SİNEMACILIK (TDK)


1 . Sinema filmlerinin gerçekleştirilmesi için gerekli araç ve gereçleri yapmak, film çevirmek, bunların sürüm ve dağıtımını sağlamak amacıyla yapılan çalışmaların tümü, filmcilik.
2 . Bu çalışmaları yapanların işi.
3 . Sinema çalışmalarıyla ilgili konular.

Sinemacılık kelimesi baş harfi S son harfi K olan bir kelime. Başında S sonunda K olan kelimenin birinci harfi S , ikinci harfi İ , üçüncü harfi N , dördüncü harfi E , beşinci harfi M , altıncı harfi A , yedinci harfi C , sekizinci harfi I , dokuzuncu harfi L , onuncu harfi I , onbirinci harfi K . Başı S sonu K olan 11 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ARAÇ Nedir?


1 . Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta, gücünden yararlanılan nesne.
2 . Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta: "Dil, anlaşmayı sağlayan bir araçtır."- .
3 . Taşıt: "Taşıt araçlarına hiç binmez, yaz kış asker postalları ile kilometrelerce yolu yaya yürürdü."- H. Taner.

BUNLAR Nedir?

Bu zamirinin çokluk biçimi: "Bunlar, diyorum, bu saydığım şeyler nedir?"- M. Ş. Esendal.

ÇALI Nedir?

Böğürtlen, ahududu gibi ağaççıktan küçük, dalları çok çatallı ve sapları odunsu bitki.

ÇALIŞ Nedir?

Çalma işi: "Her muganninin okuyuşu, her çalanın çalışı yine şahsidir ve ayrıdır."- Y. K. Beyatlı.

ÇALIŞMA Nedir?


1 . Çalışmak işi, emek, say: "Kendilerine iyi bir çalışma fırsatı verdim."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması: "Bu kiriş hesabında kirişin aşırı yük altında çalışması göz önüne alınmıştır."- .
3 . Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi: "Ağaçtan üretilen işlerin sonradan bozulması istenmiyorsa bütün birleştirilmelerde ağacın çalışması özelliği dikkate alınmalıdır."- .
4 . Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün.

ÇEVİRME Nedir?


1 . Çevirmek işi, tedvir: "Kırmızı balıklar birdenbire canlanırlar ve kavanozun içinde birbiri ardınca keyifli keyifli çark çevirmeye başlarlar."- H. E. Adıvar.
2 . Kuzu, oğlak vb. hayvanların şişte, kor üzerinde çevrilerek pişirilmişi: "Değirmende, daha sabahtan gönderilip hazırlanan yağlı bir oğlak çevirmesini tam kıvamında buldular."- R. H. Karay.
3 . sıfat Çevrilmiş, tercüme edilmiş: "Fransızcadan çevirme bir eser."- .
4 . halk ağzında Dikenlerden, ağaç dallarından yapılmış duvar: "Evlerinin önü yüksek çevirme / Kadir Mevla'm bugünlük de ayırma"- Halk türküsü.
5 . askerlik Uzaktan dolaşıp düşmanın yan gerilerine düşerek onu istemediği bir durumda dövüşmek zorunda bırakma, sarma, muhasara.
6 . müzik Bir müzik parçasındaki aralığın veya bir cümle parçasının tiz sesini pese, pes sesini tize dönüştürmek işi.

ÇEVİRMEK Nedir?


1 . Bir şeyin yönünü değiştirmek: "Nefes nefese koşan anneme, başını çevirmeden cevap verdi."- Y. Z. Ortaç.
2 . Öteki yüzünü görünür duruma getirmek: "Sermet defterinin yapraklarını çeviriyordu."- Ö. Seyfettin.
3 . Döndürerek hareket ettirmek: "Resimleri albüme yapıştırırken kocası da radyonun düğmesini çevirdi."- S. F. Abasıyanık.
4 . Yönetmek, idare etmek: "Eteği belinde, bütün evi o çeviriyor."- H. Taner.
5 . Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek: "Arkadaşı bizi çevirip evine götürdü."- .
6 . Geri göndermek: "Kendisine yollanan parayı çevirmiş."- .
7 . Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek.
8 . Çevrilemek, tevil etmek: "Sözü işine geldiği gibi çevirdi."- .
9 . (-den) Çeviri yapmak: "Romanlar, hikâyeler yazar; yahut Fransızcadan çevirirmiş."- M. Ş. Esendal.
10 . (-i, -le) Bir yerin çevresini bir şeyle sarmak, kuşatmak: "Bağı duvarla çevirmek."- . 1
1 . (-i, -e) Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek: "Evlerini otele çevirdiler."- . 1
2 . (-den, -e) Bir durumdan başka duruma geçmek. 1
3 . (nsz) Kâğıt oyunu oynamak. 1
4 . (nsz), mecaz Hile, dolap, dalavere vb. dürüst olmayan davranışlar ortaya koymak: "Bendenize şikâyetlerin yapılmaması, iş çevirmek isteyenlerin muvaffak olamayacaklarını bilmeleri neticesidir."- Atatürk. 1
5 . (-i, -e), mecaz Kötü bir duruma getirmek: "Adamı maskaraya çevirmek."- .

