UÇKUR (TDK)


1 . Şalvarı bele bağlamak veya torba, kese vb. şeylerin ağzını büzmek için bunlara geçirilen bağ: "O sabah evvela pijamanın uçkuru kördüğüm oldu."- B. Felek.
2 . mecaz Cinsel duygu veya ilişki: "Doktorlar falan filan hap, banyo ve uçkur perhizi tavsiye etmiş."- B. Felek.

Uçkur kelimesi baş harfi U son harfi R olan bir kelime. Başında U sonunda R olan kelimenin birinci harfi U , ikinci harfi Ç , üçüncü harfi K , dördüncü harfi U , beşinci harfi R . Başı U sonu R olan 5 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

BAĞLAMAK Nedir?


1 . Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak: "Gemiyi iskeleye bağlamak."- .
2 . Düğümlemek: "İpi ipe bağlamak."- .
3 . (-i) Yara ilaç koyup bezle sarmak: "Yarayı bağlamak."- .
4 . (-i) Denk yapmak, paket yapmak: "Yatakları bağlamak. Eşyayı bağlamak."- .
5 . (nsz) Oluşmak, tutmak, meydana gelmek: "Şişesi is bağlamış bir lambanın ışığı / Her yüze çiziyordu bir hüzün kırışığı."- F. N. Çamlıbel.
6 . Bir iş veya kimse için ayırmak, tahsis etmek: "Birine haftalık bağlamak."- .
7 . Anlaşma yapmak: "İşleri sözleşmeye bağlamak."- .
8 . (-i) Uyulması zorunlu olmak: "Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır."- Anayasa.
9 . Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak: "Bu iş beni çok bağladı."- .
10 . (-i) Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. 1
1 . (-i) Geçişi engellemek: "Bütün yolları bağlamışlar."- . 1
2 . (-i) Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. 1
3 . (-i) Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. 1
4 . mecaz Gönlünü kazanmak: "Bu davranışınız beni size bağladı."- . 1
5 . mecaz Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. 1
6 . mecaz Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak: "Kızım, ne yapsak da seni bu eve bağlayabilsek acaba?"- R. N. Güntekin.

BANYO Nedir?


1 . Yapılarda, içinde yıkanılan bölüm.
2 . Banyo küvetinde yıkanma işi.
3 . Tedavi amacı ile hazırlanan ilaçlı su: "Doktorlar hap, banyo ve perhiz tavsiye etmiş."- B. Felek.
4 . Vücudun bir bölümünü veya bütününü, fiziksel veya kimyasal bir etki altında bir süre bulundurma işlemi: "Güneş banyosu. Kükürt banyosu. Çamur banyosu."- .
5 . Fotoğrafçılıkta ve filmcilikte duyarlı yüzeylerin işlenmesinde belirli bir işlemin gerektirdiği maddeyi erimiş olarak içinde bulunduran sıvı: "Fotoğraf banyosu."- .
6 . Film ve fotoğraf kâğıdını bu sıvıya batırma.

BUNLAR Nedir?

Bu zamirinin çokluk biçimi: "Bunlar, diyorum, bu saydığım şeyler nedir?"- M. Ş. Esendal.

BÜZMEK Nedir?

Buruşturarak, sıkıştırırarak ya da kıvrım yaparak bir şeyin alanını ve oylumunu küçültmek.

CİNSEL Nedir?

Cinsiyetle ilgili, cinsî, eşeysel, seksüel.

DUYGU Nedir?


1 . Duyularla algılama, his: "Bitkilerde duygu var mı?"- .
2 . Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim: "Bu laflarda gerçek payı ne kadar çoksa duygu payı da ondan az değildir."- B. Felek.
3 . Önsezi: "Yolunuzu değiştirmeniz lazım geldiğini de sezecek kadar bir duygum vardır."- A. Gündüz.
4 . Nesneleri veya olayları ahlaki ve estetik yönden değerlendirme yeteneği.
5 . Kendine özgü bir ruhsal hareket ve hareketlilik: "Bütün bu hatıraların yerini bir tek duygu, fena bir duygu, fenayım, fena oluyorum, çok fenayım duygusu kapladı."- P. Safa.

EVVELA Nedir?

Önce, ilk önce, ilkin: "Başını ellerinin içine alarak evvela kendini bir tartmak istedi."- P. Safa.

FALAN Nedir?


1 . Söylenmesi istenmeyen veya gerekli görülmeyen bir özel adın yerini tutan kelime, filan: "Bana "falan geldi, falan gitti" diye anlatmaya başladı."- .
2 . isim Cümlede belirtilen nesne veya nesnelerden sonra gelerek "ve benzerleri" anlamında kullanılan bir söz: "Hiç heyecan falan göstermiyor."- Ö. Seyfettin.
3 . sıfat Tarih, yer, kişi vb.nin önüne gelerek tekrarlanmak istenmeyen sözlerin yerine kullanılan kelime: "Falan tarihte, falan yerde, falan kişi ile gezerken sizi gördüm."- .

