TEKERLEME (TDK)


1 . Tekerlemek işi.
2 . Çoğunlukla basmakalıp söz: "Bazısının konuşması, tekerleme hâlinde tekrar ettiği birkaç kelimeden ibarettir."- R. N. Güntekin.
3 . Birbiriyle uyumlu hazır söz kalıbı: "Çocuklar, türkülü bir tekerleme ile karşılarlar leyleklerin gelişini."- N. Cumalı.
4 . edebiyat Çoğunlukla, masalların genellikle başında bulunan "Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde." gibi uyaklı giriş veya ara sözler: "Tekerlemelere, bilmecelere gelince bence bunlar aydınlık şeyler. Anlaşılmaz gibi görünmeleri zihni çeşitli anlamlar üzerinde dolaştırmalarından geliyor."- S. Birsel.
5 . edebiyat Saz şairleri arasında yapılan deyiş yarışı.
6 . tiyatro Orta oyununda, özellikle Kavuklu'nun kullandığı sözler.

Tekerleme kelimesi baş harfi T son harfi E olan bir kelime. Başında T sonunda E olan kelimenin birinci harfi T , ikinci harfi E , üçüncü harfi K , dördüncü harfi E , beşinci harfi R , altıncı harfi L , yedinci harfi E , sekizinci harfi M , dokuzuncu harfi E . Başı T sonu E olan 9 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ANLAM Nedir?


1 . Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, fehva, valör.
2 . mantık Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey.

ANLAŞILMAZ Nedir?

Anlaşılması güç olan, bir anlam verilemeyen, karışık, muğlak: "Eve gelip de onu görünce anlaşılmaz bir üzüntü içinde kaldı."- M. Ş. Esendal.

AYDINLIK Nedir?


1 . Bir yeri aydınlatan güç, ışık: "Bir elektrik görmediğimizden titrek fener aydınlığına doyamazdık."- F. R. Atay.
2 . Bir yapının ortasına gelen oda ve öbür bölümlerin ışık alması için damın ortasından zemine kadar açılan boşluk.
3 . sıfat Işık alan: "Aydınlık bir oda."- .
4 . sıfat, mecaz Kolay anlaşılacak derecede açık olan, vazıh: "Aydınlık bir söz."- .
5 . sıfat, mecaz Kötülükten uzak, temiz, saf: "Aydınlık bir yüz."- .

BASMAKALIP Nedir?

Özgünlüğü olmayan, değişiklik göstermeyen, bilineni tekrarlayan, harcıâlem, klişe: "Kimi daha da iyi söylenebilecek basmakalıp fikirleri piyesleştirdiğinden dem vurdu."- H. Taner.

BİLME Nedir?


1 . Bilmek işi.
2 . felsefe Bir şeyin ne olduğunun bilincine varma.
3 . felsefe Bilgi edinmenin gaye ve sonucu.

BİLMECE Nedir?


1 . Bir şeyin adını anmadan niteliklerini üstü kapalı söyleyerek o şeyin ne olduğunu bulmayı dinleyene veya okuyana bırakan oyun, muamma.
2 . mecaz Bilinmeyen şey, muamma: "Basit cümleleri bile anlamak güç olurken istihza bir bilmeceye döner."- A. Ş. Hisar.

BİRBİRİ Nedir?


1 - Karşılıklı olarak biri ötekini, öteki de onu.
2 - Biri diğerinin yanı sıra, ardından.

BİRKAÇ Nedir?


1 - Çok olmayan, az sayıda, az.
2 - Az sayıda kimse.

BUNLAR Nedir?

Bu zamirinin çokluk biçimi: "Bunlar, diyorum, bu saydığım şeyler nedir?"- M. Ş. Esendal.

CUMA Nedir?


1 . Haftanın altıncı günü, perşembe ile cumartesi arasındaki gün.
2 . din b. (***) Cuma namazı.

ÇEŞİTLİ Nedir?

Çeşidi çok olan, türlü, mütenevvi: "Boğaziçi'nin çeşitli yerlerine dair fikirlerini söyledi."- R. H. Karay.

ÇOĞU Nedir?


