TUTTURMAK (TDK)


1 . Tutmasını sağlamak.
2 . (nsz) Bir işe başlayıp sürdürmek, bir şeyi yapmakta olmak: "Urumeli Hisarı'na oturmuşum / Oturmuş da bir türkü tutturmuşum."- O. V. Kanık.
3 . (nsz) Aklına koyup direnmek, ısrar etmek: "Sakal diye tutturmuş, başka laf dinlemiyor."- M. Ş. Esendal.
4 . (-i, -e) Çivi, toplu iğne, çengelli iğne vb. ile iliştirmek, bağlamak.
5 . (nsz) Hedefe vardırmak, değdirmek, isabet ettirmek: "Taşı fırlattı ama tutturamadı."- Halikarnas Balıkçısı.
6 . (-i) Takip etmek: "Geldiği yolu tutturup gene tek başına mahalle kahvesinin kapısı önüne kadar geldi."- M. Ş. Esendal.

Tutturmak kelimesi baş harfi T son harfi K olan bir kelime. Başında T sonunda K olan kelimenin birinci harfi T , ikinci harfi U , üçüncü harfi T , dördüncü harfi T , beşinci harfi U , altıncı harfi R , yedinci harfi M , sekizinci harfi A , dokuzuncu harfi K . Başı T sonu K olan 9 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AKLI Nedir?

Akı bulunan.

BAĞLAM Nedir?


1 . Deste.
2 . Herhangi bir olguda olaylar, durumlar, ilişkiler örgüsü veya bağlantısı, kontekst: "Uygarlık bağlamında Batı ve Doğu diye bir ayrım yapılmamakta bir bütün olarak düşünülmektedir."- A. Cemal.
3 . dil bilimi Bir dil birimini çevreleyen, ondan önce veya sonra gelen, birçok durumda söz konusu birimi etkileyen, onun anlamını, değerini belirleyen birim veya birimler bütünü, kontekst.
4 . edebiyat Bent.

BAĞLAMA Nedir?


1 . Bağlamak işi.
2 . Üç çift telli olan ve mızrapla çalınan bir saz.
3 . Yapılarda duvarları birbirine bağlayan kiriş, putrel vb.
4 . dil bilgisi Ulama.

BAĞLAMAK Nedir?


1 . Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak: "Gemiyi iskeleye bağlamak."- .
2 . Düğümlemek: "İpi ipe bağlamak."- .
3 . (-i) Yara ilaç koyup bezle sarmak: "Yarayı bağlamak."- .
4 . (-i) Denk yapmak, paket yapmak: "Yatakları bağlamak. Eşyayı bağlamak."- .
5 . (nsz) Oluşmak, tutmak, meydana gelmek: "Şişesi is bağlamış bir lambanın ışığı / Her yüze çiziyordu bir hüzün kırışığı."- F. N. Çamlıbel.
6 . Bir iş veya kimse için ayırmak, tahsis etmek: "Birine haftalık bağlamak."- .
7 . Anlaşma yapmak: "İşleri sözleşmeye bağlamak."- .
8 . (-i) Uyulması zorunlu olmak: "Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır."- Anayasa.
9 . Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak: "Bu iş beni çok bağladı."- .
10 . (-i) Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. 1
1 . (-i) Geçişi engellemek: "Bütün yolları bağlamışlar."- . 1
2 . (-i) Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. 1
3 . (-i) Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. 1
4 . mecaz Gönlünü kazanmak: "Bu davranışınız beni size bağladı."- . 1
5 . mecaz Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. 1
6 . mecaz Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak: "Kızım, ne yapsak da seni bu eve bağlayabilsek acaba?"- R. N. Güntekin.

BALIK Nedir?

Omurgalılardan, suda yaşayan, solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanların genel adı.

BALIKÇI Nedir?

Balık tutan veya satan kimse: "Çevredeki balıkçılar görmüşler, bizi kurtardılar."- A. Ş. Hisar.

