TIRMANMAK (TDK)


1 . El ve ayaklarıyla tutunarak veya tırnaklarını iliştirerek dik bir yere çıkmak: "İçeride yer bulamayanlar, kahvenin yıkık duvarına tırmanıyorlardı."- H. Taner.
2 . (-i) Yokuş, merdiven vb. çıkmak: "Yokuşu biraz daha tırmandılar."- P. Safa.
3 . Bitki, yakınındaki bir nesneye tutunarak yükselmek: "Sarmaşıklar bahçe duvarına tırmanmış. Hanımeli bizim kata kadar tırmandı."- .
4 . Bir şeyin eğimini izleyerek yükselmek: "Boğazın karşı yakasına tırmanan yolda atı üstünde, tarlasından Urla'ya dönen bir rençperle karşılaştılar."- N. Cumalı.
5 . (nsz), mecaz Belli bir durum, olay gittikçe güç kazanmak, giderek artmak.

Tırmanmak kelimesi baş harfi T son harfi K olan bir kelime. Başında T sonunda K olan kelimenin birinci harfi T , ikinci harfi I , üçüncü harfi R , dördüncü harfi M , beşinci harfi A , altıncı harfi N , yedinci harfi M , sekizinci harfi A , dokuzuncu harfi K . Başı T sonu K olan 9 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ARTMAK Nedir?


1 - Eskisinden daha çok olmak, çoğalmak.
2 - Gereğince harcandıktan sonra bir miktar geri kalmak.
3 - Değeri yükselmek, fazlalaşmak.

AYAK Nedir?


1 . Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü.
2 . Bacak.
3 . Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri: "İskemlenin bir ayağı kırık. Bu köprünün dört ayağı var."- .
4 . Vücudun belden aşağı bölümü: "Ayağına bir pantolon çekti."- .
5 . Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi: "Senin ayağınla köye akşama kadar varamayız."- .
6 . Basamak.
7 . Fut.
8 . Futun küpü alınarak hesaplanan değer.
9 . halk ağzında Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste.
10 . eskimiş Yarım arşın veya 30,
5 cm uzunluğundaki ölçü birimi, kadem. 1
1 . coğrafya Göl ayağı. 1
2 . edebiyat Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. 1
3 . edebiyat Halk edebiyatında uyak: "Mânicilerin kafa yormadan buldukları ayaklar Cenap'ı şaşkınlıktan şaşkınlığa sürükler."- S. Birsel. 1
4 . matematik Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta: "Dikme ayağı."- . 1
5 . spor Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. 1
6 . spor Altılı ganyanda yer alan her bir koşu.

BAHÇE Nedir?


1 . Sebze yetiştirilen yer, bostan: "Bahçenin bir köşesinde büyük bir bostan kuyusuyla mıhlanmış bir kapı vardı."- R. N. Güntekin.
2 . Çiçek ve ağaç yetiştirilen yer: "Bir otelin ağaçlıklı, çiçeklerle süslü bahçesi önünde durmuştuk."- R. H. Karay.

BELLİ Nedir?

Beli olan: "Hani sen benim gibi ince belli sarışınları severdin?"- N. Araz. Birleşik Sözler karınca belli http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=karınca belli&EskiSoz=belli&GeriDon=2 belli (II) sıfat
1 . Bilinmedik bir yanı olmayan, malum: "Hâlimiz, vaktimiz sizce belli."- H. R. Gürpınar.
2 . Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr: "Kıyafetinden söyleyeceği şeyin ciddiyeti belli."- Ö. Seyfettin.
3 . Belirli, muayyen: "Belli toplumsal evreler ve iktisadi çevrelerdeki şiir biçimi olan aruz ..."- S. Birsel.

BİRAZ Nedir?


1 . Bir parça, azıcık: "Biraz yağmur yağdı mı Beyoğlu'nun yaya kaldırımlarında yürüyebilirsen yürü."- F. R. Atay.
2 . zarf (bi'raz) Kısa bir süre için: "Uzun etme iki gözüm biraz da bize uğra."- O. Rifat.
3 . zarf (bi'raz) Az miktarda: "Dersini biraz biliyor."- .

BİTKİ Nedir?

Bulunduğu yere kökleriyle tutunup gelişen, döl veren ve hayatını tamamladıktan sonra kuruyarak varlığı sona eren, yosun, ot, ağaç vb. canlıların genel adı, nebat.

BULAMA Nedir?