DAĞITIM Nedir?


1 . Dağıtma işi, tevzi: "Kitap dağıtımı."- .
2 . Bir merkezden çeşitli yerlere gönderme işi: "Gaz dağıtımı."- .

FİLM Nedir?


1 . Fotoğrafçılıkta, radyografide ve sinemacılıkta resim çekmek için kullanılan, selülozdan, saydam, bükülebilir şerit.
2 . sinema Bir oyunun bütününü taşıyan şerit veya şeritlerin bütünü.
3 . sinema Sinemalarda gösterilen eser.
4 . Camlara yapıştırılarak içerinin görünmesini engelleyen bir tür ince yaprak.

FİLMCİ Nedir?

Sinemacı.

FİLMCİLİK Nedir?

Sinemacılık.

GERÇEK Nedir?


1 . Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat.
2 . Gerçeklik: "Her hâlde o gün imparatorluğun ölümü apaçık bir gerçekti."- H. E. Adıvar.
3 . Doğruluk: "Bu laflarda gerçek payı ne kadar çoksa duygu payı da ondan az değildir."- B. Felek.
4 . sıfat Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, hakiki, reel: "Kâğıt paranın saymaca değeri varsa da gerçek değeri yoktur."- .
5 . sıfat Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici: "Gerçek elmas. Gerçek hikâye."- .
6 . sıfat Temel, başlıca, asıl: "Bir kişinin ahlaklı olması için, o benim dediğim gerçek ahlaka erişebilmesi için bir iç âlemi olmalıdır."- N. Ataç.
7 . sıfat Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan: "Bu peyzajdaki çiçekler son derece gerçek."- .
8 . sıfat Yapay olmayan.
9 . sıfat, felsefe Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan.

GEREÇ Nedir?

Belirli bir işi yapmak için kullanılması gereken maddeler, malzeme, materyal: "Bu sarayların bütün gereci Londra'dan taşınmıştır."- S. Birsel.

GEREKLİ Nedir?

Yapılması, olması veya bulunması uygun olan, yerinde olan, lüzumlu, vacip, mukteza: "Bize gerekli olan şey, adamakıllı bir harita, bir de kılavuz."- H. E. Adıvar.

İLGİLİ Nedir?

İlgilenmiş olan, ilgisi bulunan, alakalı, alakadar, müteallik: "Tütün piyasası ile ilgili hesapların bir ucu, yine elindeydi."- N. Cumalı.

KONU Nedir?


1 . Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje: "Öğretmenimizin verdiği konuları manzum yazardım."- Y. Z. Ortaç.
2 . Üzerinde konuşulan şey, bahis: "Daha fazla tafsilata girmeyi bugün zararlı gördüğüm için bu konuda susacağım."- B. Felek.

SAĞLAMAK Nedir?


1 . Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek: "Biz bu ihtiyara son günlerinde hiç aklından geçirmediği bir saadet sağladık."- H. Taner.
2 . Elde etmek, sahip olmak: "... o sevimli yavru hâliyle sağladığı sempatinin büyük bir kısmını yitirmişti."- Y. N. Nayır.
3 . matematik Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. sağlamak (II) (nsz) Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek.

SİNE Nedir?


1 . Göğüs.
2 . mecaz Gönül, yürek: "Elif kaşlarını çatar / Gamzesi sineme batar."- Karacaoğlan.
3 . mecaz Bağır, iç: "Hangi semtin eczanesi bu kadar değerli insanı sinesinde toplayabilmiştir?"- H. Taner.

SİNEMA Nedir?


