SOLGUN (TDK)

Rengini, tazeliğini, canlılığını veya parlaklığını yitirmiş olan, solmuş: "Öyle solgun, öyle zayıftı ki bir yolcudan ziyade bir hastaya benziyordu."- O. S. Orhon.

Solgun kelimesi baş harfi S son harfi N olan bir kelime. Başında S sonunda N olan kelimenin birinci harfi S , ikinci harfi O , üçüncü harfi L , dördüncü harfi G , beşinci harfi U , altıncı harfi N . Başı S sonu N olan 6 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

HASTA Nedir?


1 . Sağlığı bozuk olan, esenliği yerinde olmayan, hastalanmış, rahatsız: "Annem o evin önü sofalı bir odasında hasta yatıyordu."- Y. K. Beyatlı.
2 . mecaz Aşırı düşkün, tutkun: "Maç hastası."- .
3 . argo Parasız, züğürt.
4 . teklifsiz konuşmada Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan.

OLAN Nedir?


1 - olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
2 - ad tamlaması belirtileni durumunda bulunan bir addan sonra getirildiğinde o adın sıfatı değerinde bir birleşik oluşturur.

ÖYLE Nedir?


1 . Onun gibi olan, ona benzer: "Ben öyle bir şey demedim."- R. H. Karay.
2 . zarf O yolda, o biçimde, o tarzda: "... öyle tembel tembel salınışları, birdenbire öyle bir duruşları, arkalarına bir bakışları var ki insanı çileden çıkarıyor."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . zarf (ö'yle) O denli, o kadar, o derece: "Bugünlerde biraz üzüntü içindeysen de kasavetlenmeyesin öyle."- O. C. Kaygılı.
4 . ünlem İçinde "ne, nasıl" vb. sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğinde o cümlede anlatılan şeyin hoş karşılanmadığını veya ona şaşıldığını anlatan bir söz: "O ne biçim iş öyle! O nasıl hayvan öyle!"- .

PARLAK Nedir?


1 . Parlayan, ışıldayan: "Siyah, çıplak dallarda henüz kuruyamayan su damlaları parlak, mavi birer boncuk gibi parlıyordu."- H. E. Adıvar.
2 . Temiz ve ışıklı: "Sabahleyin gökyüzü parlak, ufuk açıktı / Güneşli bir havada yaylımız yola çıktı."- F. N. Çamlıbel.
3 . mecaz Göze çarpacak kadar başarılı: "Birinci İnönü Harbini parlak bir zaferle kazandık."- A. Gündüz.
4 . kaba konuşmada Yüzü güzel (oğlan).

SOLGUN Nedir?

Rengini, tazeliğini, canlılığını veya parlaklığını yitirmiş olan, solmuş: "Öyle solgun, öyle zayıftı ki bir yolcudan ziyade bir hastaya benziyordu."- O. S. Orhon.

TAZE Nedir?


1 . Bozulmamış, bayatlamamış olan: "Beyaz peyniri, ekmeğin taze kabuğuna sarıp ağzıma sokuyorum."- Y. Z. Ortaç.
2 . Dinç, yıpranmamış, yorulmamış: "Yüzü taze, taravetli ve güzeldi."- M. Ş. Esendal.
3 . Kuru olmayan, körpe, kuru karşıtı: "Ağaçların taze yaprakları akşamın serinliğini emiyormuş gibi duruyordu."- M. Ş. Esendal.
4 . mecaz Yeni, zamanı geçmemiş: "Orada okuduğum en taze havadis yirmi beş, otuz günlüktü."- Halikarnas Balıkçısı.
5 . isim, mecaz Genç kadın: "Şu köşede çocuğuyla beraber bir taze oturuyor."- Ö. Seyfettin.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YOLCU Nedir?


1 . Yolculuğa çıkmış kimse.
2 . Yolculuğa çıkmaya hazırlanan kimse: "Gişelerin önünde işsiz güçsüzler, erken gelen yolcular dolanıyordu."- N. Cumalı.
3 . mecaz Doğması beklenen çocuk.
4 . mecaz İyileşmesi umutsuz hasta.
5 . mecaz İşten çıkarılması beklenen kimse.

ZAYIF Nedir?


1 . Eti, yağı az olan, sıska, cılız, arık (insan veya hayvan): "Uzun boylu, zayıf, ellilik bir hanım."- S. M. Alus.
2 . Görevini yapacak yeterli gücü olmayan: "Zayıf bir ordu. Gözleri zayıf."- .
3 . mecaz Sağlamlığı, dayanıklılığı olmayan: "Zayıf bir yapı."- .
4 . mecaz Önemli, güvenilir olmayan: "Zayıf bir bilgi."- .
5 . mecaz Çok az: "Zayıf bir ihtimal."- .
6 . Enerjisi, etkisi, yoğunluğu az olan: "Radyoda uzak bir istasyonun zayıf sesini duydu. Zayıf ışık."- .
7 . isim Başarısızlığı gösteren not.
8 . mecaz Bilgi yönünden yeterli olmayan, yeteneksiz: "Zayıf bir öğretmen."- .
9 . mecaz Kişilik ve ruhsal yönden gereği kadar güçlü olmayan: "Zayıf ve uydurma bir âşık bu cevaba karşı perişan olurdu."- A. Gündüz.

ZİYADE Nedir?


1 . Çok, daha çok, daha fazla: "Tevkifhane müdürü de bizden ziyade onlarla ahbaplık etti."- F. R. Atay.
2 . eskimiş Çoğalma, artma.

G L N O S U Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

6 Harfli Kelimeler

Solgun,

5 Harfli Kelimeler

Olgun, Sonlu,

4 Harfli Kelimeler

Olgu, Onlu,

3 Harfli Kelimeler

Gol, Ons, Sol, Son,

2 Harfli Kelimeler

Ol, On, Su, Un, Us,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.