1 . Bir şeyin büyük bölümü: "Biz o zaman okuduğumuz mısraların çoğunu ezber bilirdik."- A. Ş. Hisar.
2 . Çok kimse: "Arkadaşlarımın çoğu gibi mektebe lalalarla, uşaklarla gitmedim."- A. H. Tanpınar.

ÇOĞUN Nedir?

Çok kez, sık sık, ekseriya: "Çoğun içinden geldiği gibi, algıladığım gibi yazıyorum."- S. İleri.

ÇOĞUNLUK Nedir?

Sayı üstünlüğü, ekseriyet, azınlık karşıtı: "Kapatılmış bir siyasi partinin mensuplarının üye çoğunluğunu teşkil edeceği bir siyasi parti kurulamaz."- Anayasa.

ÇOĞUNLUKLA Nedir?


1 . Çoğunluğa dayanılarak, ekseriyetle: "Karar çoğunlukla alındı."- .
2 . Genellikle: "Çoğunlukla akşamları ve bazen sabahleyin sisler içinde kalıyoruz."- R. H. Karay.

DEYİŞ Nedir?


1 . Deme, söyleme işi: "Peki deyişleri de akılları yattığı için değil, korkuları ağır bastığı için oldu."- T. Buğra.
2 . Söyleme biçimi, anlatım biçimi, üslup.
3 . Bir kimsenin bir konuyla ilgili anlattıkları, ifade.
4 . edebiyat Halk şiiri, halk türküsü: "Karacaoğlan'ı okudukça deyişin önemini daha iyi anlarız."- N. Ataç.
5 . müzik Semahla birlikte yalnızca bağlama eşliğinde ağır tempoda söylenen bir tür beste.

DOLAŞ Nedir?

sarma? dola?

EDEBİ Nedir?


1 - Yazınsal.
2 - Yazınsal değeri olan.

EDEBİYAT Nedir?


1 - Yazın, °literatür.
2 - Bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve yapıtlarının tümü, °literatür.
3 - Yazınsal yapıtlara ilişkin bilgilerin öğretildiği ders.
4 - İçten olmayan, gereksiz, boş sözler.

EVVEL Nedir?


1 . Önce: "Hikâyeye girmeden evvel uzun uzun gevezelikler yapmamalıyız."- S. F. Abasıyanık.
2 . sıfat İlk, önceki, geçmiş.

GELİNCE Nedir?


1 - bir konu bittikten sonra sözü başka bir konuya geçirmeye yarar.
2 - ayrıcalık gösteren bir düşünceye geçildiğini anlatır.

GELİŞ Nedir?

Gelme işi: "Keklik gibi taştan taşa sekerek / Gerdan açıp gelişini sevdiğim."- Ruhsati.

GENELLİKLE Nedir?

Genel olarak, büyük bir çoğunlukla, çoğu kez, çoğunlukla, çoklukla, ekseri, ekseriya, ekseriyetle, umumiyetle: "Türkler genellikle konukseverdir."- .

GİBİ Nedir?


1 . ...-e benzer: "İn cin, uyanmadan denizin üstü boş gibidir."- H. Taner.
2 . zarf O anda, tam o sırada, hemen arkasından: "Haberi aldığı gibi yola çıktı."- .
3 . zarf İmişçesine, benzer biçimde: "Bu sade dekor, ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmiştir."- O. S. Orhon.
4 . zarf ...-e yakışır biçimde: "İnsan gibi davrandı."- .

GİRİŞ Nedir?


1 . Girme işi: "Fakülteye her girişimde ilk selamlaştığım o olurdu."- H. Taner.
2 . Bir yapıda içeri geçilen yer, methal, antre: "Evin girişi pek dar."- .
3 . edebiyat Bir eserin konusunu tanıtarak kolay kavranmasını sağlayan, ön sözden sonra yer alan bölüm, methal.
4 . Bir anlatımda gelişme bölümüne hazırlık yapmayı sağlayan bölüm, girizgâh.
5 . Bir bilime hazırlık amacıyla yazılan eser: "Dil bilimine giriş."- .
6 . müzik Bir müzik parçasında baştaki bölüm, methal.

GÖRÜ Nedir?


