SANDIK (TDK)


1 . İçine çeşitli şeyler konulan, tahtadan yapılmış, kapaklı ev eşyası: "Köhne kitap sandıklarının başında kendi sahiplerinden başka kimseler görünmüyordu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Meyve, sebze koymaya yarayan, tahta veya plastikten yapılmış, dört köşe kap.
3 . Bir kurumda para alınıp verilen yer: "Mal sandığı. Sandık emini."- .
4 . Kamu kesiminde çalışan personelin sosyal güvenlik işlerini yürüten kuruluş: "Emekli Sandığı."- .
5 . Yapılarda kum, çakıl vb. şeyleri ölçmek için kullanılan, üstü ve altı açık, dört köşeli tahtadan ölçü aleti.
6 . Kamu kesiminde çalışan personelin kendi durumunda düşük faiz ve taksitler hâlinde geri ödemek üzere borç para aldığı birim.
7 . Seçimlerde oy pusulalarının atıldığı kutu.
8 . eskimiş Mahalle tulumbacılarının omuzda taşıdıkları sandık biçimi tulumba.

Sandık kelimesi baş harfi S son harfi K olan bir kelime. Başında S sonunda K olan kelimenin birinci harfi S , ikinci harfi A , üçüncü harfi N , dördüncü harfi D , beşinci harfi I , altıncı harfi K . Başı S sonu K olan 6 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ALDI Nedir?

"söylemeye başladı" anlamında kullanılan bir söz: "Aldı Kerem. Aldı Köroğlu."- .

ALET Nedir?


1 - Bir el işini ya da mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne.
2 - Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayan özel araç, aygıt.
3 - Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri.
4 - Hoş görülmeyen bir işe yardımcı ya da aracı olmayı kabul eden kimse, maşa.

ALIN Nedir?


1 - Yüzün, kaşlarla saçlar arasındaki bölümü.
2 - (Kimi şeylerde) Ön, ön yüz, (ön) cephe, alnaç.
3 - karşı.

ALTI Nedir?


1 . Beşten sonra gelen sayının adı.
2 . Bu sayıyı gösteren 6, VI rakamlarının adı.
3 . sıfat Beşten bir artık.

ATIL Nedir?


1 . Tembel.
2 . İşsiz, aylak.
3 . Etkisiz, işe yaramaz.
4 . fizik Süreduran.

BAŞKA Nedir?


1 . Bilinenden ayrı, değişik, farklı, özge: "Yıllar sonra olaya başka bir açıdan bakabildim."- H. Taner.
2 . Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olan: "Bütün bunlar beni herkesten başka bir insan yapmıyor."- H. E. Adıvar.
3 . edat "Ayrıca, üstelik, bir yana" anlamlarında -dan / -den başka biçiminde kullanılan bir söz.

BİÇİM Nedir?

Biçme işi: "Buğday biçim zamanı."- . biçim (II) isim
1 . Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkal: "İtalya elçiliği bugüne değin ilk biçimini korumuştur."- S. Birsel.
2 . Yakışık alan şekil, uygun şekil: "Söylediklerimden çok, söyleyiş biçimi etkili oluyor kalabalığın üstünde."- A. İlhan.
3 . Herhangi bir şeyin benzeri.
4 . Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.
5 . Tarz: "İngiliz biçimi ceketler, sıcak iklimler için yapılmış kısa pantolonlar."- F. R. Atay.
6 . bilişim Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format.
7 . bilişim Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.
8 . edebiyat Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil: "Gazel, mesnevi, rubai, sone birer şiir biçimidir."- .

BİRİ Nedir?

ya da.

BİRİ Nedir?


1 - Bir tanesi.
2 - Bilinmeyen bir kimse.
3 - Olumsuz nitelik gösteren bir tamlayanla, kendisinden küçümsemeyle söz eden kimse.

BİRİM Nedir?


1 . Bir kümenin her elemanı.
2 . Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite.
3 . Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit: "Uzunluk birimi metredir."- .
4 . Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri.
5 . dil bilgisi Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite.

BORÇ Nedir?


