TOPLAMAK (TDK)


1 . Bir araya getirmek: "Şairin bütün eserlerini, bütün hatıralarını toplayacak."- O. S. Orhon.
2 . (nsz) Devşirmek: "Kırlardan çiçek topladık."- .
3 . Devşirip kaldırmak: "Sofrayı toplamak. Yatakları toplamak."- .
4 . Dağınıklıktan kurtarmak: "Bu odayı biraz toplamak gerek."- .
5 . Bir araya getirmek, düzene sokmak, düzeltmek: "Uzun yağlı saçlarını parmaklarıyla taradı, kalpağının altında topladı."- M. Ş. Esendal.
6 . (nsz) Artırıp biriktirmek: "Epey servet toplamış."- .
7 . (nsz) Hizmete çağırmak: "Asker toplamak."- .
8 . Vergi veya bağışı verecek olanlardan almak.
9 . (nsz) Şişmanlamak, kilo almak.
10 . (nsz) Çıban, yara irinlenmek. 1
1 . matematik Sayıları veya nicelikleri birbirine ekleyip toplamını bulmak.

Toplamak kelimesi baş harfi T son harfi K olan bir kelime. Başında T sonunda K olan kelimenin birinci harfi T , ikinci harfi O , üçüncü harfi P , dördüncü harfi L , beşinci harfi A , altıncı harfi M , yedinci harfi A , sekizinci harfi K . Başı T sonu K olan 8 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ALMA Nedir?


1 . Almak işi.
2 . Alıntı, iktibas: "Ondan acemicesine alma olarak."- Muallim Naci.
3 . spor Bir profesyonel sporcunun, para karşılığı kulübünden bir başka kulübe geçmesi, transfer.

ALMAK Nedir?


1 . Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak: "Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı."- N. Cumalı.
2 . (-i, -den) Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak: "Çocuğu okuldan aldı."- .
3 . Birlikte götürmek.
4 . (nsz) Satın almak: "Biz bir ya da iki parti alır, çekiliriz piyasadan."- N. Cumalı.
5 . (nsz) Ele geçirmek, fethetmek: "Fakat aldıkları yerlerin ahalisini Türkleştiremediklerinden bu büyüklük onların zayıf düşmelerine sebep olmuş."- Ö. Seyfettin.
6 . (nsz) İçine sığmak: "Bu kavanoz iki kilo bal alır. Bu salon bin kişi alır."- .
7 . (-e, nsz) Kabul etmek: "Evine kiracı almak."- .
8 . (nsz) Kendine ulaştırılmak, iletilmek: "Mektup almak. Haber almak."- .
9 . (nsz) İçeri sızmak, içine çekmek: "Gemi su alıyor. Fotoğraf makinesi ışık almış, film yanmış."- .
10 . (nsz) Erkek, kadınla evlenmek: "O sırada aldığı kadının babasının birçok yardımını görmüştü."- M. Ş. Esendal. 1
1 . (-i, nsz) Sürükleyip götürmek: "Öküzü sel aldı, harmanı yel aldı."- . 1
2 . (nsz) Kazanmak, elde etmek. 1
3 . (nsz) Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak: "Soğuk almak. Ceza almak."- . 1
4 . (-i, nsz) Bürümek, sarmak, kaplamak. 1
5 . (-den) Kısaltmak, eksiltmek: "Ceketin boyundan almak."- . 1
6 . (nsz) Yolmak, koparmak: "Kaş almak."- . 1
7 . Yerini değiştirmek, çekmek. 1
8 . Temizlemek: "Karyolanın altını süpürge ile al. Örümcekleri al."- . 1
9 . (-i, -e) İçeri girmesini sağlamak: "Sevdiği delikanlıyı gece evine almış."- N. Cumalı.
20 . (nsz) Tat veya koku duymak: "Sigaradan hiç tat alamaz oldum. Burnu iyi koku alır."- . 2
1 . (-i, -e) Örtmek, koymak: "Paltosunu sırtına aldı."- . 2
2 . (-i, -e) ... gibi anlamak: "Bir sözü şakaya almak."- . 2
3 . (-i, -de) Yol gitmek, mesafe katetmek: "O yolu bir saatte alırsınız."- . 2
4 . (-i, -den) Çalmak: "Cebimden saatimi almışlar."- . 2
5 . Soldurmak: "Güneş perdelerin rengini aldı."- . 2
6 . Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak: "Dalağını aldılar."- . 2
7 . (nsz) Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek: "Savcı yardımcısı gaza bastı, motor almadı. Bir daha bastı, yine almadı."- H. Taner. 2
8 . (nsz) Göreve, işe başlatmak: "Yeni bir kapıcı aldı."- . 2
9 . (nsz) Başlamak: "Üsküdar'a gider iken aldı da bir yağmur."- Halk türküsü.
30 . (-den) Davranış veya makam değiştirmek: "Aşağıdan almak. Tizden almak."- . 3
1 . (nsz) İçecek veya sigara içmek: "Tadına bakmak için bir yudum aldım."- . 3
2 . (nsz) Yutmak, kullanmak: "İlaç almak."- . 3
3 . (-den) Görevden, işten çekmek. 3
4 . (-den, nsz) Kazanç sağlamak: "Bir pantolondan beş yüz lira alıyorlar."- . 3
5 . Gidermek, yok etmek: "İçine biraz su koy, tuzunu alır."- .

