UTANMAK (TDK)


1 . Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten üzüntü duymak, korkmak, mahcup olmak: "Düğün sofrasında kendisinden başka böyle çatal tutanı göremeyince pek utandı."- A. Gündüz.
2 . (-den) Sıkılmak: "Hayır, edebiyattan değil, karşısında şimdiden aczini duyduğum okuyucudan utanıyorum."- A. Haşim.
3 . (-den) Çekinmek: "Birbirimizden utanarak karşı karşıya on dakika sustuk."- Y. Z. Ortaç.

Utanmak kelimesi baş harfi U son harfi K olan bir kelime. Başında U sonunda K olan kelimenin birinci harfi U , ikinci harfi T , üçüncü harfi A , dördüncü harfi N , beşinci harfi M , altıncı harfi A , yedinci harfi K . Başı U sonu K olan 7 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

BAŞKA Nedir?


1 . Bilinenden ayrı, değişik, farklı, özge: "Yıllar sonra olaya başka bir açıdan bakabildim."- H. Taner.
2 . Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olan: "Bütün bunlar beni herkesten başka bir insan yapmıyor."- H. E. Adıvar.
3 . edat "Ayrıca, üstelik, bir yana" anlamlarında -dan / -den başka biçiminde kullanılan bir söz.

BÖYLE Nedir?


1 . Bunun gibi, buna benzer: "Ah Şaban'ın böyle bir çocuğu, böyle bir karısı olsaydı!"- H. E. Adıvar.
2 . zarf Bu yolda, bu biçimde, hakeza: "Böyle acıklı şeyleri ne diye yazıyorum bilmem ki?"- A. Gündüz.
3 . zarf Bu derece: "Böyle bir sevmek görülmemiştir."- A. İlhan.
4 . zarf İçinde "ne, nasıl" vb. sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğinde o cümlede anlatılan şeyin hoş karşılanmadığını veya ona şaşıldığını anlatan bir söz: "Maşallah, dedi, nereden teşrif böyle?"- P. Safa.

ÇATAL Nedir?


1 . İki veya daha çok kola ayrılan değnek.
2 . Yol, ağaç gibi kollara ayrılan şeylerin ayrılma yeri.
3 . Dallı olan şeylerin her kolu.
4 . Yemek yerken kullanılan iki, üç veya dört uzun dişli çoğunlukla metal araç: "Çatalı elinden düştü, ağzı açık kaldı."- P. Safa.
5 . Dirgen.
6 . Bir tür olta iğnesi.
7 . sıfat Ucu kollara ayrılmış: "Çatal yol."- .
8 . sıfat İki taraflı: "Çatal anahtar."- . "Evlerinin önü çatal pınarlar / İçerler suyunu beni anarlar."- Halk türküsü.
9 . sıfat İki anlamlı, iki türlü anlaşılabilir: "Çatal söz."- .

ÇEKİ Nedir?


1 . Tartı.
2 . 225,97
8 kg olan, odun, kireç vb. ağır ve kaba şeyleri tartmakta kullanılan ağırlık ölçü birimi.
3 . mecaz Üzüntü, sıkıntı.
4 . halk ağzında Kadınların başlarına bağladıkları örtü.

ÇEKİNMEK Nedir?


1 . Saygı, korku, utanma vb. duygularla bir şeyi yapmak istememek, kaçınmak: "Karşı karşıya oturup yalnız kaldığımız zaman göz göze gelmekten çekindiğini de hissettim."- P. Safa.
2 . (nsz) Bir şey sürünmek: "Sürmeler çekinmiş bir kadın."- .

DAKİKA Nedir?


1 . Bir saatlik zamanın altmışta biri: "On dakika bir mecliste insanların susması korkunç bir şeydir."- S. F. Abasıyanık.
2 . An, zaman: "Bundan sonra sizi her dakika arayacağım."- C. Uçuk.
3 . matematik Bir derecenin altmışta biri.

DEĞİL Nedir?

Cümle içinde art arda kullanılan iki veya daha çok özneyi, tümleci, yüklemi, aralarından bazılarına olumsuzluk kavramı vererek birbirine bağlayan veya yüklemin olumsuz çekimini sağlayan kelime: "Bu direniş çetin değil, haşin değil, yürek burkucuydu."- T. Buğra.