1 . Geri verilmek üzere alınan veya ödenmesi gerekli para veya başka bir şey: "Vaktim yok, bana para bul, şu borcu ödeyeyim, söz verdim."- P. Safa.
2 . mecaz Birine karşı bir şeyi yerine getirme yükümlülüğü, vecibe: "Mektubunda diyorsun ki gel gayri / Vatan borcu biter bitmez ordayım."- B. S. Erdoğan.

ÇAKIL Nedir?

Çakıl taşı: "Killi, kireçli toprak küçük çakıl parçalarıyla örtülüydü."- N. Cumalı.

ÇALI Nedir?

Böğürtlen, ahududu gibi ağaççıktan küçük, dalları çok çatallı ve sapları odunsu bitki.

ÇALIŞ Nedir?

Çalma işi: "Her muganninin okuyuşu, her çalanın çalışı yine şahsidir ve ayrıdır."- Y. K. Beyatlı.

ÇALIŞAN Nedir?

Bir iş kolunda, bir kurumda görevli olan kimse.

ÇEŞİTLİ Nedir?

Çeşidi çok olan, türlü, mütenevvi: "Boğaziçi'nin çeşitli yerlerine dair fikirlerini söyledi."- R. H. Karay.

DÖRT Nedir?


1 . Dört sayısının adı.
2 . Bu sayıyı gösteren 4, IV rakamlarının adı.
3 . sıfat Üçten bir artık.

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

DÜŞÜK Nedir?


1 . Yaşayabilecek duruma gelmeden doğan yavru, ceninisakıt, sakıt.
2 . sıfat Aşağı doğru düşmüş, aşağı sarkmış: "Düşük mide. Düşük omuz."- .
3 . sıfat Az: "Düşük faiz. Düşük fiyat."- .
4 . sıfat İktidardan düşmüş veya düşürülmüş.
5 . sıfat Dil bilgisi kurallarına uymayan: "Düşük cümle."- .
6 . sıfat, mecaz Eski değer ve onurunu yitirmiş olan: "Dolmuşa bindiğine göre orta hâlli belki de daha düşük olacak."- R. H. Karay.

EMİN Nedir?


1 . Güvenli: "Gizli kitapları ve notları yok etmemiş yahut daha emin bir yere kaldırmamıştım."- R. N. Güntekin.
2 . Sakıncasız, emniyetli, tehlikesiz: "Dağlar hiçbir zaman emin değildir."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . Şüphesi olmayan: "Pek büyük bir serveti olduğundan emin idiler."- H. Z. Uşaklıgil.
4 . isim, tarih Osmanlı İmparatorluğu'nda bazı devlet görevlerindeki sorumlu kişi: "Şehremini."- .

ESKİ Nedir?


1 . Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı: "Ey benim eski duygularım, eski düşüncelerim. Neden böyle uzaksınız benden?"- N. Ataç.
2 . Önceki, sabık: "Anlatışına bakılırsa eski kâtibe, şimdi fevkalade şık giyiniyormuş."- H. Taner.
3 . Geçerli olmayan: "Bugün mekteplerimiz artık o eski mektepler değildir."- R. N. Güntekin.
4 . Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan.
5 . Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan: "Eski öğretmen."- .
6 . isim Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey: "Ben babamın eskilerinden uydurma şeylerle giyiniyordum."- H. Z. Uşaklıgil.
7 . isim, alay yollu Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz: "Mebus eskisi. Müdür eskisi."- .

EŞYA Nedir?

Türlü amaçlarla kullanılan, insan yapısı, taşınabilir cansız nesnelerin bütünü: "Güçlük, ev bulmak ve eşyayı taşımak derdiyle başlar."- B. Felek.

FAİZ Nedir?


1 . İşletmek için bir yere ödünç verilen paraya karşılık alınan kâr, getiri, ürem, nema.
2 . Kapitalist ekonomide, artık değerin değişikliğe uğramış biçimi olarak paranın fiyatı, kiralanan paranın kira bedeli.

GERİ Nedir?