ALMAK Nedir?


1 - Bir şeyi ya da kimseyi bulunduğu yerden ayırmak.
2 - Bir şeyi, bir nesneyi elle, araçla vb. ile tutarak bulunduğu yerden ayırmak,kaldırmak.
3 - Yanında bulundurmak.
4 - Birlikte götürmek.
5 - Satın almak.
6 - İçine sığmak.
7 - Kabul etmek.
8 - Kendine ulaştırılmak, iletilmek.
9 - İçeri sızmak, içine çekmek.
10 - (Erkek, kadın için)...ile evlenmek. 1
1 - Sürükleyip götürmek. 1
2 - Kazanmak, elde etmek. 1
3 - Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. 1
4 - Bürümek, sarmak, kaplamak. 1
5 - Kısaltmak, eksiltmek. 1
6 - Yolmak, koparmak. 1
7 - Yerini değiştirmek, çekmek. 1
8 - Temizlemek. 1
9 - (Duş, banyo için) Yapmak; yıkanmak.
20 - (İçeri) Götürmek. 2
1 - Bir yeri savaşla ele geçirmek, fethetmek. 2
2 - (Tat ya da koku için) Duymak. 2
3 - Örtmek, koymak. 2
4 - (Süre için) Değiştirmek. 2
5 - (-e)...gibi anlamak. 2
6 - Başlamak. 2
7 - Davranış ya da makam değiştirmek. 2
8 - (İçecek ya da sigara için) İçmek. 2
9 - Yutmak; kullanmak.
30 - (Yol için) Gitmek. 3
1 - Çalmak. 3
2 - Göreve, işe başlatmak. 3
3 - Görevden,işten çekmek. 3
4 - Kazanç sağlamak. 3
5 - (Ölüm nedeniyle) Ayrılmak. 3
6 - Gidermek, yok etmek. 3
7 - Soldurmak. 3
8 - Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. 3
9 - (Motor) Çalışması için gerekli olan elektrik ya da yakıttan yararlanır duruma gelmek.
40 - Alışmak (Örgü, elişi vb.).

ALTI Nedir?


1 . Beşten sonra gelen sayının adı.
2 . Bu sayıyı gösteren 6, VI rakamlarının adı.
3 . sıfat Beşten bir artık.

ALTIN Nedir?


1 . Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,
9 olan, 106
4 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au): "Altın çok eski zamanlardan beri para basımında kullanılmaktadır."- .
2 . sıfat Bu elementten yapılmış: "Müsteşar, pantolonunun arka cebinden altın tabakasını çıkarıp sigara veriyor."- M. Ş. Esendal.
3 . Altından yapılmış sikke: "Çocuğa bir altın taktı."- .
4 . sıfat, mecaz Üstün nitelikli, değerli: "Altın ses."- .

ARTI Nedir?


1 . Toplama işleminde + işaretinin adı, zait.
2 . sıfat, matematik Sıfırdan büyük, önünde artı işareti bulunan (sayı), eksi karşıtı, pozitif.
3 . mecaz Fazlalık: "Alışkanlıklarımız artılarıyla eksileriyle nelerdir, aktarılmıyor çocuklarımıza."- N. Meriç.

BAĞI Nedir?

