STANTLAŞMAK (TDK)

Ayırıcı özelliklerini, özgün niteliklerini yitirmek, istenilen ölçüye uygun hale gelmek.

Stantlaşmak kelimesi baş harfi S son harfi K olan bir kelime. Başında S sonunda K olan kelimenin birinci harfi S , ikinci harfi T , üçüncü harfi A , dördüncü harfi N , beşinci harfi T , altıncı harfi L , yedinci harfi A , sekizinci harfi Ş , dokuzuncu harfi M , onuncu harfi A , onbirinci harfi K . Başı S sonu K olan 11 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AYIRICI Nedir?


1 . Ayırma özelliği veya gücü olan: "Renk ayırıcı aygıt."- .
2 . isim, fizik Yüksüz elektrik devrelerini açıp kapayan araç.

GELME Nedir?


1 . Gelmek işi.
2 . sıfat Gelmiş olan: "Avrupa'dan gelme bir televizyon."- .
3 . sıfat Yetişme: "İyi aileden gelme çocuk."- .
4 . fizik Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi.

GELMEK Nedir?


1 . Bir yere gitmek, ulaşmak, varmak: "Gurbetten gelmişim yorgunum, hancı."- B. S. Erdoğan.
2 . Geriye dönmek: "... adamı Ödemiş'ten aldım geldim, her masrafını çektim."- N. Cumalı.
3 . Oturmaya, ziyarete gitmek: "Dün akşam amcamlar bize geldi."- .
4 . İsabet etmek: "Kurşun ayağına geldi."- .
5 . Varmak, ulaşmak: "Derslerin artık sonuna geldik. Telgraf geldi."- .
6 . Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek: "Eski çağlardan birçok anıt çağımıza kadar gelmiştir."- .
7 . Ortaya çıkmak, doğmak.
8 . Belli bir süre dolmak: "Vakit kuşluğu aşmış, öğleye geliyordu."- N. Cumalı.
9 . Belli bir zamana ulaşmak.
10 . Kadar olmak: "Boyu ancak omzuna geliyor."- . 1
1 . Çıkmak, yönelmek: "Merak etme, ondan kimseye kötülük gelmez."- . 1
2 . İzlemek, takip etmek: "Çocuklar arkadan geliyordu."- . 1
3 . Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak: "Kahve Brezilya'dan geliyor."- . 1
4 . Katılmak, eklenmek: "Türkçede ekler kelimelerin sonuna gelir."- . 1
5 . Türemek. 1
6 . Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek: "Şimdi sözü burada kesip asıl konumuza gelelim."- . 1
7 . Sonuç çıkmak: "Bu davranışlardan ne gelir bilinmez."- . 1
8 . Dayanmak, tahammül etmek: "Birazcık üşütmeye gelmiyor, hemen hastalanıyor."- . 1
9 . Kendine yapılan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak: "Kadri o adamlardandır ki iyi davranmaya, yüz vermeye gelmez."- M. Ş. Esendal. "Bizim baştan savma işe gelmediğimizi bilirsin."- R. H. Karay.
20 . (-e) Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek: "Dediğime geldiniz mi?"- . 2
1 . Etkisini herhangi bir biçimde göstermek: "Buranın havası iyi geldi. Burası bana çok sıcak geldi."- . 2
2 . Kazanılmak, sağlanılmak: "Çiftlikten onlara ayda beş yüz milyon lira gelir."- . 2
3 . Uymak: "Bu ayakkabı sana küçük gelir."- . 2
4 . Olmak, -e uğramak: "Felç gelmek. Başımıza bir bela geldi."- . 2
5 . Akmak: "Burnundan kan geldi. Musluktan su gelmiyor."- . 2
6 . Düşmek, rast gelmek: "Buraya ışık gelmiyor."- . 2
7 . Görünmek, sanılmak: "Baygın da olsa yabancı bir kadını böyle kucağında tutmak ona pek ayıp bir şey gibi geldi."- H. Taner. 2
8 . (-e) Uygun düşmek: "Caddelerde oturmaya gelmez."- Ö. Seyfettin. 2
9 . (-e) Başlamak, ortaya çıkmak.
30 . Mal olmak: "Bu bardakların tanesi yüz liraya geldi."- . 3
1 . Biriyle birlikte gitmek: "Ben İstanbul'a gidiyorum, benimle gelir misiniz?"- . 3
2 . Başlamak, ulaşmak: "Saati gelince söylerim. Öyle bir zaman gelecek ki..."- . 3
3 . İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil: "Uykusu gelmek."- . 3
4 . (yardımcı fiil) Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur: "Alışageldiğimiz bir anlamı vardı."- . 3
5 . -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar: "Görmezlikten gelmek. İşitmezlikten gelmek."- . 3
6 . Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar: "Yola gelmek. Meydana gelmek. Hatıra gelmek. Akla gelmek."- . 3
7 . ...-dikçe, ...-esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil: "Baktıkça bakası gelmek. Yedikçe yiyesi gelmek."- . 3
8 . Herhangi bir sırada bulunmak: "Başta gelmek. Önde gelmek. Birinci gelmek."- .