1 . Arka, bir şeyin sonra gelen bölümü, art, alt taraf, ileri karşıtı: "Amerikan barın gerisinden işaret eden barmen seslendi."- N. Cumalı.
2 . Son, sonuç: "Sen gerisini düşünme."- .
3 . Bir şeyin sona kalan bölümü: "Yazının gerisi yarın yayımlanacak."- .
4 . Geçmiş, mazi: "Artık geride özleyeceğim hiçbir şey yok."- S. F. Abasıyanık.
5 . Hayvanda boşaltım organının dışı.
6 . sıfat Eksik gösteren (saat): "Bu saat beş dakika geridir."- .
7 . sıfat Aptal, anlayışsız.
8 . sıfat, mecaz Benzerlerine ayak uydurup ilerleyememiş, gelişememiş: "Geri düşünce. Geri adam."- .
9 . zarf Geriye doğru: "Bağına, bahçene, suyuna, toprağına veda ederek geri gidiyorum."- F. R. Atay.
10 . ünlem "Geri dön, geri git!" anlamında bir söz.

GÖRÜ Nedir?


1 . Görme yetisi.
2 . Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret: "Buranın görüsü geniş."- .
3 . felsefe Dolaysız kavrama, birden kavrama.

GÜVENLİK Nedir?

Toplum yaşamında yasal düzenin aksamadan yürütülmesi, kişilerin korkusuzca yaşayabilmesi durumu, emniyet.

KAMU Nedir?


1 . Halk hizmeti gören devlet organlarının tümü.
2 . Bir ülkedeki halkın bütünü, halk, amme: "Çevre koruması sorunları İsveç kamusunun bilincine ve hatta bilinçaltına sinmiş."- H. Taner.
3 . sıfat, eskimiş Hep, bütün: "Biz kimseye kin tutmayız / Kamu âlem birdir bize."- Yunus Emre.

KAPAKLI Nedir?

Kapağı olan.

KARA Nedir?

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak: "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..."- H. Taner.

KENDİ Nedir?


1 . İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat.
2 . Kişiler üzerinde direnilerek durulduğunu anlatan bir söz: "Kendisi gelsin. Kendimiz görmeliyiz."- .
3 . Bir işte başkalarının etkisi bulunmadığını belirten bir söz: "Kendi yapacağı işi bırakır, âleme öğüt vermeye kalkar."- B. Felek.
4 . "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak o ve onlar yerine kullanılan bir söz: "Kendileri evde yoklar mı?"- .

KESİM Nedir?


1 . Kesme işi.
2 . Bölüm, parça, kısım, sektör: "Vatan hizmeti her Türk'ün hakkı ve ödevidir. Bu hizmetin silahlı kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği ... kanunla düzenlenir."- Anayasa.
3 . Bölge.
4 . Kesme zamanı: "Ders kesimi."- .
5 . İşaretlenmiş belli yer: "Gemi, su kesiminin üstünden yaralandı."- .
6 . Terzinin belli bir ölçü ve örneğe göre kumaşa biçim verme işi, fason.
7 . tarih Hazineye ait herhangi bir gelirin belli bir bedel karşılığı keseneğe verilmesi, mukataa.
8 . halk ağzında Boy bos, endam.
9 . halk ağzında Pazarlık, anlaşma.

KİMSE Nedir?

Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi: "Kimsenin girdisi çıktısı, alacağı borcu ile uğraşmak istemiyordum."- N. Cumalı.

KİTAP Nedir?


1 . Ciltli ve ciltsiz olarak bir araya getirilmiş, basılı veya yazılı kâğıt yaprakların bütünü: "Ona son olarak rüya için kitaptaki tabiri aramanın abes olduğunu söylediğimi hatırlıyorum."- A. Ş. Hisar.
2 . Herhangi bir konuda yazılmış eser: "Acaba bir edebiyat kitabında hazır bir tarif bulamaz mıyız?"- F. R. Atay.
3 . Kutsal kitap.

KONU Nedir?


1 . Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje: "Öğretmenimizin verdiği konuları manzum yazardım."- Y. Z. Ortaç.
2 . Üzerinde konuşulan şey, bahis: "Daha fazla tafsilata girmeyi bugün zararlı gördüğüm için bu konuda susacağım."- B. Felek.