FELEK Nedir?


1 . Gök, gökyüzü, sema.
2 . Dünya, âlem.
3 . Talih, baht, şans: "Felek oyun etmişti onlara, yiğitlerden ikisi uyuyakaldı."- C. Meriç.
4 . Askerî mızıkada zilli bir müzik aracı.

FİLAN Nedir?

Falan.

İLİŞKİ Nedir?


1 . İki şey arasında karşılıklı ilgi, bağ, münasebet, temas: "Arkadaşlık ve dostluk şeklinde bile bir ilişki aramadığını kesinlikle anlatacaktı."- H. E. Adıvar.
2 . Bağlantı, temas: "Kar yağınca köylerle ilişki kesildi."- .

KESE Nedir?


1 . Cepte taşınan, içine para, tütün vb. konulan, kumaştan veya örgüden küçük torba: "Boynundan bir kese çıkardı fakat içine bakmadan ani bir fikirle yüzü kızardı."- H. E. Adıvar.
2 . sıfat Bu küçük torba miktarında olan: "Üç kese tütün."- .
3 . Bazı şeylerin üzerine geçirilen, kumaştan çanta biçiminde kap: "Kur'an kesesi."- .
4 . Yıkanırken kir çıkartmak için ele geçirilen, vücudu ovmaya yarayan, bürümcükten, cep biçiminde bez.
5 . mecaz Bir kimsenin mal varlığı: "Bu sadeleşme vücut ve keseye daha elverişli idi."- F. R. Atay.
6 . anatomi Organizmanın bazı boşlukları.
7 . bitki bilimi Su bitkilerinde içi hava ile dolu olan ve bitkinin suda yüzer durumda kalmasını sağlayan şişkinlik.
8 . tarih Beş yüz kuruşluk para birimi.

KÖRDÜĞÜM Nedir?


1 . Çözülemeyen, ilmiksiz düğüm.
2 . mecaz Çözülmesi hemen hemen imkânsız olan sorun: "Bu misalin neticesini iyi tahlil etmek fikrimce bizim çözemediğimiz kördüğümü çözmek demektir."- Y. K. Beyatlı.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

OLDU Nedir?


1 . Evet.
2 . ünlem Başüstüne.

PERHİZ Nedir?


1 . Diyet: "Biraz perhizle idare edersek biz burada iki ay daha yaşayabiliriz."- A. Mithat.
2 . din b. (***) Hristiyanların ve Yahudilerin belli günlerde et, yağ vb. yiyecekleri yemeden tuttukları oruç.

PİJAMA Nedir?

İki parçadan oluşan yatak giysisi: "Üçü de pijamalarının üstünü masaya bırakarak aşağı koştular."- F. R. Atay.

SABAH Nedir?


1 . Sabahleyin: "Havanın üşütecek kadar serinlemiş olmasına göre sabah yakın."- R. N. Güntekin.
2 . Sabah ezanı.
3 . Sabah namazı: "Sabahı kıldım."- .
4 . zarf Güneşin doğduğu andan öğleye kadar geçen zaman: "Bütün ev işlerini sabah bitirdim."- .

ŞALVAR Nedir?

Genellikle ağı çok bol olan, bele bir uçkurla bağlanan geniş bir tür pantolon: "Ne yapacağını bilmez şaşkın bir hâlde şalvarını bacağına geçirdi."- M. Ş. Esendal.

TAVSİYE Nedir?


1 . Öğütleme, yol gösterme: "Doktorların tavsiyesini yerine getirmek için de yürüye yürüye evine vaktinde yetişir."- A. Ş. Hisar.
2 . Bir şeyin, bir kimsenin iyi, işe yarar olduğunu ilgili kişiye söyleme, referans.

TORBA Nedir?


1 . Genellikle pamuk ve kıldan dokunmuş, türlü boy ve biçimde, ağzı büzülüp bağlanabilen araç: "Cüzdanı bir meşin torbaya sarmış, torbayı gömleğimin içine bağlamıştım."- R. N. Güntekin.
2 . Genellikle plastikten veya kâğıttan yapılmış, içine öteberi koymaya yarayan, çeşitli büyüklükte olabilen taşıma gereci, poşet.
3 . Vücutta meydana gelen şişlik.
4 . Er bezi, husye, testis.

UÇKUR Nedir?


1 . Şalvarı bele bağlamak veya torba, kese vb. şeylerin ağzını büzmek için bunlara geçirilen bağ: "O sabah evvela pijamanın uçkuru kördüğüm oldu."- B. Felek.
2 . mecaz Cinsel duygu veya ilişki: "Doktorlar falan filan hap, banyo ve uçkur perhizi tavsiye etmiş."- B. Felek.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

K R U U Ç Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

5 Harfli Kelimeler

Çukur, Uçkur,

4 Harfli Kelimeler

Kuru, Uçuk, Uruk,

3 Harfli Kelimeler

Kur,

2 Harfli Kelimeler

Uç, Ur,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.