TAVA (TDK)


1 . Yağ kızdırma, yiyecek kızartma vb. işlere yarayan, uzun saplı yayvan kap.
2 . Bu kapta pişmiş yemek: "Balık tavası. Ciğer tavası."- .
3 . madencilik Maden eritilen saplı pota: "Kurşun tavası."- .
4 . Kireç karıştırılan tekne.
5 . Deniz veya göllerde suların geri çekilmesiyle kuruyan bölüm.
6 . denizcilik Gemilerde borda iskelesinin alt başındaki sahanlık.
7 . Fide yetiştirmek için ayrılmış toprak bölümü.

Tava kelimesi baş harfi T son harfi A olan bir kelime. Başında T sonunda A olan kelimenin birinci harfi T , ikinci harfi A , üçüncü harfi V , dördüncü harfi A . Başı T sonu A olan 4 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

BORDA Nedir?

Geminin veya kayığın yanı, alabanda karşıtı: "Bordaya vuran küçük dalgaların serpintisi ara sıra muşamba şilteleri ıslatıyordu."- H. Taner.

BÖLÜ Nedir?


1 - Bölme işlemini gösteren ÷ iminin okunuşu, °taksim; a ÷ b anlatımı, "a bölü b" diye okunur.
2 - Bir bayağı kesrin gösterilişinde pay ile payda arasına konulan yatay çizginin okunuşu; a / b kesri "a bölü b" diye okunur.

BÖLÜM Nedir?


1 . Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım: "Asıl yalıya bitişik bir binada belki de eski selamlık bölümünde idiler."- R. H. Karay.
2 . Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon.
3 . mecaz Çağ, devir: "O gün edebiyat tarihinde hecenin beş şairi diye bir bölüm açanların üçü orada tanıştılar."- Y. Z. Ortaç.
4 . biyoloji Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik.
5 . eğitim bilimi Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman.
6 . matematik Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı.

CİĞER Nedir?


1 . Akciğerlerle karaciğerin ortak adı.
2 . Hayvanlarda akciğer, yürek ve karaciğerin oluşturduğu takım.
3 . mecaz Yürek, iç.

ÇEKİ Nedir?


1 . Tartı.
2 . 225,97
8 kg olan, odun, kireç vb. ağır ve kaba şeyleri tartmakta kullanılan ağırlık ölçü birimi.
3 . mecaz Üzüntü, sıkıntı.
4 . halk ağzında Kadınların başlarına bağladıkları örtü.

ÇEKİLME Nedir?


1 . Çekilmek işi: "Daha düğün olmadan Hayri benim okuldan çekilmemi istedi."- M. Ş. Esendal.
2 . Bir görevden, bir işten kendi isteği ile ayrılma, istifa: "Hesaplarını altüst etmiş, onu elli beş yaşında devlet memuriyetinden çekilmeye mecbur bırakmıştı."- R. N. Güntekin.
3 . askerlik Savaşta, bir ordunun veya bir birliğin düşmandan ayrılmak için yaptığı davranış, ricat: "Neticede işgal kuvvetleri, buralardan çekilmeye mecbur edildiler."- Atatürk.
4 . jeoloji Yerin yükselmesiyle bu yeri örten deniz sularının gerilemesi, basma karşıtı.
5 . spor Bir boksörün veya güreşçinin herhangi bir sebeple karşılaşmayı bırakması.

DENİZ Nedir?


1 . Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi.
2 . Bu su kütlesinin belirli bir parçası: "Marmara Denizi. Karadeniz."- .
3 . Aydaki düzlükler.
4 . mecaz Geniş alan.
5 . mecaz Çokluk, yoğunluk.

DENİZCİLİK Nedir?


1 . Denizlerde sefer yapma işi.
2 . Denizle, gemi işletmesiyle ilgili meslek: "Uzun dualardan sonra bana denizcilik hayatını anlatmaya başladı."- R. N. Güntekin.
3 . Deniz sporculuğu.

FİDE Nedir?

Tohumdan yetiştirilip başka yerlere dikilmek için hazırlanan sebze veya körpe çiçek.

GEMİ Nedir?

Su üstünde yüzen, insan ve yük taşımaya yarayan büyük taşıt, sefine: "Yük gemisi. Savaş gemisi."- .

GERİ Nedir?