KOYMA Nedir?

Koymak işi.

KÖŞE Nedir?


1 - Birbirini kesen iki çizginin, iki düzlemin oluşturduğu açı, °zaviye.
2 - İki duvarın birleştiği girintili ya da çıkıntılı yer.
3 - İki sokağın kesiştiği yer.
4 - Bölüm, yer ya da yan.
5 - Kuytu, tenha ya da ücra yer.
6 - Kimsenin uğramadığı, aramadığı yer.
7 - Ayaktopu alanını oluşturan yan ve kale çizgilerinin kesişme noktalarından her biri, °korner.

KÖŞELİ Nedir?

Köşesi veya köşeleri olan: "Köşeli ayraç."- .

KURU Nedir?


1 . Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı: "Yanakları kuruydu fakat gözleri tamamıyla siyah yaştı."- H. E. Adıvar.
2 . Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan: "Kuru çöl. Kuru tepeler."- .
3 . Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı: "Evlerin önlerine kuru meşe dallarıyla örtülü çardaklar yapmışlar."- R. H. Karay.
4 . Canlılığını yitirmiş (bitki): "Çiçek açmaz kuru bir ağaç, ötmeyi unutmuş bir kuş mu oldum?"- H. E. Adıvar.
5 . mecaz Zayıf, çelimsiz, arık, sıska, kaknem: "Kara, kuru, kibirli, kazık gibi bir kadın!"- H. E. Adıvar.
6 . Salgısı olmayan: "Kuru öksürük. Kuru egzama."- .
7 . Döşenmemiş, çıplak: "Kuru tahtaya oturma!"- .
8 . Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek): "Kuru çayla karın doyar mı?"- .
9 . Etkisi ve sonucu olmayan: "Şahsına topluluğun isteğini emanet edenler boş bir riya, kuru bir şeref olsun diye laf etmediler."- R. E. Ünaydın.
10 . mecaz Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze: "Kuru, zevksiz bir hayat."- . 1
1 . mecaz Akıcı olmayan, duygudan yoksun: "Kuru bir anlatım."- . 1
2 . isim Kuru fasulye.

KURUL Nedir?

Bir işi yapmak, yönetmek veya bir kurum ve kuruluşu temsil etmek için görevlendirilmiş kişilerden oluşmuş topluluk, heyet, konsey, asamble.

KURULU Nedir?

Kurulmuş olan, yerleşmiş, oturmuş: "Herkes kendini damlara, kurulu cibinliklerin içine atardı."- B. Günel.

KURULUŞ Nedir?


1 . Kurulma işi: "Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu 1923'tedir."- .
2 . Topluma hizmet, üretim, tüketim vb. amaç ve görevlerle kurulan her şey, tesis: "Hastaneler, okullar, bankalar, fabrikalar birer kuruluştur."- .
3 . mecaz Yapı, yapılış, bünye.
4 . mecaz Kasılma.
5 . askerlik Bir sefer kuvvetini oluşturan birliklerin yapısı.

KURUM Nedir?

Ocak bacalarında biriken veya çevrede savrulan kalın is: "Vapur dumanı ve baca kurumuyla kapkara olan saçlarımla yastığı kirletmek istemiyordum."- Halikarnas Balıkçısı. kurum (II) isim, hukuk Evlilik, aile, ortaklık, mülkiyet gibi köklü bir yapıyı içeren, genellikle devletle ilişkisi olan yapı veya birlik, müessese: "Türk Dil Kurumu."- . Birleşik Sözler eğitim kurumu http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=eğitim kurumu&EskiSoz=kurum&GeriDon=2 kamu kurumu http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=kamu kurumu&EskiSoz=kurum&GeriDon=2 kurum (III) isim Kendini büyük ve önemli gösterme davranışı, büyüklenme, gösteriş, azamet, tekebbür: "Sokakta bir sadrazam kurumu ile yürür."- H. E. Adıvar.

KUTU Nedir?