BAŞKA Nedir?


1 . Bilinenden ayrı, değişik, farklı, özge: "Yıllar sonra olaya başka bir açıdan bakabildim."- H. Taner.
2 . Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olan: "Bütün bunlar beni herkesten başka bir insan yapmıyor."- H. E. Adıvar.
3 . edat "Ayrıca, üstelik, bir yana" anlamlarında -dan / -den başka biçiminde kullanılan bir söz.

ÇENGELLİ Nedir?

Çengeli olan veya ucu çengel biçiminde olan: "Odada ne kordon ne çengelli çiviye benzer bir şey ele geçirememiştim."- R. N. Güntekin.

ÇİVİ Nedir?


1 . İki şeyi birbirine tutturmak, bir nesneyi bir yere sabitlemek için çakılan, ucu sivri, başlı, metal veya ağaçtan yapılmış ufak çubuk, mıh.
2 . Kalkan balığının üzerindeki düğmeye benzer kemiksi oluşum.

DEĞDİRMEK Nedir?

Değmesini sağlamak, değmesine yol açmak.

DİREN Nedir?

Dirgen.

DİRENME Nedir?

Direnmek işi, karşı koyma, dayanma, inat etme, ısrar etme, mukavemet etme.

DİRENMEK Nedir?

Herhangi bir düşüncede, bir istekte veya bir durumda ayak diremek, inat etmek, ısrar etmek, taannüt etmek: "Çantayı almak isterlerse sakın direnme, ver."- T. Buğra.

DİYE Nedir?


1 . Herhangi bir yargıya vararak.
2 . Niteleyerek.
3 . Sanarak, diyerek.

ESEN Nedir?

Ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı, sıhhatli, salim.

ETME Nedir?

Etmek işi.

ETMEK Nedir?


1 . Bir işi yapmak: "Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu."- H. Taner.
2 . "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak: "İyi ettiniz de geldiniz."- .
3 . (-i) Bulmak, erişmek: "Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi."- R. H. Karay.
4 . (-i, -den) Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
5 . Eşit değer kazanmak: "İki iki daha dört eder."- .
6 . Herhangi bir değerde olmak: "Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu."- Ö. Seyfettin.
7 . Kötülükte bulunmak: "Ah, iki bardak süt sen bana neler ettin?"- S. F. Abasıyanık.
8 . (-e) Küçük veya büyük abdestini yapmak: "Çocuk altına etti."- .

ETTİRMEK Nedir?


1 . İşi başkasının yapmasını sağlamak: "Avukat yardımcısına bilgileri not ettirdi."- .
2 . Sebep olmak: "Bu tutum beni çalışmaktan nefret ettirdi."- .

GENE Nedir?

Yine.

HALİ Nedir?

Boş, ıssız, tenha.

HALİK Nedir?


1 - Yaratıcı, yaratan.
2 - (Büyük "h" ile)" öz. a. Yaradan, Tanrı.

HEDEF Nedir?


1 . Nişan alınacak yer, nişangâh.
2 . mecaz Amaç, gaye, maksat: "Asıl önemlisi devlet büyük hedefler dikmişti; milletin benimsediği, övündüğü hedeflerdi bunlar."- T. Buğra.
3 . mecaz Varılacak yer, ulaşılacak son nokta: "Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!"- Atatürk.

HİSAR Nedir?

Bir şehrin veya önemli bir yerin korunması için taştan yapılmış, yüksek duvarlı ve kuleli, çevresinde hendekler bulunan küçük kale, kermen, germen. hisar (II) isim, eskimiş, müzik Arapça §i¹¥r
1 . Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam.
2 . Klasik Türk müziğinde re diyez notası.

ISRAR Nedir?

Direnme, ayak direme, üsteleme, üstünde durma: "Fakat o, perde perde ısrarı artırıyor, ağlıyor, lalamın çıplak ayaklarını öpmeye kalkıyordu."- R. N. Güntekin.

İĞNE Nedir?


