Başında v olan 7 harfli 101 kelime var. V harfi ile başlayan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble, Kelime Tahtası gibi kelime oyunlarında yardımcı olarak kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde v harfi olan kelimeler listesine ya da sonu v harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bu bir hile değil, oyun oynarken yeni kelimeler öğrenebilmeniz için size bir yardımcıdır. Ayrıca işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

VINLAMA

  1. [isim] Vınlamak işi

VAKLAMA

  1. [isim] Vaklamak işi veya durumu

VİTESLİ

  1. [sıfat] Vitesi olan
    • "Altı vitesli arazi arabası."

VELİLİK

  1. [isim] Veli olma durumu, velinin görev ve ödevi, velayet

VİZONET

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Taklit vizon
    • "Parmağında zümrüt yüzüğü, üstünde vizonet kürküyle otururken kimselere, hiçbir yere değmemeye çalışan bir iş adamı karısı." (Tomris Uyar)

VARESTE

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [sıfat] Kurtulmuş
    • "Endişeden vareste."
    • "... Türkçeyi bilmek için aruza aşina olmaktan vareste kalamaz." (Yahya Kemal Beyatlı)

VAKİTÇE

  1. [zarf] Vakit bakımından, vakte göre
    • "Adının çapkına çıkması, vakitçe ya da paraca cömert davranması yeterdi, kadınların hoşlanması için." (Necati Cumalı)

VAVEYLA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Çığlık
    • "Mısır'ın değme ağıtçıları bile sanırım vaveylalarında benimle yarışa giremezlerdi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

VALİLİK

  1. [isim] Vali olma durumu
    • "Valilikten emekli."
  2. Valinin görevi
    • "On yıl valilik yaptı."
  3. Valinin makamı ve bu makama bağlı resmî dairelerin tümü
    • "Valiyi valilikte ziyaret etti."
  4. İl, vilayet
    • "Ankara valiliği."

VERİNTİ

  1. [isim] Bir dilden başka bir dile verilen söz

VELAYET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Velilik
  2. Otorite
  3. Yetke

VAZİYET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Konum
    • "Kasaba coğrafi vaziyeti yüzünden lodosu, poyrazı pek az tutan bir limanda kurulmuştur."
    • "İşgalden sonra Rumların bize karşı nasıl bir vaziyet aldıklarını da pekâlâ biliyorduk." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "Karısı ve arkadaşı da bir müddet sustular, galiba bir şeyler düşündüler. Vaziyeti yine genç diplomat kurtardı." (Refik Halit Karay)
  2. Durum, tavır, hâl
    • "Vaziyetimi söyleyiniz, hemen gelir beni kurtarır." (Aka Gündüz)

VAKUMLU

  1. [sıfat] Vakumlanmış

VERECEK

  1. [isim] Birine verilmesi gereken para, borç, alacak karşıtı

VİTAMİN

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Genellikle taze besinlerde bulunan, vücutta eksikliği çeşitli hastalıklara yol açan, organizmaya besin veya ilaç olarak dışarıdan sağlanan maddelere verilen genel ad

VEZNECİ

  1. [isim] Banka, büro vb. kuruluşlarda para alıp veren görevli, veznedar
  2. Terazi yapan veya satan kimse

VALLAHİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] "Tanrı'yı tanık tutarım, Tanrı hakkı için" anlamında bir yemin sözü, billahi, tallahi
    • "Vallahi, arkadaş bu resimleri senin yaptığına kimse inanmaz." (Peyami Safa)

VERASET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kalıtım
  2. Mirasta hak sahibi olma
    • "Hatta türedi ortaklar da çıkacak, veraset bile düzülecek, soy sop iddialarına girilecekti." (Tarık Buğra)

VEYAHUT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [bağlaç] Yahut

VİRTÜÖZ

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Herhangi bir müzik aracını büyük ustalıkla çalabilen sanatçı
    • "Ressam için müze görmek ne ise müzisyen için de virtüözlerinin plaklarını dinlemek o imiş." (Haldun Taner)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü