TANITLAMAK (TDK)


1 . Bir iddianın gerçekliğini inkâr edilmeyecek bir kesinlikle göstermek, ispatlamak.
2 . felsefe Muhakeme etme yoluyla veya tanık göstererek bir şeyin doğruluğunu ortaya koymak.

Tanıtlamak kelimesi baş harfi T son harfi K olan bir kelime. Başında T sonunda K olan kelimenin birinci harfi T , ikinci harfi A , üçüncü harfi N , dördüncü harfi I , beşinci harfi T , altıncı harfi L , yedinci harfi A , sekizinci harfi M , dokuzuncu harfi A , onuncu harfi K . Başı T sonu K olan 10 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

DOĞRU Nedir?


1 . Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı.
2 . Gerçek, yalan olmayan: "Doğru haber."- .
3 . Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun: "Bunları sana şimdiden söylemek daha doğrudur."- A. Gündüz.
4 . isim Gerçek, hakikat: "Söyleyin doğrusunu, siz insanoğlunun ahlaklı olabileceğine inanmıyorsunuz."- N. Ataç.
5 . isim, matematik İki nokta arasındaki en kısa çizgi: "İki noktadan yalnız bir doğru geçebilir."- .
6 . zarf Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde: "Çocuk doğru okudu."- .
7 . zarf Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca.
8 . zarf Yakın, yakınlarında: "Şafağa doğru otomobil sesi duyuldu."- F. R. Atay.
9 . edat Karşı yönünce: "Yüzü sapsarı bir kadın iskeleye doğru yürüdü."- S. F. Abasıyanık.
10 . mecaz Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu.

DOĞRULU Nedir?

Bir doğru boyunca olan, müstakim: "Doğrulu hareket."- .

ETME Nedir?

Etmek işi.

FELSEFE Nedir?


1 . Varlığın ve bilginin bilimsel olarak araştırılması: "Felsefe diliyle söylersek her ozan bir fenomendir yani olgudur."- N. Cumalı.
2 . Bir bilimin veya bilgi alanının temelini oluşturan ilkeler bütünü: "Tarih felsefesi. Hukuk felsefesi."- .
3 . Bir filozofun, bir felsefe okulunun, bir çağın öğretisi: "Sokrates felsefesi."- .
4 . Dünya görüşü: "Yargılarınızı, felsefenizi kendinize saklayıp oyununuza tek özdeyiş katmayacaksınız."- H. Taner.
5 . Bir konuda soyut düşünüş: "Uzun felsefelerden sonra Mediha'yı benden çok sevdiğini anlatıyor."- H. E. Adıvar.

GERÇEK Nedir?


1 . Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat.
2 . Gerçeklik: "Her hâlde o gün imparatorluğun ölümü apaçık bir gerçekti."- H. E. Adıvar.
3 . Doğruluk: "Bu laflarda gerçek payı ne kadar çoksa duygu payı da ondan az değildir."- B. Felek.
4 . sıfat Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, hakiki, reel: "Kâğıt paranın saymaca değeri varsa da gerçek değeri yoktur."- .
5 . sıfat Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici: "Gerçek elmas. Gerçek hikâye."- .
6 . sıfat Temel, başlıca, asıl: "Bir kişinin ahlaklı olması için, o benim dediğim gerçek ahlaka erişebilmesi için bir iç âlemi olmalıdır."- N. Ataç.
7 . sıfat Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan: "Bu peyzajdaki çiçekler son derece gerçek."- .
8 . sıfat Yapay olmayan.
9 . sıfat, felsefe Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan.

GERÇEKLİ Nedir?

Gerçeklenmiş, gerçek olduğu anlaşılmış, muhakkak.

GÖSTERME Nedir?


1 . Göstermek işi: ": "Akreditifi açtırmadan ithal edilecek malı karşılık olarak gösterme olanağı yok."- Ç. Altan.
2 . Teşhir, sergileme.

GÖSTERMEK Nedir?


