TAVLAMAK (TDK)


1 . İşlenilecek bir nesneye gereken ısıyı veya nemi sağlamak, tav vermek.
2 . mecaz Yolsuz ve kolay kazanç umudu vererek dolandırmak.
3 . mecaz Ümit vererek kandırmak, kendine bağlamak, aldatmak.
4 . argo Karşı cinsin gönlünü çelmek, kandırıp elde etmek: "Hiçbir namuslu insan kendisine gönül vermiş bir kızdan, tavladım, diye söz etmez."- O. Kemal.

Tavlamak kelimesi baş harfi T son harfi K olan bir kelime. Başında T sonunda K olan kelimenin birinci harfi T , ikinci harfi A , üçüncü harfi V , dördüncü harfi L , beşinci harfi A , altıncı harfi M , yedinci harfi A , sekizinci harfi K . Başı T sonu K olan 8 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ALDATMA Nedir?

Aldatmak işi.

ALDATMAK Nedir?


1 . Beklenmedik bir davranışla yanıltmak.
2 . Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak: "Üç defadır bu yezit beni aldatıyor."- B. Felek.
3 . Birine verilen sözü tutmamak: "Arkadaş bizi aldattı, toplantıya gelmedi."- .
4 . Yalan söylemek.
5 . Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek: "Dekor, tarihî esvap gözleri aldatıyor."- Y. K. Beyatlı.
6 . Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek: "Genç kızı aldatmak için dil dökmeye başlamıştır."- P. Safa.
7 . Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek.
8 . Oyalamak, avutmak.

ARGO Nedir?


1 . Her yerde ve her zaman kullanılmayan veya kullanılmaması gereken çoklukla eğitimsiz kişilerin kullanıldığı söz veya deyim.
2 . Kullanılan ortak dilden ayrı olarak aynı meslek veya topluluktaki insanların kullandığı özel dil veya söz dağarcığı, jargon.
3 . mecaz Serserilerin, külhanbeylerinin kullandığı söz veya deyim.

BAĞLAM Nedir?


1 . Deste.
2 . Herhangi bir olguda olaylar, durumlar, ilişkiler örgüsü veya bağlantısı, kontekst: "Uygarlık bağlamında Batı ve Doğu diye bir ayrım yapılmamakta bir bütün olarak düşünülmektedir."- A. Cemal.
3 . dil bilimi Bir dil birimini çevreleyen, ondan önce veya sonra gelen, birçok durumda söz konusu birimi etkileyen, onun anlamını, değerini belirleyen birim veya birimler bütünü, kontekst.
4 . edebiyat Bent.

BAĞLAMA Nedir?


1 . Bağlamak işi.
2 . Üç çift telli olan ve mızrapla çalınan bir saz.
3 . Yapılarda duvarları birbirine bağlayan kiriş, putrel vb.
4 . dil bilgisi Ulama.

BAĞLAMAK Nedir?


1 . Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak: "Gemiyi iskeleye bağlamak."- .
2 . Düğümlemek: "İpi ipe bağlamak."- .
3 . (-i) Yara ilaç koyup bezle sarmak: "Yarayı bağlamak."- .
4 . (-i) Denk yapmak, paket yapmak: "Yatakları bağlamak. Eşyayı bağlamak."- .
5 . (nsz) Oluşmak, tutmak, meydana gelmek: "Şişesi is bağlamış bir lambanın ışığı / Her yüze çiziyordu bir hüzün kırışığı."- F. N. Çamlıbel.
6 . Bir iş veya kimse için ayırmak, tahsis etmek: "Birine haftalık bağlamak."- .
7 . Anlaşma yapmak: "İşleri sözleşmeye bağlamak."- .
8 . (-i) Uyulması zorunlu olmak: "Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır."- Anayasa.
9 . Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak: "Bu iş beni çok bağladı."- .
10 . (-i) Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. 1
1 . (-i) Geçişi engellemek: "Bütün yolları bağlamışlar."- . 1
2 . (-i) Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. 1
3 . (-i) Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. 1
4 . mecaz Gönlünü kazanmak: "Bu davranışınız beni size bağladı."- . 1
5 . mecaz Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. 1
6 . mecaz Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak: "Kızım, ne yapsak da seni bu eve bağlayabilsek acaba?"- R. N. Güntekin.

CİNS Nedir?


