TOZUTMAK (TDK)


1 . Toz kaldırmak, çevreye toz yaymak.
2 . Kar, toz gibi savurmak.
3 . Böbürlenmek, yüksekten konuşup söylediği sözü yerine getirmemek, palavra atmak, mangalda kül bırakmamak.
4 . mecaz Aklını yitirmek: "Hangi doktor hastasına resmen sen tozutuyorsun dostum, demiştir?"- H. Taner.

Tozutmak kelimesi baş harfi T son harfi K olan bir kelime. Başında T sonunda K olan kelimenin birinci harfi T , ikinci harfi O , üçüncü harfi Z , dördüncü harfi U , beşinci harfi T , altıncı harfi M , yedinci harfi A , sekizinci harfi K . Başı T sonu K olan 8 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AKLI Nedir?

Akı bulunan.

BIRAKMA Nedir?


1 . Bırakmak işi.
2 . Salıverme, terk.

BÖBÜR Nedir?


1 . Memelilerden, sıcak ülkelerde yaşayan, derisi benekli, yırtıcı hayvan (Hyrax syriensis).
2 . mecaz Böbürlenme, kibir: "Evet ağzı ile değilse de sakalı ile böyle der, kendine için için böyle bir üstünlük böbürü yaratırdı."- H. Taner.

BÖBÜRLENMEK Nedir?

Övünerek kabarmak, üstünlük taslamak, kurulmak: "Millete, vatana bir faydam dokunuyor diye böbürlenirdi."- S. F. Abasıyanık.

ÇEVRE Nedir?


1 . Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi: "Büyük kentlerin çevreleri gecekondularla sarılmıştır."- O. Rifat.
2 . Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam: "Her girdiği çevreye kişiliği ile birlikte olgun ve asil bir huzur havası getirirdi."- H. Taner.
3 . Sırma işlemeli mendil: "Geçen gün sandığı karıştırırken elime işlemeli çevreler geçti."- M. Yesari.
4 . mecaz Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit: "Siyasi çevreler. Sanat çevresi."- .
5 . mecaz Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit: "Babanın ve çevresinin var güçleri ile destekledikleri düşünülebilir."- H. Taner.
6 . dil bilgisi Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst.
7 . matematik Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi.
8 . toplum bilimi Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü.

DOKTOR Nedir?


1 . Hekim.
2 . Bir fakülteyi veya bir yüksekokulu bitirdikten sonra belli bir bilim dalında en yükseköğrenim basamağına vardığını, geçirdiği özel sınavla ve başarılı bir eserle gösterenlere verilen akademik unvan.

DOST Nedir?


1 - Sevilen, güvenilen, yakın arkadaş, iyi görüşülen (kimse), gönüldeş, "düşman" karşıtı.
2 - Kimi hayvanların sahibine gösterdiği sevgi için kullanılır.
3 - Yakınlık belirten seslenme sözü.
4 - Bir şeye düşkün olan, aşırı ilgi duyan kimse.
5 - Erkek ya da kadının evlilikdışı ilişki kurduğu kimse.
6 - İyi geçinen, aralarında iyi ilişki bulunan.

GİBİ Nedir?


1 . ...-e benzer: "İn cin, uyanmadan denizin üstü boş gibidir."- H. Taner.
2 . zarf O anda, tam o sırada, hemen arkasından: "Haberi aldığı gibi yola çıktı."- .
3 . zarf İmişçesine, benzer biçimde: "Bu sade dekor, ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmiştir."- O. S. Orhon.
4 . zarf ...-e yakışır biçimde: "İnsan gibi davrandı."- .

HASTA Nedir?


1 . Sağlığı bozuk olan, esenliği yerinde olmayan, hastalanmış, rahatsız: "Annem o evin önü sofalı bir odasında hasta yatıyordu."- Y. K. Beyatlı.
2 . mecaz Aşırı düşkün, tutkun: "Maç hastası."- .
3 . argo Parasız, züğürt.
4 . teklifsiz konuşmada Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan.

KALDIRMA Nedir?

Kaldırmak işi.

KALDIRMAK Nedir?