1 . Dikiş dikmeye yarayan, ince, ucu sivri, bir ucunda iplik geçecek deliği bulunan çelik araç.
2 . İki şeyi birbirine tutturmaya yarar ince, uzun, ucu sivri, metal araç: "Çengelli iğne. Toplu iğne."- .
3 . Toplu iğnenin süs olarak kullanılan, iri başlı, renkli bir türü.
4 . Genellikle kadınların süs olarak elbiselerinin göğüs, yaka vb. yerlerine taktıkları süs eşyası.
5 . Bazı araçların ucu sivri parçaları: "Pusula iğnesi."- .
6 . Bazı böceklerin kendilerini savunmak için kullandıkları organ: "Arının iğnesi. Akrebin iğnesi."- .
7 . Oltanın ucundaki küçük çengel.
8 . mecaz Dokunaklı söz.
9 . bitki bilimi Bitkilerde yumurtacıkla tepecik arasındaki sapçık.
10 . tıp (***) Kas veya damar yoluyla vücuda sıvı bir ilacı basınçla vermek için kullanılan bir tür pompa, şırınga, enjektör. 1
1 . tıp (***) Zerk yolu ile vücuda verilen ilaç: "Hekim hastaya hap yerine iğne verdi."- . 1
2 . tıp (***) Vücuda bu yolla ilaç verme işi, enjeksiyon: "Eczacının yaptığı bir adrenalin iğnesinden sonra gözlerini açtı."- H. Taner.

İLİŞTİRMEK Nedir?


1 . İlişmesini sağlamak: "Seni bahçeye bir kenara iliştiririz."- F. R. Atay.
2 . Bağlamak, tutturmak, eğreti takmak, hafifçe tutturmak.

İSABET Nedir?


1 - (Bir yöne doğru atılan şey için) Hedefe vurma, hedefi vurma.
2 - (Piyango vb.) Şans oyunlarında, kazanma, çıkma, vurma.
3 - (Öneri, düşünce, söz için) Yerindelik, yanılmazlık.
4 - Güzel rastlantı.
5 - "Çok güzel!", "iyi oldu!" gibi anlamlarda kullanılır.

KADAR Nedir?


1 . Ölçüsünde, derecesinde: "Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar da genç işidir."- S. F. Abasıyanık.
2 . Büyüklüğünde, genişliğinde: "Bacak kadar çocuk."- . "Avuç içi kadar yer."- .
3 . Dek: "Saat ona kadar sokaklarda gezdi."- P. Safa.
4 . Gibi: "İstanbul'un balıkları kadar balıkçıları da hoştur."- S. F. Abasıyanık.
5 . Denli: "Bu merdivenleri, yapıldığı günden beri bu kadar telaşla çıkmamışımdır."- Y. Z. Ortaç.
6 . Süre belirten bir söz: "Bu minval üzere yedi ay kadar geçti, geçmedi."- R. H. Karay.
7 . zarf Miktarda, derecede: "İçinde biriken hayat bazen taşacak kadar çok oluyor."- H. E. Adıvar.
8 . Gösterme sıfatlarından biriyle bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz: "Kantara'nın önünde yüz kadar düşman çadırı kurulmuştu."- F. R. Atay.

KAHVE Nedir?


1 . Kök boyasıgillerden, sıcak iklimlerde yetişen bir ağaç (Coffea arabica).
2 . bitki bilimi Bu ağacın meyvesinin çekirdeği.
3 . Bu çekirdeklerin kavrulup çekilmesiyle elde edilen toz.
4 . Bu tozla hazırlanan içecek: "Bir fincan kahve daha içer, bir tutam enfiye daha çekerdi."- A. Ş. Hisar.
5 . Kahve, çay, ıhlamur, bira, nargile içilen, hafif yiyecekler bulunduran, tavla, domino, bilardo, kâğıt vb. oynanan yer, kahvehane, kıraathane: "Halktan biri olarak oturup dinlenebileceğiniz ucuz bir kahve kalmamıştır artık."- N. Cumalı.