1 . Herhangi bir hareketi düzenli aralıklarla parçalara bölerek bunların resimlerini belirleme ve sonra bunları gösterici yardımıyla karanlık bir yerde, bir ekran üzerinde yansıtarak hareketi yeniden oluşturma işi.
2 . Film göstermeye yarayan özel bir makineyle görüntülerin beyaz perdeye yansıtıldığı salon veya yapı: "Bir haber bırakıp mahallenin sinemasına girdi."- S. F. Abasıyanık.
3 . Güzel sanatların dalı olarak yansıtılmaya uygun olan filmleri gerçekleştirme ve yaratma sanatı, beyaz perde, yedinci sanat: "Sinemanın zevkimizi dışarıdan idare ettiği devirde yaşıyoruz."- H. A. Yücel.

SÜRÜM Nedir?


1 . Bir ticaret malının satılır olması, revaç: "Bu malın sürümü yoktur."- .
2 . ekonomi Bir paranın geçer olması, tedavül: "Bu para sürümden kaldırıldı."- .
3 . ekonomi Devletçe para, senet ve tahvil çıkarma, piyasaya sürme, emisyon.
4 . Bir konuyla ilgili değişik metinlerden her biri, versiyon.
5 . bilişim Değişik biçim, versiyon.

YAPI Nedir?


1 . Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina.
2 . Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon.
3 . Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme: "Kırıkkale yapısı bir tabanca."- .
4 . Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür: "Yapısı sağlam, güzel bir erkekti."- Y. Z. Ortaç.
5 . Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür: "Dil yapısı. Cümle yapısı."- .
6 . felsefe Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün.
7 . toplum bilimi Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.

YAPMA Nedir?


1 . Yapmak işi: "Ham ağaçları evcile çeviririm, aşı yapmayı bilirim, budamayı bilirim."- N. Araz.
2 . sıfat Doğadaki şeylere benzetilerek insan eliyle yapılmış, yapay, suni, sahici karşıtı: "Eliyle bahçenin dökme taştan yapma mağaralarından birini göstererek..."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . sıfat Yapmacık: "Fakat fazla içliliği erkekliğe yakıştıramadığından kendini her zaman yapma bir sertliğin arkasına gizlerdi."- H. Taner.

YAPMAK Nedir?


1 . Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek: "Her görevi ayrım gözetmeden aynı titizlikle yapmak başarının sırrıdır."- Ç. Altan.
2 . (nsz) Olmasına yol açmak: "Durgun sular sıtma yapar."- .
3 . (nsz) Yol almak.
4 . Onarmak, tamir etmek: "Bozulan saatimi saatçi yaptı."- .
5 . (nsz) Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek: "Ayrıca terbiye edeceğim, onu yaman bir polis köpeği yapacağım."- R. H. Karay.
6 . Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek: "Şu işi yapıver, diye yalvarmıştı da enişte engel olmuştu."- S. M. Alus.
7 . (nsz) Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek: "Elimi ağzına götürerek sus işareti yaptım."- R. H. Karay.
8 . Düzenli bir duruma getirmek: "Yatak yapmak. Yolu yaptılar."- .
9 . (nsz) Üretmek: "Ayakkabı yapmak."- .
10 . (nsz) Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak: "Koşu yapmak. Sarsıntı yapmak."- . 1
1 . Zarara yol açmak. 1
2 . Etkili olmak. 1
3 . (nsz) Salgılamak, çıkarmak: "Tükürük bezleri tükürük yapar."- . 1
4 . (-e) Dışkı çıkarmak: "Çocuk, altına yapmış."- . 1
5 . Gerçekleştirmek: "İlk ve ortaöğrenimini Anadolu'da yapmıştır."- Y. Z. Ortaç. 1
6 . Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek: "Ben adamı ne yaparım biliyor musun?"- . 1
7 . (-i, -e) Evlendirmek: "Bu kızı sana yapacağız."- . 1
8 . (yardımcı fiil) Bir durum yaratmak: "Fırının harlı ateşi yanaklarını pembe pembe yapmıştı."- N. Araz. 1
9 . (yardımcı fiil) Edinmek, sahip olmak: "Servet yapmak. Altın yapmak."- .
20 . (yardımcı fiil) Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek: "Onu da Üsküdar'daki ambar memuru yapmak suretiyle daireden uzaklaştırdı."- H. Taner. 2
1 . (nsz) Davranmak, hareket etmek: "İyi yapmıyorsunuz, çocuğu çok azarlıyorsunuz. Uyumuş gibi yapmak."- . 2
2 . (nsz) Olmak: "Bu kış çok soğuk yaptı."- .

