TENEKE (TDK)


1 . Yumuşak çelikten yapılmış üzeri kalay kaplı ince sac.
2 . sıfat Bu sacdan yapılmış: "Teneke maşrapa. Teneke faraş."- .
3 . Bu sacdan yapılan, yaklaşık yirmi litre hacmindeki kap.
4 . sıfat Bu kabın aldığı miktarda olan: "Köpek, balıkçının kumsalda bir çalı ateşi üzerinde kaynamakta olan bir teneke katranını devirmişti."- R. N. Güntekin.

Teneke kelimesi baş harfi T son harfi E olan bir kelime. Başında T sonunda E olan kelimenin birinci harfi T , ikinci harfi E , üçüncü harfi N , dördüncü harfi E , beşinci harfi K , altıncı harfi E . Başı T sonu E olan 6 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ALDI Nedir?

"söylemeye başladı" anlamında kullanılan bir söz: "Aldı Kerem. Aldı Köroğlu."- .

ATEŞ Nedir?


1 . Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr: "Uygarlık ateşten doğmuştur."- .
2 . Tutuşmuş olan cisim.
3 . Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç: "Yemeği ateşten indirdim."- .
4 . Patlayıcı silahların atılması: "Top ateşi geceye kadar sürdü."- .
5 . Vücut ısısı: "Ateşi kırktan aşağıya düşmezdi."- S. F. Abasıyanık.
6 . mecaz Öfke, hırs, hınç: "Fırlayıp ayağa kalkmış, bir duvara yaslanarak ateş fışkıran gözlerle onu seyre başlamıştı."- T. Buğra.
7 . mecaz Coşkunluk: "Nejat Efendi'nin çalışında Peregrini'nin ihtirası, ateşi yoktu."- H. E. Adıvar.
8 . mecaz Tehlike, felaket: "Kendinizi ateşe atıyorsunuz."- .
9 . mecaz Büyük üzüntü, acı: "İçimin ateşi hiç küllenmedi. Seneler geçtikçe daha alevleniyor. Evlat acısı bu ..."- H. R. Gürpınar.

BALIK Nedir?

Omurgalılardan, suda yaşayan, solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanların genel adı.

BALIKÇI Nedir?

Balık tutan veya satan kimse: "Çevredeki balıkçılar görmüşler, bizi kurtardılar."- A. Ş. Hisar.

BALIKÇIN Nedir?

Perde ayaklılardan, uzunca gagalı, uzun ve çatal kuyruklu, deniz kıyılarında yaşayan bir kuş cinsi, deniz kırlangıcı (Sterna hirundo).

ÇALI Nedir?

Böğürtlen, ahududu gibi ağaççıktan küçük, dalları çok çatallı ve sapları odunsu bitki.

ÇELİK Nedir?


1 . Su verilerek çok sert ve esnek bir duruma getirilebilen, birleşiminde az miktarda karbon bulunan demir ve karbon alaşımı, polat: "Süngülerini çelikten birer parmak gibi göğe kaldırmışlar."- R. E. Ünaydın.
2 . sıfat Bu alaşımdan yapılmış: "Tavandaki abajursuz, çelik elektrik lambasını yakmış okuyordu."- S. F. Abasıyanık.

DEVİR Nedir?


1 - Dönme, dönüş, dönü.
2 - Dolaşma, °tur.
3 - Aktarılma.
4 - Bir malın iyeliğini ya da bir mal üzerindeki hakkı bir başkasına geçirme.
5 - Bir görevin, bir kimseden bir başkasına geçmesi.
6 - Sürekli ve düzenli değişme, çevrim.
7 - Bir devinim, birbirinin aynı olan ve eşit zamanlarda yapılan başka devinimlerden oluştuğunda devinimlerin her biri ya da bunların yapılması için geçen her zaman aralığı, °periyot.

FARAŞ Nedir?

Toplanan süprüntüleri alıp atmak için kullanılan teneke veya plastikten yapılmış kısa saplı bir tür kürek: "Elinde tuttuğu, içi süprüntü dolu faraşı merdivenlerin dibine boşalttı."- E. E. Talu.

İNCE Nedir?


1 . Kendi cinsinden olanlara göre, dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı: "İnce minare. İnce değnek. İnce kitap."- .
2 . Zayıf: "Sarışın, kuru, ince bir kadındı."- Y. K. Beyatlı.
3 . Taneleri ufak, iri karşıtı: "İnce un. İnce kum."- .
4 . Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı: "İnce nakış."- .
5 . Ayrıntılı: "Bugün temizlikçi geliyor. Şöyle ince bir temizliğe..."- T. Uyar.
6 . Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar).
7 . Tiz (ses), pes karşıtı: "İnce bir çocuk sesinin hırçınlaştığı, ağladığı işitildi."- R. N. Güntekin.
8 . Hafif, gücü az: "Hiçbir hareket bu gülüş kadar belirsiz ve ince değildir."- S. F. Abasıyanık.
9 . mecaz İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı: "Benim hasta olduğum günlerde her şey uzun uzun düşünülmüş, ince hesaplarla hazırlanmıştı."- R. N. Güntekin.
10 . mecaz Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı: "Dostum şair, yazar Sabahattin Teoman, yazdığı ince bir mektupla durumu düzeltiyor."- .