1 . Tür, çeşit: "Portakal, turunç cinsinden bir meyvedir."- .
2 . Aralarında ortak özellikler bulunan varlıklar topluluğu: "Bizim operetlerimiz cinsinden bir sürü halk tiyatroları var."- H. Taner.
3 . Soy, kök, asıl: "Ben bir Türküm, dinim, cinsim uludur."- M. E. Yurdakul.
4 . sıfat, argo Garip, tuhaf.
5 . Pek çok ortak özellikleri bulunan türler topluluğu.
6 . sıfat Diğerlerine göre üstün nitelikleri olan: "Derler ki cins kediler bu çirkinliği gizlemek için tenha yerlerde ölmeye giderlermiş."- P. Safa.

ÇELME Nedir?


1 . Çelmek işi.
2 . Birini yere düşürmek için ayağının önüne ayak uzatma: "Bir itişme, bir bakışma, bir yanındakine çelme vurup öne geçme yarışıdır gidiyordu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . Arkadan hafifçe bağlanan baş örtüsü.

DİYE Nedir?


1 . Herhangi bir yargıya vararak.
2 . Niteleyerek.
3 . Sanarak, diyerek.

DOLAN Nedir?

yalan dolan.

DOLANDIRMAK Nedir?


1 . Dolanma işini yaptırmak.
2 . Dolaştırmak.
3 . mecaz Birisini aldatarak parasını veya malını elinden almak: "Falan satıcı paranızı dolandırır, göndermeyelim."- R. N. Güntekin.

ETME Nedir?

Etmek işi.

ETMEK Nedir?


1 . Bir işi yapmak: "Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu."- H. Taner.
2 . "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak: "İyi ettiniz de geldiniz."- .
3 . (-i) Bulmak, erişmek: "Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi."- R. H. Karay.
4 . (-i, -den) Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
5 . Eşit değer kazanmak: "İki iki daha dört eder."- .
6 . Herhangi bir değerde olmak: "Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu."- Ö. Seyfettin.
7 . Kötülükte bulunmak: "Ah, iki bardak süt sen bana neler ettin?"- S. F. Abasıyanık.
8 . (-e) Küçük veya büyük abdestini yapmak: "Çocuk altına etti."- .

GEREK Nedir?


1 . İcap: "... millî güvenlik gereklerinin ihlal edilmesi ... hâlinde belirli bir toplantı ve gösteri yürüyüşünü yasaklayabilir."- Anayasa.
2 . sıfat Bir şeyin yapılabilmesi veya olabilmesi ona bağlı olan, lazım: "Mecnunlara Leyla gerek, bana seni gerek seni."- Yunus Emre.

GÖNÜL Nedir?


1 - Sevgi, istek, düşünüş, anma ve hatır gibi yürekte varsayılan duygu kaynağı.
2 - İstek, °arzu.
3 - Aşk.

İNSAN Nedir?


1 . İki eli bulunan, iki ayak üzerinde dolaşan, sözle anlaşan, akıl ve düşünme yeteneği olan en gelişmiş canlı.
2 . Kişi, şahıs, âdemoğlu, âdem evladı: "O yaşta insan hiç düşünmeden sadece yaşamaya bakar."- H. Taner.
3 . sıfat, mecaz Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse).

KANDIRMA Nedir?

Kandırmak işi.

KANDIRMAK Nedir?


1 . Kanmasını sağlamak, inandırmak, ikna etmek: "Bu arkadaşları da ben kandırdım."- S. F. Abasıyanık.
2 . Aldatmak: "Kızcağızı yaşadığı muhitteki sabıkalılar kandırarak bir şebekeye sokmuş."- R. H. Karay.
3 . İçme, yeme isteğini karşılamak.

KARŞI Nedir?


1 . Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi: "Karşımdaki kitap rafında eserlerim sırayla duruyor."- H. E. Adıvar.
2 . Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı: "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik."- R. H. Karay.
3 . Ön, kat, huzur: "İkisi birden müdürün karşısına çıkarlar."- Y. Z. Ortaç.
4 . sıfat Bulunan yere göre önde, ileride olan: "Karşı evin kızları. Karşı mahalle."- .
5 . sıfat Karşıt, zıt, muhalif: "Karşı parti. Karşı takım."- .
6 . zarf Yüzünü bir şeye doğru çevirerek: "Bahçeye karşı oturmak."- .
7 . zarf Karşılık olarak, mukabil: "Bir ölüm haberine karşı ben, içimde bin ezinti, bin çöküntü duydum."- A. Ş. Hisar.
8 . zarf İçin, hakkında: "Edebiyata karşı ilk alaka sizde nasıl ve ne zaman başladı?"- S. F. Abasıyanık.
9 . zarf -e doğru: "Bir sabaha karşı yine çakal sesleriyle uyanmıştım."- S. F. Abasıyanık.