Büyü.

BAĞIŞ Nedir?

Bağışlanan şey, yardım, hibe, teberru.

BİRAZ Nedir?


1 . Bir parça, azıcık: "Biraz yağmur yağdı mı Beyoğlu'nun yaya kaldırımlarında yürüyebilirsen yürü."- F. R. Atay.
2 . zarf (bi'raz) Kısa bir süre için: "Uzun etme iki gözüm biraz da bize uğra."- O. Rifat.
3 . zarf (bi'raz) Az miktarda: "Dersini biraz biliyor."- .

BİRBİRİ Nedir?


1 - Karşılıklı olarak biri ötekini, öteki de onu.
2 - Biri diğerinin yanı sıra, ardından.

BİRİ Nedir?

ya da.

BİRİ Nedir?


1 - Bir tanesi.
2 - Bilinmeyen bir kimse.
3 - Olumsuz nitelik gösteren bir tamlayanla, kendisinden küçümsemeyle söz eden kimse.

BİRİKTİRME Nedir?

Biriktirmek işi, tasarruf.

BİRİKTİRMEK Nedir?


1 . Toplayıp yığmak.
2 . Bir şeyi ölçülü kullanarak artırmak, tasarruf etmek: "Zehra aldığı bütün paraları biriktiren, iyi kalpli, sessiz bir kızdı."- S. F. Abasıyanık.
3 . Öğrenme, yarar sağlama vb. sebeplerle bazı nesneleri bir araya getirmek, koleksiyon yapmak.

BULMAK Nedir?


1 - Arayarak ya da aramadan bir şeyle, bir kimseyle karşılaşmak; bir şeyi elde etmek.
2 - Yitirilen bir şeyi yeniden ele geçirmek.
3 - Varlığı bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak, °keşfetmek.
4 - İlk kez yeni bir şey yaratmak, ºicat etmek.
5 - İstenilen şeye kavuşmak, nail olmak.
6 - Bir yere, bir noktaya erişmek, ulaşmak.
7 - Herhangi bir görüşe, bir yargıya varmak.
8 - Seçmek, uygun saymak.
9 - Sağlamak, ºtemin etmek.
10 - (Kabahat, suç, kusur için) Yüklemek. 1
1 - Erişmek. 1
2 - Cezaya uğramak. 1
3 - Anımsamak, hatırlamak.

BÜTÜN Nedir?


1 . Eksiksiz, tam: "Güller bütün güller bu sabah / Bir ağızdan şarkı söyler gibi açıyor her bahçede."- N. Cumalı.
2 . Çok sayıdaki varlık ve nesnelerin hepsi: "Bütün civar köylerde onu sevmeyen yoktu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . Bozuk olmayan (para): "Bütün para."- .
4 . Parçalanmamış.
5 . isim Birlik, tamlık: "Şiirde bir bütünün lüzumuna inananlar bile mısralar arasında birtakım aralıklar kabul eder."- O. V. Kanık.

ÇAĞIRMAK Nedir?


1 . Birinin gelmesini kendisine yüksek sesle söylemek, seslenmek: "Beyaz gömlekli zurnacısını çağırarak sandalyeye çıkardı."- R. N. Güntekin.
2 . (-i, -e) Herhangi birinin bir yere gelmesini istemek, davet etmek: "O akşam Orhan'ı yemeğe çağırdı."- T. Buğra.
3 . (nsz) Binmek için bir araç istemek: "Bir taksi çağırdım."- C. Uçuk.
4 . (nsz), halk ağzında Yüksek sesle şarkı, türkü söylemek: "Türküler çağırarak tahta siliyor."- Y. Z. Ortaç.

ÇIBAN Nedir?

Vücudun herhangi bir yerinde oluşan ve çoğu, deride şişkinlik, kızartı, ağrı ve ateş ile kendini gösteren irin birikimi.

ÇİÇEK Nedir?


1 . Bir bitkinin, üreme organlarını taşıyan çoğu güzel kokulu, renkli bölümü.
2 . bitki bilimi Çiçek açan kır veya bahçe bitkisi: "Evin ufak çiçekler ve bitkilerle süslü bahçesine çıktım."- R. H. Karay.
3 . mecaz Davranışları hafif, toplum kurallarına uymayan kimse: "Onun ne çiçek olduğunu hep biliriz."- .
4 . kimya Süblimleşme veya çiçeksime yoluyla elde edilen toz.
5 . tıp (***) İrinli kabarcıklar dökerek yüzde izler bırakan ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalık.