KALAY Nedir?


1 . Atom numarası 50, atom ağırlığı 118,7, yoğunluğu 7,2
9 olan, 23
2 °C'de eriyen, gümüş beyazlığında, kolay işlenebilen, yumuşak bir element (simgesi Sn).
2 . Kalaylanmış bir kabın üzerindeki alaşım tabakası: "Pencereye, elinde yeni kalaydan çıkmış bir bakır sahanla orta yaşlı kadın geldi."- O. C. Kaygılı.
3 . mecaz Aldatıcı görünüş.
4 . argo Sövme, küfür.

KAPLI Nedir?


1 . Kaplanmış olan: "Çantasından çok sayfalı, maroken kaplı küçük bir defter çıkardı."- Ö. Seyfettin.
2 . Kabı olan.
3 . Ciltli.

KATRAN Nedir?

Organik maddelerden kuru damıtma yoluyla elde edilen, sıvı yağ kıvamında, kara renkte, ağır, is kokulu, suda erimeyen bir madde.

KAYNAMA Nedir?

Kaynamak işi.

KAYNAMAK Nedir?


1 . Bir sıvı, sıcaklığı belli bir dereceyi bulduğunda buhar durumuna geçerek fokurdamak: "Su, 100 °C'de kaynar."- .
2 . Yiyecek, içecek pişmek, haşlanmak: "Doktorun sade kaynamış kahvesini söylemesini bekledi ve garson gider gitmez konuştu."- T. Buğra.
3 . Yerden çıkmak: "Paşaoluk yaylasının her bucağından bir pınar kaynar."- F. R. Atay.
4 . Kırık, çatlak kemik veya metal parçalar eski durumunu almak, birbirine yapışmak.
5 . Yara kapanmak, iyileşmek.
6 . Mayalı bir şey kabarıp köpürmek: "Şıra kaynamış."- .
7 . Mide ekşimek.
8 . Çalkantı durumunda olmak, dalgalanmak: "Deniz kaynıyor."- .
9 . Çok miktarda bulunmak: "Burada karıncalar kaynıyor."- .
10 . Gizli bir iş çevirmek, için için hazırlanmak: "Burada bir iş kaynıyor."- . 1
1 . Gerektiği gibi yapılamamak: "Lafa daldık, ders kaynadı."- . 1
2 . Artmak, çoğalmak, yoğunlaşmak: "Gittikçe kaynayıp kabaran bir hiddet, taşmak raddesine gelmiş kelimelerle dudaklarına kadar çıkıp titriyordu."- H. Z. Uşaklıgil. 1
3 . Coşmak, heyecanlanmak. 1
4 . mecaz Bir yerde huzursuzluk, tedirginlik olmak. 1
5 . argo Arada kaybolmak: "Değerli bir çalışma kaynadı gibi geliyor bana."- S. İleri.

KUMSAL Nedir?


1 . Denize girmek için düzenlenmiş genellikle kumluk alan, deniz hamamı, plaj: "Kumsal boyunca deli gibi koşuyorlardı."- S. F. Abasıyanık.
2 . sıfat Kumlu: "Kumsal toprak."- .

LİTRE Nedir?


1 . Sıvıları ölçmede kullanılan, bir desimetreküp hacminde ölçü birimi.
2 . sıfat Bu birimde bir kabın alabileceği miktarda olan: "Şimdi yedek iki litre kan var elimizde."- N. Cumalı.

MAŞRAPA Nedir?

Metal, toprak, plastik vb.nden yapılmış, ağzı açık, kulplu, bardağa benzeyen, küçük kap: "Su testisinin ağzına ters kapatılmış maşrapaya su doldurdu."- N. Cumalı.

MİKTAR Nedir?


1 . Bir şeyin ölçülebilen, sayılabilen veya azalıp çoğalabilen durumu, nicelik.
2 . Ölçü: "Yapılan yardımın miktarı artırıldı."- .

OLAN Nedir?


1 - olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
2 - ad tamlaması belirtileni durumunda bulunan bir addan sonra getirildiğinde o adın sıfatı değerinde bir birleşik oluşturur.

SIFAT Nedir?


