TOMURMAK (TDK)


1 . Ağacı dibinden kesmek.
2 . Ağaç ve asmalarda filiz vermek üzere gözler kabarmak, tomurcuklanmak: "Ağaçlar çiçekliydi, çoğunda meyveler tomurmuştu."- T. Dursun K.
3 . Şişip kabarmak.

Tomurmak kelimesi baş harfi T son harfi K olan bir kelime. Başında T sonunda K olan kelimenin birinci harfi T , ikinci harfi O , üçüncü harfi M , dördüncü harfi U , beşinci harfi R , altıncı harfi M , yedinci harfi A , sekizinci harfi K . Başı T sonu K olan 8 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AĞAÇ Nedir?


1 . Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki.
2 . sıfat Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan: "Ağaç tekne."- .
3 . Direk.

ASMA Nedir?


1 - Asmagillerden, dalları çardak üzerine yayılan bitkilere genel olarak verilen ad.
2 - Belirli bir tür üzüm veren bitki (Vitis).

ÇİÇEK Nedir?


1 . Bir bitkinin, üreme organlarını taşıyan çoğu güzel kokulu, renkli bölümü.
2 . bitki bilimi Çiçek açan kır veya bahçe bitkisi: "Evin ufak çiçekler ve bitkilerle süslü bahçesine çıktım."- R. H. Karay.
3 . mecaz Davranışları hafif, toplum kurallarına uymayan kimse: "Onun ne çiçek olduğunu hep biliriz."- .
4 . kimya Süblimleşme veya çiçeksime yoluyla elde edilen toz.
5 . tıp (***) İrinli kabarcıklar dökerek yüzde izler bırakan ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalık.

ÇİÇEKLİ Nedir?

Çiçeği veya çiçek resimleri olan: "Gölgelerinde koyunlar otlayan çiçekli badem ağaçlarının altından geçtiler."- Ö. Seyfettin.

ÇOĞU Nedir?


1 . Bir şeyin büyük bölümü: "Biz o zaman okuduğumuz mısraların çoğunu ezber bilirdik."- A. Ş. Hisar.
2 . Çok kimse: "Arkadaşlarımın çoğu gibi mektebe lalalarla, uşaklarla gitmedim."- A. H. Tanpınar.

ÇOĞUN Nedir?

Çok kez, sık sık, ekseriya: "Çoğun içinden geldiği gibi, algıladığım gibi yazıyorum."- S. İleri.

FİLİZ Nedir?

Yeni sürmüş körpe ve küçük dal veya yaprak, sürgün: "Yeşil çeltik filizleri bir parmak uzunluktaydı."- Y. Kemal.

KABA Nedir?


1 . Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz, sakil, ince karşıtı: "Cebinden kaba fil dişi saplı bir de çakı çıkardı."- Ö. Seyfettin.
2 . Taneleri iri: "Kaba çakıl."- .
3 . Terbiyesiz, görgüsü kıt, nezaketsiz (kimse): "Kaba, hantal, şivesiz, bir sürü adamlar kafesinin önüne toplanırlar."- R. H. Karay.
4 . Hafif olduğu hâlde kalın veya hacimli: "Kaba bir yün döşekle temiz bir şilte, yastık yorgan buldum."- H. R. Gürpınar.
5 . isim Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer.
6 . mecaz Terbiyeye, inceliğe aykırı, çirkin, kötü: "Çocuklardan biri ağzından çok fena, çok kaba bir şey kaçırdı."- O. C. Kaygılı.

KABARMA Nedir?


1 . Kabarmak işi.
2 . mecaz Duygulanma: "Bir de mektuplar okunurken ve selamlar söylenirken içinde tuhaf bir kabarma beliriyordu."- H. E. Adıvar.
3 . mecaz Kendini üstün görme, büyüklük taslama.
4 . coğrafya Ay ve güneşin çekim etkisiyle, büyük denizlerde suların yükselmesi, met.

KABARMAK Nedir?


1 . Ağırlığı artmadan hacmi büyümek: "Ekmek iyi kabardı."- .
2 . Yağışlardan veya kaynamaktan taşmaya yüz tutmak: "Çay birdenbire kabararak şosenin rampalarını aşar ve epeyce zararlara sebep olur."- R. N. Güntekin.
3 . Niceliği artmak, büyümek: "Masraf kabardı."- .
4 . Şişmek, genişlemek: "İhtiyarın zayıf damarları kabarmış kıllı elleri dizlerinin üstündeydi."- P. Safa.
5 . Hayvanların tüyleri dikilmek.
6 . Kumaş üzerinde tüyler oluşmak, havlanmak: "Bu kumaş çabuk kabardı."- .
7 . Islanıp veya ısınıp yerinden kurtulmak: "Masanın kaplaması kabardı."- . "Dolabın boyası kabardı."- .
8 . Deniz dalgalanmak, büyük dalgalar oluşmak.
9 . mecaz Bulanmak.
10 . mecaz Öfke, sevgi vb. duygular gittikçe güçlenmek: "Bu olayı duyunca delikanlının yüreği öç alma duygusuyla kabarır."- N. Cumalı. 1
1 . (nsz, -e), mecaz Kafa tutmak, öfkelenip üstüne yürüyecek gibi davranmak. 1
2 . mecaz Böbürlenmek, gururlanmak: "Kumandan, atını şahlandırarak hurra hurra diye kendisini alkışlayan keyifli halka boyun kırarak kabarıyordu."- Ö. Seyfettin.

KESME Nedir?