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

DUYMA Nedir?

Duymak durumu: "Donmak üzere olan insanların tatlılığını içimde duymaya başladım."- S. F. Abasıyanık.

DUYMAK Nedir?


1 - Kulakla algılamak, işitmek, ses almak.
2 - Bilgi almak, öğrenmek, haber almak.
3 - Sezmek, fark etmek, hissetmek.
4 - Duyu organlarıyla algılamak, hissetmek.
5 - Nesnelere dokunmakla onların sıcaklık, soğukluk, sertlik, ağırlık, devinim gibi fizik durumlarını algılamak, duyumsamak, hissetmek.
6 - Bir ruh durumu içine girmek.

DÜŞMEK Nedir?


1 - Yerçekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek.
2 - Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak ya da dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek.
3 - Yere devrilmek, yere serilmek.
4 - Hava taşıtları kaza sonucu hızla yere inerek çarpmak.
5 - Vücuda bol gelen giysi aşağı kaymak.
6 - Yağmak.
7 - Vurmak, değmek, rastlamak.
8 - Vakti gelmeden (ölü) doğmak.
9 - Atlanmak, aradan çıkmak, eksik kalmak.
10 - Çıkarmak, eksiltmek. 1
1 - Bir zorunluk nedeniyle bulunduğu yerden ayrılmak, gitmek. 1
2 - Aşırı ilgi ya da sevgi göstermek. 1
3 - Uğramak, kapılmak. 1
4 - Yakışmak, uygun gelmek. 1
5 - Yakışık almak. 1
6 - Ödevi ya da yetkisi içinde bulunmak. 1
7 - Bulunmak. 1
8 - Biriyle yaşamak, çalışmak, birlikte olmak durumunda kalmak. 1
9 - Bir bölüşme sonunda payına ayrılmak.
20 - Kötü bir nedenle istenmeden bir yerde bulunmak. 2
1 - İşbaşından uzaklaşmak. 2
2 - Hızı, gücü, değeri azalmak. 2
3 - (Isı ve basınç için) Eksilmek, azalmak. 2
4 - Düşkünleşmek. 2
5 - Bir yere ansızın gelmek, damlamak, tesadüfen gelmek. 2
6 - Belirli zamana rastlamak. 2
7 - Fırsat çıkmak. 2
8 - Olmak, olumsuz bir duruma girmek. 2
9 - Savaşta savunulmaz duruma gelerek teslim olmak.
30 - Kimi deyimlerde yürümek, birlikte gelmek anlamlarında kullanılır. önüne, peşine, arkasına düşmek. 3
1 - Bayağılaşmak. 3
2 - Alışmak, müptela olmak.

EDEBİ Nedir?


1 - Yazınsal.
2 - Yazınsal değeri olan.

EDEBİYAT Nedir?


1 - Yazın, °literatür.
2 - Bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve yapıtlarının tümü, °literatür.
3 - Yazınsal yapıtlara ilişkin bilgilerin öğretildiği ders.
4 - İçten olmayan, gereksiz, boş sözler.

GÖRE Nedir?


1 . Bir şeye uygun olarak, bir şey uyarınca, gereğince: "... günün modasına göre taranmış saçlarıyla güzel bir kadın başı uzandı bahçeye."- N. Cumalı.
2 . Bakılırsa, hesaba katılırsa, göz önünde tutulunca, bakarak, nazaran: "Bilginlerin dediğine göre on milyona yakın Türk yurt değiştirdi."- N. Araz.

GÜLÜNÇ Nedir?

Güldürücü, tuhaf, komik: "Yüksek sesle doğruluktan bahsetmeye kalkmak gülünç bir şey olurdu."- R. N. Güntekin.

GÜNDÜZ Nedir?


1 . Günün sabahtan akşama kadar süren aydınlık bölümü.
2 . zarf Gündüz vaktinde: "Gündüz çalışmalı, gece uyumalı."- .

KARŞI Nedir?


