SERTLEŞMEK (TDK)


1 . Sert bir durum almak, katılaşmak: "Yarı ağarmış yumuşak kumral sakal tersine dönerek diken gibi sertleşti."- R. N. Güntekin.
2 . Gücü artmak, zorlu bir durum almak: "İklim sertleşti."- .
3 . mecaz Bir kimsenin davranış veya sözleri sert, kırıcı olmak.

Sertleşmek kelimesi baş harfi S son harfi K olan bir kelime. Başında S sonunda K olan kelimenin birinci harfi S , ikinci harfi E , üçüncü harfi R , dördüncü harfi T , beşinci harfi L , altıncı harfi E , yedinci harfi Ş , sekizinci harfi M , dokuzuncu harfi E , onuncu harfi K . Başı S sonu K olan 10 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ALMA Nedir?


1 . Almak işi.
2 . Alıntı, iktibas: "Ondan acemicesine alma olarak."- Muallim Naci.
3 . spor Bir profesyonel sporcunun, para karşılığı kulübünden bir başka kulübe geçmesi, transfer.

ALMAK Nedir?


1 . Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak: "Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı."- N. Cumalı.
2 . (-i, -den) Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak: "Çocuğu okuldan aldı."- .
3 . Birlikte götürmek.
4 . (nsz) Satın almak: "Biz bir ya da iki parti alır, çekiliriz piyasadan."- N. Cumalı.
5 . (nsz) Ele geçirmek, fethetmek: "Fakat aldıkları yerlerin ahalisini Türkleştiremediklerinden bu büyüklük onların zayıf düşmelerine sebep olmuş."- Ö. Seyfettin.
6 . (nsz) İçine sığmak: "Bu kavanoz iki kilo bal alır. Bu salon bin kişi alır."- .
7 . (-e, nsz) Kabul etmek: "Evine kiracı almak."- .
8 . (nsz) Kendine ulaştırılmak, iletilmek: "Mektup almak. Haber almak."- .
9 . (nsz) İçeri sızmak, içine çekmek: "Gemi su alıyor. Fotoğraf makinesi ışık almış, film yanmış."- .
10 . (nsz) Erkek, kadınla evlenmek: "O sırada aldığı kadının babasının birçok yardımını görmüştü."- M. Ş. Esendal. 1
1 . (-i, nsz) Sürükleyip götürmek: "Öküzü sel aldı, harmanı yel aldı."- . 1
2 . (nsz) Kazanmak, elde etmek. 1
3 . (nsz) Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak: "Soğuk almak. Ceza almak."- . 1
4 . (-i, nsz) Bürümek, sarmak, kaplamak. 1
5 . (-den) Kısaltmak, eksiltmek: "Ceketin boyundan almak."- . 1
6 . (nsz) Yolmak, koparmak: "Kaş almak."- . 1
7 . Yerini değiştirmek, çekmek. 1
8 . Temizlemek: "Karyolanın altını süpürge ile al. Örümcekleri al."- . 1
9 . (-i, -e) İçeri girmesini sağlamak: "Sevdiği delikanlıyı gece evine almış."- N. Cumalı.
20 . (nsz) Tat veya koku duymak: "Sigaradan hiç tat alamaz oldum. Burnu iyi koku alır."- . 2
1 . (-i, -e) Örtmek, koymak: "Paltosunu sırtına aldı."- . 2
2 . (-i, -e) ... gibi anlamak: "Bir sözü şakaya almak."- . 2
3 . (-i, -de) Yol gitmek, mesafe katetmek: "O yolu bir saatte alırsınız."- . 2
4 . (-i, -den) Çalmak: "Cebimden saatimi almışlar."- . 2
5 . Soldurmak: "Güneş perdelerin rengini aldı."- . 2
6 . Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak: "Dalağını aldılar."- . 2
7 . (nsz) Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek: "Savcı yardımcısı gaza bastı, motor almadı. Bir daha bastı, yine almadı."- H. Taner. 2
8 . (nsz) Göreve, işe başlatmak: "Yeni bir kapıcı aldı."- . 2
9 . (nsz) Başlamak: "Üsküdar'a gider iken aldı da bir yağmur."- Halk türküsü.
30 . (-den) Davranış veya makam değiştirmek: "Aşağıdan almak. Tizden almak."- . 3
1 . (nsz) İçecek veya sigara içmek: "Tadına bakmak için bir yudum aldım."- . 3
2 . (nsz) Yutmak, kullanmak: "İlaç almak."- . 3
3 . (-den) Görevden, işten çekmek. 3
4 . (-den, nsz) Kazanç sağlamak: "Bir pantolondan beş yüz lira alıyorlar."- . 3
5 . Gidermek, yok etmek: "İçine biraz su koy, tuzunu alır."- .

ALMAK Nedir?


1 - Bir şeyi ya da kimseyi bulunduğu yerden ayırmak.
2 - Bir şeyi, bir nesneyi elle, araçla vb. ile tutarak bulunduğu yerden ayırmak,kaldırmak.
3 - Yanında bulundurmak.
4 - Birlikte götürmek.
5 - Satın almak.
6 - İçine sığmak.
7 - Kabul etmek.
8 - Kendine ulaştırılmak, iletilmek.
9 - İçeri sızmak, içine çekmek.
10 - (Erkek, kadın için)...ile evlenmek. 1
1 - Sürükleyip götürmek. 1
2 - Kazanmak, elde etmek. 1
3 - Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. 1
4 - Bürümek, sarmak, kaplamak. 1
5 - Kısaltmak, eksiltmek. 1
6 - Yolmak, koparmak. 1
7 - Yerini değiştirmek, çekmek. 1
8 - Temizlemek. 1
9 - (Duş, banyo için) Yapmak; yıkanmak.
20 - (İçeri) Götürmek. 2
1 - Bir yeri savaşla ele geçirmek, fethetmek. 2
2 - (Tat ya da koku için) Duymak. 2
3 - Örtmek, koymak. 2
4 - (Süre için) Değiştirmek. 2
5 - (-e)...gibi anlamak. 2
6 - Başlamak. 2
7 - Davranış ya da makam değiştirmek. 2
8 - (İçecek ya da sigara için) İçmek. 2
9 - Yutmak; kullanmak.
30 - (Yol için) Gitmek. 3
1 - Çalmak. 3
2 - Göreve, işe başlatmak. 3
3 - Görevden,işten çekmek. 3
4 - Kazanç sağlamak. 3
5 - (Ölüm nedeniyle) Ayrılmak. 3
6 - Gidermek, yok etmek. 3
7 - Soldurmak. 3
8 - Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. 3
9 - (Motor) Çalışması için gerekli olan elektrik ya da yakıttan yararlanır duruma gelmek.
40 - Alışmak (Örgü, elişi vb.).

ARTMAK Nedir?


1 - Eskisinden daha çok olmak, çoğalmak.
2 - Gereğince harcandıktan sonra bir miktar geri kalmak.
3 - Değeri yükselmek, fazlalaşmak.

DAVRANIŞ Nedir?


1 . Davranma işi, tutum, davranım, muamele, hareket: "Düşünceleri, davranışları bana ters gelen biriyle bir arada oturamam elbet!"- N. Cumalı.
2 . felsefe Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı.
3 . ruh bilimi Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin bütünü.

DİKEN Nedir?


1 . Bazı bitkilerin dal, yaprak, meyve kabuğu vb. bölümlerinde ve bazı hayvanların derisinde bulunan sert, ucu sivri ve batıcı çıkıntılardan her biri: "Gül dikeni. Kirpinin dikenleri."- .
2 . Bu çıkıntıları çok olan bitki.

DÖNER Nedir?