KANI Nedir?

İnanılan düşünce, °kanaat.

KANIK Nedir?


1 . Kanaatkâr.
2 . Tokgözlü.

KAPI Nedir?


1 . Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı.
2 . Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat: "Evlerin kapılarında kocaman yeşil bronz tokmaklar vardı."- S. F. Abasıyanık.
3 . Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer.
4 . Devlet dairesi: "Hükûmet kapısı."- .
5 . mecaz Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân: "Onların başvuracağı her kapıya gitmiş."- S. F. Abasıyanık.
6 . mecaz Gidere yol açan gereksinim: "Bayram geldi, yine masraf kapıları açıldı."- .
7 . mecaz Ev gezmesi için gidilen yer: "Bugün yine kaç kapı dolaştın?"- .

KOYU Nedir?


1 . Yoğunluğundan dolayı güç akan, sulu karşıtı: "Koyu pekmez. Koyu süt."- .
2 . Rengi açık olmayan, daha belirgin, açık karşıtı: "Oturduğu yerden Boğaziçi'nin koyu mavi gecesinde bir balıkçı kayığı kayıp gidiyordu."- H. E. Adıvar.
3 . bilişim Yazı karakterinin daha belirgin olarak yazılmış biçimi.
4 . mecaz Aşırı (davranış, düşünce vb.): "Daha eski zamanda koyu bir Türkçe taraftarıymış."- A. Ş. Hisar.
5 . mecaz Derin, hararetli: "Koyu bir sohbet."- .

MAHALLE Nedir?


1 . Bir şehrin bir kasabanın, büyükçe bir köyün bölündüğü parçalardan her biri: "Mahallemizin bunca yıllık kasabı, bakkalı bir gece yok oldular."- N. Cumalı.
2 . Bu parçalarda oturan insanlarin tamamı.

OTURMUŞ Nedir?

Yerleşik, yerleşmiş, güçlenmiş, stabil: "Oturmuş bir kurum."- .

SAĞLAM Nedir?


1 . Dayanıklı, kolay bozulmaz, yıkılmaz, stabil: "En sağlam sütunlar üstünde durduğu sanılan devir, bir karton kale gibi yıkılmıştı."- F. R. Atay.
2 . Zarar görmemiş, bozulmamış: "Bütün eşya sağlam."- .
3 . Sakatlık veya hastalığı bulunmayan, sağlıklı, sıhhatli: "Kendisi uzun boylu, sağlam, orta yaşlı bir adamdır; ama yıprandığını söylüyor."- M. Ş. Esendal.
4 . Güvenilir: "Sağlam iş. Sağlam para."- .
5 . Gerçek, inanılır bir temeli olan: "Böyle sağlam adı nereden bulacaksın."- M. Ş. Esendal.
6 . zarf, halk ağzında (sa'ğlam) Her hâlde, muhakkak: "Sağlam bu gece perilere karıştım gitti."- H. R. Gürpınar.

SAĞLAMA Nedir?


1 . Sağlamak işi: "Kimse siyasi ve kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz."- Anayasa.
2 . matematik Bir problemin çözümü veya bir hesabın doğruluğunu denetlemek için yapılan kontrol işlemi, mizan.

SAĞLAMAK Nedir?


1 . Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek: "Biz bu ihtiyara son günlerinde hiç aklından geçirmediği bir saadet sağladık."- H. Taner.
2 . Elde etmek, sahip olmak: "... o sevimli yavru hâliyle sağladığı sempatinin büyük bir kısmını yitirmişti."- Y. N. Nayır.
3 . matematik Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. sağlamak (II) (nsz) Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek.

SÜRDÜRME Nedir?

Sürdürmek işi.

SÜRDÜRMEK Nedir?