1 . İnce tahta, mukavva, teneke, plastik vb.nden yapılmış, genellikle kapaklı kap: "Enfiyesini, üstü mineli bir kutudan çekerdi."- A. Ş. Hisar.
2 . sıfat Bu kabın alabildiği miktarda olan: "Bir kutu lokum."- .
3 . Elektrik veya telefon tellerinin toplanıp bağlandığı kap.
4 . mecaz Bir kimsede, bir yerde, bir şeyde iyi veya kötü bir özelliğin fazlalığını belirten bir söz: "Akıl kutusu. Fesat kutusu."- .

MAHALLE Nedir?


1 . Bir şehrin bir kasabanın, büyükçe bir köyün bölündüğü parçalardan her biri: "Mahallemizin bunca yıllık kasabı, bakkalı bir gece yok oldular."- N. Cumalı.
2 . Bu parçalarda oturan insanlarin tamamı.

MEYVE Nedir?


1 . Bitkilerde çiçeğin döllenmesinden sonra yumurtalığın gelişmesiyle oluşan tohumları taşıyan, genellikle yenebilen organ, yemiş.
2 . mecaz Ürün, sonuç, kâr: "Mektebimizin şapirografla basılan haftalık Fidan'ında, en güzel meyve benim imzamdır."- Y. Z. Ortaç.

OMUZ Nedir?

Boynun iki yanında, kolların gövdeye bağlandığı bölüm.

ÖDEMEK Nedir?


1 . Bir alışveriş ilişkisinde, borcu alacaklıya vermek, tediye etmek: "Borç varsa benimkidir, onu ödemek ve teşekkür etmek lazım."- R. H. Karay.
2 . Bir alışverişte alınan şeyin karşılığını alacaklıya vermek.
3 . Bedelini vererek bir zararı karşılamak, tazmin etmek.
4 . Bir iş, bir kuruluş harcanan, yatırılan parayı çıkartmak, itfa etmek: "Bu fabrika sermayesini beş yılda ödedi."- .
5 . mecaz Bir işin, bir görevin karşılığını vermek: "Bir gece de onunla kal. Bize yaptıklarını ödemiş olursun."- S. F. Abasıyanık.
6 . mecaz Bir şey karşısında fedakârlık etmek, bir şey elde etmek için özveride bulunmak.

ÖLÇMEK Nedir?


1 - En, boy, oylum, süre gibi nicelikleri kendi cinslerinden seçilmiş bir birimle karşılaştırıp kaç birim geldiklerini belirtmek.
2 - Aşırı olmamasına dikkat etmek.

ÖLÇÜ Nedir?


1 . Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan.
2 . Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi: "Ziyanımız, ölçülere sığmayacak kadar büyüktür."- R. E. Ünaydın.
3 . Ölçme sonucu bulunan rakam: "Odanın ölçüsü."- .
4 . Belirlenmiş boyut: "Elbise ölçüsü. Bel ölçüsü."- .
5 . Ölçüt.
6 . mecaz Değer, itibar: "Şimdiki ölçülere uymaz bir biçimi vardı."- Y. Z. Ortaç.
7 . mecaz Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu: "Hiçbir şeyde ölçüyü aşmamalı."- .
8 . edebiyat Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin.
9 . müzik Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı.

PARA Nedir?


1 . Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit.
2 . Kazanç: "Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar genç işidir."- S. F. Abasıyanık.
3 . eskimiş Kuruşun kırkta biri.

PERSONEL Nedir?


1 . Bir hizmet veya kuruluşun görevlileri, bir iş yerinde çalışanların tümü.
2 . Devlet ve diğer kamu kuruluşlarında çalışan, etkinliğe çeşitli görevleriyle katılan gerçek kişiler.

PLASTİK Nedir?


1 . Isı ve basınç etkisiyle biçim verilen, organik veya sentetik olarak yapılan madde.
2 . sıfat Bu maddeden yapılan.

PUSU Nedir?


1 . Birine saldırmak için saklanarak beklenilen yer.
2 . Birine saldırmak için hazırlanma durumu: "Pencerenin kenarında pusuda bekleyen Sipsi, sinsice pencereye yaklaşır."- H. Taner.

PUSULA Nedir?

