TATSIZ (TDK)


1 . Tadı iyi olmayan, lezzetsiz.
2 . Tadı olmayan, sası.
3 . zarf Hoşa gitmeyen bir biçimde: "Her şey, herkes boş, abes, çirkin, münasebetsiz, tatsız görünür."- A. Ş. Hisar.
4 . mecaz Hoşa gitmeyen, can sıkan: "O akşamki tatsız olaya benim de canım sıkıldı."- Ç. Altan.
5 . mecaz Sohbeti hoş olmayan veya geçimsizlik çıkaran (kimse).

Tatsız kelimesi baş harfi T son harfi Z olan bir kelime. Başında T sonunda Z olan kelimenin birinci harfi T , ikinci harfi A , üçüncü harfi T , dördüncü harfi S , beşinci harfi I , altıncı harfi Z . Başı T sonu Z olan 6 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ABES Nedir?


1 . Gereksiz, yersiz, boş: "Artık söylemekte bir mahzur olmadığından gizlemek abes."- R. H. Karay.
2 . Akla ve gerçeğe aykırı.
3 . zarf Gereksiz bir biçimde.

AKŞAMKİ Nedir?

Akşam olan, akşam yapılan: "Akşamki ziyafeti düşünmemek için Avrupa hatıralarına isteyerek dönüyordu."- S. F. Abasıyanık.

BİÇİM Nedir?

Biçme işi: "Buğday biçim zamanı."- . biçim (II) isim
1 . Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkal: "İtalya elçiliği bugüne değin ilk biçimini korumuştur."- S. Birsel.
2 . Yakışık alan şekil, uygun şekil: "Söylediklerimden çok, söyleyiş biçimi etkili oluyor kalabalığın üstünde."- A. İlhan.
3 . Herhangi bir şeyin benzeri.
4 . Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.
5 . Tarz: "İngiliz biçimi ceketler, sıcak iklimler için yapılmış kısa pantolonlar."- F. R. Atay.
6 . bilişim Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format.
7 . bilişim Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.
8 . edebiyat Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil: "Gazel, mesnevi, rubai, sone birer şiir biçimidir."- .

ÇIKAR Nedir?

Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar: "Kimse siyasi ve kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz."- Anayasa.

ÇİRKİN Nedir?


1 . Göze veya kulağa hoş gelmeyen, güzel karşıtı: "Kız öyle müstesna bir güzelliğe sahip olmamakla beraber çirkin de değildi."- H. R. Gürpınar.
2 . Hoş olmayan, yakışık almayan (davranış veya söz): "Bu boş ve çirkin iddiayı bir kere de onun ağzından işitmek istedim."- Ö. Seyfettin.
3 . Karanlık, dalavereli, şüpheli: "Dedikodular artmış, o da bu çirkin işler içinde kalmak istemediğinden çekilmiş."- M. Ş. Esendal.

GEÇİMSİZLİK Nedir?

Geçimsiz olma durumu.

GİTME Nedir?

Gitmek işi.

GÖRÜ Nedir?


1 . Görme yetisi.
2 . Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret: "Buranın görüsü geniş."- .
3 . felsefe Dolaysız kavrama, birden kavrama.

GÖRÜNÜR Nedir?


1 . Görünen, gözle görülebilen.
2 . mecaz Belli, apaçık göze çarpan.

HERKES Nedir?

İnsanların bütünü: "Neylersin ölüm herkesin başında / Uyudun uyanmadın olacak."- C. S. Tarancı.

HİSAR Nedir?

Bir şehrin veya önemli bir yerin korunması için taştan yapılmış, yüksek duvarlı ve kuleli, çevresinde hendekler bulunan küçük kale, kermen, germen. hisar (II) isim, eskimiş, müzik Arapça §i¹¥r
1 . Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam.
2 . Klasik Türk müziğinde re diyez notası.

LEZZET Nedir?


1 - Ağız yoluyla alınan tat, koku ve dokunma duyularının toplamı.
2 - Herhangi bir şey karşısında duyulan zevk, °haz.

LEZZETSİZ Nedir?

Tadı güzel olmayan, tatsız.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

MÜNASEBET Nedir?


1 - İlişik, ilişki, ilinti: Onunla her tür münasebeti kesti .
2 - İki şey arasındaki uygunluk.
3 - Neden, °sebep, °vesile.
4 - Cinsel ilişki.

