SOYLU (TDK)


1 . Doğuştan veya hükümdar buyruğuyla, bazı ayrıcalıklara sahip olan ve özel unvanlar taşıyan (kimse), asaletli, asil: "Soylu kişidir, iyi bir öğrenim görmüştür, zekidir, yeteneklidir."- N. Cumalı.
2 . İyi tanınmış, köklü bir aileden gelen (kimse), necip, kişizade, asil: "İzmir'in varlıklı ve soylu ailelerinden birinin tek erkek çocuğu."- T. Buğra.
3 . Saygı uyandıran, yücelik taşıyan: "Japonların soylu ve çetin savaşçılık gururuna, bu eğiliş ağır geldi."- F. R. Atay.
4 . Soyu iyi nitelikli olan, iyi cins soydan gelen (at vb.).

Soylu kelimesi baş harfi S son harfi U olan bir kelime. Başında S sonunda U olan kelimenin birinci harfi S , ikinci harfi O , üçüncü harfi Y , dördüncü harfi L , beşinci harfi U . Başı S sonu U olan 5 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AĞIR Nedir?


1 . Tartıda çok çeken, hafif karşıtı: "Kurşun ağır bir madendir. Taş yerinde ağırdır."- .
2 . Çapı, boyutları büyük: "Ağır top. Ağır tank."- .
3 . Yoğun: "Evin sofasına girer girmez kendisini ağır bir duman karşıladı."- A. Sayar.
4 . Uyanılması güç, derin (uyku).
5 . Güç işiten, sağır.
6 . mecaz Değeri çok olan, gösterişli: "Ağır kıyafeti ile muhite uymayan Canan'ın yanında, ne kadar rahat ve sadeydi."- M. C. Kuntay.
7 . mecaz Çetin, güç: "Denizcilik tarihinin en ağır sorumluluklarından birini üzerine alıyordu."- F. F. Tülbentçi.
8 . mecaz Tehlikeli, korkulu, vahim.
9 . mecaz Sıkıntı veren, bunaltıcı.
10 . mecaz Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı: "Kızmıştım, Keziban'a söylenecek şöyle ağır bir söz arıyordum."- N. Ataç. 1
1 . mecaz Ağırbaşlı, ciddi: "Bu, on dokuz yaşında ufak tefek bir kızdı. Fakat otuz yaşındaki bir insandan daha ağırdı."- H. E. Adıvar. 1
2 . mecaz Keskin, boğucu (koku): "Bu koku, en hafif rüzgârla burnu kuvvetli bir adama uzaktan kendini hissettirecek kadar ağırdır."- F. R. Atay. 1
3 . Kısık, alçak: "Ağaya pek duyurmak istemeyen ağır bir sesle kulağıma eğildi."- O. C. Kaygılı. 1
4 . mecaz Davranışları yavaş olan: "Ağır adam."- . 1
5 . mecaz Sindirimi güç (yiyecek): "Ağır bir yemek."- . 1
6 . isim, spor Ağır sıklet: "Yıllarca ağırda güreşti."- . 1
7 . zarf Yavaş: "Cüneyt Bey sözlerini tartıyormuş gibi ağır söylüyordu."- E. İ. Benice.

AİLE Nedir?


1 . Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik.
2 . toplum bilimi Karı, koca ve çocuklardan oluşan topluluk: "En büyük cevizin altını kalabalıkça bir aile kaplamıştı."- O. C. Kaygılı.
3 . Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü: "Bizim ailenin Mısır'la olan münasebetini bilirsiniz, belki..."- H. Taner.
4 . Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
5 . halk ağzında Eş, karı.
6 . Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü.
7 . Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu.

ASAL Nedir?

Esasla ilgili, asıl ve temel olanla ilgili, esasi.

ASALET Nedir?


1 - Soyluluk, yüksek soydan olma.
2 - Karakter yüksekliği, °alicenaplık.
3 - Bir görevi yüklenmiş olan, o görevin sahibi olan kimse, asillik; "vekillik" karşıtı.
4 - Yazıda ya da sözde bayağı sözcük ve deyim bulunmaması durumu.

ASALETLİ Nedir?

Soylu.

ASİL Nedir?


1 - Soylu.
2 - Yüksek duyguyla yapılan.
3 - Bir görevde temelli olan, "vekil" karşıtı.

AYRICA Nedir?


1 . Ayrı olarak, başkaca: "Devlet konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alır, ayrıca toplu konut teşebbüslerini destekler."- Anayasa.
2 . Ayrı bir önem verilerek: "Bu bitki oralarda ayrıca yetiştirilir."- .
3 . Bundan başka.

AYRICALI Nedir?

Başkalarına benzemeyen, ayrı tutulan, müstesna.

AYRICALIK Nedir?

Başkalarından ayrı ve üstün tutulma durumu, imtiyaz: "Ölüm önünde herkes bir, ayrıcalık yok kimseye."- T. Oflazoğlu.

BAZI Nedir?


1 . Birtakım, kimi: "Bazı Türkler oraya eğlenmeye giderler."- Ö. Seyfettin.
2 . zarf Bazen: "Bazı, mağazadan içeriye girinceye kadar kendimden geçerdim."- Y. K. Karaosmanoğlu.