Üzerinde kuzey güney doğrultusunu gösteren bir mıknatıs iğnesi bulunan ve yön tespit etmek için kullanılan kadranlı araç, yön belirteci: "Tam kutup noktasında pusula deli olmuş gibi dönmeye başlar."- Ö. Seyfettin.

SAHİ Nedir?

Gerçekten, gerçek olarak: "Sahi dedikleri kadar güzelmiş! Siz onu görmediniz mi sahi!"- .

SAHİP Nedir?


1 . Herhangi bir şey üstünde mülkiyeti olan, onu yasaya uygun bir biçimde dilediği gibi kullanabilen kimse, iye, malik.
2 . Herhangi bir niteliği olan kimse, ehil: "Bilgi sahibi. Zevk sahibi."- .
3 . Bir iş yapmış, üstlenmiş veya bir eser ortaya koymuş kimse: "Düğün sahipleri gibi adımbaşında bahşiş dağıttığım için hizmetçiler de yüksünmüyorlardı."- R. N. Güntekin.
4 . mecaz Koruyan, arka çıkan, gözeten kimse.

SANDIK Nedir?


1 . İçine çeşitli şeyler konulan, tahtadan yapılmış, kapaklı ev eşyası: "Köhne kitap sandıklarının başında kendi sahiplerinden başka kimseler görünmüyordu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Meyve, sebze koymaya yarayan, tahta veya plastikten yapılmış, dört köşe kap.
3 . Bir kurumda para alınıp verilen yer: "Mal sandığı. Sandık emini."- .
4 . Kamu kesiminde çalışan personelin sosyal güvenlik işlerini yürüten kuruluş: "Emekli Sandığı."- .
5 . Yapılarda kum, çakıl vb. şeyleri ölçmek için kullanılan, üstü ve altı açık, dört köşeli tahtadan ölçü aleti.
6 . Kamu kesiminde çalışan personelin kendi durumunda düşük faiz ve taksitler hâlinde geri ödemek üzere borç para aldığı birim.
7 . Seçimlerde oy pusulalarının atıldığı kutu.
8 . eskimiş Mahalle tulumbacılarının omuzda taşıdıkları sandık biçimi tulumba.

SEBZE Nedir?

Genellikle pişirilerek yenen bitkiler veya bunların taneleri, göveri, göverti, sebzevat, zerzevat.

SEÇİ Nedir?

Seçmek eylemi.

SEÇİM Nedir?


1 . Seçme işi.
2 . hukuk Kanunlar, yönetmelikler uyarınca kanun koymak ve yönetmek için bir veya daha çok aday arasından belli birini veya birkaçını seçme, intihap: "Seçim günleri yaklaştıkça iki komşu da propaganda faaliyetini büsbütün artırdılar."- H. Taner.

SOSYAL Nedir?

Toplumla ilgili, toplumsal, °içtimai.

TAHT Nedir?


1 - Hükümdarların oturduğu büyük, süslü koltuk.
2 - Hükümdarlık orunu, hükümdarlık.

TAHTA Nedir?


1 . Düz, enlice, uzun ve az kalın biçilmiş ağaç: "Çam tahtası. Gürgen tahtası."- .
2 . sıfat Bu ağaçtan yapılmış: "Bilet toplanan tahta parmaklıktan geçtik."- Ö. Seyfettin.
3 . Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme: "Yeni silinmiş tahtalar birkaç saniye içinde berbat oldu."- R. N. Güntekin.
4 . Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer.
5 . Kara tahta.
6 . halk ağzında Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh: "Köylüler bu tarhlara tahta tabir eder, ekilecek her dönüm için bir tahta yapmakla övünürlerdi."- E. Işınsu.

TAKSİ Nedir?

Belirli bir ücret karşılığı yolcu taşıyan, taksimetresi olan otomobil: "Taksi bir karışıklığın çıktığını görünce hemen gazlayıp uzaklaştı."- Ç. Altan.

TAKSİT Nedir?

Bir borcun belli zamanlarda ödenmesi gerekli olan parçalarından her biri.

TULU Nedir?

(Güneş için) Doğma, doğuş.

TULUM Nedir?