KAZANÇ Nedir?


1 . Satılan bir mal, yapılan bir iş veya harcanan bir emek karşılığında elde edilen para, getiri, temettü: "Aylık kazanç."- .
2 . mecaz Yarar, çıkar, kâr: "Yarı keyif, yarı kazanç için balıkçılık sanatında karar kılmıştı."- S. F. Abasıyanık.

KEMAL Nedir?


1 - Bilgi ve erdem bakımından olgunluk, yetkinlik, erginlik, eksiksizlik.
2 - En yüksek değer.

KENDİ Nedir?


1 . İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat.
2 . Kişiler üzerinde direnilerek durulduğunu anlatan bir söz: "Kendisi gelsin. Kendimiz görmeliyiz."- .
3 . Bir işte başkalarının etkisi bulunmadığını belirten bir söz: "Kendi yapacağı işi bırakır, âleme öğüt vermeye kalkar."- B. Felek.
4 . "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak o ve onlar yerine kullanılan bir söz: "Kendileri evde yoklar mı?"- .

KOLAY Nedir?


1 . Sıkıntı çekmeden, yorulmadan yapılabilen, emeksiz, zahmetsiz, güç ve zor karşıtı: "Cebimde mevcut paradan bu kadar bir şey buna tahsis etmek pek kolaydı."- H. Z. Uşaklıgil.
2 . isim Kolaylık: "İşin kolayını buldum."- .
3 . zarf Kolayca, sıkıntısız bir biçimde, basitçe: "Yolu bulmak kolay oldu."- Halikarnas Balıkçısı.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

NAMUSLU Nedir?


1 . Ahlak kurallarına uygun olarak davranan, namuskâr: "Benim babam namuslu bir vatanperverdi."- A. Gündüz.
2 . teklifsiz konuşmada Olması gerektiği gibi: "Sallanma, git bana namuslu bir kahve pişir."- M. Ş. Esendal.

NESNE Nedir?


1 . Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey, obje: "Ağzımıza koyduğumuz şey değil, tadını tuzunu bildiğimiz nesne değil."- S. M. Alus.
2 . dil bilgisi Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç: ""Ali bir kitap almış" cümlesinde "kitap" nesnedir."- .
3 . felsefe Öznenin dışında kalan her konu, obje: "Her nesne ve olaya alaycı bir gözle bakmak ilkesinden yola çıkar bu görüş."- S. Birsel.

SAĞLAM Nedir?


1 . Dayanıklı, kolay bozulmaz, yıkılmaz, stabil: "En sağlam sütunlar üstünde durduğu sanılan devir, bir karton kale gibi yıkılmıştı."- F. R. Atay.
2 . Zarar görmemiş, bozulmamış: "Bütün eşya sağlam."- .
3 . Sakatlık veya hastalığı bulunmayan, sağlıklı, sıhhatli: "Kendisi uzun boylu, sağlam, orta yaşlı bir adamdır; ama yıprandığını söylüyor."- M. Ş. Esendal.
4 . Güvenilir: "Sağlam iş. Sağlam para."- .
5 . Gerçek, inanılır bir temeli olan: "Böyle sağlam adı nereden bulacaksın."- M. Ş. Esendal.
6 . zarf, halk ağzında (sa'ğlam) Her hâlde, muhakkak: "Sağlam bu gece perilere karıştım gitti."- H. R. Gürpınar.

SAĞLAMA Nedir?


1 . Sağlamak işi: "Kimse siyasi ve kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz."- Anayasa.
2 . matematik Bir problemin çözümü veya bir hesabın doğruluğunu denetlemek için yapılan kontrol işlemi, mizan.

SAĞLAMAK Nedir?


1 . Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek: "Biz bu ihtiyara son günlerinde hiç aklından geçirmediği bir saadet sağladık."- H. Taner.
2 . Elde etmek, sahip olmak: "... o sevimli yavru hâliyle sağladığı sempatinin büyük bir kısmını yitirmişti."- Y. N. Nayır.
3 . matematik Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. sağlamak (II) (nsz) Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek.

TAVLA Nedir?