BİRİ Nedir?

ya da.

BİRİ Nedir?


1 - Bir tanesi.
2 - Bilinmeyen bir kimse.
3 - Olumsuz nitelik gösteren bir tamlayanla, kendisinden küçümsemeyle söz eden kimse.

BUĞRA Nedir?

Erkek deve, iki hörgüçlü deve, buğur.

CİNS Nedir?


1 . Tür, çeşit: "Portakal, turunç cinsinden bir meyvedir."- .
2 . Aralarında ortak özellikler bulunan varlıklar topluluğu: "Bizim operetlerimiz cinsinden bir sürü halk tiyatroları var."- H. Taner.
3 . Soy, kök, asıl: "Ben bir Türküm, dinim, cinsim uludur."- M. E. Yurdakul.
4 . sıfat, argo Garip, tuhaf.
5 . Pek çok ortak özellikleri bulunan türler topluluğu.
6 . sıfat Diğerlerine göre üstün nitelikleri olan: "Derler ki cins kediler bu çirkinliği gizlemek için tenha yerlerde ölmeye giderlermiş."- P. Safa.

CUMA Nedir?


1 . Haftanın altıncı günü, perşembe ile cumartesi arasındaki gün.
2 . din b. (***) Cuma namazı.

ÇETİN Nedir?

Amaçlanan duruma getirilmesi, elde edilmesi, çözümlenmesi, işlenmesi güç veya engeli çok olan, zor, müşkül: "Bu karar aileyi bozup dağıtacak şiddetli, çetin bir karar olabilir mi?"- M. Ş. Esendal.

DOĞUŞTAN Nedir?


1 . Yaradılıştan: "İnsan doğuştan medenidir, cemiyet içinde yaşamak için yaratılmıştır."- R. N. Güntekin.
2 . sıfat, felsefe Kişinin doğduğu andan beri var olan, doğuşla birlikte gelen, fıtri.

EĞİLİŞ Nedir?

Eğilme işi: "Soylu ve çetin savaşçılık gururuna, bu eğiliş ağır geldi."- F. R. Atay.

ERKEK Nedir?


1 . İnsan, hayvan ve bitkilerin dişiyi dölleyecek cinsten olanı.
2 . biyoloji Sperma oluşturan organizma.
3 . Yetişkin adam, bay, kadın karşıtı: "Erkekler gelince buraya, karılar işte böyle kaçar."- O. C. Kaygılı.
4 . Koca: "Kadın erkeğini uğurladı."- .
5 . sıfat, mecaz Sözüne güvenilir, mert.
6 . sıfat Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden çıkıntılı olanı.
7 . sıfat Sert, kolay bükülmez: "Erkek demir, erkek bakır."- .

GELE Nedir?

Tavla oyununda elinde kırık taşı bulunan oyuncunun attığı, uygun olmayan zar: "Yine gele attın."- .

GELEN Nedir?


1 . Gelme işini yapan (kimse veya nesne).
2 . fizik Bir ışık kaynağından çıkıp bir aynanın yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine düşen (ışın).

GURUR Nedir?


1 . Kendini beğenme, büyüklenme, benlik, kibir: "Aynı gururu, aynı gülünç itimadı aşkta da gösterirler."- H. C. Yalçın.
2 . Övünme.
3 . Kurum, çalım.

HÜKÜMDAR Nedir?

Padişah, kral, hakan gibi taht sahibi devlet başkanı.

KİŞİ Nedir?


1 . İnsan, şahıs, zat, nefer: "Dilenciler de sayıda olduğu hâlde, yirmi otuz kişi kadardık."- M. Ş. Esendal.
2 . dil bilgisi Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs: "Ben (tekil kişi), sen (tekil kişi), o (tekil kişi); biz (çoğul kişi.) siz (çoğul kişi), onlar (çoğul kişi)."- .
3 . edebiyat Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse.
4 . halk ağzında Eş, koca.
5 . eskimiş Erkek.

KİŞİZADE Nedir?

Soylu: "Ben beyzade, kişizade / Her türlü dertten topyekûn azade."- B. R. Eyuboğlu.

KÖKLÜ Nedir?


1 . Kökü olan.
2 . mecaz Kökleşmiş, iyi yerleşmiş, kalıcı olan, esaslı.
3 . mecaz Soylu, soyu sopu belli, iyi tanınan.

NECİ Nedir?

Ne iş yapar, ne ile uğraşır?: "Benim babam neciydi anne?"- S. F. Abasıyanık.

NECİP Nedir?

Soylu, soyu temiz.

NİTELİKLİ Nedir?


1 . Bir şeye ayırt edici özellik veren, vasıflı.
2 . Bir şeye nitelik bakımından üstünlük kazandıran, kaliteli.
3 . Bir şeyi yapabilme niteliğini ve ustalığını kazanmış olan, kalifiye.

OLAN Nedir?


1 - olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
2 - ad tamlaması belirtileni durumunda bulunan bir addan sonra getirildiğinde o adın sıfatı değerinde bir birleşik oluşturur.

