SONRA (TDK)


1 . Daha ileri bir zamanda, müteakiben, önce karşıtı: "Hadi sen git yağmur bastırmadan ben sonra gelirim."- A. İlhan.
2 . Daha uzak ve ileri bir yerde: "Bahçeden sonra geriye dönerek biraz da sokaklarda dolaştık."- R. N. Güntekin.
3 . Makam, sıra, değer ve önemde arkada oluşu bildiren bir söz: "Evvela arabada, sonra sundurmada uyuyup dinlendiğime fena etmiştim."- R. N. Güntekin.
4 . Yoksa, aksi hâlde: "Tembellik etmesin, sonra sınıfta kalır."- .
5 . isim Arkadan gelen bölüm veya zaman: "Bunun sonrası yok. Bu işi sonraya bırakmamalı."- .

Sonra kelimesi baş harfi S son harfi A olan bir kelime. Başında S sonunda A olan kelimenin birinci harfi S , ikinci harfi O , üçüncü harfi N , dördüncü harfi R , beşinci harfi A . Başı S sonu A olan 5 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AKSİ Nedir?


1 . Ters, zıt, karşıt, olumsuz, menfi: "Salıncağın ipini sallandığı istikametin aksine çekti."- O. C. Kaygılı.
2 . Uygun olmayan: "Kusura bakma abla! Aksi zamana rastladı. Gazozları yetiştiremedik."- A. K. Tecer.
3 . İnatçı, hırçın, huysuz: "Ben bu aşçı kadar çılgın ve aksi insan görmedim."- R. N. Güntekin.

ARABA Nedir?


1 . Tekerlekli, motorlu veya motorsuz her türlü kara taşıtı: "Ve arabayı dörtnala ileri sürdü."- H. Taner.
2 . sıfat Bu taşıtın aldığı miktarda olan: "İki araba saman. Bir araba kömür."- .

ARKA Nedir?


1 . Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı: "Evin arkasında bahçe var."- .
2 . Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi: "Çocuğun arkası ağrıyormuş."- .
3 . Geri kalan bölüm, kısım: "Masalın arkası. Yazının arkası."- .
4 . Art, peş.
5 . Otururken sırtın dayandığı yer: "Otomobile bindiğimiz zaman başını arkaya yaslamış, gözlerini yummuştu."- T. Buğra.
6 . İnsanın vücudu, bedeni: "Arkasında beli kemerli, dar, şık bir pardösü vardı."- R. H. Karay.
7 . sıfat Arkada olan, arkada bulunan.
8 . mecaz Kayırıcı: "Memur olmak için büyük bir arka gerek."- H. R. Gürpınar.
9 . mecaz Geçmiş, geride kalmış zaman: "Bütün gözler arkaya, maziye çevrilmişti."- Y. K. Beyatlı.

BASTI Nedir?

Kıyma ile pişirilmiş sebze: "Kabak bastısı. Patlıcan bastısı."- .

BIRAKMA Nedir?


1 . Bırakmak işi.
2 . Salıverme, terk.

BİRAZ Nedir?


1 . Bir parça, azıcık: "Biraz yağmur yağdı mı Beyoğlu'nun yaya kaldırımlarında yürüyebilirsen yürü."- F. R. Atay.
2 . zarf (bi'raz) Kısa bir süre için: "Uzun etme iki gözüm biraz da bize uğra."- O. Rifat.
3 . zarf (bi'raz) Az miktarda: "Dersini biraz biliyor."- .

BÖLÜM Nedir?


1 . Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım: "Asıl yalıya bitişik bir binada belki de eski selamlık bölümünde idiler."- R. H. Karay.
2 . Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon.
3 . mecaz Çağ, devir: "O gün edebiyat tarihinde hecenin beş şairi diye bir bölüm açanların üçü orada tanıştılar."- Y. Z. Ortaç.
4 . biyoloji Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik.
5 . eğitim bilimi Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman.
6 . matematik Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı.

DAHA Nedir?