1 . Arka, bir şeyin sonra gelen bölümü, art, alt taraf, ileri karşıtı: "Amerikan barın gerisinden işaret eden barmen seslendi."- N. Cumalı.
2 . Son, sonuç: "Sen gerisini düşünme."- .
3 . Bir şeyin sona kalan bölümü: "Yazının gerisi yarın yayımlanacak."- .
4 . Geçmiş, mazi: "Artık geride özleyeceğim hiçbir şey yok."- S. F. Abasıyanık.
5 . Hayvanda boşaltım organının dışı.
6 . sıfat Eksik gösteren (saat): "Bu saat beş dakika geridir."- .
7 . sıfat Aptal, anlayışsız.
8 . sıfat, mecaz Benzerlerine ayak uydurup ilerleyememiş, gelişememiş: "Geri düşünce. Geri adam."- .
9 . zarf Geriye doğru: "Bağına, bahçene, suyuna, toprağına veda ederek geri gidiyorum."- F. R. Atay.
10 . ünlem "Geri dön, geri git!" anlamında bir söz.

İSKELE Nedir?


1 . Deniz taşıtlarının yanaştığı, çoğu tahta ve betondan yapılmış, denize doğru uzanan yer: "Vapurdan indi, iskeleye çıkar çıkmaz etrafına bakındı."- S. F. Abasıyanık.
2 . Kıyıya yanaşan deniz aracına doğru uzatılan eğreti küçük köprü veya gemiye çıkmayı sağlayan merdiven: "Oturduğu yerden kalkıyor, iskele zincirine uzanan eli, iskele tabanına basan ayağı, kendini çekiyor yukarı."- Z. Selimoğlu.
3 . Vapur uğrağı olan şehir veya kasaba.
4 . İçerilerde bulunan bir yerin kendine en yakın olan deniz taşıtı uğrağı veya demir yolu durağı: "Mudanya, Bursa'nın iskelesidir."- .
5 . Yapıların dışında sıvama, boyama veya onarım için keresteden kat kat kurulan, çalışma sırasında üstüne çıkılan çatkı.
6 . Geminin sol yanı.
7 . sinema, TV (***) Işıkların yerleştirilmesi, ışıkçıların dolaşabilmesi için stüdyolarda tavana yakın yerde duvarı çepeçevre saran çıkıntı.

KARIŞ Nedir?

Parmaklar birbirinden uzak duracak biçimde gergin duran elde, başparmak ile serçe parmağın uçları arasındaki açıklık: "Yürüyüp geçeceğim, basacağım yerlerin her bir karış mübarek toprağı benim için mukaddesti."- H. R. Gürpınar.

KIZARTMA Nedir?


1 . Kızartmak işi.
2 . Kızartılarak hazırlanmış yemek: "Kabak kızartması. Patlıcan kızartması."- .
3 . sıfat Kızartılarak pişirilmiş: "Kızartma et."- .

KIZDIRMA Nedir?


1 . Kızdırmak işi.
2 . Üzüm çubuklarını köklendirmek için yere gömme, daldırma.
3 . halk ağzında Yüksek vücut ısısı, ateş.

KİREÇ Nedir?


1 . Mermer, tebeşir, kireç taşı, alçı taşı gibi birçok taşın özünü oluşturan kalsiyum oksit, (CaO): "Duvarlar kireç badanalı idi."- S. F. Abasıyanık.
2 . Kalsiyum hidroksit, Ca(OH).

KURU Nedir?


1 . Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı: "Yanakları kuruydu fakat gözleri tamamıyla siyah yaştı."- H. E. Adıvar.
2 . Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan: "Kuru çöl. Kuru tepeler."- .
3 . Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı: "Evlerin önlerine kuru meşe dallarıyla örtülü çardaklar yapmışlar."- R. H. Karay.
4 . Canlılığını yitirmiş (bitki): "Çiçek açmaz kuru bir ağaç, ötmeyi unutmuş bir kuş mu oldum?"- H. E. Adıvar.
5 . mecaz Zayıf, çelimsiz, arık, sıska, kaknem: "Kara, kuru, kibirli, kazık gibi bir kadın!"- H. E. Adıvar.
6 . Salgısı olmayan: "Kuru öksürük. Kuru egzama."- .
7 . Döşenmemiş, çıplak: "Kuru tahtaya oturma!"- .
8 . Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek): "Kuru çayla karın doyar mı?"- .
9 . Etkisi ve sonucu olmayan: "Şahsına topluluğun isteğini emanet edenler boş bir riya, kuru bir şeref olsun diye laf etmediler."- R. E. Ünaydın.
10 . mecaz Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze: "Kuru, zevksiz bir hayat."- . 1
1 . mecaz Akıcı olmayan, duygudan yoksun: "Kuru bir anlatım."- . 1
2 . isim Kuru fasulye.

