USTACA (TDK)


1 . Ustaya yakışan: "Her zamanki gibi ustaca makyaj sayesinde yüzümü iyice benzetmişti."- R. Erduran.
2 . zarf (usta'ca) El uzluğu ile, ustalıkla, ustacasına: "Eve girişinden beri eksilmeyen gülüşü genişliyor; ellerini hızlı hızlı ovuşturuyor; ustaca çocuklaşıyor."- T. Buğra.
3 . zarf (usta'ca) Becerikli olarak, kurnazlıkla, ustacasına.

Ustaca kelimesi baş harfi U son harfi A olan bir kelime. Başında U sonunda A olan kelimenin birinci harfi U , ikinci harfi S , üçüncü harfi T , dördüncü harfi A , beşinci harfi C , altıncı harfi A . Başı U sonu A olan 6 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

BECERİKLİ Nedir?

Becerisi olan, elinden iş gelen, usta, maharetli, mahir, mahirane: "Halk, onun çok becerikli bir müdür olduğuna inanır."- S. Birsel.

BERİ Nedir?


1 . Konuşanın önündeki iki uzaklıktan kendisine daha yakın olanı: "Biraz beriye geliniz."- .
2 . sıfat Bu uzaklıkta bulunan: "Ağaçlardan, karanlığın beri tarafına doğru bir nehir akışı var."- S. F. Abasıyanık.
3 . edat -den bu yana: "Kar sabahtan beri yağmıştı."- S. F. Abasıyanık.

BUĞRA Nedir?

Erkek deve, iki hörgüçlü deve, buğur.

ÇOCUK Nedir?


1 . Küçük yaştaki oğlan veya kız: "Çocuğun bir sütninesi vardı."- R. H. Karay.
2 . Soy bakımından oğul veya kız, evlat: "Anası olacak bir kadın çocuğu omuzundan yakalamış."- B. R. Eyuboğlu.
3 . Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak: "Çocuk köşeyi dönerken ana arkasından su içmeye gitti."- B. R. Eyuboğlu.
4 . Genç erkek.
5 . mecaz Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi.
6 . mecaz Büyüklere yakışmayacak biçimde düşüncesizce davranan kimse: "Otuz yaşında ama hâlâ çocuk."- .
7 . mecaz Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse.

EKSİ Nedir?


1 - Çıkarma işleminde (-) iminin adı, ºnakıs.
2 - Sıfırdan küçük, önünde eksi imi bulunan (sayı), ºnegatif, ºnakıs, "artı" karşıtı.

EKSİLME Nedir?

Eksilmek işi, tenakus.

GENİŞ Nedir?


1 . Eni çok olan, enli, vâsi: "Geniş, bomboş bir taşlığın serin, rutubetli küf kokusu duyuldu."- P. Safa.
2 . Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı: "Bu ağaç, bir geniş bostan duvarının dış tarafında idi."- O. C. Kaygılı.
3 . Bol (elbise).
4 . Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro: "Geniş anlamlı."- .
5 . mecaz Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat: "Besbelli geniş, olabildiğince umursamaz görünmek istiyordu."- A. İlhan.
6 . mecaz Çok: "Geniş iş alanları sağlandı."- .

GİBİ Nedir?


1 . ...-e benzer: "İn cin, uyanmadan denizin üstü boş gibidir."- H. Taner.
2 . zarf O anda, tam o sırada, hemen arkasından: "Haberi aldığı gibi yola çıktı."- .
3 . zarf İmişçesine, benzer biçimde: "Bu sade dekor, ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmiştir."- O. S. Orhon.
4 . zarf ...-e yakışır biçimde: "İnsan gibi davrandı."- .

GİRİŞ Nedir?


1 . Girme işi: "Fakülteye her girişimde ilk selamlaştığım o olurdu."- H. Taner.
2 . Bir yapıda içeri geçilen yer, methal, antre: "Evin girişi pek dar."- .
3 . edebiyat Bir eserin konusunu tanıtarak kolay kavranmasını sağlayan, ön sözden sonra yer alan bölüm, methal.
4 . Bir anlatımda gelişme bölümüne hazırlık yapmayı sağlayan bölüm, girizgâh.
5 . Bir bilime hazırlık amacıyla yazılan eser: "Dil bilimine giriş."- .
6 . müzik Bir müzik parçasında baştaki bölüm, methal.

GÜLÜŞ Nedir?

Gülme işi: "Kalleşliğin binbir çeşidi apaçık görünüyordu bu gülüşte."- N. Ataç.

HIZLI Nedir?


1 . Çabuk, seri, süratli: "Hızlı yürüyorlar ve birbirine hiçbir lakırtı söylemiyorlardı."- M. Ş. Esendal.
2 . zarf Güç kullanarak, şiddetle: "Hızlı vurmak."- .
3 . zarf Çabuk çabuk: "Hızlı konuşmak."- .
4 . mecaz Uçarı, çapkın, hovarda: "Doludizgin, bir bekârlığın tam tadını çıkaran, renkli, değişken, hızlı bir yaşam sürüyordum."- H. Taner.

İYİCE Nedir?


1 . İyiye yakın: "İyice bir ev."- .
2 . zarf (iyi'ce) Çok, neredeyse tamamen: "Şapkası iyice yana yıkılmıştı."- Ç. Altan.
3 . zarf (iyi'ce) Gereği gibi: "Baltayı taşa mı vurduk, diyor, iyice görmemiş olacağım."- M. Ş. Esendal.

