TELESİMEK (TDK)


1 . Yorulmak, güçsüz kalmak, yorgunluktan bayılacak duruma gelmek.
2 . Zayıflamak.

Telesimek kelimesi baş harfi T son harfi K olan bir kelime. Başında T sonunda K olan kelimenin birinci harfi T , ikinci harfi E , üçüncü harfi L , dördüncü harfi E , beşinci harfi S , altıncı harfi İ , yedinci harfi M , sekizinci harfi E , dokuzuncu harfi K . Başı T sonu K olan 9 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

GELME Nedir?


1 . Gelmek işi.
2 . sıfat Gelmiş olan: "Avrupa'dan gelme bir televizyon."- .
3 . sıfat Yetişme: "İyi aileden gelme çocuk."- .
4 . fizik Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi.

GELMEK Nedir?


1 . Bir yere gitmek, ulaşmak, varmak: "Gurbetten gelmişim yorgunum, hancı."- B. S. Erdoğan.
2 . Geriye dönmek: "... adamı Ödemiş'ten aldım geldim, her masrafını çektim."- N. Cumalı.
3 . Oturmaya, ziyarete gitmek: "Dün akşam amcamlar bize geldi."- .
4 . İsabet etmek: "Kurşun ayağına geldi."- .
5 . Varmak, ulaşmak: "Derslerin artık sonuna geldik. Telgraf geldi."- .
6 . Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek: "Eski çağlardan birçok anıt çağımıza kadar gelmiştir."- .
7 . Ortaya çıkmak, doğmak.
8 . Belli bir süre dolmak: "Vakit kuşluğu aşmış, öğleye geliyordu."- N. Cumalı.
9 . Belli bir zamana ulaşmak.
10 . Kadar olmak: "Boyu ancak omzuna geliyor."- . 1
1 . Çıkmak, yönelmek: "Merak etme, ondan kimseye kötülük gelmez."- . 1
2 . İzlemek, takip etmek: "Çocuklar arkadan geliyordu."- . 1
3 . Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak: "Kahve Brezilya'dan geliyor."- . 1
4 . Katılmak, eklenmek: "Türkçede ekler kelimelerin sonuna gelir."- . 1
5 . Türemek. 1
6 . Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek: "Şimdi sözü burada kesip asıl konumuza gelelim."- . 1
7 . Sonuç çıkmak: "Bu davranışlardan ne gelir bilinmez."- . 1
8 . Dayanmak, tahammül etmek: "Birazcık üşütmeye gelmiyor, hemen hastalanıyor."- . 1
9 . Kendine yapılan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak: "Kadri o adamlardandır ki iyi davranmaya, yüz vermeye gelmez."- M. Ş. Esendal. "Bizim baştan savma işe gelmediğimizi bilirsin."- R. H. Karay.
20 . (-e) Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek: "Dediğime geldiniz mi?"- . 2
1 . Etkisini herhangi bir biçimde göstermek: "Buranın havası iyi geldi. Burası bana çok sıcak geldi."- . 2
2 . Kazanılmak, sağlanılmak: "Çiftlikten onlara ayda beş yüz milyon lira gelir."- . 2
3 . Uymak: "Bu ayakkabı sana küçük gelir."- . 2
4 . Olmak, -e uğramak: "Felç gelmek. Başımıza bir bela geldi."- . 2
5 . Akmak: "Burnundan kan geldi. Musluktan su gelmiyor."- . 2
6 . Düşmek, rast gelmek: "Buraya ışık gelmiyor."- . 2
7 . Görünmek, sanılmak: "Baygın da olsa yabancı bir kadını böyle kucağında tutmak ona pek ayıp bir şey gibi geldi."- H. Taner. 2
8 . (-e) Uygun düşmek: "Caddelerde oturmaya gelmez."- Ö. Seyfettin. 2
9 . (-e) Başlamak, ortaya çıkmak.
30 . Mal olmak: "Bu bardakların tanesi yüz liraya geldi."- . 3
1 . Biriyle birlikte gitmek: "Ben İstanbul'a gidiyorum, benimle gelir misiniz?"- . 3
2 . Başlamak, ulaşmak: "Saati gelince söylerim. Öyle bir zaman gelecek ki..."- . 3
3 . İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil: "Uykusu gelmek."- . 3
4 . (yardımcı fiil) Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur: "Alışageldiğimiz bir anlamı vardı."- . 3
5 . -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar: "Görmezlikten gelmek. İşitmezlikten gelmek."- . 3
6 . Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar: "Yola gelmek. Meydana gelmek. Hatıra gelmek. Akla gelmek."- . 3
7 . ...-dikçe, ...-esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil: "Baktıkça bakası gelmek. Yedikçe yiyesi gelmek."- . 3
8 . Herhangi bir sırada bulunmak: "Başta gelmek. Önde gelmek. Birinci gelmek."- .