HALE Nedir?


1 . Ayın çevresinde görülen ışık halkası, ağıl, ayla: "Üstünde gençliğin, masumiyetin, saadetin verdiği bir hale vardı."- H. C. Yalçın.
2 . Hristiyanlıkta aziz sayılanların resimlerinde başları çevresinde çizilen daire.

NİTE Nedir?

Nasıl, niçin.

NİTEL Nedir?

Nitelik bakımından, nitelikle ilgili, kalitatif.

NİTELİK Nedir?


1 . Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik, vasıf, keyfiyet: "Niteliğini kestiremediği müzmin iştahsızlıktan yorgun düşmüş."- A. İlhan.
2 . Bir şeyin iyi veya kötü olma özelliği, kalite.
3 . felsefe Bireyi, nesne veya yaşantının bir yönünü ötekilerden ayırt etmeye yarayan ve ölçebilen özellik, keyfiyet.

ÖLÇÜ Nedir?


1 . Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan.
2 . Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi: "Ziyanımız, ölçülere sığmayacak kadar büyüktür."- R. E. Ünaydın.
3 . Ölçme sonucu bulunan rakam: "Odanın ölçüsü."- .
4 . Belirlenmiş boyut: "Elbise ölçüsü. Bel ölçüsü."- .
5 . Ölçüt.
6 . mecaz Değer, itibar: "Şimdiki ölçülere uymaz bir biçimi vardı."- Y. Z. Ortaç.
7 . mecaz Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu: "Hiçbir şeyde ölçüyü aşmamalı."- .
8 . edebiyat Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin.
9 . müzik Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı.

ÖZEL Nedir?


1 . Yalnız bir kişiye, bir şeye ait veya ilişkin olan.
2 . Benzerlerinden ayrılmasını sağlayan bir özelliği olan, spesiyal.
3 . Bir kişiyi ilgilendiren, hususi, zatî: "Özel bir diyeceği varmış gibi koluma girdi sokakta."- N. Cumalı.
4 . Devlete değil, kişiye ait olan, hususi, resmî karşıtı.
5 . Dikkate değer: "Özel bir ilgi gösterdi."- .
6 . Ayırt edici bir niteliği olan.
7 . Her zaman görülenden, olağandan farklı: "Özel durumları da göz önüne alalım."- .

ÖZELLİK Nedir?

Bir şeyin benzerlerinden veya başka şeylerden ayrılmasını sağlayan nitelik, hususiyet, spesiyalite: "Her kadının kendine göre bir özelliği oluyor."- H. Taner.

ÖZELLİKLE Nedir?

Özel olarak, her şeyden önce, başta, hele, bilhassa, hususuyla, bahusus, mahsus: "Eşiğinde bulunduğu delilik üzerine konuşmaktan özellikle zevk alırmış."- H. Taner.

ÖZGÜN Nedir?