1 . Dönmekte olan, dönen, dönecek biçimde düzenlenen: "Döner dolap"- .
2 . isim Bir eksene geçirilmiş etlerin döndürülerek pişirilmesiyle yapılan kebap, döner kebap: "Lokantaların vitrinlerinde, mis kokularla dönerler pişiyordu."- Ç. Altan.
3 . isim, ticaret Döner sermaye.

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

GİBİ Nedir?


1 . ...-e benzer: "İn cin, uyanmadan denizin üstü boş gibidir."- H. Taner.
2 . zarf O anda, tam o sırada, hemen arkasından: "Haberi aldığı gibi yola çıktı."- .
3 . zarf İmişçesine, benzer biçimde: "Bu sade dekor, ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmiştir."- O. S. Orhon.
4 . zarf ...-e yakışır biçimde: "İnsan gibi davrandı."- .

GÜCÜ Nedir?

Bez tezgâhında ipliği ayarlayan tezgâh tarağı.

KATI Nedir?

Taşlık, °konsa.

KATILAŞMA Nedir?


1 . Katılaşmak işi.
2 . fizik Bir maddenin sıvı durumundan katı duruma geçmesi, tasallüp.

KATILAŞMAK Nedir?


1 . Katı duruma gelmek.
2 . mecaz İz bırakmak, belirgin duruma gelmek: "Bu tutumundan hoşlanmadığını belirten bir küçümsemenin çizgileri dondu, katılaştı yüzünde."- N. Cumalı.

KIRICI Nedir?


1 . Kırma işini yapan.
2 . mecaz Kaba, sert, çevresindekileri inciten (davranış, söz vb.): "Kırıcı bir davranış."- .
3 . mecaz Bir şeyin gerektiği gibi gelişmesini, oluşmasını önleyen, engelleyen: "Grev kırıcı."- .
4 . fizik Kırınım oluşturan: "Kırıcı ortam."- .
5 . isim, ticaret Senet, tahvil, bono ve süresi gelmemiş alacaklarla ilgili alışveriş veya işlem yapan kimse, kuruluş.

KİMSE Nedir?

Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi: "Kimsenin girdisi çıktısı, alacağı borcu ile uğraşmak istemiyordum."- N. Cumalı.

KUMRAL Nedir?


1 . Koyu sarı veya açık kestane rengi.
2 . sıfat Bu renkte olan (kimse veya şey): "Şimdiye kadar hiç böyle kırmızıya çalan kumral kadın görmemişti."- S. F. Abasıyanık.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

SAKAL Nedir?


1 . Yetişkin erkeklerde yanak ve alt çenede çıkan kılların tümü: "Sakalı kır, yaşı elliyi aşkın fakat dinçti."- F. R. Atay.
2 . Bazı hayvanlarda çene altında bulunan kılların tümü.
3 . denizcilik Gemi karinasında oluşan yosun, yapışan midye vb. yabancı madde.

SERT Nedir?


1 - Çizilmesi, kırılması, kesilmesi ya da çiğnenmesi güç olan, pek, katı,yumuşak karşıtı.
2 - Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen.
3 - Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, "yumuşak" karşıtı.
4 - Hırçın, öfkeli, hiddetli.
5 - Titizlikle uygulanan, sıkı.
6 - Güçlü, kuvvetli.
7 - Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı.
8 - Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan.
9 - Gönül kırıcı, katı, ters.
10 - yerb. Minerallerin çizilmeye karşı gösterdikleri direnç.

TERSİNE Nedir?

Beklenilenin, umulanın aksine, karşıt olarak, bilakis, aksine: "Tersine ... Hasan araya girer de olmaz diye korkuyorum."- H. E. Adıvar.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YUMUŞAK Nedir?