1 . Şimdiye kadar, henüz: "Daha kimse gelmemiş. Daha bir saat olmadı."- .
2 . Var olana, elde bulunana ek olarak, olana katarak: "Bir kızım daha olsaydı, adını Meliha koyardım."- P. Safa.
3 . Kendisinden sonra üçüncü kişi iyelik eki alan bir sıfatla birlikte sözü edilen konuda en önemli durumu belirtmek için kullanılan bir söz: "Daha kötüsü treni de kaçırdık."- .
4 . Bundan başka, bunun dışında: "Daha çiçekleri de sulayacağım."- H. Taner.

DEĞER Nedir?


1 . Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet, valör.
2 . Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, paha.
3 . Yüksek ve yararlı nitelik.
4 . Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse.
5 . felsefe Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey.
6 . matematik Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı.
7 . Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü.

DOLAŞ Nedir?

sarma? dola?

DÖNER Nedir?


1 . Dönmekte olan, dönen, dönecek biçimde düzenlenen: "Döner dolap"- .
2 . isim Bir eksene geçirilmiş etlerin döndürülerek pişirilmesiyle yapılan kebap, döner kebap: "Lokantaların vitrinlerinde, mis kokularla dönerler pişiyordu."- Ç. Altan.
3 . isim, ticaret Döner sermaye.

ETME Nedir?

Etmek işi.

FENA Nedir?


1 . İyi nitelikte olmayan, kötü: "Rüşvet aslında fena şeydir fakat daha fenası rüşvet ayıplığını kaybetmişliktir."- B. Felek.
2 . Üzücü: "Bu savaş yılları o kadar fena ve ağır felaketler öğretmişti ki..."- H. E. Adıvar.
3 . İstenilen ve gereken nitelikte olmayan (kimse): "Fena bir öğrenci."- .
4 . Hoşa gitmeyen, rahatsız edici: "Fena günler yaşadığına inanmak için bin şahit lazım."- R. H. Karay.
5 . Davranışları toplumun ahlak anlayışına uymayan: "Siz fena adamsınız, odanıza geldiğime bin kere pişman oldum."- P. Safa.
6 . zarf Çok: "Tenis oynarken bileğim burkuldu, berbat, fena acıyor."- P. Safa.

GELEN Nedir?


1 . Gelme işini yapan (kimse veya nesne).
2 . fizik Bir ışık kaynağından çıkıp bir aynanın yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine düşen (ışın).

GELİR Nedir?


1 . Bir kimseye veya topluluğa belli zamanlarda, belli yerlerden gelen para, varidat: "Saklanan bir gelir vardı ki aç, çıplak kalmıyorlardı."- M. Yesari.
2 . Bir ekonomik birimin belli bir süre içinde kazandırdığı aylık, kira vb. getiri, varidat, irat.

GERİ Nedir?


1 . Arka, bir şeyin sonra gelen bölümü, art, alt taraf, ileri karşıtı: "Amerikan barın gerisinden işaret eden barmen seslendi."- N. Cumalı.
2 . Son, sonuç: "Sen gerisini düşünme."- .
3 . Bir şeyin sona kalan bölümü: "Yazının gerisi yarın yayımlanacak."- .
4 . Geçmiş, mazi: "Artık geride özleyeceğim hiçbir şey yok."- S. F. Abasıyanık.
5 . Hayvanda boşaltım organının dışı.
6 . sıfat Eksik gösteren (saat): "Bu saat beş dakika geridir."- .
7 . sıfat Aptal, anlayışsız.
8 . sıfat, mecaz Benzerlerine ayak uydurup ilerleyememiş, gelişememiş: "Geri düşünce. Geri adam."- .
9 . zarf Geriye doğru: "Bağına, bahçene, suyuna, toprağına veda ederek geri gidiyorum."- F. R. Atay.
10 . ünlem "Geri dön, geri git!" anlamında bir söz.

İLERİ Nedir?


1 . Herhangi bir şeye göre daha ötede olan yer, geri karşıtı.
2 . Bir şeyin ulaşılacak yönü: "Yolun ilerisi düz."- .
3 . Henüz gelmemiş zaman, gelecek, sonra.
4 . sıfat Önde bulunan: "İleri karakol. İleri hat."- .
5 . sıfat Doğrusundan daha çok gösteren (saat): "Saat beş dakika ileridir."- .
6 . sıfat, mecaz Benzerlerini geride bırakmış: "İleri fikirler."- .
7 . zarf Öne doğru, ileri doğru: "Masayı biraz ileri çekelim."- .
8 . ünlem "Amaca doğru durmadan yürü" anlamında bir seslenme sözü: "Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!"- Atatürk.
9 . spor Temel duruşta ayak uçlarının gösterdiği yön.