1 . Sürme işini yaptırmak: "Parmaklıklara boya sürdürdü."- .
2 . Bir durumun, bir şeyin sürmesini, olmasını sağlamak: "Bugün de sürdürdüğü hizmetleri onu güvenilir kişi yapmış."- T. Dursun K.

TAKİP Nedir?


1 . Yetişmek, yakalamak veya bulmak amacıyla birinin arkasından gitme, izleme: "Hazım Aslan'ı, bir polis hafiyesi gibi günlerce takipten sonra bulmaya muvaffak oldum."- H. E. Adıvar.
2 . Ardınca gitme veya gelme: "Çocuk, babasının kendisini takibinden memnun olmadı."- .
3 . Kovuşturma, kovuşturulma: "Savcılık, basın suçlarının takibinden sorumludur."- .
4 . mecaz İzinden gitme, uyma, izleme: "Atatürk'ün düşüncelerini takip, gençliğin başlıca amacıdır."- .
5 . askerlik Geri çekilmekte olan düşmanı yok etmek için yapılan hareket.

TOPLU Nedir?


1 . Topu olan: "Toplu tabanca."- .
2 . Hepsi bir arada bulunan, toplanmış: "Yol, toplu yaşamanın doğurduğu bir gereksinmeyi karşılamak için yapılır."- N. Cumalı.
3 . Birlikte yapılan, kombine.
4 . Düzenlenmiş, dağınık olmayan: "Toplu bir oda."- .
5 . Topunu, tamamını, bütününü içine alan: "Toplu bir bakış."- .
6 . Vücutça dolgun.

TUTMA Nedir?


1 . Tutmak işi: "Daha çatal ve bıçağı tutmasına eli yatmamıştı, ikide bir düşürürdü."- R. H. Karay.
2 . Destekleme.
3 . Yanaşma.
4 . spor Bazı takım oyunlarında ayakla veya vücutla karşı takım oyuncusunun hareketine engel olma, markaj.

TÜRKÜ Nedir?

Hece ölçüsüyle yazılmış ve halk ezgileriyle bestelenmiş manzume: "Kulak ver ki havasında bahçemizin / Gök maviliğinden, dal yeşilliğinden / Bir türkü söylenmede kendiliğinden."- C. S. Tarancı.

VARDIRMAK Nedir?

Varmasına yol açmak, götürmek: "Hasan'la ilgilerini evlenme kertesine vardırmak için canla başla çalışan Mesture Hanım..."- H. E. Adıvar.

YAPMA Nedir?


1 . Yapmak işi: "Ham ağaçları evcile çeviririm, aşı yapmayı bilirim, budamayı bilirim."- N. Araz.
2 . sıfat Doğadaki şeylere benzetilerek insan eliyle yapılmış, yapay, suni, sahici karşıtı: "Eliyle bahçenin dökme taştan yapma mağaralarından birini göstererek..."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . sıfat Yapmacık: "Fakat fazla içliliği erkekliğe yakıştıramadığından kendini her zaman yapma bir sertliğin arkasına gizlerdi."- H. Taner.

YAPMAK Nedir?