KURNA Nedir?

Hamam ve banyolarda musluk altında bulunan, içinde su biriktirilen, yuvarlak, mermer, taş veya plastik tekne: "Yıkanmak için aralık yerdeki kurnaya müracaat..."- S. F. Abasıyanık.

KURNAZ Nedir?

Kolay kanmayan, başkalarını kandırmasını ve ufak tefek oyunlarla amacına erişmesini beceren, açıkgöz: "Nedim kurnaz, benden iki gün evvel izin aldı."- A. Gündüz.

KURNAZLIK Nedir?

Kurnaz olma durumu veya kurnazca iş: "Ön tarafta bir yer bulup oturunca kurnazlığına pek sevindi."- H. Taner.

MAKYAJ Nedir?


1 . Yüzü güzelleştirmek için boyama, yüz boyama, yüz bakımı.
2 . sinema, TV (***) İyi görüntü sağlamak, belli bir tipi yaratmak veya yalnızca bazı düzeltmeler yapmak için oyuncunun yüzünde ve başka organlarında yapılan boyama ve değişmeler.

SAYESİNDE Nedir?

Bir şeyden dolayı, sebebiyle, yardımıyla: "Çocuk öğrenmişse, ne yapmışsa Ramazan'ın sayesinde yapmıştı."- H. E. Adıvar.

USTA Nedir?


1 . Bir zanaatı gereği gibi öğrenmiş olan ve kendi başına yapabilen kimse.
2 . Zanaat öğreticisi.
3 . Zanaatçılar için unvan: "Üzeyir usta yoldan geçmeyeceğimizi söyledi."- R. H. Karay.
4 . sıfat Eli uz, işinin eri, becerikli, mahir: "Bunların hepsi de çok güzel sesli ve oyunun en ustaları arasından seçildi."- T. Buğra.
5 . tarih Osmanlı İmparatorluğu'nda saraydaki cariye ve hizmetlilerin kıdemlisi.
6 . mecaz Akıl veren veya öğreten kimse: "Kız sana bir hâl olmuş, kim senin ustan?"- R. H. Karay.

USTACA Nedir?


1 . Ustaya yakışan: "Her zamanki gibi ustaca makyaj sayesinde yüzümü iyice benzetmişti."- R. Erduran.
2 . zarf (usta'ca) El uzluğu ile, ustalıkla, ustacasına: "Eve girişinden beri eksilmeyen gülüşü genişliyor; ellerini hızlı hızlı ovuşturuyor; ustaca çocuklaşıyor."- T. Buğra.
3 . zarf (usta'ca) Becerikli olarak, kurnazlıkla, ustacasına.

USTALIK Nedir?


1 . Usta olma durumu.
2 . Beceriklilik, el uzluğu, maharet.

USTALIKLA Nedir?


1 . Ustaca: "Bunların üzerinden ustalıkla atlayarak gemiye doğru yürüdü."- S. F. Abasıyanık.
2 . Kurnazca: "Onlar huylarını ya bilmez ya açığa vurmaz ya ustalıkla gizler ya sarahatle duyurmaz ve bizi aldatabilirler."- A. Ş. Hisar.

YAKI Nedir?

Bazı hastalıkları tedavi etmek amacıyla bir bez üzerine yayılıp deri üzerine uygulanan, beden ısısıyla vücuda yapışan, koyuca lapa: "Hardal yakısı."- .

YAKIŞ Nedir?

Yakma işi.

ZAMAN Nedir?


1 . Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit: "Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde, daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım."- Ö. Seyfettin.
2 . Bu sürenin belirli bir parçası, vakit: "Efendiler, az söylemek çok yapmak zamanı gelmiştir."- A. İlhan.
3 . Belirlenmiş olan an.
4 . Çağ, mevsim: "Gül zamanı. Çocukluk zamanı."- .
5 . Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit.
6 . Dönem, devir: "Eski müdür zamanında hayli şımarmış olan bu miskin ve ukala herifi sepetledi."- H. Taner.
7 . Bir süre ile ilgili durum ve şartlar: "Sigarasını efkârlı olduğu zamanlar yaptığı gibi sık nefeslerle çabuk çabuk içiyordu."- H. Taner.
8 . gök bilimi Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram.
9 . dil bilgisi Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı: "Geldi, gelmiş, geliyor, gelecek, gelir."- .
10 . jeoloji Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri.

ZARF Nedir?


1 . Kap, kılıf, sarma.
2 . İçine mektup veya başka kâğıtlar konulan kâğıttan kese: "Bir sabah kahvaltımı yaparken bana gösterişli bir zarf getirdiler."- A. Haşim.
3 . İçine fincan veya bardak oturtulan metal kap: "Kenarları ezik bir çift altın kahve fincanı zarfını elinde evirir çevirirdi."- R. Enis.
4 . dil bilgisi Bir fiilin, bir sıfatın veya bir zarfın anlamını zaman, yer, ölçü, nitelik, soru kavramları bakımından etkileyen kelime, belirteç: Az yaşamıştı. Geç kalınca utandı gibi.

A A C S T U Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

6 Harfli Kelimeler

Ustaca,

4 Harfli Kelimeler

Saat, Tasa, Usta,

3 Harfli Kelimeler

Asa, Ast, Ata, Aut, Sac, Sut, Tas, Uca,

2 Harfli Kelimeler

As, At, Su, Ta, Tu, Us, Ut,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.