1 - Bir kimsenin görev, ödev, toplumsal ya da hukuksal bakımdan yeri ve özelliği.
2 - Yüz, kılık ve dış görünüş.
3 - Bir adı, nitelik, nicelik, yer, sıra vb. bakımından niteleyen, belirten sözcük, önad.

TENEKE Nedir?


1 . Yumuşak çelikten yapılmış üzeri kalay kaplı ince sac.
2 . sıfat Bu sacdan yapılmış: "Teneke maşrapa. Teneke faraş."- .
3 . Bu sacdan yapılan, yaklaşık yirmi litre hacmindeki kap.
4 . sıfat Bu kabın aldığı miktarda olan: "Köpek, balıkçının kumsalda bir çalı ateşi üzerinde kaynamakta olan bir teneke katranını devirmişti."- R. N. Güntekin.

ÜZERİ Nedir?


1 . Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı: "Bunların üzerinden ustalıkla atlayarak gemiye doğru yürüdü."- S. F. Abasıyanık.
2 . Varlık, kimlik: "Bu sözler, Mebrure'nin üzerinde derin ve kuvvetli bir tesir bıraktı."- P. Safa.
3 . Bir şeyin görülen yanı, yüzü.
4 . Bir şeyin dış yüzü, yüzey.
5 . Giysi.
6 . Vücut, beden: "Gece sıcak olduğu için üzerine yalnız ince bir pike örtü örttük."- R. N. Güntekin.
7 . Artan, geriye kalan bölüm: "Alışverişin üzeri."- .
8 . Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz: "Sonra yine böyle durgun, yine sıcak, öğle üzerleri vardır, herkesin uykuya vardığı, araba seslerinin kesildiği, sokakların tenhalaştığı bomboş, çıplak öğle üzerleri."- R. H. Karay.

ÜZERİNDE Nedir?


1 . Üstünde: "Donanan minareler sanki yolun üzerinde yakılan meşalelerdir."- R. E. Ünaydın.
2 . ... ile ilgili, üzerine: "Hacı Ömer'in hatırı için gecelerce başımı soğuk su ile ıslatarak kitaplar üzerinde çalıştım."- R. N. Güntekin.

YAKLAŞIK Nedir?

Gerçek değeri ve miktarı değil, ondan az fazla veya eksik bir niceliği gösteren, aşağı yukarı bir değerlendirme yapılarak bulunan, takribî: "Yaklaşık bir hesap. Yaklaşık bir sayı."- .

YAPI Nedir?


1 . Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina.
2 . Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon.
3 . Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme: "Kırıkkale yapısı bir tabanca."- .
4 . Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür: "Yapısı sağlam, güzel bir erkekti."- Y. Z. Ortaç.
5 . Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür: "Dil yapısı. Cümle yapısı."- .
6 . felsefe Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün.
7 . toplum bilimi Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.

YİRMİ Nedir?


1 . On dokuzdan sonra gelen sayının adı.
2 . Bu sayıyı gösteren 20, XX rakamlarının adı.
3 . sıfat İki kere on, on dokuzdan bir artık: "En az yirmi şiiri ezberimdeydi."- N. Cumalı.

YUMUŞAK Nedir?


1 . Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı: "Pamuk yumuşaktır."- .
2 . Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı: "Yaş dallar yumuşak olur. Yumuşak kumaş."- .
3 . Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran: "... yumuşak lepiska saçlarına amiyane bir perişanlık gelmişti."- Y. K. Karaosmanoğlu.
4 . Kolaylıkla işlenebilen: "Uzun gagasını yumuşak topraklara sokar, otların kökündeki yaşlığı emerek yaşarmış."- M. Ş. Esendal.
5 . Kolay çiğnenen, kolay kesilen: "Yumuşak ekmek."- .
6 . Ilıman (iklim), sert karşıtı: "Yumuşak iklim. Yumuşak hava."- .
7 . mecaz Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal.
8 . mecaz Okşayıcı, tatlı, hoş: "Gözleri yan aralık, kirpiklerinin arasından bana her zamanki yumuşak, tatlı, sonsuz şefkatiyle bakıyor."- Y. Z. Ortaç.
9 . mecaz Sessiz, hafif: "Onun içinde mutlaka sönüp yanan gizli yumuşak ışıklarla fosforlu bir parıldayış vardır."- A. Ş. Hisar.
10 . dil bilgisi Ötümlü.

E E E K N T Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

6 Harfli Kelimeler

Teneke,

5 Harfli Kelimeler

Etene, Etken, Kenet, Keten, Tekne,

4 Harfli Kelimeler

Enek, Etek, Eten, Kene, Kent, Kete, Teke,

3 Harfli Kelimeler

Eke, Ket, Net, Tek, Ten,

2 Harfli Kelimeler

Ek, En, Et, Ke, Ne, Te,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.