İLHAN Nedir?


1 . İmparator.
2 . İran Moğollarında hükümdarın unvanı.

İSİM Nedir?


1 - Ad.
2 - Kişi, insan.

KARŞI Nedir?


1 . Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi: "Karşımdaki kitap rafında eserlerim sırayla duruyor."- H. E. Adıvar.
2 . Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı: "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik."- R. H. Karay.
3 . Ön, kat, huzur: "İkisi birden müdürün karşısına çıkarlar."- Y. Z. Ortaç.
4 . sıfat Bulunan yere göre önde, ileride olan: "Karşı evin kızları. Karşı mahalle."- .
5 . sıfat Karşıt, zıt, muhalif: "Karşı parti. Karşı takım."- .
6 . zarf Yüzünü bir şeye doğru çevirerek: "Bahçeye karşı oturmak."- .
7 . zarf Karşılık olarak, mukabil: "Bir ölüm haberine karşı ben, içimde bin ezinti, bin çöküntü duydum."- A. Ş. Hisar.
8 . zarf İçin, hakkında: "Edebiyata karşı ilk alaka sizde nasıl ve ne zaman başladı?"- S. F. Abasıyanık.
9 . zarf -e doğru: "Bir sabaha karşı yine çakal sesleriyle uyanmıştım."- S. F. Abasıyanık.

KARŞIT Nedir?

Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, °zıt, °kontrast.

MAKAM Nedir?


1 . Mevki, kat, yer: "İnsan değil gökyüzündeki makamını şaşırarak yere inmiş bir melektir."- H. R. Gürpınar.
2 . müzik Klasik Türk müziğinde bir müzik parçası veya şarkının işleniş biçimi.

MÜTEAKİBEN Nedir?

Sonra, arkadan, ardı sıra.

OLUŞ Nedir?


1 - Olmak eylemi ya da biçimi, °vuku.
2 - Oluşma, °teşekkül, °tekevvün.
3 - Bir durumdan öteki duruma geçiş.

ÖNCE Nedir?


1 . Baştaki, geçmişteki bölüm, geçmiş zaman: "Demin söyledikleri bana sadece daha önce olup bitenleri düşündürdü."- T. Buğra.
2 . zarf (ö'nce) İlk olarak, başlangıçta, sonra karşıtı: "Önce hep birlikte basın suçunu tarif edelim."- B. Felek.

ÖNEM Nedir?

Bir şeyin nitelik veya nicelik bakımından değeri olma durumu, ehemmiyet.

SINIF Nedir?


1 . Öğrencilerin yıllık öğrenime göre ayrıldıkları bölümlerden her biri: "Birinci sınıf öğrencileri."- .
2 . Çeşitli amaçlarla oluşmuş kümeler.
3 . Ders okutulan yer, dershane, derslik.
4 . Önemlerine, niteliklerine göre kişi veya nesnelerin yerleştirildiği kategorilerden her biri: "Üçüncü sınıf bir gazeteciydi."- N. Cumalı.
5 . biyoloji Takımlardan oluşan birlik, dalların alt bölümü: "Memeliler, kuşlar, balıklar, omurgalılar dalının birer sınıfıdırlar."- .
6 . mantık Belli ortak belirtileri olan tek tek nesneler öbeği.
7 . toplum bilimi Bir toplumda, aynı görevi yapan, aynı yararı sağlayan, aynı şartlarda yaşayan büyük insan grubu, klas: "Parter, her sınıftan insanla hıncahınç dolu idi."- R. N. Güntekin.

SOKAK Nedir?

İl, ilçe vb. yerleşim bölgelerinde, iki yanında evler olan, caddeye oranla daha dar veya kısa olabilen yol: "Biraz sonra şehrin bütün sokaklarında süvariler dörtnala koşmaya başladılar."- Ö. Seyfettin.

SONRA Nedir?