ÖĞRENİM Nedir?

Herhangi bir meslek, sanat veya iş için gerekli bilgi, beceri ve alışkanlıkların elde edilmesi amacıyla yapılan çalışma, tahsil: "Öğrenimini bitirmeye bir yıl kala Türkiye'deki büyük fabrika sahiplerinden çağrılar alıyormuş."- M. C. Anday.

ÖZEL Nedir?


1 . Yalnız bir kişiye, bir şeye ait veya ilişkin olan.
2 . Benzerlerinden ayrılmasını sağlayan bir özelliği olan, spesiyal.
3 . Bir kişiyi ilgilendiren, hususi, zatî: "Özel bir diyeceği varmış gibi koluma girdi sokakta."- N. Cumalı.
4 . Devlete değil, kişiye ait olan, hususi, resmî karşıtı.
5 . Dikkate değer: "Özel bir ilgi gösterdi."- .
6 . Ayırt edici bir niteliği olan.
7 . Her zaman görülenden, olağandan farklı: "Özel durumları da göz önüne alalım."- .

SAHİP Nedir?


1 . Herhangi bir şey üstünde mülkiyeti olan, onu yasaya uygun bir biçimde dilediği gibi kullanabilen kimse, iye, malik.
2 . Herhangi bir niteliği olan kimse, ehil: "Bilgi sahibi. Zevk sahibi."- .
3 . Bir iş yapmış, üstlenmiş veya bir eser ortaya koymuş kimse: "Düğün sahipleri gibi adımbaşında bahşiş dağıttığım için hizmetçiler de yüksünmüyorlardı."- R. N. Güntekin.
4 . mecaz Koruyan, arka çıkan, gözeten kimse.

SAVAŞÇILIK Nedir?

Savaşçı olma durumu: "Soylu ve çetin savaşçılık gururuna, bu eğiliş ağır geldi."- F. R. Atay.

SAYGI Nedir?


1 . Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu, hürmet, ihtiram: "İnsanlara saygıyı yitirdin mi yandın bittin, on paralık oldun demektir."- Y. Kemal.
2 . Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu.

SOYLU Nedir?


1 . Doğuştan veya hükümdar buyruğuyla, bazı ayrıcalıklara sahip olan ve özel unvanlar taşıyan (kimse), asaletli, asil: "Soylu kişidir, iyi bir öğrenim görmüştür, zekidir, yeteneklidir."- N. Cumalı.
2 . İyi tanınmış, köklü bir aileden gelen (kimse), necip, kişizade, asil: "İzmir'in varlıklı ve soylu ailelerinden birinin tek erkek çocuğu."- T. Buğra.
3 . Saygı uyandıran, yücelik taşıyan: "Japonların soylu ve çetin savaşçılık gururuna, bu eğiliş ağır geldi."- F. R. Atay.
4 . Soyu iyi nitelikli olan, iyi cins soydan gelen (at vb.).

TANI Nedir?

Hastalığın ne olduğunu araştırıp ortaya koyma, tanılama, teşhis.

TANINMIŞ Nedir?


1 . Ünlü: "Memleketin tanınmış bir hekimi."- .
2 . Herhangi bir özelliği ile ün kazanmış olan: "İyi tanınmış bir adam. Cimri tanınmış bir komşu."- .

UNVAN Nedir?

San: "Deme bana Oğuz, Kayı, Osmanlı / Türk'üm, bu ad her unvandan üstündür."- Z. Gökalp.

VARLIKLI Nedir?

Malı mülkü olan, zengin (kimse): "Sonra telefona giderek kibar ve varlıklı insanlara has bir şive ile köşkten otomobili istetti."- H. Taner.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YETENEK Nedir?


1 . Bir kimsenin bir şeyi anlama veya yapabilme niteliği, kabiliyet: "Gençleri yeteneklerine göre işe yöneltmeli."- .
2 . Bir duruma uyma konusunda organizmada bulunan ve doğuştan gelen güç, kapasite.
3 . eğitim bilimi Kişinin kalıtıma dayanan ve öğrenmesini çerçeveleyen sınır.
4 . eğitim bilimi Dışarıdan gelen etkiyi alabilme gücü.

YETENEKLİ Nedir?

Yeteneği olan, kabiliyetli: "Bu iki yetenekli lise hocasını üniversiteye doçent atadı."- H. Taner.

YÜCELİK Nedir?

Yüce olma durumu, ulviyet.

ZEKİ Nedir?


1 . Anlama, kavrama yeteneği olan, zekâsı olan, zeyrek: "En zeki hayvan maymundur."- .
2 . Çabuk ve kolay kavrayan: "Bildiğim, onun zeki bir genç olduğu ve ara sıra sevimli, ufak şiirler yazdığıdır."- M. Ş. Esendal.
3 . Zekâ varlığı gösteren: "İnce, zeki bir kalemi vardı."- Y. Z. Ortaç.

L O S U Y Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

5 Harfli Kelimeler

Soylu,

3 Harfli Kelimeler

Sol, Soy, Yol,

2 Harfli Kelimeler

Ol, Oy, Su, Us, Yo,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.