DAĞINIK Nedir?


1 . Geniş bir alana yayılmış olan.
2 . Bir arada olmayan, birbiriyle bağlantısız.
3 . Düzeni bozuk, düzensiz, karışık: "Kadın yatağın içinde saçları dağınık, dimdik oturuyordu."- P. Safa.
4 . Hoş görünmeyen, uyumsuz: "Bağırarak konuşmaktan hoşlanmaz, dağınık kıyafetle, kocasına bile görünmez bir kadın."- M. Ş. Esendal.
5 . mecaz Düşüncelerini toparlayamayan: "Şu anda kafam çok dağınık."- .

DAĞINIKLIK Nedir?

Dağınık olma durumu.

DEVŞİRME Nedir?


1 . Devşirmek işi.
2 . tarih Asker yetiştirilmek üzere Yeniçeri Ocağına alınacak çocukları seçip toplama işi.
3 . tarih Yeniçeri Ocağına bu yolla alınan çocuk.
4 . sıfat Toplanmış, bir araya getirilmiş: "Biz, bürokratlardan devşirme bir kalabalıkla bir inkılap hareketinin yürütülemeyeceğini, iddia ediyorduk."- Y. K. Karaosmanoğlu.

DEVŞİRMEK Nedir?


1 . Bir araya getirmek, derlemek, toplamak: "Köylü kızları gülüşe çağrışa kuru incir devşiriyorlardı."- Halikarnas Balıkçısı.
2 . (-i) Katlamak, düzgün duruma getirmek: "Kumaşı tutacağız, kaldırıp çekeceğiz, buruşturacağız, devşirebileceğiz, sanki!"- R. H. Karay.

DÜZE Nedir?

Doz.

DÜZELTME Nedir?


1 . Düzeltmek işi, tashih.
2 . Daha iyi duruma getirmek için yapılan değişiklik, ıslahat, reform.
3 . Düzelti.

DÜZELTMEK Nedir?


1 . Düzgün duruma getirmek: "Kirli eşyalarımı paketlere sardım, bavulumu düzelttim."- R. N. Güntekin.
2 . Bozukluğunu gidermek, onarmak.
3 . Yanlıştan kurtarmak, tashih etmek: "Öğleden sonra nüfus kâğıdını getir, kaydını düzeltelim."- B. Felek.

DÜZEN Nedir?


1 . Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem.
2 . Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept.
3 . Yerleştirme, tertip: "Evin en bozuk düzeninde bile hastalığa mahsus birtakım aletler vardır."- R. N. Güntekin.
4 . Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim.
5 . mecaz Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo.
6 . mecaz Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo.
7 . mecaz Dolap, hile: "Hile, düzen dağarcığından elbette yeni bir şey bulup çıkaracak."- E. E. Talu.
8 . müzik Müzik aletlerinde ses ayarı, akort.
9 . toplum bilimi Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri: "Orta hâlli ailelerin kurduğu bu düzende herkesin bacası tüten, kapısı çalınan bir evi var."- N. Meriç.
10 . halk ağzında Alet edevat takımı. 1
1 . halk ağzında Bez dokuma tezgâhı.

ESEN Nedir?

Ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı, sıhhatli, salim.

ESER Nedir?


1 . Emek sonucu ortaya konan ürün, yapıt: "Boğaziçi doğrudan doğruya Türklerin eseridir."- Y. K. Beyatlı.
2 . Yayın, kitap, yapıt: "Bütün özlediğim eserlerle bir kütüphane yapabilsem artık yapılacak bir iş kalmayacak."- H. Z. Uşaklıgil.
3 . İz, işaret, im: "Buralarda sudan eser yok."- .
4 . Soyut kavramlarda belirti: "Sarı sakalları uzamış, bu yanık yüzde, en küçük bir pişmanlık eseri yoktu."- H. Taner.

GEREK Nedir?


1 . İcap: "... millî güvenlik gereklerinin ihlal edilmesi ... hâlinde belirli bir toplantı ve gösteri yürüyüşünü yasaklayabilir."- Anayasa.
2 . sıfat Bir şeyin yapılabilmesi veya olabilmesi ona bağlı olan, lazım: "Mecnunlara Leyla gerek, bana seni gerek seni."- Yunus Emre.