1 . Bulamak işi.
2 . Genellikle üzüm şırasının kaynatılması ile yapılan koyu pekmez: "Atlar, arabalar, dalkavuklar arasında geçen debdebelerle şimdiki kırk paralık bulama, altmış paralık peynir müşterilerine meram anlatmak arasında ne büyük tezat vardı."- Ö. Seyfettin.

CUMA Nedir?


1 . Haftanın altıncı günü, perşembe ile cumartesi arasındaki gün.
2 . din b. (***) Cuma namazı.

ÇIKMA Nedir?


1 . Çıkmak işi.
2 . Bir yapının üst katlarından dışarıya doğru uzanmış bölüm, balkon.
3 . Hamamdan çıkarken kullanılan havlu ve kurulanma takımı, çıkacak.
4 . Bir yazı sayfasının kenarına metinle ilgili olarak yazılan ek, derkenar.
5 . Desteklemek amacıyla verilen para.
6 . sıfat Çıkmış: "Saraydan çıkma İstanbul eşyalarını görünce bunların hakikatine inanmak lazım geldiğini anlamış."- A. Ş. Hisar.
7 . sıfat Eski, kullanılmış: "Çıkma jant."- .

ÇIKMAK Nedir?


1 - İçeriden dışarıya varmak, gitmek.
2 - Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek.
3 - Bir meslek ya da bilim kurumunda okuyup sınavını vererek yetişmiş olmak, mezun olmak.
4 - Ayrılmak, ilgisini kesmek.
5 - Süresi dolunca ayrılmak.
6 - Yapılmak, yürümek.
7 - Yetişecek ölçüde olmak.
8 - Eksilmek.
9 - Sonuca ulaşmak.
10 - Sıyrılmak, ayrılmak. 1
1 - Harcama zorunda kalmak. 1
2 - Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. 1
3 - Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. 1
4 - Bir şeyin yukarısına varmak ya da yükselmek. 1
5 - Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. 1
6 - İş için, yetkili birini orununda görmek. 1
7 - Talihine ya da payına düşmek, isabet etmek, vurmak. 1
8 - Gitmek, koyulmak. 1
9 - Bir konu yetkililerce karara bağlanmak.
20 - Birdenbire görünmek. 2
1 - Mal olmak.

DAHA Nedir?


1 . Şimdiye kadar, henüz: "Daha kimse gelmemiş. Daha bir saat olmadı."- .
2 . Var olana, elde bulunana ek olarak, olana katarak: "Bir kızım daha olsaydı, adını Meliha koyardım."- P. Safa.
3 . Kendisinden sonra üçüncü kişi iyelik eki alan bir sıfatla birlikte sözü edilen konuda en önemli durumu belirtmek için kullanılan bir söz: "Daha kötüsü treni de kaçırdık."- .
4 . Bundan başka, bunun dışında: "Daha çiçekleri de sulayacağım."- H. Taner.

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

DUVAR Nedir?


1 . Bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla vb. gereçlerden yapılan veya örülen dikey düzlem.
2 . Bir toprak parçasını sınırlayan taş, tuğla, kerpiçten yapılan engel: "Karabaş, bostan duvarının gölgesinde öğle uykusuna serilir."- Y. Z. Ortaç.
3 . mecaz Sonuç alınamayan yer.
4 . mecaz Engel: "İki arkadaşın arasında aşılmaz bir duvar vardı."- .
5 . spor Voleybolda ağ üzerinde karşı takım oyuncusunun vuruşuna karşı koyma.

EĞİM Nedir?


1 . Eğilmiş olma durumu.
2 . Bir yüzeyin yatay düzleme doğru eğilmesi, eğiklik, meyil: "Yamacın eğimi."- .

GİDEREK Nedir?

Yavaş yavaş, derece derece, gittikçe, tedricî olarak, tedricen: "Giderek öyle bir durum ortaya çıktı ki..."- .

GİTTİKÇE Nedir?

Zaman ilerledikçe, gitgide, giderek: "Maarif Müdürünün zihni gittikçe karışıyordu."- R. N. Güntekin.

HANIMELİ Nedir?


1 - Hanımeligillerden tırmanıcı, korularda; çalılıklarda yetişen bir bitki (Lonicera caprifolium).
2 - Bu bitkinin güzel kokulu çiçeği.

KADAR Nedir?