1 . Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek: "Her görevi ayrım gözetmeden aynı titizlikle yapmak başarının sırrıdır."- Ç. Altan.
2 . (nsz) Olmasına yol açmak: "Durgun sular sıtma yapar."- .
3 . (nsz) Yol almak.
4 . Onarmak, tamir etmek: "Bozulan saatimi saatçi yaptı."- .
5 . (nsz) Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek: "Ayrıca terbiye edeceğim, onu yaman bir polis köpeği yapacağım."- R. H. Karay.
6 . Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek: "Şu işi yapıver, diye yalvarmıştı da enişte engel olmuştu."- S. M. Alus.
7 . (nsz) Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek: "Elimi ağzına götürerek sus işareti yaptım."- R. H. Karay.
8 . Düzenli bir duruma getirmek: "Yatak yapmak. Yolu yaptılar."- .
9 . (nsz) Üretmek: "Ayakkabı yapmak."- .
10 . (nsz) Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak: "Koşu yapmak. Sarsıntı yapmak."- . 1
1 . Zarara yol açmak. 1
2 . Etkili olmak. 1
3 . (nsz) Salgılamak, çıkarmak: "Tükürük bezleri tükürük yapar."- . 1
4 . (-e) Dışkı çıkarmak: "Çocuk, altına yapmış."- . 1
5 . Gerçekleştirmek: "İlk ve ortaöğrenimini Anadolu'da yapmıştır."- Y. Z. Ortaç. 1
6 . Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek: "Ben adamı ne yaparım biliyor musun?"- . 1
7 . (-i, -e) Evlendirmek: "Bu kızı sana yapacağız."- . 1
8 . (yardımcı fiil) Bir durum yaratmak: "Fırının harlı ateşi yanaklarını pembe pembe yapmıştı."- N. Araz. 1
9 . (yardımcı fiil) Edinmek, sahip olmak: "Servet yapmak. Altın yapmak."- .
20 . (yardımcı fiil) Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek: "Onu da Üsküdar'daki ambar memuru yapmak suretiyle daireden uzaklaştırdı."- H. Taner. 2
1 . (nsz) Davranmak, hareket etmek: "İyi yapmıyorsunuz, çocuğu çok azarlıyorsunuz. Uyumuş gibi yapmak."- . 2
2 . (nsz) Olmak: "Bu kış çok soğuk yaptı."- .

YAPMAK Nedir?


1 - Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek.
2 - Olmasına yol açmak.
3 - Bir işle uğraşmak, °meşgul olmak.
4 - Onarmak, °tamir etmek.
5 - (Birincisi -i'li, ikincisi eksiz olarak aynı nesne, iki kez yinelendiğinde)Gerçek nitetiğini vermek.
6 - Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak.
7 - Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği eyleme dönüştürmek, yaratmak, gerçekleştirmek.
8 - Düzenli bir duruma getirmek.
9 - Üretmek.
10 - Bir devinime başlamak ya da bir devinimle uğraşmak. 1
1 - Zarara yol açmak. 1
2 - Etkili olmak. 1
3 - Salgılamak, çıkarmak. 1
4 - Dışkı çıkarmak. 1
5 - Gerçekleştirmek. 1
6 - (Tehdityollu) Birini herhangi bir duruma düşürmek. 1
7 - Evlendirmek. 1
8 - (Ad soylu bir sözcükle birlikte) Bir durum yaratmak. 1
9 - Edinmek, iyesi olmak.
20 - Bir kimseye bir meslek kazandırmak; yetiştirmek. 2
1 - Davranmak, hareket etmek. 2
2 - Olmak. 2
3 - Sağlamak. 2
4 - Yol almak.

A K M R T T T U U Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

9 Harfli Kelimeler

Tutturmak,

8 Harfli Kelimeler

Tumturak, Tutturma,

7 Harfli Kelimeler

Kurutma,

6 Harfli Kelimeler

Kuruma, Matrut, Tutmak,

5 Harfli Kelimeler

Armut, Kumar, Kumru, Kuram, Kurma, Kurum, Kurut, Kutur, Maktu, Murat, Mutat, Turta, Tutak, Tutam, Tutar, Tutku, Tutma, Tutuk, Tutum, Utmak,

4 Harfli Kelimeler

Akur, Akut, Amut, Kamu, Kart, Kuma, Kura, Kurt, Kuru, Kutu, Kuut, Mark, Mart, Murt, Muta, Ruam, Takt, Tamu, Tart, Tura, Tutu, Umar, Umur, Umut, Uruk, Utku, Utma,

3 Harfli Kelimeler

Ark, Art, Aut, Kam, Kar, Kat, Kum, Kur, Kut, Mat, Mut, Ram, Rum, Tak, Tam, Tar, Tat, Tur, Tut, Umu,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Am, Ar, At, Ra, Ta, Tu, Ur, Ut,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.