1 . Bazı yiyecek ve içecekler için koruyucu kap olarak kullanılan, önü yarılmadan bütün olarak yüzülmüş hayvan derisi.
2 . Gövdesi bu deriden yapılmış üflemeli çalgı, gayda: "Ben zatınıza tulum şişirmesini öğreteyim, siz de bana kemançeyi öğretin."- O. C. Kaygılı.
3 . Tüp.
4 . Göğüs ve pantolon bölümü bitişik giysi: "Zayıf vücuduna tulum bol geliyordu."- S. F. Abasıyanık.
5 . sıfat, mecaz Şişman, tombul: "Bir şeyim yok doktor, bu yaşta annem gibi tulum olacak değilim ya!"- H. E. Adıvar.

TULUMBA Nedir?


1 . Sıvıları alçak yerlerden çekmeye veya yüksek yerlere çıkarmaya yarayan araç: "Bir yandan kollu tulumbadan ağır ağır su çekip sağda solda çelimsiz gök kuşakları yaratarak bahçeyi suluyor."- A. İlhan.
2 . Otomobil lastiği, futbol topu vb. şeyleri şişirmeye veya herhangi bir sıvıyı sıkmaya, bir şey üzerine püskürtmeye yarayan araç: "Lastik tulumbası. Flit tulumbası."- .

TULUMBACI Nedir?


1 . Mahallelerde bulundurulan yangın tulumbalarını, yangın olan yerlere götüren ve orada yangının söndürülmesine yardım eden kimse: "Eski tulumbacıların bir koşuş tarzı vardı."- S. F. Abasıyanık.
2 . Tulumba yapan, satan veya onaran kimse.
3 . mecaz Külhanbeyi.

ÜZERE Nedir?


1 . Amacıyla: "Müzakere bitince üç dört gün sonra gene evde buluşmak üzere ayrıldılar."- P. Safa.
2 . Şartıyla: "Akşama geri vermek üzere bu kitabı alabilirsiniz."- .
3 . Neredeyse: "Bu yangın kalbimizde başlıyorsa yani ümitsiz bir aşka düşmek üzere olduğumuzu hissedersek ne yapalım?"- R. N. Güntekin.
4 . edat Gibi: "Daha önce belirtildiği üzere."- .

VERİ Nedir?


1 . Bir araştırmanın, bir tartışmanın, bir muhakemenin temeli olan ana öge, muta, done: "İstatistik veriler."- .
2 . Bir sanat eserine veya bir edebî esere temel olan ana ilkeler: "Bir romanın verileri."- .
3 . Bilgi, data.
4 . matematik Bir problemde bilinen, belirtilmiş anlatımlardan bilinmeyeni bulmaya yarayan şey.
5 . bilişim Olgu, kavram veya komutların, iletişim, yorum ve işlem için elverişli biçimli gösterimi.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YAPI Nedir?


1 . Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina.
2 . Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon.
3 . Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme: "Kırıkkale yapısı bir tabanca."- .
4 . Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür: "Yapısı sağlam, güzel bir erkekti."- Y. Z. Ortaç.
5 . Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür: "Dil yapısı. Cümle yapısı."- .
6 . felsefe Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün.
7 . toplum bilimi Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.

YARA Nedir?


1 . Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik: "Mendilimi bir çatkı şekline sokarak başıma, yaramın üzerine sardım."- R. H. Karay.
2 . Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık: "Geminin omurgasındaki yara."- .
3 . mecaz Dert, üzüntü, acı: "Bu yarayı deşmeyin."- .

A D I K N S Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

6 Harfli Kelimeler

Sandık,

5 Harfli Kelimeler

Andık, Kadın, Kasnı, Nakdı, Nakıs, Sadık, Sakın, Sanık,

4 Harfli Kelimeler

Akın, Anık, Asık, Askı, Dank, Dans, Iska, Kadı, Kanı, Kına, Kısa, Sanı, Sıdk,

3 Harfli Kelimeler

Akı, Aks, Anı, Ası, Ask, Kan, Kas, Kın, Nas, Sak, San, Sık,

2 Harfli Kelimeler

Ad, Ak, An, As,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.