1 . Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi: "Karşımdaki kitap rafında eserlerim sırayla duruyor."- H. E. Adıvar.
2 . Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı: "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik."- R. H. Karay.
3 . Ön, kat, huzur: "İkisi birden müdürün karşısına çıkarlar."- Y. Z. Ortaç.
4 . sıfat Bulunan yere göre önde, ileride olan: "Karşı evin kızları. Karşı mahalle."- .
5 . sıfat Karşıt, zıt, muhalif: "Karşı parti. Karşı takım."- .
6 . zarf Yüzünü bir şeye doğru çevirerek: "Bahçeye karşı oturmak."- .
7 . zarf Karşılık olarak, mukabil: "Bir ölüm haberine karşı ben, içimde bin ezinti, bin çöküntü duydum."- A. Ş. Hisar.
8 . zarf İçin, hakkında: "Edebiyata karşı ilk alaka sizde nasıl ve ne zaman başladı?"- S. F. Abasıyanık.
9 . zarf -e doğru: "Bir sabaha karşı yine çakal sesleriyle uyanmıştım."- S. F. Abasıyanık.

KENDİ Nedir?


1 . İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat.
2 . Kişiler üzerinde direnilerek durulduğunu anlatan bir söz: "Kendisi gelsin. Kendimiz görmeliyiz."- .
3 . Bir işte başkalarının etkisi bulunmadığını belirten bir söz: "Kendi yapacağı işi bırakır, âleme öğüt vermeye kalkar."- B. Felek.
4 . "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak o ve onlar yerine kullanılan bir söz: "Kendileri evde yoklar mı?"- .

KORKMA Nedir?

Korkmak işi: "İnsanların korkması icap eden en büyük felaket, kötü ahlaktır"- S. Ayverdi.

KORKMAK Nedir?


1 - Korku duymak, ürkmek, dehşete kapılmak.
2 - Kaygı duymak, endişe etmek.
3 - Çekinmek, sakınmak, saygı duymak.
4 - Yapamamak, cesaret edememek.

MAHCUP Nedir?


1 . Utangaç: "Kenara mahcup bir çocuk gibi büzüldü."- S. F. Abasıyanık.
2 . zarf Utangaç bir biçimde: "Etrafınızda mahcup, cüretsiz, beceriksiz dolaşır."- H. C. Yalçın.

OKUYUCU Nedir?


1 . Sürekli olarak gazete, dergi vb. okuyan, okur, kari: "Sevgili okuyucularım, hepinize şen, mesut, kısmetli ve bereketli yıllar dilerim."- B. Felek.
2 . Şarkıcı.
3 . Türkücü.
4 . halk ağzında Düğüne çağrı yapan kimse.

OLACAK Nedir?


1 . Olma, gerçekleşme olasılığı bulunan şey: "Olmuşa değil, olacağa bak!"- .
2 . Olmasının önüne geçilemeyen durum: "İş olacağına varır."- .
3 . sıfat Olması, yapılması uygun olan: "Bu olacak iş mi?"- .

ONURSUZ Nedir?

Onuru olmayan veya onura aykırı davranışlarda bulunan, şerefsiz, haysiyetsiz.

ORTA Nedir?


1 . Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer: "Tam bağın ortasına geldikleri zaman düşman askerlerini gördüler."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre: "Yılın ortası. Haftanın ortası. Günün ortası. Kışın ortası."- .
3 . Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm: "Seccadesini ortasından kesip ikiye böldüler."- Ö. Seyfettin.
4 . Ne uzun ne kısa, midi.
5 . Ne büyük ne küçük, midi.
6 . İyi ile kötü arasındaki durum.
7 . Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece: "Orta ile geçti."- .
8 . Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri.
9 . sıfat Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen.
10 . sıfat Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan: "Hademe orta bölmeyi açmak üzere koştu."- R. H. Karay. 1
1 . sıfat İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. 1
2 . fizik Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. 1
3 . matematik Orantı. 1
4 . spor Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş: "Aut çizgisinden nefis bir orta..."- H. Taner. 1
5 . tarih Yeniçeri Ocağında tabur.

ORTAÇ Nedir?

Sıfat-fiil.

SAYI Nedir?


1 - Sayma, ölçme, tartma gibi işlerin sonunda bulunan birimlerin kaç olduğunu anlatan söz, °rakam.
2 - Gazete ve dergi gibi süreli yayınların bir bütün oluşturan değişik tarih, numara taşıyan baskılarından her biri, °nüsha.
3 - Bir spor karşılaşmasında, karşılaşanlardan her birinin başarı derecesini saptayan nicelik.

SIKI Nedir?