1 . Ölçüsünde, derecesinde: "Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar da genç işidir."- S. F. Abasıyanık.
2 . Büyüklüğünde, genişliğinde: "Bacak kadar çocuk."- . "Avuç içi kadar yer."- .
3 . Dek: "Saat ona kadar sokaklarda gezdi."- P. Safa.
4 . Gibi: "İstanbul'un balıkları kadar balıkçıları da hoştur."- S. F. Abasıyanık.
5 . Denli: "Bu merdivenleri, yapıldığı günden beri bu kadar telaşla çıkmamışımdır."- Y. Z. Ortaç.
6 . Süre belirten bir söz: "Bu minval üzere yedi ay kadar geçti, geçmedi."- R. H. Karay.
7 . zarf Miktarda, derecede: "İçinde biriken hayat bazen taşacak kadar çok oluyor."- H. E. Adıvar.
8 . Gösterme sıfatlarından biriyle bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz: "Kantara'nın önünde yüz kadar düşman çadırı kurulmuştu."- F. R. Atay.

KAHVE Nedir?


1 . Kök boyasıgillerden, sıcak iklimlerde yetişen bir ağaç (Coffea arabica).
2 . bitki bilimi Bu ağacın meyvesinin çekirdeği.
3 . Bu çekirdeklerin kavrulup çekilmesiyle elde edilen toz.
4 . Bu tozla hazırlanan içecek: "Bir fincan kahve daha içer, bir tutam enfiye daha çekerdi."- A. Ş. Hisar.
5 . Kahve, çay, ıhlamur, bira, nargile içilen, hafif yiyecekler bulunduran, tavla, domino, bilardo, kâğıt vb. oynanan yer, kahvehane, kıraathane: "Halktan biri olarak oturup dinlenebileceğiniz ucuz bir kahve kalmamıştır artık."- N. Cumalı.

KARŞI Nedir?


1 . Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi: "Karşımdaki kitap rafında eserlerim sırayla duruyor."- H. E. Adıvar.
2 . Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı: "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik."- R. H. Karay.
3 . Ön, kat, huzur: "İkisi birden müdürün karşısına çıkarlar."- Y. Z. Ortaç.
4 . sıfat Bulunan yere göre önde, ileride olan: "Karşı evin kızları. Karşı mahalle."- .
5 . sıfat Karşıt, zıt, muhalif: "Karşı parti. Karşı takım."- .
6 . zarf Yüzünü bir şeye doğru çevirerek: "Bahçeye karşı oturmak."- .
7 . zarf Karşılık olarak, mukabil: "Bir ölüm haberine karşı ben, içimde bin ezinti, bin çöküntü duydum."- A. Ş. Hisar.
8 . zarf İçin, hakkında: "Edebiyata karşı ilk alaka sizde nasıl ve ne zaman başladı?"- S. F. Abasıyanık.
9 . zarf -e doğru: "Bir sabaha karşı yine çakal sesleriyle uyanmıştım."- S. F. Abasıyanık.

KAZA Nedir?


1 . Can veya mal kaybına, zararına neden olan kötü olay: "Tren kazası."- .
2 . İlçe, kaymakamlık: "Kazada mektepli dişçi olmadığı için onu vilayete götürdüm."- R. N. Güntekin.
3 . din b. (***) Vaktinde kılınmayan namazı veya tutulmayan orucu sonradan yerine getirme.
4 . eskimiş, hukuk Yargı.
5 . eskimiş Kadılık görevi.

KAZAN Nedir?


1 . Çok miktarda yemek pişirmeye veya bir şey kaynatmaya yarayan büyük, derin kap: "Koca bir kazan patates kaynattık."- A. Gündüz.
2 . Buhar makinelerinde, kalorifer tesisatında, suyun kaynatıldığı büyük derin kap: "Kazan patladı."- .

KAZANMA Nedir?

Kazanmak işi, edinme.

KAZANMAK Nedir?


1 . Kazanç sağlamak: "Bu beş lirayı bitirmeden ben para kazanmalıyım."- P. Safa.
2 . (nsz) Olumlu, iyi bir sonuç elde etmek: "Böyle yazılara hiç cevap vermeyiz ve yazı çok ağırsa dava açarak çok defa kazanırız."- B. Felek.
3 . Çıkmak, isabet etmek.
4 . Edinmek, sahip olmak: "Emniyetlerini kazanmak için bu esrar bir kimya gibi gizli kalmalıdır."- R. N. Güntekin.
5 . (nsz) Tutulmak, yakalanmak: "Huy kazanmak."- . "Dert kazanmak."- .
6 . Kendinden yana çekmek: "Bu genç şairin dostluğunu kazanmak için hiçbir külfete katlanmadım."- M. Ş. Esendal.
7 . (-den) Ele geçirmek, fethetmek, kazanç sağlamak: "Düşmandan yer kazanmak."- .
8 . Yenmek, galip gelmek: "İşte kesin muharebeyi bu manevi kudret kazanacaktır."- R. E. Ünaydın.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

MERDİVEN Nedir?