1 . Kesmek işi.
2 . Teneke, sac vb.ni kesmek için kullanılan makas.
3 . sıfat Küp biçiminde veya köşeli olarak kesilmiş olan: "Dört tarafı kesme billur kapaklı bir eski saat."- R. H. Karay.
4 . sıfat Kesin, değişmez, maktu: "Kesme fiyat."- .
5 . dil bilgisi Kesme işareti.
6 . edebiyat Nazımda veya nesirde, bir cümleyi sonu anlaşılacak biçimde yarım bırakma sanatı, kat.
7 . bitki bilimi Kıyılarımızda yaygın olarak bulunan, yuvarlak tepeli,
5 m kadar boylu, her dem yeşil, yaprakları küçük ve kenarları testere dişli, çiçekleri yeşilimsi beyaz renkli olan bir süs ağacı, akçakesme (Phillyrea latifolia).
8 . matematik Çizgisel iki doğru parçası ve bir eğri yayı ile sınırlanan düzlem yüzeyi.
9 . sinema, TV (***) İki çekimin birbirine doğrudan doğruya bağlanmasından, iki ayrı çekimin birbirini izlemesinden doğan durum.
10 . eskimiş Lokum.

MEYVE Nedir?


1 . Bitkilerde çiçeğin döllenmesinden sonra yumurtalığın gelişmesiyle oluşan tohumları taşıyan, genellikle yenebilen organ, yemiş.
2 . mecaz Ürün, sonuç, kâr: "Mektebimizin şapirografla basılan haftalık Fidan'ında, en güzel meyve benim imzamdır."- Y. Z. Ortaç.

TOMURCUK Nedir?


1 . Bir bitkinin üzerinde bulunan ve ileride sap, çiçek veya yaprak verecek olan filiz.
2 . Çiçek açacak gonca: "Birden yaban güllerinin dikenli dallarında tomurcuklar çatlıyor."- A. İlhan.

TOMURCUKLANMA Nedir?


1 . Tomurcuklanmak işi.
2 . mecaz Baş vermek, meydana çıkmaya hazır olmak: "İkisi arasında başlayan bu ilgi, tomurcuklanma eğilimi gösterince babanın ve çevresinin de destekledikleri düşünülebilir."- H. Taner.

TOMURCUKLANMAK Nedir?

Tomurcuk oluşmak: "Bu arada ihtiyar kavak da tomurcuklanıp yaprak açmıştı."- H. Taner.

ÜZERE Nedir?


1 . Amacıyla: "Müzakere bitince üç dört gün sonra gene evde buluşmak üzere ayrıldılar."- P. Safa.
2 . Şartıyla: "Akşama geri vermek üzere bu kitabı alabilirsiniz."- .
3 . Neredeyse: "Bu yangın kalbimizde başlıyorsa yani ümitsiz bir aşka düşmek üzere olduğumuzu hissedersek ne yapalım?"- R. N. Güntekin.
4 . edat Gibi: "Daha önce belirtildiği üzere."- .

VERMEK Nedir?


1 - (Üzerinde ya da yakınında olan bir şeyi) Birisine eriştirmek, iletmek.
2 - Bırakmak ya da bağışlamak.
3 - Ondan bilmek °atfetmek.
4 - (Düşünce ya da bilgi anlatan şeyler için) Başkalarına iletmek, bildirmek.
5 - Döndürmek, çevirmek, yöneltmek.
6 - Herhangi bir duruma yol açmak.
7 - (Eğlenceli toplantı) Düzenlemek, konuk çağırıp ağırlamak.
8 - (Sanatçı) Topluluk önünde sanatını göstermek, °icra etmek.
9 - Satmak.
10 - Biriyle evlendirmek. 1
1 - (-i) Ödemek. 1
2 - Yaymak. 1
3 - Ürün üretmek. 1
4 - Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. 1
5 - Tümünü herhangi bir duruma sokmak. 1
6 - Sahip olmasını sağlamak. 1
7 - (Bir şey üzerinde) Etki yapmak, biçimini değiştirmek. 1
8 - Saptamak, tespit etmek. 1
9 - Kazandırmak, katmak.
20 - Ayırmak, harcamak. 2
1 - Dayamak. 2
2 - Kök ya da gövdeleri sonuna -e (-a) ulaç eki almış eylemsilerle tezlikbildirir. 2
3 - Dilek bildiren birleşik eylemler yapar.

A K M M O R T U Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

8 Harfli Kelimeler

Tomurmak,

7 Harfli Kelimeler

Oturmak, Tomurma,

6 Harfli Kelimeler

Komuta, Koruma, Oktrua, Okutma, Oturak, Oturma, Tomruk,

5 Harfli Kelimeler

Akort, Armut, Komar, Komut, Kotra, Kumar, Kuram, Kurma, Makro, Maktu, Mamur, Mamut, Moruk, Murat, Okuma, Ortak, Ortam, Tomak, Tomar, Torak, Torum, Ummak, Utmak,

4 Harfli Kelimeler

Akor, Akur, Akut, Amor, Amut, Aort, Atom, Kamu, Karo, Kart, Koma, Kora, Kort, Koru, Kota, Krom, Kuma, Kura, Kurt, Mark, Mart, Moka, Murt, Muta, Okar, Okur, Omur, Orak, Orta, Roka, Rota, Ruam, Tamu, Toka, Trok, Tura, Umar, Umma, Utma,

3 Harfli Kelimeler

Ark, Art, Aut, Kam, Kar, Kat, Kom, Kor, Kot, Kum, Kur, Kut, Mat, Mor, Mum, Mut, Oma, Ora, Ram, Rom, Rot, Rum, Tak, Tam, Tar, Tok, Tor, Tur,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Am, Ar, At, Ok, Om, Ot, Ra, Ta, Tu, Ur, Ut,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.