1 . Görme yetisi.
2 . Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret: "Buranın görüsü geniş."- .
3 . felsefe Dolaysız kavrama, birden kavrama.

GÖRÜNME Nedir?

Görünmek işi: "Sabaha karşı Sevgi odaya girdiğinde gelişini duydu ama uyur gibi görünmeyi doğru buldu."- N. Cumalı.

HAZIR Nedir?


1 . Bir iş yapmak için gereken her şeyi tamamlamış olan, anık, amade, müheyya: "Ben hazırım, isterseniz gidelim."- .
2 . Belli bir işe yarayacak, kullanılacak bir duruma getirilmiş: "Yemek hazır, buyurun."- .
3 . Belirli bir biçimde yapılmış olarak satılan, alıcı bekleyen, ısmarlama karşıtı: "Hazır elbise. Hazır ayakkabı."- .
4 . zarf Bu fırsattan yararlanarak: "Hazır çıkmışken yağ ile pirinç alayım."- R. N. Güntekin.

İBARE Nedir?

Bir düşünceyi anlatan bir veya birkaç cümlelik söz: "Şu ibarelerin neresinde dilimizin şivesine uygunluk var?"- A. Rasim.

İBARET Nedir?

-den oluşan, meydana gelen, oluşmuş.

İÇİNDE Nedir?


1 . Süresince, zarfında: "Bu yarım saat içinde evde neler geçti?"- Y. Z. Ortaç.
2 . Ortamında: "Dünya atom çağında, biz hâlâ medeniyet kavgası içindeyiz."- F. R. Atay.
3 . ... ile dolu bir biçimde: "Yüzü kırışık içinde."- .

KALBUR Nedir?

Tahıl ve başka iri taneli maddeleri elemek için kullanılan büyük delikli veya seyrek telli elek.

KARŞI Nedir?


1 . Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi: "Karşımdaki kitap rafında eserlerim sırayla duruyor."- H. E. Adıvar.
2 . Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı: "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik."- R. H. Karay.
3 . Ön, kat, huzur: "İkisi birden müdürün karşısına çıkarlar."- Y. Z. Ortaç.
4 . sıfat Bulunan yere göre önde, ileride olan: "Karşı evin kızları. Karşı mahalle."- .
5 . sıfat Karşıt, zıt, muhalif: "Karşı parti. Karşı takım."- .
6 . zarf Yüzünü bir şeye doğru çevirerek: "Bahçeye karşı oturmak."- .
7 . zarf Karşılık olarak, mukabil: "Bir ölüm haberine karşı ben, içimde bin ezinti, bin çöküntü duydum."- A. Ş. Hisar.
8 . zarf İçin, hakkında: "Edebiyata karşı ilk alaka sizde nasıl ve ne zaman başladı?"- S. F. Abasıyanık.
9 . zarf -e doğru: "Bir sabaha karşı yine çakal sesleriyle uyanmıştım."- S. F. Abasıyanık.

KAVUK Nedir?


1 . Pamuktan yapılmış, üzerine sarık sarılan erkek başlığı: "Vezir kavuğu."- .
2 . halk ağzında İçi boş şey.
3 . anatomi İdrar torbası.

KAVUKLU Nedir?

Kavuk giymiş. Kavuklu özel, isim Orta oyununda hikâyeyi anlatıp asıl görevi üstlenen, espri ve komiklik yapan kişi.

KELİME Nedir?

Anlamlı ses veya ses birliği, söz, sözcük: "Tayyare kelimesine alışan millet, uçak kelimesine de alışır."- O. V. Kanık.

KONU Nedir?


1 . Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje: "Öğretmenimizin verdiği konuları manzum yazardım."- Y. Z. Ortaç.
2 . Üzerinde konuşulan şey, bahis: "Daha fazla tafsilata girmeyi bugün zararlı gördüğüm için bu konuda susacağım."- B. Felek.

KONUŞ Nedir?


1 . Konma işi.
2 . askerlik Bütün imkânlar göz önünde tutularak kara, hava ve deniz birliklerinin yerleştirilmesi biçimi.
3 . coğrafya Konum.

KONUŞMA Nedir?