GETİRMEK Nedir?


1 . Gelmesini sağlamak: "Dün bir deri bir kemik hâlinde eve getirip bırakmışlar."- R. N. Güntekin.
2 . (-de) Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak.
3 . (-i) Erişmek veya eriştiğini sanmak: "Baharı getirdik."- .
4 . (nsz) İleri sürmek: "Örnek getirmek."- .
5 . (nsz) Sebep olmak, ortaya çıkarmak: "Bu rüzgâr kar getirir."- .
6 . (-i) İletmek, bildirmek: "Bir zabit nefes nefese şu haberi getirdi."- O. S. Orhon.
7 . (nsz) Sağlamak: "Haftada bir cuma günleri işleyen küçük bir kahve ayda ne kadar gelir getirirse."- Ö. Seyfettin.
8 . Bir makama atamak veya seçmek.
9 . (yardımcı fiil) Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar: "Ateh getirmek. Nedamet getirmek."- .

HATIR Nedir?


1 . Düşünme, akılda tutma, hafıza, zihin, akıl, yâd.
2 . Gönül, kalp: "Sakın hatırını kıracak bir şey söyleme."- .
3 . Birine karşı duyulan saygı, sevgi: "Hatırınız için bu işi yaptım."- .
4 . Durum, keyif, hâl: "Hatırını sormak."- .

HATIRA Nedir?


1 . Anı: "İlk aşkın hatırası ne de olsa başka oluyor."- H. E. Adıvar.
2 . Andaç, anmalık, yadigâr.

HİZMET Nedir?


1 - Birinin işini görme ya da birine yarayan bir işi yapma.
2 - Görev, i?
3 - Bakım, özen, °ihtimam.

İRİN Nedir?

Organizmanın herhangi bir yerinde iltihaplanma sonunda ölmüş hücre artıklarından ve bozulmuş akyuvarlardan oluşan, mikroplu veya mikropsuz, genellikle sarımtırak renkte koyuca sıvı, cerahat.

İRİNLENME Nedir?

İrinlenmek işi, iltihaplanma, cerahatlenme.

İRİNLENMEK Nedir?

İrin oluşmak, iltihaplanmak, cerahatlenmek.

KALDIRMA Nedir?

Kaldırmak işi.

KALDIRMAK Nedir?


1 . Bulunduğu yerden almak: "Örtüyü masanın üzerinden kaldır."- .
2 . Yukarı doğru hareket ettirmek: "Gözlerini yüzüme kaldırdı. İkimiz de mavi mavi baktık."- S. F. Abasıyanık.
3 . Yükseltmek: "Duvarı bir metre daha kaldırmalı."- .
4 . (nsz) Ürün toplamak, taşımak: "Harman kaldırmak."- .
5 . Çekmek, taşımak: "Bu araba bu yükü kaldırmaz."- .
6 . Bir kuruluşun çalışmasına son vermek, feshetmek, lağvetmek: "Meclis ... olağanüstü hâli kaldırabilir."- Anayasa.
7 . (-e) Hastayı hastaneye götürmek: "Yarasının dikişleri koptu dün öğleden sonra, Fransız Hastanesi'ne kaldırdılar."- A. Gündüz.
8 . Tören yaparak ölüyü gömmek.
9 . Toplamak: "Anası, kardeşi ile hep beraber sofrayı kaldırdılar."- N. Cumalı.
10 . Alıp başka yere götürmek. 1
1 . Uyandırmak: "Bir gece yanında mihman olduğum / Sabah oldu deyi kaldırdın beni."- Halk türküsü. 1
2 . Piyasadan çekmek: "İstifçilerin piyasadan kaldırdığı mallar."- . 1
3 . Elin ulaşamayacağı yere koymak, saklamak: "Vazoyu ortadan kaldıralım, çocuğun eline geçmesin."- . 1
4 . Kaçırmak: "Yakın köyden kaldırdığı bir yosmayı sarhoş etmekle meşguldü."- S. F. Abasıyanık. 1
5 . İyi etmek, iyileştirmek: "Bu ilaç onu yataktan kaldırdı."- . 1
6 . Bir şeyden çokça satın almak. 1
7 . Tayin etmek, atamak: "Günün birinde bu müdürü başka, daha önemli bir yere kaldırdılar, buraya da bir başka müdür getirdiler."- M. Ş. Esendal. 1
8 . Yok etmek, ortadan silmek: "Yeryüzünden hayali kaldırın, dünya bir taş ve toprak yığınından ibaret kalır."- O. S. Orhon. 1
9 . (nsz), mecaz Katlanmak, tahammül etmek: "Doğrusunu isterseniz onu çoktan kapı dışarı etmeliydim ama yüreğim kaldırmıyor, acıyorum."- S. F. Abasıyanık.
20 . (nsz), mecaz Uygun gelmek, götürmek, yakışmak: "Bu kumaş fazla süs kaldırmaz."- . 2
1 . argo Çalmak, aşırmak.