1 . Birini veya bir şeyi işaretle belirtmek: "Vitrindeki oyuncağı parmağıyla gösterdi."- .
2 . (-i, -e) Görülmesini sağlamak, görmesine yol açmak: "Size kitaplarımı göstereyim."- .
3 . Belirtmek, anlatmak: "Bu söz onun iyi niyetini gösteriyor."- .
4 . (-e) Bir şeyin etkisi altında tutulmak: "Güneşe göstermek. Aleve göstermek."- .
5 . (-e) Kanıtla inandırmak: "Bunun böyle olduğunu size göstereceğim."- .
6 . (nsz) Öğretmek, açıklamak: "Yol göstermek."- .
7 . (-e, nsz) Yapmasını söylemek, görevlendirmek: "Size ne iş gösterdiler?"- .
8 . Güzelliğini ortaya çıkarmak, temsil etmek: "Bu seni ablandan daha şirin gösteriyor, emin ol!"- R. N. Güntekin.
9 . Herhangi bir biçimde değerlendirmeye yol açmak: "Gerçekleri çarpıtarak gösteriyor."- .
10 . (nsz) Görünmek, benzemek. 1
1 . (yardımcı fiil) Etmek: "İtaat göstermek. Dayanışma göstermek."- . 1
2 . (-e), mecaz Sert bir biçimde karşılık vermek: "Anası da babasının küfürlerini tekrarlıyor, evde ona göstereceğini söylüyor, gözlerini açıyor, başını sallıyordu."- Ö. Seyfettin.

İDDİA Nedir?


1 . Sav: "Mahkemenin elinde bu iddiaları yalanlayacak bir belge yoktu."- T. Buğra.
2 . Kendinde olmayan bir yeteneği, bir durumu varmış gibi gösterme: "Yazarlık iddiasında ama..."- .

İSPAT Nedir?

Tanıt ve kanıt göstererek bir şeyin gerçek yönünü ortaya çıkarma, tanıtlama, tanıt.

İSPATLAMA Nedir?


1 . Kanıtlama: "Bu gurur, kişiliğini ispatlama, kabul ettirme hırsını pek andırıyordu."- T. Buğra.
2 . Tanıtlama.

İSPATLAMAK Nedir?


1 . Kanıtlamak.
2 . Tanıtlamak.

KESİNLİKLE Nedir?

Kesin bir biçimde, kesin, kesin olarak, kesinkes, yüzde yüz, her hâlde, her hâlükârda, mutlak, mutlaka, katiyen.

KOYMA Nedir?

Koymak işi.

KOYMAK Nedir?


1 - Bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek.
2 - Eklemek, katmak.
3 - (Bedeni) Bir yere yerleştirmek, dokunmak.
4 - (Bir kimseyi, hayvanı) Bir yere kapatmak.
5 - Bir kimseyi bir kimseye bırakmak, emanet etmek.
6 - Bırakmak, terk etmek.
7 - Bir kimseyi işe yerleştirmek, birine iş sağlamak.
8 - Bırakmak.
9 - (Para için) Biriktirmek; yatırmak.
10 - (İmza, tarih, adres) Yazmak. 1
1 - Uyulması gereken kuralları saptamak, ortaya çıkarmak. 1
2 - Etkilemek, dokunmak. 1
3 - (Bütçede) Bir şey ya da kimse için kullanmayı belirlemek, ayırmak. 1
4 - Pişmesi, ısınması için yemeği vb.'yi ocağın üzerine yerleştirmek. 1
5 - Bir kimseyi bir şey yerine koymak, onu öyle görmek.

MUHAKEME Nedir?


1 . Yargılama.
2 . felsefe Usa vurma: "Daima felsefe yapmaya hazır, kurulmuş bir makineye benzeyen ukala dimağım muhakemeye başladı."- Ö. Seyfettin.
3 . mecaz Bir sorunu çözmek için çıkar yol arama: "Güldüm, şu muhakemem ne garip münasebetsizlikti."- Ö. Seyfettin.

ORTA Nedir?