1 . Konuşmak işi: "Gecenin sessizliğini bozan bu gürültülü konuşmaların uğultusu yukarı katlara genişleyerek, sağırlaşarak çıkmaya başladı."- M. Ş. Esendal.
2 . Görüşme, danışma, müzakere.
3 . Dinleyicilere bilim, sanat, edebiyat vb. konularda bilgi vermek için yapılan söyleşi, konferans: "Bu konuşmaya nihayet verirken okumak terbiyesinden bahsetmek lazımdır."- Y. K. Beyatlı.

LEYLEK Nedir?

Leyleksilerden, kışın tropikal Afrika'da yaşayan, siyah telekli, uzun gagalı, uzun bacaklı, büyük, beyaz, göçmen kuş (Ciconia ciconia): "Ona en çok hüzün veren leyleklerin gidişleriydi."- C. Uçuk.

LEYLEKLER Nedir?

Leyleksiler takımının bir alt takımı (Ciconiiformes).

MASA Nedir?


1 - Bir destek üzerine oturtulmuş bir tabladan oluşan mobilya.
2 - Aynı masada oturanların tümü: Bizim masa sanatçıdan Rumeli türküleri istedi .
3 - Çeşitli amaçlarla kullanılan düz yüzeyli gereç.
4 - Belli konularla ilgili işlerin görüldüğü bölüm.
5 -
6 - İç içe geçme ayaklarıyla yüksekliği ayarlanabilen masa biçiminde atlama arası.

MASAL Nedir?


1 . Genellikle halkın yarattığı, hayale dayanan, sözlü gelenekte yaşayan, çoğunlukla insanlar, hayvanlar ile cadı, cin, dev, peri vb. varlıkların başından geçen olağanüstü olayları anlatan edebî tür: "Masal olsun roman olsun, ikisi de anlatı sanatıdır."- N. Cumalı.
2 . mecaz Boş, boşuna söylenmiş söz: "Müttefikler karşı hücuma geçtikten sonra, milleti aynı masalla uyutmak olanaksızlaştı."- H. Taner.
3 . mecaz Değersiz, önemsiz şey: "Yaratıcı gücü kalmayan bir yazıcı bir masaldan başka nedir?"- H. E. Adıvar.

ORTA Nedir?


1 . Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer: "Tam bağın ortasına geldikleri zaman düşman askerlerini gördüler."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre: "Yılın ortası. Haftanın ortası. Günün ortası. Kışın ortası."- .
3 . Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm: "Seccadesini ortasından kesip ikiye böldüler."- Ö. Seyfettin.
4 . Ne uzun ne kısa, midi.
5 . Ne büyük ne küçük, midi.
6 . İyi ile kötü arasındaki durum.
7 . Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece: "Orta ile geçti."- .
8 . Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri.
9 . sıfat Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen.
10 . sıfat Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan: "Hademe orta bölmeyi açmak üzere koştu."- R. H. Karay. 1
1 . sıfat İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. 1
2 . fizik Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. 1
3 . matematik Orantı. 1
4 . spor Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş: "Aut çizgisinden nefis bir orta..."- H. Taner. 1
5 . tarih Yeniçeri Ocağında tabur.

OYUN Nedir?


1 . Vakit geçirmeye yarayan, belli kuralları olan eğlence: "Tenis, tavla, dama, çelik çomak, bale oyundur."- .
2 . Kumar: "Bazıları oyun başından kalkar kalkmaz her şeyi unuturlar."- P. Safa.
3 . Şaşkınlık uyandırıcı hüner: "Hokkabazın oyunu. Cambazın oyunu."- .
4 . Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi.
5 . Müzik eşliğinde yapılan hareketlerin bütünü: "Zeybek oyunu."- . "Büyük annem yeni dansları eski kabakçı Arapların oyunu kadar bile güzel bulmuyor."- H. E. Adıvar.
6 . Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes.
7 . Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma: "Olimpiyat oyunları. Akdeniz oyunları."- .
8 . spor Güreşte rakibini yenmek için yapılan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket.
9 . spor Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç.
10 . mecaz Hile, düzen, desise, entrika: "Atatürk hiçbir zaman onların oyununa kanmış değildir."- H. Taner.