KALP Nedir?


1 - Yürek.
2 - Yürek sayrılığı.
3 - Sevgi, gönül.
4 - Bir ülkenin, bir kuruluşun işleyiş, yönetim ve varlığını sürdürme bakımından en önde gelen yeri.
5 - Duygu, °his.

KURTARMA Nedir?

Kurtarmak işi.

KURTARMAK Nedir?


1 . Bir canlıyı bir felaketten, tehlikeden veya zor durumdan uzaklaştırmak: "Şu durup dururken şimşek gibi çakan ağrılardan kurtarsınlar, servetimin yarısını anamın ak sütü gibi vereyim."- R. N. Güntekin.
2 . Kurtulmasını sağlamak.
3 . Uzaklaştırmak.
4 . Kazandırmak, yeniden ele geçirmek: "Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır."- Atatürk.
5 . Bir şeye zarar gelmesini önlemek: "Bu kız beni ilk defa çevreme karşı isyandan kurtardı."- H. E. Adıvar.
6 . Birinin cezalandırılmasına engel olmak: "Baban bana vaktiyle iyilik yaptı, seni kurtaracağım."- H. E. Adıvar.
7 . (nsz) Bir şeyin değerini karşılamak: "Beş bin liradan aşağısı kurtarmaz!"- .

MATEMATİK Nedir?


1 . Aritmetik, cebir, geometri gibi sayı ve ölçü temeline dayanarak niceliklerin özelliklerini inceleyen bilimlerin ortak adı, riyaziye.
2 . sıfat Sayıya dayalı, mantıklı, ince hesaba bağlı: "Eski yorumcular daha ileri gitmiş, evrenin yaratılmasında ve doğanın kurallarında bile matematik bir öz bulmuşlardır."- H. Taner.

NİCE Nedir?


1 . Kaç, ne kadar.
2 . Birçok: "Yalılarda nice yük odaları, oda gibi büyük kilerler vardı."- A. Ş. Hisar.
3 . zarf (ni'ce) Nasıl.
4 . zarf (ni'ce) Uzun süreden beri.

NİCEL Nedir?

Nicelik bakımından, nicelikle ilgili, kantitatif.

NİCELİK Nedir?


1 . Bir şeyin sayılabilen, ölçülebilen veya azalıp çoğalabilen durumu, kemiyet, miktar, kantite: "Bir şeyin niceliğinden çok niteliğine önem vermeli."- .
2 . Bir şeyin eşit parçalara bölünebilen ve ölçülebilir olan yanları.
3 . Genellikle sayılabilen, toplamı doğrudan sayı olarak belirtilebilen genel özellik.

OLAN Nedir?


1 - olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
2 - ad tamlaması belirtileni durumunda bulunan bir addan sonra getirildiğinde o adın sıfatı değerinde bir birleşik oluşturur.

PARMAK Nedir?


1 . İnsanda ve bazı hayvanlarda ellerin ve ayakların son bölümünü oluşturan, boğumlu, oynak, uzunca organların her biri: "Uzun, sinirli parmakları locanın kenarında uzanmış, boksörün kulağını koparıyordu."- R. N. Güntekin.
2 . sıfat Eni bu organ kadar olan: "Değneği iki parmak kısaltmalı."- .
3 . sıfat Koyu sıvılara daldırıp çıkarıldığında bu organa bulaşan miktar kadar olan: "Bir parmak bal."- .
4 . Bir tekerleğin merkezinden çemberine kadar uzanan çubukların her biri.
5 . matematik İnç.
6 . mecaz Bir işe karışmış olma ilgisi: "Bu işte onun parmağı var."- .
7 . eskimiş Arşının yirmi dörtte biri.