Bir yere çıkmaya veya bir yerden inmeye yarayan basamaklar dizisi: "Bu merdivenleri yapıldığı günden beri bu kadar telaşla çıkmamışımdır."- Y. Z. Ortaç.

NESNE Nedir?


1 . Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey, obje: "Ağzımıza koyduğumuz şey değil, tadını tuzunu bildiğimiz nesne değil."- S. M. Alus.
2 . dil bilgisi Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç: ""Ali bir kitap almış" cümlesinde "kitap" nesnedir."- .
3 . felsefe Öznenin dışında kalan her konu, obje: "Her nesne ve olaya alaycı bir gözle bakmak ilkesinden yola çıkar bu görüş."- S. Birsel.

OLAY Nedir?


1 . Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka: "O olaydan sonra bir daha yalnız kalmamıştık onunla."- N. Cumalı.
2 . Önemli tarihsel olgu, fenomen: "Nötron bombası günümüzün olayıdır."- .

RENÇPER Nedir?


1 . Tarla, bağ, bahçe, yapı ve toprak işlerinde ağır işleri gören gündelikçi, ırgat: "Kan tere batmış, rençper gibi çalışırdı."- R. H. Karay.
2 . Çiftçi: "Ben dünyada balıkçıları, toprakla uğraşan rençperleri severim."- S. F. Abasıyanık.

SAFA Nedir?

bakınız sefa.

TANE Nedir?


1 . Herhangi bir sayıda olan, adet.
2 . Bazı bitkilerin tohumu: "Bu küllerin içinde, kavrulmuş buğday taneleri ... görüyorum."- M. Ş. Esendal.
3 . bitki bilimi Çekirdekli küçük meyve: "Üzüm tanesi. Nar tanesi."- .

TARLA Nedir?


1 . Tarıma elverişli olan, sınırlı ve belirli toprak parçası: "Kulübelerinize ve tarlalarınıza ne kadar üzülseniz yeridir."- R. E. Ünaydın.
2 . Deniz hayvanlarının çok olduğu yer: "Midye tarlası. İstiridye tarlası."- .

TIRNAK Nedir?


1 . İnsanda ve birçok omurgalı hayvanda parmak uçlarının dış bölümünü örten boynuzsu tabaka: "Zarfın ucunu tırnağımla yırttım."- A. Gündüz.
2 . Kanca gibi araçların kıvrık yeri.
3 . denizcilik Gemi demirinin ucundaki yassı parça.
4 . Ciltçilikte tek yaprakları büküp cildi birleştirebilmek için bir yanında bırakılan şerit durumundaki kenar.
5 . Heykel dökümünde, kalıp parçalarının birleştirilmesinde kolaylık sağlamak amacı ile yapılan dişlerin her biri.
6 . müzik Kanun çalmakta kullanılan mızrap.
7 . Tenekecilerin delik açmak için kullandığı alet, keski.
8 . Tırnak işareti.

TUTU Nedir?

Bir borcun ödeneceğine teminat olarak ödenince geri alınmak şartıyla borçlunun alacaklıya verdiği değerli şey, rehin, ipotek.

ÜSTÜN Nedir?


1 . Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan: "Zekâsının işlek, hatasız ve çok üstün olduğunu bir daha anlıyorum."- R. H. Karay.
2 . Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YAKA Nedir?


1 . Giysilerin boyna gelen, boynu çeviren bölümü: "Paltosunun yakasını kaldırıp tenha caddeyi tutturdu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Giysilerin boyna gelen bölümüne eklenen ve türlü biçimlerde olan parçası.
3 . Kıyı, kenar, taraf: "Sokağın karşı yakasına geçtiler."- M. Ş. Esendal.
4 . Eğik yerey.
5 . Yapıların saçaklarında, suyun içeriye sızmasını önlemek için kiremidin altıyla oluk arasına konulan metal levha.
6 . Semt: "Hele bir işimizi bitirip karşı yakaya geçelim de onu sonra düşünürüz."- A. Gündüz.
7 . denizcilik Sahil.
8 . denizcilik Yelkenlerin kenar ve köşeleri.