1 . Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer: "Tam bağın ortasına geldikleri zaman düşman askerlerini gördüler."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre: "Yılın ortası. Haftanın ortası. Günün ortası. Kışın ortası."- .
3 . Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm: "Seccadesini ortasından kesip ikiye böldüler."- Ö. Seyfettin.
4 . Ne uzun ne kısa, midi.
5 . Ne büyük ne küçük, midi.
6 . İyi ile kötü arasındaki durum.
7 . Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece: "Orta ile geçti."- .
8 . Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri.
9 . sıfat Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen.
10 . sıfat Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan: "Hademe orta bölmeyi açmak üzere koştu."- R. H. Karay. 1
1 . sıfat İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. 1
2 . fizik Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. 1
3 . matematik Orantı. 1
4 . spor Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş: "Aut çizgisinden nefis bir orta..."- H. Taner. 1
5 . tarih Yeniçeri Ocağında tabur.

ORTAY Nedir?


1 . Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi).
2 . Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen (düzlem, çizgi).

TANIK Nedir?


1 . Gördüğünü ve bildiğini anlatan, bilgi veren kimse, şahit: "Aksini söyleyen bir tanık da çıkmamıştı."- T. Buğra.
2 . hukuk Duruşmada bilgisine, görgüsüne başvurulan kimse, şahit.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YOLUYLA Nedir?


1 . Aracılığıyla, vasıtasıyla: "Dilekçesini kaymakamlık yoluyla göndermiş."- .
2 . Yöntemiyle, usulüne uygun olarak: "Her işi yoluyla yapar."- .

A A A I K L M N T T Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

10 Harfli Kelimeler

Tanıtlamak,

9 Harfli Kelimeler

Kanıtlama, Tanıklama, Tanılamak, Tanıtlama, Tatlanmak, Tınlatmak,

8 Harfli Kelimeler

Anıklama, Anlatmak, Atkılama, Atlanmak, Atlatmak, Kanamalı, Katıltma, Katlanma, Katlatma, Katmanlı, Kınalama, Tanılama, Tanılmak, Tanıtmak, Tanlamak, Tatlanma, Tıklanma, Tıklatma, Tınlamak, Tınlatma,

7 Harfli Kelimeler

Aklanma, Alınmak, Almanak, Anılmak, Anlamak, Anlatım, Anlatma, Anmalık, Atanmak, Atılmak, Atlamak, Atlanma, Atlatma, Kalınma, Kanatlı, Kanatma, Kanlama, Katılma, Katlama, Katmalı, Kınlama, Kıtlama, Takılma, Takınma, Talakat, Tanılma, Tanımak, Tanıtma, Tanlama, Tıkanma, Tıkatma, Tıklama, Tınlama,

6 Harfli Kelimeler

Akıtma, Aklama, Alınma, Amalık, Analık, Anamal, Anılma, Anlama, Anlatı, Atalık, Atamak, Ataman, Atanma, Atılma, Atlama, Iklama, Kamalı, Kanaat, Kanama, Kanata, Kantat, Katana, Katman, Kınama, Kıtaat, Manalı, Mantık, Matlık, Natıka, Talkım, Talkın, Tamlık, Tanıma, Tantal, Tatmak, Tıkama, Tınmak,

5 Harfli Kelimeler

Akala, Aklan, Akman, Alaka, Alkan, Alkım, Almak, Alman, Altık, Altın, Analı, Anlak, Anlam, Anlık, Anmak, Antlı, Atama, Atmak, Atmık, Itlak, Kalan, Kalım, Kalın, Kalıt, Kalma, Kaman, Kanal, Kanat, Kanıt, Kanlı, Kanma, Katım, Katlı, Katma, Kılma, Kıtal, Makat, Makta, Malak, Manat,

4 Harfli Kelimeler

Akıl, Akım, Akın, Aklı, Akma, Alan, Alık, Alım, Alın, Alma, Altı, Amal, Aman, Anal, Anam, Anık, Anıt, Anka, Anma, Atak, Atık, Atıl, Atım, Atkı, Atlı, Atma, Kala, Kama, Kana, Kanı, Kant, Katı, Kına, Kıta, Klan, Laka, Lama, Lata, Mala, Malt,

3 Harfli Kelimeler

Aka, Akı, Ala, Alt, Ama, Ana, Anı, Ant, Ata, Kal, Kam, Kan, Kat, Kıl, Kın, Kıt, Lak, Lam, Lan, Mal, Mat, Nal, Nam, Tak, Tal, Tam, Tan, Tat, Tık, Tın,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Al, Am, An, At, La, Ta,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.