MÜNASEBETSİZ Nedir?


1 . Uygun olmayan, yakışıksız, çirkin: "Arkadaşının münasebetsiz bir fiyat söyleyerek piyasayı düşürmesinden korkmuştu."- R. N. Güntekin.
2 . Ters, aksi: "Hep böyle münasebetsiz sıralarda beni arar."- N. Cumalı.
3 . Yakışıksız iş gören, sıra, saygı gözetmeyen (kimse): "Doğrusu kızın huyunu bozan, bütün bu münasebetsiz kimselerdi."- Y. K. Karaosmanoğlu.

OLAY Nedir?


1 . Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka: "O olaydan sonra bir daha yalnız kalmamıştık onunla."- N. Cumalı.
2 . Önemli tarihsel olgu, fenomen: "Nötron bombası günümüzün olayıdır."- .

SIKI Nedir?


1 . Dar: "Sıkı bir kemer."- .
2 . İyice sıkıştırılmış, doldurulmuş, tıkız, gevşek olmayan: "Sıkı bir denk."- .
3 . Zorlu, güçlü ve etkili: "En sıkı ve katı bir merkeziyet sistemi, bugün diğer faaliyet merkezlerini bloke edebilir."- B. Felek.
4 . Dikkatli, titiz ve göz yummadan uygulanan: "Ankaralılarla münasebetlerinde her zaman sıkı bir ahlak ve seviye kontrolüne tabi tutuldu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
5 . İlkelerine çok bağlı, hoşgörüsü olmayan, katı.
6 . Yoğun: "Samsun'a geldiğimi ve kendisiyle daha sıkı temasta bulunmak istediğimi bildirdim."- Atatürk.
7 . Cimri.
8 . zarf Sıkıca, iyice: "Sıkı giyinmek."- .
9 . isim Disiplin.
10 . isim Zorlayıcı durum: "Sıkıya gelmemek. Sıkıyı görünce kaçtı."- . 1
1 . isim Ağızdan dolma ateşli silahlarda, barut ve kurşunun üstünden namluya sokulup bastırılan bez ve kâğıt parçaları vb. şeylerin tümü: "İlk sıkıyı babam attı."- S. Kocagöz. 1
2 . Güçlü ve çabuk, hızlı: "Karabalçıklı çiftliği, kasabadan sıkı yürüyüşle bir saat çeker."- R. N. Güntekin.

SOHBET Nedir?


1 - Dostça, arkadaşça konuşarak hoş bir vakit geçirme, söyleşi, yarenlik,°hasbıhal.
2 - Söyleşi2.

TATSIZ Nedir?


1 . Tadı iyi olmayan, lezzetsiz.
2 . Tadı olmayan, sası.
3 . zarf Hoşa gitmeyen bir biçimde: "Her şey, herkes boş, abes, çirkin, münasebetsiz, tatsız görünür."- A. Ş. Hisar.
4 . mecaz Hoşa gitmeyen, can sıkan: "O akşamki tatsız olaya benim de canım sıkıldı."- Ç. Altan.
5 . mecaz Sohbeti hoş olmayan veya geçimsizlik çıkaran (kimse).

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

ZARF Nedir?


1 . Kap, kılıf, sarma.
2 . İçine mektup veya başka kâğıtlar konulan kâğıttan kese: "Bir sabah kahvaltımı yaparken bana gösterişli bir zarf getirdiler."- A. Haşim.
3 . İçine fincan veya bardak oturtulan metal kap: "Kenarları ezik bir çift altın kahve fincanı zarfını elinde evirir çevirirdi."- R. Enis.
4 . dil bilgisi Bir fiilin, bir sıfatın veya bir zarfın anlamını zaman, yer, ölçü, nitelik, soru kavramları bakımından etkileyen kelime, belirteç: Az yaşamıştı. Geç kalınca utandı gibi.

A I S T T Z Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

6 Harfli Kelimeler

Tatsız,

4 Harfli Kelimeler

Satı, Stat, Tazı, Zatı,

3 Harfli Kelimeler

Ası, Ast, Azı, Saz, Tas, Tat, Tıs, Zat, Zıt,

2 Harfli Kelimeler

As, At, Az, Ta,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.