SAYI Nedir?


1 - Sayma, ölçme, tartma gibi işlerin sonunda bulunan birimlerin kaç olduğunu anlatan söz, °rakam.
2 - Gazete ve dergi gibi süreli yayınların bir bütün oluşturan değişik tarih, numara taşıyan baskılarından her biri, °nüsha.
3 - Bir spor karşılaşmasında, karşılaşanlardan her birinin başarı derecesini saptayan nicelik.

SERVET Nedir?

Varlık, zenginlik, mal mülk.

SOKMA Nedir?

Sokmak işi.

SOKMAK Nedir?


1 - Birşeyin içine ya da arasına girmesini sağlamak.
2 - Bir yere girmesini sağlamak, içeri almak.
3 - (Bıçak, çakı, iğne vb. için) Batırmak, saplamak: Bıçağı kalçasına soktu .
4 - (Böcek, zehirli hayvan için) İğnesini batırmak ya da ısırmak.
5 - Yasak bir malı gizlice getirmek ya da götürmek.
6 - Belli etmeden kötü bir malı vermek.
7 - Konuşma sonrasında bir sözü, soruyu ya da düşünceyi söyleyi vermek.
8 - Dokunaklı, kırıcı ya da acı söz söylemek.

ŞİŞMAN Nedir?

Deri altında fazla yağ toplanması sebebiyle vücudun her yanı şişkin görünen (kimse), şişko, mülahham: "Şişman odacı sahanlıkta bir daha gözüktü."- E. E. Talu.

ŞİŞMANLAMA Nedir?

Şişmanlamak işi.

ŞİŞMANLAMAK Nedir?

Şişman duruma gelmek: "Sizi biraz şişmanlamış buldum."- H. E. Adıvar.

TARA Nedir?

Bağ budamaya ya da ağaç kesmeye yarayan eğri bir tür bıçak.

TOPLA Nedir?

Üç parmaklı dirgen.

TOPLAM Nedir?

Toplama işleminin sonucu, mecmu, yekûn.

TOPLAMA Nedir?


1 . Toplamak işi: "Yarışırcasına para toplamaya başladılar."- H. E. Adıvar.
2 . matematik Sayıları veya nicelikleri birbirine ekleyip toplamını bulma işlemi, cem.
3 . sıfat Değişik parçaların bir araya getirilmesiyle oluşmuş: "Toplama bilgisayar."- .
4 . Kalın bazlamaya benzer bir çeşit tandır ekmeği.

TOPLAMAK Nedir?


1 . Bir araya getirmek: "Şairin bütün eserlerini, bütün hatıralarını toplayacak."- O. S. Orhon.
2 . (nsz) Devşirmek: "Kırlardan çiçek topladık."- .
3 . Devşirip kaldırmak: "Sofrayı toplamak. Yatakları toplamak."- .
4 . Dağınıklıktan kurtarmak: "Bu odayı biraz toplamak gerek."- .
5 . Bir araya getirmek, düzene sokmak, düzeltmek: "Uzun yağlı saçlarını parmaklarıyla taradı, kalpağının altında topladı."- M. Ş. Esendal.
6 . (nsz) Artırıp biriktirmek: "Epey servet toplamış."- .
7 . (nsz) Hizmete çağırmak: "Asker toplamak."- .
8 . Vergi veya bağışı verecek olanlardan almak.
9 . (nsz) Şişmanlamak, kilo almak.
10 . (nsz) Çıban, yara irinlenmek. 1
1 . matematik Sayıları veya nicelikleri birbirine ekleyip toplamını bulmak.

VERECEK Nedir?

Birine verilmesi gereken para, borç, alacak karşıtı.

VERGİ Nedir?


1 . Kamu hizmetlerine harcanmak için hükûmetin, yerel yönetimlerin yasalara göre doğrudan doğruya veya bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan herkesten topladığı para: "Önce vergiyi kolay tahsil etmenin vesilesini hazırlasınlar."- B. Felek.
2 . mecaz Bir kimsenin doğuştan sahip olduğu iyi nitelik.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YAĞLI Nedir?