GÜÇSÜZ Nedir?

Gücü olmayan, âciz.

KALMA Nedir?


1 . Kalmak işi: "Asıl derdi, tumturaklı sözler, bitimsiz tartışmalarla gözünü boyayıp birazcık yanında kalmamı sağlamak."- T. Uyar.
2 . sıfat Herhangi bir kimseden veya bir dönemden kalmış olan: "Annemden kalma bir evim vardı. Onu rehine koyarak bir ev tuttuk"- Ö. Seyfettin.

KALMAK Nedir?


1 - Olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek.
2 - (Zaman, uzaklık ya da nicelik için) Belirtilen kadar bulunmak.
3 - Konaklamak konmak.
4 - Oturmak, yaşamak, eğleşmek.
5 - Yaşamını sürdürmek, yaşamak.
6 - Varlığını korumak, sürdürmek.
7 - Oyalanmak, vakit geçirmek.
8 - Sınıf geçmemek.
9 - İşlemez, yürümez duruma gelmek.
10 - Geriye atılmak, ertelenmek. 1
1 - Görevi ya da yetkisi içinde olmak, düşmek. 1
2 - Bir şeyle kaplanmak, bir şeye bulanmak. 1
3 - Bir işi belli bir noktada bırakmak, ara vermek. 1
4 - Geçmek. 1
5 - Geri kalmak, yapamamak. 1
6 - Belli bir gelirle geçinmek zorunda bulunmak. 1
7 - Yetinmek. 1
8 - (Olumsuz olarak) Olmak, meydana gelmek. 1
9 - Olmak, herhangi bir durumda bulunmak.
20 - Herhangi bir durumu sürdürmek. 2
1 - Kök ya da gövdeleri sonuna "-e (-a)" eki almış eylemsilerle sürerlik bildiren birleşik eylemler oluşturur. 2
2 - Kimi "-ip" ekiyle yapılmış eylemsilerden sonra da gelerek sürerlik bildirir.

YORGUN Nedir?

Çalışma vb. sebeplerle beden veya zihin etkinliği yavaşlayan, yorulmuş olan: "Gurbetten gelmişim yorgunum hancı / Şuraya bir yatak ser yavaş yavaş."- B. S. Erdoğan.

YORGUNLUK Nedir?

Çalışma vb. sebeplerle bireyin ruh ve beden etkinlikleri açısından verimlilik düzeyinin azalması: "Yorgunluktan ikimiz de pelteye döndük."- S. M. Alus.

YORULMA Nedir?

Yorulmak işi: "Yaratma heyecanı içinde yorulma denen şey onun dolayına uğramazdı."- H. Taner.

YORULMAK Nedir?

Yorgun duruma gelmek: "Artık ciddiyetten yorulmuş gibi silkinerek kısa ve gevrek kahkahasını attı."- P. Safa. yorulmak (II) (nsz) Bir sebebe bağlanılmak, yorumlanmak: "Bu davranış iyiye yorulmaz."- .