1 . Bulunduğu yerden almak: "Örtüyü masanın üzerinden kaldır."- .
2 . Yukarı doğru hareket ettirmek: "Gözlerini yüzüme kaldırdı. İkimiz de mavi mavi baktık."- S. F. Abasıyanık.
3 . Yükseltmek: "Duvarı bir metre daha kaldırmalı."- .
4 . (nsz) Ürün toplamak, taşımak: "Harman kaldırmak."- .
5 . Çekmek, taşımak: "Bu araba bu yükü kaldırmaz."- .
6 . Bir kuruluşun çalışmasına son vermek, feshetmek, lağvetmek: "Meclis ... olağanüstü hâli kaldırabilir."- Anayasa.
7 . (-e) Hastayı hastaneye götürmek: "Yarasının dikişleri koptu dün öğleden sonra, Fransız Hastanesi'ne kaldırdılar."- A. Gündüz.
8 . Tören yaparak ölüyü gömmek.
9 . Toplamak: "Anası, kardeşi ile hep beraber sofrayı kaldırdılar."- N. Cumalı.
10 . Alıp başka yere götürmek. 1
1 . Uyandırmak: "Bir gece yanında mihman olduğum / Sabah oldu deyi kaldırdın beni."- Halk türküsü. 1
2 . Piyasadan çekmek: "İstifçilerin piyasadan kaldırdığı mallar."- . 1
3 . Elin ulaşamayacağı yere koymak, saklamak: "Vazoyu ortadan kaldıralım, çocuğun eline geçmesin."- . 1
4 . Kaçırmak: "Yakın köyden kaldırdığı bir yosmayı sarhoş etmekle meşguldü."- S. F. Abasıyanık. 1
5 . İyi etmek, iyileştirmek: "Bu ilaç onu yataktan kaldırdı."- . 1
6 . Bir şeyden çokça satın almak. 1
7 . Tayin etmek, atamak: "Günün birinde bu müdürü başka, daha önemli bir yere kaldırdılar, buraya da bir başka müdür getirdiler."- M. Ş. Esendal. 1
8 . Yok etmek, ortadan silmek: "Yeryüzünden hayali kaldırın, dünya bir taş ve toprak yığınından ibaret kalır."- O. S. Orhon. 1
9 . (nsz), mecaz Katlanmak, tahammül etmek: "Doğrusunu isterseniz onu çoktan kapı dışarı etmeliydim ama yüreğim kaldırmıyor, acıyorum."- S. F. Abasıyanık.
20 . (nsz), mecaz Uygun gelmek, götürmek, yakışmak: "Bu kumaş fazla süs kaldırmaz."- . 2
1 . argo Çalmak, aşırmak.

KONU Nedir?


1 . Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje: "Öğretmenimizin verdiği konuları manzum yazardım."- Y. Z. Ortaç.
2 . Üzerinde konuşulan şey, bahis: "Daha fazla tafsilata girmeyi bugün zararlı gördüğüm için bu konuda susacağım."- B. Felek.

KONUŞ Nedir?


1 . Konma işi.
2 . askerlik Bütün imkânlar göz önünde tutularak kara, hava ve deniz birliklerinin yerleştirilmesi biçimi.
3 . coğrafya Konum.

KONUŞU Nedir?

Bilimsel bir sorunu incelemek veya siyasi, ekonomik, diplomatik sorunları tartışmak için yapılan akademik toplantı, kolokyum.

MANGA Nedir?


1 . On kişilik asker birliği: "Ormanın kıyısından dönen yoldan, neredeyse bir manga silahlı adam çıktı."- N. Cumalı.
2 . Savaş gemilerinde deniz erlerinin yattığı koğuş. manga (II) isim Japonca Japon çizgi romanı.

MANGAL Nedir?

Isınmaya, bir şey pişirmeye yarayan, sac, bakır veya pirinçten, türlü biçimlerde üstü açık ayaklı ocak, korluk: "Masanın solunda küçük bir sac mangal yaz kış sürekli olarak yanardı."- S. Birsel.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

PALAVRA Nedir?


1 . Herhangi bir konuda gerçeğe aykırı, uydurma söz veya haber: "Delikanlı imparatorluk sözünün bir palavra olmadığını artık yavaş yavaş anlıyordu."- T. Buğra.
2 . argo Uzun ve boş konuşma, martaval.
3 . denizcilik Genellikle posta vapurlarında üst güvertenin altındaki güverte.

RESMEN Nedir?


1 . Devlet adına, devletçe, resmî olarak.
2 . Kanuna, yönteme uygun olarak, yöntemince.
3 . Kesinlikle, açıkça, kesin olarak: "Kızların ikisi japone kollu, üçüncüsü resmen kombinezonlu idi."- H. Taner.

SAVURMA Nedir?


1 . Savurmak işi: "Ben de onlar gibi tekme atıp yumruk savurmasını biliyordum."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . spor Kol, bacak vb. vücut bölümlerinin ağırlıklarından yararlanarak omuz ve uyluk eklemleri çevresinde türlü yönlere doğru hızla çevirme.

SAVURMAK Nedir?