1 . Yalnız kendine özgü bir nitelik taşıyan, orijinal, ibdai: "Eskinin doğa ile uyuşan, özgün yapılarını yıkıp yerine yabancı, öykünme, yaratıcılıktan yoksun yapılar dikerek çirkinleştirdik."- N. Cumalı.
2 . Bir buluş sonucu olan, nitelikleri bakımından benzerlerinden ayrı ve üstün olan: "Özgün biçim."- .
3 . Çeviri olmayan, asıl olan (metin).

UYGUN Nedir?


1 . Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip: "Rıza Efendi'de yerine, zamanına ve konusuna uygun hikâyeler vardır."- T. Buğra.
2 . Elverişli, yarar, müsait, muvafık.
3 . mecaz Orantılı, oranlı.

YİTİRME Nedir?

Yitirmek işi.

YİTİRMEK Nedir?


1 . Ne olduğunu, nerede bulunduğunu bilememek, kaybetmek: "Kalemimi yitirdim."- .
2 . Bazı nitelik veya özelliklerin yok olması durumuna uğramak, kaybetmek.
3 . Ölüm sonucu kaybetmek.
4 . Yanlış yola girmek, kaybolmak: "Ormanda yolunu yitirenler, yollarını yine şaşırmamak için nereden yürümeye başlamışlarsa oraya dönerler."- Halikarnas Balıkçısı.

A A A K L M N S T T Ş Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

9 Harfli Kelimeler

Antlaşmak, Taşlanmak, Taşlatmak, Tatlanmak,

8 Harfli Kelimeler

Anlaşmak, Anlatmak, Antlaşma, Atlanmak, Atlatmak, Kaslaşma, Katlanma, Katlatma, Saklanma, Saklatma, Saltanat, Sataşkan, Sataşmak, Şaklatma, Tanlamak, Taslamak, Taşlamak, Taşlanma, Taşlatma, Tatlanma,

7 Harfli Kelimeler

Aklanma, Aklaşma, Aksatma, Almanak, Anlamak, Anlaşma, Anlatma, Atanmak, Atlamak, Atlanma, Atlatma, Kanasta, Kanatma, Kanlama, Kaşanma, Kaşlama, Katlama, Klasman, Sakatat, Saklama, Sataşma, Şaklama, Talakat, Tanlama, Taslama, Taşlama,

6 Harfli Kelimeler

Akasma, Aklama, Aksama, Aksata, Anamal, Anlama, Asalak, Atamak, Ataman, Atanma, Atlama, Kanaat, Kanama, Kanata, Kantat, Katana, Katman, Maksat, Maslak, Maşala, Salata, Salmak, Sanmak, Satmak, Şamata, Tantal, Taslak, Taşmak, Tatmak, Tatsal,

5 Harfli Kelimeler

Akala, Aklan, Akman, Aksam, Aksan, Akşam, Aktaş, Alaka, Alkan, Almak, Alman, Almaş, Anlak, Anlam, Anmak, Askat, Aslan, Asmak, Astat, Aşama, Aşmak, Atama, Atlas, Atmak, Kalan, Kalas, Kalma, Kaman, Kanal, Kanat, Kanma, Kasma, Kaşan, Katma, Lasta, Makas, Makat, Makta, Malak, Manas,

4 Harfli Kelimeler

Akma, Alan, Alma, Amal, Aman, Anal, Anam, Anka, Anma, Asal, Asla, Asma, Aşma, Atak, Ataş, Atma, Kala, Kama, Kana, Kant, Kasa, Kast, Klan, Klas, Laka, Lama, Lata, Maaş, Mala, Malt, Mana, Masa, Mask, Maşa, Naaş, Naat, Saat, Saka, Sala, Salt,

3 Harfli Kelimeler

Aka, Aks, Ala, Alt, Ama, Ana, Ant, Asa, Ask, Ast, Aşk, Ata, Kal, Kam, Kan, Kas, Kaş, Kat, Lak, Lam, Lan, Mal, Mas, Maş, Mat, Nal, Nam, Nas, Sak, Sal, Sam, San, Şak, Şal, Şan, Şat, Tak, Tal, Tam, Tan,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Al, Am, An, As, Aş, At, La, Ta,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.