MADEN Nedir?


1 . Yer kabuğunun bazı bölgelerinde çeşitli iç ve dış doğal etkenlerle oluşan, ekonomik yönden değer taşıyan mineral.
2 . sıfat Bu mineralden yapılmış: "Maden kap."- .
3 . Maden ocağı veya maden işletmesi.
4 . mecaz Çok değerli şeyleri kapsayan kaynak: "Bu kütüphane bir madendir, değerini bilin."- .
5 . argo Uyuşturucu, esrar, eroin: "İstersen sana biraz maden vereyim de çek!"- O. C. Kaygılı.
6 . teklifsiz konuşmada Kolay ve iyi kazanç sağlayan iş veya parası elinden kolaylıkla alınan kimse.
7 . kimya Metal.

MADENCİLİK Nedir?


1 . Yer altındaki madenlerin araştırılması, çıkarılması ve işletilmesiyle ilgili teknik ve yöntemlerin bütünü.
2 . Madencinin yaptığı iş.

POTA Nedir?

İçinde maden eritilen kap. pota (II) isim, spor Fransızca poteau Basketbolda düşey bir levhaya monte edilmiş yatay çember ile ağdan meydana gelen düzenek.

SAHA Nedir?


1 . Alan: "Futbol sahasının kenarında düşmanlarını seyrediyordu."- S. F. Abasıyanık.
2 . Takım oyunlarında karşılaşmaların yapıldığı yer.

SAHAN Nedir?


1 . İçinde yemek ısıtılan veya yumurta gibi şeyler pişirilen, derinliği az metal kap.
2 . Derinliği az olan kap: "Büyük bir bakır sahan içinde tarhana çorbası vardı."- N. Cumalı.

SAHANLIK Nedir?


1 . Yapılarda ve bazı taşıtlarda kapı önünde, merdiven başlarında veya ortasında bulunan geniş yer: "Üç hademe, ebe, hasta bakıcı merdivenin orta sahanlığında sıkışmışlar, sedyeyi çevirmeye çalışıyorlar."- M. Ş. Esendal.
2 . sıfat Sahanın aldığı miktarda olan: "İki sahanlık yemek."- .

SAPLI Nedir?


1 - Sapı olan ya da sapı belli bir nitelikte olan.
2 - Saplanmış.
3 - Uzunca bir sapı olan tas ya da tencere.

TAVA Nedir?


1 . Yağ kızdırma, yiyecek kızartma vb. işlere yarayan, uzun saplı yayvan kap.
2 . Bu kapta pişmiş yemek: "Balık tavası. Ciğer tavası."- .
3 . madencilik Maden eritilen saplı pota: "Kurşun tavası."- .
4 . Kireç karıştırılan tekne.
5 . Deniz veya göllerde suların geri çekilmesiyle kuruyan bölüm.
6 . denizcilik Gemilerde borda iskelesinin alt başındaki sahanlık.
7 . Fide yetiştirmek için ayrılmış toprak bölümü.

TEKNE Nedir?


1 . Türlü işlerde kullanılmak için çoğu ağaçtan veya taştan yapılan, uzun ve geniş kap: "Bir taş teknenin üstünde doktor Abbas'ın ölüsünü kesti biçti."- Y. Kemal.
2 . Sızdırabilir veya sızdırmaz olarak yapılmış, levhaları bir parçadan oluşmuş, kulpları ve kulp delikleri bulunan, bir veya iki kişi tarafından taşınabilir üstü açık bir ambalaj türü.
3 . denizcilik Bir tür küçük deniz taşıtı: "Kayıkçı, deniz suyu vura vura boyası çürüyen teknesini, Bostan İskelesi'nin basamağına bağladı."- F. R. Atay.
4 . denizcilik Geminin omurga, kaburga ve kaplamadan oluşan temel bölümü.
5 . jeoloji Katmanlı kayaçların içeri doğru çukur, alçak bölümü, ineç, kemer karşıtı.
6 . coğrafya Havza.