1 . Havaya atıp dağıtmak, saçmak: "Bir eğlence yerinde destelerle banknotu havaya savurduktan sonra..."- R. N. Güntekin.
2 . Rüzgâr, şiddetle eserek bir yeri, bir şeyi altüst etmek, havaya kaldırmak, dağıtmak.
3 . Kaldırıp atmak, fırlatmak: "Adam birden silkinip beni yavaşça yana savurdu."- N. Eray.
4 . (nsz) Şiddetle döndürerek sallamak, kaldırarak vurmak: "Kılıç savurmak. Değnek savurmak."- .
5 . Bir sıvının havalanmasını veya kaynayan sıvının taşmasını önlemek, soğutmak amacıyla alıp yine kendi kabına dökmek: "Sarnıcın suyunu savurmak."- .
6 . Sallamak, uçurmak, dalgalandırmak: "Ayaklarını boşluğa savururken küçük dolap gürültüyle yıkıldı."- P. Safa.
7 . (nsz) Yalan, küfür vb. söylemek: "Onun bütün çapkınlığı Solmaz'a yoldan geçerken savurduğu birkaç kelimeden ibaretti."- H. Taner.
8 . mecaz Boşuna ve çok miktarda harcamak, israf etmek: "Paraları savurmak."- .

TANE Nedir?


1 . Herhangi bir sayıda olan, adet.
2 . Bazı bitkilerin tohumu: "Bu küllerin içinde, kavrulmuş buğday taneleri ... görüyorum."- M. Ş. Esendal.
3 . bitki bilimi Çekirdekli küçük meyve: "Üzüm tanesi. Nar tanesi."- .

YAYMA Nedir?


1 . Yaymak işi.
2 . Yaymacının sattığı şeylerden oluşan sergi: "Hırdavat yayması."- .

YAYMAK Nedir?


1 - Bir şeyi açarak, düzelterek bir alanı örtecek biçimde sermek.
2 - Birçok kimseye duyurmak.
3 - Çevreye dağılmasına neden olmak.
4 - Sınırını genişletmek.
5 - Otlatmak.
6 - Dağınık ve düzensiz bir biçimde saçmak, dağıtmak.

YERİNE Nedir?


1 . Bir şeyin veya bir kimsenin yerini almak üzere: "Bana haftalık yerine gündelik ver."- R. N. Güntekin.
2 . Başkasının adına: "Nitekim o gün eksiltmeye kendi yerine onu yollamıştı."- H. Taner.
3 . isim, edebiyat Alegori.

YİTİRME Nedir?

Yitirmek işi.

YİTİRMEK Nedir?


1 . Ne olduğunu, nerede bulunduğunu bilememek, kaybetmek: "Kalemimi yitirdim."- .
2 . Bazı nitelik veya özelliklerin yok olması durumuna uğramak, kaybetmek.
3 . Ölüm sonucu kaybetmek.
4 . Yanlış yola girmek, kaybolmak: "Ormanda yolunu yitirenler, yollarını yine şaşırmamak için nereden yürümeye başlamışlarsa oraya dönerler."- Halikarnas Balıkçısı.

YÜKSEK Nedir?


1 . Yukarıda, üst tarafta olan yer: "Yüksekten avluya açılmış iki pencereden aydınlık alıyordu."- M. Ş. Esendal.
2 . sıfat Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı: "... mekik dokuduğu yüksek bez tezgâhından kalktı."- Ö. Seyfettin.
3 . sıfat Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan: "İri kanatları ile bir kaşıkçı kuşu çok yükseklerde tur atıyor."- H. Taner.
4 . sıfat Güçlü, etkili, şiddetli: "Yüksek basınç. Yüksek gerilim."- .
5 . sıfat Derece veya makamı bakımından üstün: "Yüksek kurul."- .
6 . sıfat Normal değerlerin üstünde olan, çok: "Türk milletinin karakteri yüksektir."- Atatürk.
7 . sıfat, mecaz Erdemli, faziletli: "Yüksek duygu."- .
8 . sıfat, mecaz Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan: "Yüksek sosyete."- .
9 . zarf Büyük para ile: "Yüksek oynamak."- .

A K M O T T U Z Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

8 Harfli Kelimeler

Tozutmak,

7 Harfli Kelimeler

Tozumak, Tozutma,

6 Harfli Kelimeler

Komuta, Mukoza, Okutma, Tozuma, Tutmak,

5 Harfli Kelimeler

Katot, Komut, Maktu, Mazot, Mozak, Mutat, Okuma, Takoz, Tokat, Tokuz, Tomak, Tutak, Tutam, Tutma, Tuzak, Utmak,

4 Harfli Kelimeler

Akut, Amut, Atom, Azot, Kamu, Koma, Kota, Koza, Kuma, Moka, Muta, Omuz, Otuz, Takt, Tamu, Toka, Utma, Uzak, Uzam, Zamk, Zoka,

3 Harfli Kelimeler

Aut, Kam, Kat, Kaz, Kom, Kot, Koz, Kum, Kut, Kuz, Mat, Mut, Muz, Oma, Tak, Tam, Tat, Tok, Toz, Tut, Tuz, Uzo, Zam, Zat, Zom, Zum,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Am, At, Az, Ok, Om, Ot, Ta, Tu, Ut, Uz,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.