1 . Üzerinde veya içinde yağı olan.
2 . Yağı çok olan.
3 . Yağla yapılmış: "Yağlı çörek."- .
4 . Besili, semiz: "Bir de olaydı şimdi diye yağlı hindi sayıklıyorsun."- O. C. Kaygılı.
5 . Yağdan kirlenmiş veya lekelenmiş olan: "Uzun saçları eski redingotun yağlı yakasına dökülüyor."- Ö. Seyfettin.
6 . mecaz Parası bol, zengin: "Dükkâna yağlı bir müşteri arıyordu."- R. H. Karay.
7 . mecaz, teklifsiz konuşmada Bol ve kolay kazanç sağlayan: "Yağlı bir iş."- .

YARA Nedir?


1 . Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik: "Mendilimi bir çatkı şekline sokarak başıma, yaramın üzerine sardım."- R. H. Karay.
2 . Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık: "Geminin omurgasındaki yara."- .
3 . mecaz Dert, üzüntü, acı: "Bu yarayı deşmeyin."- .

YATAK Nedir?


1 . Uyuma, dinlenme vb. amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya, döşek: "Sabahleyin onu aynı güzellikte bulacağım ümidiyle yatağımdan fırladım."- R. H. Karay.
2 . Yün, pamuk, kuş tüyü vb. maddelere kılıf geçirerek yapılan şilte.
3 . Üzerine şilte konulan karyola, somya, kerevet vb.
4 . coğrafya Irmak, çay, dere vb.nin, içinde aktıkları yer, akak, mecra.
5 . Katmanlaşmış herhangi bir madde yığını: "Çakıl yatağı."- .
6 . Bir şeyin çok bulunduğu yer: "Yeşil sarıklı evliya yataklarının huzurunda gibiyim"- R. H. Karay.
7 . Maden veya fosil ocaklarında birbirini izleyen iki maden, taş veya kömür tabakası arasında uzanan damar.
8 . Çanak biçimindeki bir havzada veya buna benzer bir oluşumda toplanmış petrol birikintisi.
9 . Gizli barınak veya bir suçluyu gizlice barındıran yer: "Hırsız yatağı. Eşkıya yatağı."- .
10 . Makinelerde hareketli bölümleri içine alan hareketli veya sabit parça: "Namlu yatağı. Eksen yatağı."- . 1
1 . Fideleri gömmek için toprakta açılan çukur. 1
2 . Turunçgilleri ve yumurta vb. ürünleri korumak üzere saman vb.nden yararlanılarak yapılan yer. 1
3 . hayvan bilimi Katmanlı bir kaya bütününde maden filizi veya taş döküntüsünden oluşan çok ince tabaka.

A A K L M O P T Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

8 Harfli Kelimeler

Toplamak,

7 Harfli Kelimeler

Kotlama, Otlamak, Topalak, Toplama,

6 Harfli Kelimeler

Atomal, Kaloma, Kaplam, Matkap, Oklama, Otamak, Otlama, Patlak, Potkal, Tapmak, Toplam,

5 Harfli Kelimeler

Almak, Aptal, Atmak, Kalma, Kapma, Katma, Klapa, Kopal, Kopma, Lakap, Lokma, Makat, Makta, Malak, Matla, Olmak, Otama, Otlak, Palto, Patak, Patal, Plaka, Plato, Polat, Polka, Pomak, Pomat, Takla, Takma, Talak, Tapma, Tomak, Topak, Topal, Topla,

4 Harfli Kelimeler

Akma, Alma, Alto, Amal, Apak, Atak, Atma, Atol, Atom, Kala, Kalp, Kama, Kamp, Kola, Koma, Kota, Laka, Lama, Lapa, Lata, Lota, Mala, Malt, Mapa, Moka, Mola, Olma, Olta, Opal, Pakt, Pala, Pata, Plak, Pota, Taam, Taka, Talk, Tapa, Toka,

3 Harfli Kelimeler

Aka, Ala, Alo, Alp, Alt, Ama, Ata, Kal, Kam, Kap, Kat, Kol, Kom, Kot, Lak, Lam, Lap, Lok, Lop, Lot, Mal, Mat, Oma, Pak, Pal, Pat, Pot, Tak, Tal, Tam, Tok, Tol, Top,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Al, Am, At, La, Ok, Ol, Om, Ot, Ta,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.