1 . Daha ileri bir zamanda, müteakiben, önce karşıtı: "Hadi sen git yağmur bastırmadan ben sonra gelirim."- A. İlhan.
2 . Daha uzak ve ileri bir yerde: "Bahçeden sonra geriye dönerek biraz da sokaklarda dolaştık."- R. N. Güntekin.
3 . Makam, sıra, değer ve önemde arkada oluşu bildiren bir söz: "Evvela arabada, sonra sundurmada uyuyup dinlendiğime fena etmiştim."- R. N. Güntekin.
4 . Yoksa, aksi hâlde: "Tembellik etmesin, sonra sınıfta kalır."- .
5 . isim Arkadan gelen bölüm veya zaman: "Bunun sonrası yok. Bu işi sonraya bırakmamalı."- .

SUNDURMA Nedir?


1 . Sundurmak işi.
2 . Yağmurdan, güneşten korunmak için yapılan ve arkası bir duvara verilen çatı: "Odalarımıza gitmek üzere sundurmadan sofaya geçmeye hazırlandığımız sırada bir haberle karşılaştık."- R. N. Güntekin.
3 . sıfat, halk ağzında Üstü kapalı balkon, evlerin önündeki taşlık: "Hanın sundurmasına çıktığım zaman yemiş dolu tabaklar dizilmiş masa hazırdı."- R. H. Karay.

UZAK Nedir?


1 . Yakın olmayan yer: "Fazla uzağa gitme."- .
2 . sıfat Gidilmesi çok süren, çok ötelerde bulunan, ırak, yakın karşıtı: "Mualla, uzaklardan bir ses duyar gibi oldu."- P. Safa.
3 . sıfat Arada çok zaman bulunan: "Uzak bir gelecekte neler olacağı bilinmez."- .
4 . sıfat Eli, gücü veya hükmü yetişmez: "O böyle işlerden pek uzaktır."- .
5 . sıfat İhtimali az olan: "Ben bu işi çok uzak görüyorum."- .
6 . sıfat Ayrı, birbiriyle yakın ilgisi olmayan: "Ne iyi! Sizinle birlikte uzak şeylerden bahsedebileceğiz."- P. Safa.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YAĞMUR Nedir?


1 . Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı, yağar, yağış, baran, bereket, rahmet: "Hava biraz bozukçaydı, dışarıda serin bir yağmur çiseliyordu."- M. Ş. Esendal.
2 . mecaz Çok ve sık düşen, gelen şey.
3 . mecaz Çokluk, bolluk: "Para yağmuru. Övgü yağmuru."- .

YOKSA Nedir?


1 . "Aksi takdirde" anlamında kullanılan bir söz: "Ver diyorum sana yoksa yersin dayağı."- M. Ş. Esendal.
2 . Sayıları, ihtimallerin dışında bir ihtimali bildirmek için kullanılan bir söz: "Yıllardan ya 4
1 ya 4
2 yoksa savaşın biteceğine yakın mı? İstanbul'a yeni gelmişim."- A. İlhan.

ZAMAN Nedir?


1 . Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit: "Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde, daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım."- Ö. Seyfettin.
2 . Bu sürenin belirli bir parçası, vakit: "Efendiler, az söylemek çok yapmak zamanı gelmiştir."- A. İlhan.
3 . Belirlenmiş olan an.
4 . Çağ, mevsim: "Gül zamanı. Çocukluk zamanı."- .
5 . Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit.
6 . Dönem, devir: "Eski müdür zamanında hayli şımarmış olan bu miskin ve ukala herifi sepetledi."- H. Taner.
7 . Bir süre ile ilgili durum ve şartlar: "Sigarasını efkârlı olduğu zamanlar yaptığı gibi sık nefeslerle çabuk çabuk içiyordu."- H. Taner.
8 . gök bilimi Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram.
9 . dil bilgisi Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı: "Geldi, gelmiş, geliyor, gelecek, gelir."- .
10 . jeoloji Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri.

A N O R S Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

5 Harfli Kelimeler

Sonar, Sonra,

4 Harfli Kelimeler

Onar, Oran, Orsa,

3 Harfli Kelimeler

Nar, Nas, Ona, Ons, Ora, San, Son,

2 Harfli Kelimeler

An, Ar, As, On, Ra,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.