ÖZELLİKLE Nedir?

Özel olarak, her şeyden önce, başta, hele, bilhassa, hususuyla, bahusus, mahsus: "Eşiğinde bulunduğu delilik üzerine konuşmaktan özellikle zevk alırmış."- H. Taner.

SAMAN Nedir?

Türlü ekinlerin taneleri ayrıldıktan sonra kalan sapları ve daha çok bunların harmanda parçalanmışı.

ŞAİR Nedir?


1 - Ozan.
2 - Geniş bir hayali olan, duyarlı, duygulu kimse.

TEKE Nedir?


1 . Erkek keçi.
2 . Bir karides türü.
3 . Tüylü devenin erkeği ile tek hörgüçlü dişi devenin geriye melezlenmesinden elde edilen bir deve türü.

TEKER Nedir?


1 . Tekerlek: "Araba tekeri. Makine tekeri."- .
2 . sıfat Tekerlek biçimde olan: "Bir teker peynir."- .
3 . İnce ve çapı oldukça tekerlek biçiminde parça.
4 . gök bilimi Bir gök cisminin daire biçiminde görünen yüzeyi.
5 . gök bilimi Cismin gökyüzü üzerindeki iz düşümü.

TEKERLEME Nedir?


1 . Tekerlemek işi.
2 . Çoğunlukla basmakalıp söz: "Bazısının konuşması, tekerleme hâlinde tekrar ettiği birkaç kelimeden ibarettir."- R. N. Güntekin.
3 . Birbiriyle uyumlu hazır söz kalıbı: "Çocuklar, türkülü bir tekerleme ile karşılarlar leyleklerin gelişini."- N. Cumalı.
4 . edebiyat Çoğunlukla, masalların genellikle başında bulunan "Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde." gibi uyaklı giriş veya ara sözler: "Tekerlemelere, bilmecelere gelince bence bunlar aydınlık şeyler. Anlaşılmaz gibi görünmeleri zihni çeşitli anlamlar üzerinde dolaştırmalarından geliyor."- S. Birsel.
5 . edebiyat Saz şairleri arasında yapılan deyiş yarışı.
6 . tiyatro Orta oyununda, özellikle Kavuklu'nun kullandığı sözler.

TEKERLEMEK Nedir?

Yuvarlamak, döndürmek.

TEKRAR Nedir?


1 . Aynı olayın, işin, hareketin yeniden ortaya çıkışı, tekrarlanması: "Gerçi hayat kitaba sığmayacak kadar geniştir fakat tekrarlarla doludur."- A. Haşim.
2 . Bir konuşma veya yazıda aynı düşünceyi, kelimeyi birçok defa söyleme.
3 . zarf Bir daha, yine, yeniden, gene: "Kimi yaralandı geldi, tekrar gitti, kimi şehit oldu."- M. Ş. Esendal.

TİYATRO Nedir?


1 . Dram, komedi, vodvil vb. edebiyat türlerinin oynandığı yer: "Her tiyatronun holünde ille smokinli bir müdüre rastlayacaksınız."- H. Taner.
2 . Bu türleri, izleyiciler önünde sahnede oynayan grup: "Tiyatro kuruldu, birinci temsilden sonra da kapandı."- S. F. Abasıyanık.
3 . Oyun yazma sanatı: "Ben o tarihte, kendimi az çok bir tiyatro yazarı addetmekteyim."- H. F. Ozansoy.
4 . Sahnelenmek için yazılmış oyunların tümü: "Eskiden tiyatro Osmanlıcaya ibret sözü ile çevrilmişti."- F. R. Atay.

TÜRK Nedir?


1 . Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan halk ve bu halktan olan kimse: "Ne mutlu Türk'üm diyene!"- Atatürk.
2 . Dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan, Türkçenin değişik lehçelerini konuşan soy ve bu soydan olan kimse: "Ben bir Türk'üm, dinim, cinsim uludur."- M. E. Yurdakul.

TÜRKÜ Nedir?

Hece ölçüsüyle yazılmış ve halk ezgileriyle bestelenmiş manzume: "Kulak ver ki havasında bahçemizin / Gök maviliğinden, dal yeşilliğinden / Bir türkü söylenmede kendiliğinden."- C. S. Tarancı.