ZAYIF Nedir?


1 . Eti, yağı az olan, sıska, cılız, arık (insan veya hayvan): "Uzun boylu, zayıf, ellilik bir hanım."- S. M. Alus.
2 . Görevini yapacak yeterli gücü olmayan: "Zayıf bir ordu. Gözleri zayıf."- .
3 . mecaz Sağlamlığı, dayanıklılığı olmayan: "Zayıf bir yapı."- .
4 . mecaz Önemli, güvenilir olmayan: "Zayıf bir bilgi."- .
5 . mecaz Çok az: "Zayıf bir ihtimal."- .
6 . Enerjisi, etkisi, yoğunluğu az olan: "Radyoda uzak bir istasyonun zayıf sesini duydu. Zayıf ışık."- .
7 . isim Başarısızlığı gösteren not.
8 . mecaz Bilgi yönünden yeterli olmayan, yeteneksiz: "Zayıf bir öğretmen."- .
9 . mecaz Kişilik ve ruhsal yönden gereği kadar güçlü olmayan: "Zayıf ve uydurma bir âşık bu cevaba karşı perişan olurdu."- A. Gündüz.

ZAYIFLAMA Nedir?

Zayıflamak durumu: "Sanki pek şişman bir şeymiş gibi zayıflama hastalığına tutulmuştu."- M. Ş. Esendal.

ZAYIFLAMAK Nedir?

Zayıf duruma gelmek: "Paşa, kendisini görenleri tanımayacak kadar zayıflamıştı."- Ö. Seyfettin.

E E E K L M S T İ Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

9 Harfli Kelimeler

Telesimek,

8 Harfli Kelimeler

Eksiltme, Etkileme, İtekleme, İtelemek, Sekileme, Telesime,

7 Harfli Kelimeler

Ekletme, Eksilme, Eletmek, Eskitme, Eslemek, İletmek, İskelet, İskemle, İslemek, İstemek, İteleme, Kesilme, Mesleki, Metelik, Sekitme, Tekleme,

6 Harfli Kelimeler

Ekilme, Ekleme, Elemek, Eletme, Emekli, Eskime, Esleme, Etkime, İletme, İskele, İskete, İsleme, İsteme, Keleme, Kelime, Keseli, Kestel, Meleke, Melike, Mesele, Meslek, Misket, Seklem, Silkme, Silmek, Tekmil, Teleke, Teleks, Teleme, Temlik, Temsil, Teslim,

5 Harfli Kelimeler

Eklem, Eleme, Elmek, Emlik, Eseme, Eskil, Eslek, Esmek, Etlik, Etmek, Etsel, İlmek, İmlek, İsmet, İstek, İstem, İtmek, Kelem, Keles, Kesel, Kesim, Kesit, Kesme, Kimse, Kitle, Lemis, Liste, Melek, Meles, Melik, Mesel, Metil, Metis, Misel, Sekel, Sekil, Sekme, Sekte, Selek, Selim,

4 Harfli Kelimeler

Ekim, Ekli, Ekme, Eksi, Ekti, Elek, Elem, Elik, Elim, Elit, Elti, Emek, Emel, Emet, Emik, Esik, Esim, Eski, Esme, Etek, Etik, Etil, Etki, Etli, Etme, İlke, İlme, İtme, Kele, Keme, Kese, Kete, Kile, Kils, Kist, Leke, Liet, Lime, Lise, Meke,

3 Harfli Kelimeler

Eke, Elk, Eti, İle, İlk, Kel, Kem, Kes, Ket, Kil, Kim, Kit, Lim, Met, Mil, Mis, Mit, Sek, Sel, Sem, Set, Sik, Sim, Sit, Ski, Tek, Tel, Tem, Tik, Tim,

2 Harfli Kelimeler

Ek, El, Em, Es, Et, İl, İm, İs, İt, Ke, Ki, Le, Me, Mi, Se, Si, Te, Ti,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.