TOPRAK Nedir?


1 . Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü: "Kara toprak. Kireçli toprak. Killi toprak."- .
2 . sıfat Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış: "İki toprak duvarın birleştiği bir girintide diz üstü büzülmüş görünüyor."- M. Ş. Esendal.
3 . Arazi, tarla: "Köylüye toprak dağıtmak."- .
4 . jeoloji Kara: "Toprağa ayak basmak."- .
5 . mecaz Ülke: "Bu toprak bizimdir, içinde yabancının işi yok."- R. E. Ünaydın.

UZUN Nedir?


1 . İki ucu arasında fazla uzaklık olan, kısa karşıtı.
2 . Başlangıcı ile bitimi arasında fazla zaman aralığı olan, çok süren: "Uzun ince bir yoldayım / Gidiyorum gündüz gece."- Âşık Veysel.
3 . zarf Ayrıntılı, derinlemesine: "Uzun düşündüğünü unuttuğu ve düşüncelerinin yönünü kaybettiği bir anda yemeğe çağırdılar."- H. E. Adıvar.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YARA Nedir?


1 . Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik: "Mendilimi bir çatkı şekline sokarak başıma, yaramın üzerine sardım."- R. H. Karay.
2 . Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık: "Geminin omurgasındaki yara."- .
3 . mecaz Dert, üzüntü, acı: "Bu yarayı deşmeyin."- .

YAYVAN Nedir?

Eni boyundan ve derinliğinden çok olan, basık ve geniş: "İki katlı yayvan bir evdi."- M. Ş. Esendal.

YEME Nedir?


1 . Yemek işi: "Herkes yemeye ekmek bulamazken onlar rahat geçiniyorlardı."- M. Ş. Esendal.
2 . Yiyecek: "Bu ay yeme masrafımız çok oldu."- .

YEMEK Nedir?


1 . Yemek yeme, karın doyurma işi: "Yemekten sonra gocuğuna sarar yatırırdı beni."- N. Cumalı.
2 . Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam.
3 . Günün belli saatlerinde yenilen besin: "Yemek ya kahvaltıda ya da yemekte yenir. Arada bir şey yenmez."- H. Taner.
4 . Konuklara yiyecek verilerek yapılan ağırlama: "Pek protokolcü olduğu için yemek sessiz geçiyordu."- F. R. Atay.

YETİŞTİRMEK Nedir?


1 . Birini, bir şeyi gitmekte veya gitmek üzere olan bir kimse veya şeye ulaştırmak, ulaşmasını sağlamak.
2 . Vaktinde hazır olmasını sağlamak, tamamlamak, bitirmek: "Kitabı önümüzdeki aya yetiştireceğim."- .
3 . Birini gerekli bir iş için tam zamanında bir yere götürmek: "Hastayı doktora yetiştirmek."- .
4 . (nsz) Üretmek, büyütmek, geliştirmek: "Evlerinin bahçesinde bir iki elma, erik ağacı yetiştirirler."- N. Cumalı.
5 . İletmek, duyurmak: "Müjdeyi komşu hanımlara yetiştirmeye koşmuştu."- H. F. Ozansoy.
6 . Sağlayıp vermek: "Sigara yakmak isteyenlere kibrit yetiştirir."- H. Taner.
7 . (-i) Yetmesini sağlamak: "Cephemiz susuz, kuru ekmek ve benzini güç yetiştiriyoruz."- F. R. Atay.
8 . (-e), mecaz Söylenmemesi gereken bir şeyi hemen söylemek: "Hiç kalır mı? Ertesi gün valiye yetiştirdiler."- M. Ş. Esendal.
9 . (-i), mecaz Çocuğun gelişip büyümesine özen göstermek: "Munise'yi güzel ahlaklı bir kadın olarak yetiştirecektim."- R. N. Güntekin.
10 . (-i), mecaz Eğitim, öğrenim sağlamak.

YİYECEK Nedir?


1 . Yenmeye elverişli olan her şey: "İçkiden yiyeceğe kadar her şeyi gemilere bu müessese temin ederdi."- S. F. Abasıyanık.
2 . sıfat Yenebilen.

A A T V Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

4 Harfli Kelimeler

Tava, Vaat,

3 Harfli Kelimeler

Ata, Tav, Vat,

2 Harfli Kelimeler

At, Av, Ta,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.