UYAKLI Nedir?

Uyağı bulunan, kafiyeli, mukaffa.

UYUMLU Nedir?

Uyumu olan, ahenkli, mevzun: "Kadından anladığı, uyumlu arkadaşlık, çıtkırıldım olmamak, güzel, alımlı olmaktı."- N. Cumalı.

ÜZERİNDE Nedir?


1 . Üstünde: "Donanan minareler sanki yolun üzerinde yakılan meşalelerdir."- R. E. Ünaydın.
2 . ... ile ilgili, üzerine: "Hacı Ömer'in hatırı için gecelerce başımı soğuk su ile ıslatarak kitaplar üzerinde çalıştım."- R. N. Güntekin.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YAPI Nedir?


1 . Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina.
2 . Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon.
3 . Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme: "Kırıkkale yapısı bir tabanca."- .
4 . Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür: "Yapısı sağlam, güzel bir erkekti."- Y. Z. Ortaç.
5 . Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür: "Dil yapısı. Cümle yapısı."- .
6 . felsefe Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün.
7 . toplum bilimi Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.

YARI Nedir?


1 . Bir bütünü oluşturan iki eşit parçadan her biri, nısıf.
2 . Bir şeyin yarısı kadar olan, yarım olan: "Yarı yolu aldık. Yarı mesafede."- .
3 . isim Devre arası: "Birinci yarıda dört gol attık."- .
4 . zarf Gereğinden az, tam olmayarak: "Arkasından yarı şaka, yarı sitem ilave ediyor."- A. İlhan.

YARIŞ Nedir?


1 . Yarışma: "Bunlardan kaç babayiğit bu ölüm yarışını göze alabilir?"- T. Buğra.
2 . Yarışma, rekabet.

ZAMAN Nedir?


1 . Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit: "Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde, daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım."- Ö. Seyfettin.
2 . Bu sürenin belirli bir parçası, vakit: "Efendiler, az söylemek çok yapmak zamanı gelmiştir."- A. İlhan.
3 . Belirlenmiş olan an.
4 . Çağ, mevsim: "Gül zamanı. Çocukluk zamanı."- .
5 . Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit.
6 . Dönem, devir: "Eski müdür zamanında hayli şımarmış olan bu miskin ve ukala herifi sepetledi."- H. Taner.
7 . Bir süre ile ilgili durum ve şartlar: "Sigarasını efkârlı olduğu zamanlar yaptığı gibi sık nefeslerle çabuk çabuk içiyordu."- H. Taner.
8 . gök bilimi Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram.
9 . dil bilgisi Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı: "Geldi, gelmiş, geliyor, gelecek, gelir."- .
10 . jeoloji Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri.

E E E E K L M R T Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

9 Harfli Kelimeler

Ertelemek, Eterlemek, Kerteleme, Tekerleme,

8 Harfli Kelimeler

Erteleme, Etekleme, Eterleme, Terlemek,

7 Harfli Kelimeler

Ekletme, Eletmek, Tekleme, Terleme,

6 Harfli Kelimeler

Ekleme, Elemek, Eletme, Erkete, Keleme, Kemere, Kertme, Meleke, Mertek, Teleke, Teleme, Tereke,

5 Harfli Kelimeler

Eklem, Ekler, Eleme, Elmek, Ermek, Etmek, Kelem, Keler, Kemer, Kemre, Kerem, Kerte, Melek, Merek, Meret, Metre, Remel, Tekel, Teker, Tekme, Telek, Telem, Temek, Temel, Terek, Terme,

4 Harfli Kelimeler

Ekme, Elek, Elem, Emek, Emel, Emet, Erek, Erke, Erme, Erte, Etek, Eter, Etme, Kele, Keme, Kere, Kete, Krem, Leke, Meke, Mert, Reel, Teke, Tere, Terk,

3 Harfli Kelimeler

Eke, Elk, Erk, Kel, Kem, Ker, Ket, Met, Ret, Tek, Tel, Tem, Ter,

2 Harfli Kelimeler

Ek, El, Em, Er, Et, Ke, Le, Me, Re, Te,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.