1 . Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı: "Pamuk yumuşaktır."- .
2 . Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı: "Yaş dallar yumuşak olur. Yumuşak kumaş."- .
3 . Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran: "... yumuşak lepiska saçlarına amiyane bir perişanlık gelmişti."- Y. K. Karaosmanoğlu.
4 . Kolaylıkla işlenebilen: "Uzun gagasını yumuşak topraklara sokar, otların kökündeki yaşlığı emerek yaşarmış."- M. Ş. Esendal.
5 . Kolay çiğnenen, kolay kesilen: "Yumuşak ekmek."- .
6 . Ilıman (iklim), sert karşıtı: "Yumuşak iklim. Yumuşak hava."- .
7 . mecaz Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal.
8 . mecaz Okşayıcı, tatlı, hoş: "Gözleri yan aralık, kirpiklerinin arasından bana her zamanki yumuşak, tatlı, sonsuz şefkatiyle bakıyor."- Y. Z. Ortaç.
9 . mecaz Sessiz, hafif: "Onun içinde mutlaka sönüp yanan gizli yumuşak ışıklarla fosforlu bir parıldayış vardır."- A. Ş. Hisar.
10 . dil bilgisi Ötümlü.

ZORLU Nedir?


1 . Güçlü, kuvvetli, şiddetli: "Zorlu bir yağmur."- .
2 . Tuttuğunu koparan, baskı yapabilecek ölçüde güçlü (kimse): "Ne zorlu bir amir olduğunu daha ilk gününden belli etti."- H. Taner.
3 . Zor, güç yapılan: "Millî Mücadelenin bazı zorlu safhalarında onun âdeta, işlere seyirci kalır gibi bir kayıtsız, ilgisiz duruşu olurdu ki..."- Y. K. Karaosmanoğlu.
4 . Zorbalık yapan.

E E E K L M R S T Ş Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

10 Harfli Kelimeler

Restleşmek, Sertleşmek, Tersleşmek,

9 Harfli Kelimeler

Restleşme, Sertelmek, Sertleşme, Terslemek, Tersleşme,

8 Harfli Kelimeler

Kerteles, Sertelme, Tekleşme, Terlemek, Tersleme,

7 Harfli Kelimeler

Ekleşme, Ekletme, Ekstrem, Eletmek, Ereksel, Ersemek, Esermek, Eslemek, Eşlemek, Kereste, Kestere, Keşleme, Tekleme, Terleme, Teskere,

6 Harfli Kelimeler

Ekleme, Ekstre, Elemek, Eletme, Erkete, Erseme, Eserme, Esleme, Eşelek, Eşleme, Keleme, Kemere, Kermes, Kertme, Kesret, Kestel, Leşker, Meleke, Mertek, Mesele, Meslek, Metres, Seklem, Sekter, Semere, Serkeş, Sermek, Teleke, Teleks, Teleme, Tereke,

5 Harfli Kelimeler

Eklem, Ekler, Ekser, Eleme, Elmek, Ermek, Eseme, Eslek, Esmek, Esmer, Ester, Eşlek, Eşlem, Eşmek, Etmek, Etsel, Kelem, Keler, Keles, Keleş, Kemer, Kemre, Kerem, Keres, Kerte, Kesel, Keser, Kesme, Kesre, Melek, Meles, Meleş, Merek, Meres, Meret, Mesel, Metre, Remel, Reşme, Sekel,

4 Harfli Kelimeler

Ekme, Elek, Elem, Emek, Emel, Emet, Erek, Erke, Erme, Erte, Eser, Esme, Esre, Eşek, Eşme, Etek, Eter, Etme, Kele, Keme, Kere, Kese, Kete, Krem, Kreş, Leke, Meke, Mert, Mest, Meşe, Meşk, Reel, Rest, Sele, Seme, Semt, Sere, Sert, Ster, Şems,

3 Harfli Kelimeler

Eke, Elk, Erk, Kel, Kem, Ker, Kes, Keş, Ket, Leş, Met, Ret, Sek, Sel, Sem, Ser, Set, Şek, Şem, Şer, Şet, Tek, Tel, Tem, Ter,

2 Harfli Kelimeler

Ek, El, Em, Er, Es, Eş, Et, Ke, Le, Me, Re, Se, Şe, Te,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.