1 . Dar: "Sıkı bir kemer."- .
2 . İyice sıkıştırılmış, doldurulmuş, tıkız, gevşek olmayan: "Sıkı bir denk."- .
3 . Zorlu, güçlü ve etkili: "En sıkı ve katı bir merkeziyet sistemi, bugün diğer faaliyet merkezlerini bloke edebilir."- B. Felek.
4 . Dikkatli, titiz ve göz yummadan uygulanan: "Ankaralılarla münasebetlerinde her zaman sıkı bir ahlak ve seviye kontrolüne tabi tutuldu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
5 . İlkelerine çok bağlı, hoşgörüsü olmayan, katı.
6 . Yoğun: "Samsun'a geldiğimi ve kendisiyle daha sıkı temasta bulunmak istediğimi bildirdim."- Atatürk.
7 . Cimri.
8 . zarf Sıkıca, iyice: "Sıkı giyinmek."- .
9 . isim Disiplin.
10 . isim Zorlayıcı durum: "Sıkıya gelmemek. Sıkıyı görünce kaçtı."- . 1
1 . isim Ağızdan dolma ateşli silahlarda, barut ve kurşunun üstünden namluya sokulup bastırılan bez ve kâğıt parçaları vb. şeylerin tümü: "İlk sıkıyı babam attı."- S. Kocagöz. 1
2 . Güçlü ve çabuk, hızlı: "Karabalçıklı çiftliği, kasabadan sıkı yürüyüşle bir saat çeker."- R. N. Güntekin.

SIKILMA Nedir?


1 . Sıkılma işi.
2 . mecaz Utanma ve çekinme duygusu, hicap.

SIKILMAK Nedir?


1 . Sıkma işi yapılmak: "Çamaşırlar sıkıldı."- .
2 . (-den) Can sıkıntısı duymak: "Bu merasimden fazla sıkıldığını belli eden bir sabırsızlıkla kapıdan yana bakmaya başladı."- H. Taner.
3 . Utanıp çekinmek: "O dakikadan dakikaya daha ziyade şaşırıyor, sıkılıyor, buradan kurtulmak istiyordu."- M. Ş. Esendal.
4 . Sıkıntıya düşmek.

SOFRA Nedir?


1 . Masa, sini vb. şeylerin, yemek yemek üzere hazırlanmış durumu: "Yemek vakti gelmiş, misafirler sofraya oturmuşlardı."- R. N. Güntekin.
2 . Birlikte yemek yiyenlerin tümü: "Bizim sofra çok şendir."- .
3 . Genellikle tekerlek biçiminde, üzerinde yemek de yenebilen ayaklı hamur tahtası: "Bir gün sofra masasının altına saklanmıştım da beni bir türlü bulamamıştın."- Y. K. Karaosmanoğlu.
4 . Halı göbeğinde daire biçimindeki çiçekli bölüm.
5 . halk ağzında Anüs: "Çocuğun sofrası dışarı fırlamış."- .

ŞİMDİDEN Nedir?

İçinde bulunduğumuz zamandan başlayarak: "Şimdiden sonra bol bol görüşürüz, tavla atarız beyefendi..."- S. F. Abasıyanık.

ÜZÜNTÜ Nedir?

Olması istenilmeyen olaylardan doğan ruh tedirginliği, teessür: "Sesinde bir üzüntü hatta bir sitem sezdim."- A. Gündüz.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

A A K M N T U Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

7 Harfli Kelimeler

Utanmak,

6 Harfli Kelimeler

Katman, Utanma,

5 Harfli Kelimeler

Akman, Anmak, Atmak, Kaman, Kanat, Kanma, Katma, Kuman, Kutan, Makat, Makta, Maktu, Manat, Natuk, Takma, Tuman, Utmak,

4 Harfli Kelimeler

Akma, Akut, Aman, Amut, Anam, Anka, Anma, Anut, Atak, Atma, Kama, Kamu, Kana, Kant, Kuma, Kunt, Mana, Maun, Muta, Naat, Taam, Taka, Tamu, Tank, Taun, Utma,

3 Harfli Kelimeler

Aka, Ama, Ana, Ant, Ata, Aut, Kam, Kan, Kat, Kum, Kut, Mat, Mut, Nam, Tak, Tam, Tan, Tun,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Am, An, At, Ta, Tu, Un, Ut,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.