At ahırı: "Piyade subaylarının binekleri, makineli tüfek bölümünün katırları o tavlada dururdu."- N. Cumalı. tavla (II) isim (ta'vla) İtalyanca tavola
1 . Bölümlere ayrılmış iki yanlı tahta üzerinde on beşerden otuz pul ve iki zarla iki kişinin karşılıklı oynadığı oyun: "Öğleden sonra birkaç parti tavla oynamaktan ... hiç vazgeçmiyorduk."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Bu oyunun üzerinde oynandığı, iki iç yüzü bölme desenli, dikdörtgen biçimindeki tahta kutu.

ÜMİT Nedir?

Umma, beklenti, umut: "Büyük bir ümit, sevinç ve heyecan içinde şu mektubu yazdım."- A. Gündüz.

VERE Nedir?

Bir kalenin veya tahkim edilmiş bir yerin teslimi.

VERME Nedir?

Vermek işi: "İşitilen sözler, görülen tavırlar, beğenilen düşünceler Şinasi Bey'e yeni fikirler vermeye başladı."- M. Ş. Esendal.

VERMEK Nedir?


1 - (Üzerinde ya da yakınında olan bir şeyi) Birisine eriştirmek, iletmek.
2 - Bırakmak ya da bağışlamak.
3 - Ondan bilmek °atfetmek.
4 - (Düşünce ya da bilgi anlatan şeyler için) Başkalarına iletmek, bildirmek.
5 - Döndürmek, çevirmek, yöneltmek.
6 - Herhangi bir duruma yol açmak.
7 - (Eğlenceli toplantı) Düzenlemek, konuk çağırıp ağırlamak.
8 - (Sanatçı) Topluluk önünde sanatını göstermek, °icra etmek.
9 - Satmak.
10 - Biriyle evlendirmek. 1
1 - (-i) Ödemek. 1
2 - Yaymak. 1
3 - Ürün üretmek. 1
4 - Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. 1
5 - Tümünü herhangi bir duruma sokmak. 1
6 - Sahip olmasını sağlamak. 1
7 - (Bir şey üzerinde) Etki yapmak, biçimini değiştirmek. 1
8 - Saptamak, tespit etmek. 1
9 - Kazandırmak, katmak.
20 - Ayırmak, harcamak. 2
1 - Dayamak. 2
2 - Kök ya da gövdeleri sonuna -e (-a) ulaç eki almış eylemsilerle tezlikbildirir. 2
3 - Dilek bildiren birleşik eylemler yapar.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YOLSUZ Nedir?


1 . Yolu olmayan: "Bu dik, sarp ve yolsuz dağları arabalar, katırlar ve otomobillerle aşacaksınız."- F. R. Atay.
2 . Yavaş giden (taşıt): "Bu gemi yolsuzdur."- .
3 . mecaz Kurallara aykırı, uygunsuz, yöntemsiz, düzensiz, yersiz, usulsüz, nizamsız: "Kaymakamın yolsuz icraatı, hususi hayatı hep burada konuşulur, kasabanın olup biten işleri hep burada öğrenilirdi."- R. H. Karay.
4 . Törelere, toplumun görüşüne aykırı davranan: "Babam böyle yolsuz bir adam olsaydı anam ne yapardı."- M. Ş. Esendal.

A A A K L M T V Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

8 Harfli Kelimeler

Avlatmak, Kavlatma, Tavlamak,

7 Harfli Kelimeler

Atlamak, Avlamak, Avlatma, Katlama, Kavlama, Tavlama, Vaklama,

6 Harfli Kelimeler

Aklama, Alatav, Atamak, Atlama, Avlama, Kavala, Kavata,

5 Harfli Kelimeler

Akala, Akvam, Alaka, Almak, Atama, Atmak, Avlak, Kalma, Katma, Kaval, Kavat, Lavta, Makat, Makta, Malak, Matla, Maval, Takla, Takma, Takva, Talak, Tavla, Vatka,

4 Harfli Kelimeler

Akma, Akva, Alma, Amal, Atak, Atma, Aval, Avam, Kala, Kama, Laka, Lama, Lata, Lava, Mala, Malt, Taam, Taka, Talk, Tava, Vaat, Vaka,

3 Harfli Kelimeler

Aka, Ala, Alt, Ama, Ata, Kal, Kam, Kat, Kav, Lak, Lam, Lav, Mal, Mat, Tak, Tal, Tam, Tav, Vat,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Al, Am, At, Av, La, Ta,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.