sıfat, mecaz Duygudan, sevgiden yoksun olan, yakın ve içten olmayan, ilgisiz: "Soğuk tavırla birbirlerini selamlayıp uzaklaştılar."- R. H. Karay.
5 . sıfat, mecaz Sevimsiz veya yersiz, antipatik: "Bu soğuk, yavan sözler zevkimi rencide ediyordu."- H. C. Yalçın.
6 . sıfat, mecaz Cinsel istek duymayan: "Soğuk bir kadın."- .
7 . zarf İlgisiz, sevimsiz bir biçimde veya memnuniyetsizliğini belli ederek.

VAKUR Nedir?

Ağırbaşlı, onurlu: "İhtiyar ve orta yaşlılar o günkü gibi soğuk, vakur ve ciddiydiler."- S. F. Abasıyanık.

YAŞLI Nedir?

(Göz için) Yaşla dolmuş.

A K R U V Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

5 Harfli Kelimeler

Vakur,

4 Harfli Kelimeler

Akur, Kura,

3 Harfli Kelimeler

Ark, Kar, Kav, Kur, Var,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Ar, Av, Ra, Ur,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.