YAPMAK Nedir?


1 - Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek.
2 - Olmasına yol açmak.
3 - Bir işle uğraşmak, °meşgul olmak.
4 - Onarmak, °tamir etmek.
5 - (Birincisi -i'li, ikincisi eksiz olarak aynı nesne, iki kez yinelendiğinde)Gerçek nitetiğini vermek.
6 - Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak.
7 - Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği eyleme dönüştürmek, yaratmak, gerçekleştirmek.
8 - Düzenli bir duruma getirmek.
9 - Üretmek.
10 - Bir devinime başlamak ya da bir devinimle uğraşmak. 1
1 - Zarara yol açmak. 1
2 - Etkili olmak. 1
3 - Salgılamak, çıkarmak. 1
4 - Dışkı çıkarmak. 1
5 - Gerçekleştirmek. 1
6 - (Tehdityollu) Birini herhangi bir duruma düşürmek. 1
7 - Evlendirmek. 1
8 - (Ad soylu bir sözcükle birlikte) Bir durum yaratmak. 1
9 - Edinmek, iyesi olmak.
20 - Bir kimseye bir meslek kazandırmak; yetiştirmek. 2
1 - Davranmak, hareket etmek. 2
2 - Olmak. 2
3 - Sağlamak. 2
4 - Yol almak.

A C E I I K L M N S İ Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

11 Harfli Kelimeler

Sinemacılık,

8 Harfli Kelimeler

Siklamen, Sinemacı,

7 Harfli Kelimeler

Cinaslı, Elmacık, Ilınmak, Isınmak, İnkısam, İslamcı, Kalemis, Kalsemi, Kamilen, Kemancı, Kılınma, Kısılma, Kısınma, Laskine, Maskeli, Mekancı, Minkale, Sakınım, Sakince, Salınım, Salimen, Sancılı, Selanik, Sıkılma, Sıkınma,

6 Harfli Kelimeler

Acıklı, Acılık, Acımık, Acımsı, Acilen, Akılcı, Akımcı, Akıncı, Aksine, Aleksi, Alemci, Alımcı, Anemik, Anılık, Askıcı, Askılı, Camlık, Cinsel, Cismen, Elmacı, Ikınma, Ilıcak, Ilımak, Ilıman, Ilınma, Isıcam, Isınma, İmanlı, Kaleci, Kalıcı, Kancıl, Kemani, Kılcan, Kınalı, Kısmen, Lamise, Makine, Meclis, Melisa, Menisk,

5 Harfli Kelimeler

Acemi, Acılı, Akemi, Akıcı, Aklen, Aleni, Alıcı, Alkım, Amelı, Anemi, Anime, Anlık, Asılı, Asklı, Aslen, Aslık, Camlı, Camsı, Canım, Canlı, Cemal, Ceman, Cemil, Cesim, Cinas, Cinsı, Eksin, Elcik, Elmas, Email, Emcik, Emlak, Emlik, Emsal, Encam, Eskil, Ilıca, Ilıma, Islak, Islık,

4 Harfli Kelimeler

Acem, Acil, Aile, Akıl, Akım, Akın, Akil, Akim, Akis, Aklı, Akli, Akne, Akse, Aksi, Alem, Alık, Alım, Alın, Alim, Amel, Amil, Amin, Anık, Asık, Asıl, Asım, Asil, Askı, Asli, Cali, Cami, Cani, Celi, Cemi, Cenk, Cılk, Cila, Cima, Cins, Ekim,

3 Harfli Kelimeler

Ace, Acı, Akı, Aks, Ali, Anı, Ani, Ası, Asi, Ask, Cam, Can, Cem, Cık, Cıs, Cim, Cin, Ela, Elk, Isı, İka, İla, İle, İlk, İma, İsa, Kal, Kam, Kan, Kas, Kel, Kem, Kes, Kıl, Kın, Kil, Kim, Kin, Lak, Lam,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Al, Am, An, As, Ce, Ek, El, Em, En, Es, İl, İm, İn, İs, Ke, Ki, La, Le, Me, Mi, Ne, Se, Si,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.