YAKI Nedir?

Bazı hastalıkları tedavi etmek amacıyla bir bez üzerine yayılıp deri üzerine uygulanan, beden ısısıyla vücuda yapışan, koyuca lapa: "Hardal yakısı."- .

YAKIN Nedir?


1 - (Zamanda ve yerde) Az bir ara ile ayrılmış olan.
2 - Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan.
3 - Aralarında sıkı ilgi bulunan.
4 - Benzeyen, andıran.
5 - Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan.
6 - Uzak olmayan yer.
7 - Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost ya da akraba.
8 - Uzak olmayarak.

YAKINI Nedir?

Karşısındaki kişi ya da kişilere, bir durumu yakınarak, sızlanarak anlatma, yakınma, sızlanma, °şikâyet.

YIKIK Nedir?

Yıkılmış olan, harap, viran: "Oradaki yıkık evin kapısından belki gökyüzüne gireceğiz."- R. N. Güntekin.

YOKUŞ Nedir?

Aşağıdan yukarıya gittikçe yükselen eğimli yer, iniş karşıtı: "Arkadaşımla beraber ... kısa bir yokuşu tırmandık."- F. R. Atay.

YÜKSELME Nedir?


1 . Yükselmek işi, itila.
2 . Terfi: "... askerî hâkimlerin yaş haddi, yükselme ve emeklilikleri kanunda gösterilir."- Anayasa.
3 . coğrafya Suların kabararak yüzeyinin yükseğe çıkması: ": "Filika hafif hafif sallanıyor, denizin alçalıp yükselmesine ayak uydurmuş."- Z. Selimoğlu.
4 . jeoloji Yer kabuğunun yerin düşey salınımından ileri gelen hareketi.

YÜKSELMEK Nedir?


1 . Yükseğe çıkmak: "Derenin sağ tarafında yükselen tepenin yamaçları daha hafif eğimli, daha genişti."- N. Cumalı.
2 . Fiyat, çoğalmak, artmak.
3 . Aşaması artmak.
4 . Unvan, rütbe vb. ilerlemek.
5 . mecaz Güçlenmek, şiddetlenmek: "Sağdan soldan nargile gurultularının yükseldiği işitiliyordu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
6 . mecaz Yüce duruma gelmek, yücelmek: "Benim gözümde bu davranışıyla yükseldi."- .

A A I K M M N R T Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

9 Harfli Kelimeler

Tırmanmak,

8 Harfli Kelimeler

Anırtmak, Kanırtma, Tınmamak, Tırmanma,

7 Harfli Kelimeler

Aktarım, Anırmak, Anırtma, Arınmak, Arıtmak, Kanırma, Karınma, Kıranta, Takınma, Tanımak, Tıkanma,

6 Harfli Kelimeler

Akıtma, Anırma, Arantı, Arınma, Arıtma, Artmak, Iramak, Kantar, Karıma, Katman, Katran, Kınama, Kıraat, Mantar, Mantık, Matrak, Natıka, Tanıma, Tıkama, Tınmak, Tırnak,

5 Harfli Kelimeler

Karat, Akman, Akran, Aktar, Anmak, Arkıt, Artık, Artım, Artın, Artma, Atmak, Atmık, Irama, Irmak, Kaman, Kanat, Kanıt, Kanma, Karın, Karma, Katar, Katım, Katır, Katma, Kıran, Kırat, Kırma, Makam, Makat, Makta, Mamak, Manat, Mantı, Marka, Martı, Natır, Rakam, Rakım, Ramak, Takım,

4 Harfli Kelimeler

Akar, Akım, Akın, Akma, Aman, Amma, Anam, Anık, Anıt, Anka, Anma, Arak, Arık, Arka, Arma, Artı, Atak, Atık, Atım, Atkı, Atma, Irak, Kama, Kana, Kanı, Kant, Kara, Karı, Kart, Katı, Kına, Kıta, Mama, Mana, Mark, Marn, Mart, Naat, Nara, Rakı,

3 Harfli Kelimeler

Aka, Akı, Ama, Ana, Anı, Ant, Ara, Arı, Ark, Art, Ata, Ira, Irk, Kam, Kan, Kar, Kat, Kın, Kır, Kıt, Mat, Nam, Nar, Ram, Tak, Tam, Tan, Tar, Tık, Tın, Tır,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Am, An, Ar, At, Ra, Ta,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.