SALINMAK (TDK)


1 . Yürürken uyumlu hareketlerle hafifçe bir yandan bir yana eğilmek: "Vücudu o kadar narindi ki hafif rüzgârlarla sallanan salkım söğütler gibi oradan oraya salınıyor."- S. F. Abasıyanık.
2 . (-e) Salma işine konu olmak: "İlaçlar yazıldı. Eczaneye adam salındı. Hekime kahve pişti, getirildi."- M. Ş. Esendal.

Salınmak kelimesi baş harfi S son harfi K olan bir kelime. Başında S sonunda K olan kelimenin birinci harfi S , ikinci harfi A , üçüncü harfi L , dördüncü harfi I , beşinci harfi N , altıncı harfi M , yedinci harfi A , sekizinci harfi K . Başı S sonu K olan 8 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ADAM Nedir?


1 . İnsan.
2 . Erkek kişi, kadın karşıtı: "İyi bir adam isterse, babası da verirse varacak."- M. Ş. Esendal.
3 . Birinin yanında ve işinde bulunan kimse: "Kendisi gayet kibirli, öfkeli olduğu için hizmetçileri ve adamları korkarlar."- K. Tahir.
4 . Birinin yararlandığı, kullandığı kimse: "Hemen hepsi para çevrelerinin adamlarıydı."- C. Meriç.
5 . Birinin sözünü dinleyen, nazını çeken kimse, kayırıcı: "O benim adamımdır, hiçbir ricamı geri çevirmez."- .
6 . Görevli kimse: "Artık şunları toplatsak, dedi, kavasa söyleseniz de bir adam buluverse."- R. H. Karay.
7 . İyi huylu, güvenilir kimse: "Amcam, güngörmüş bir adamdı."- R. N. Güntekin.
8 . Bir alanda derin bilgisi olan kimse: "Bir sanatçının, bilim adamının düşünmek için bol zamana ihtiyacı vardır."- H. Taner.
9 . Bir alanı benimseyen kimse.
10 . ünlem Bir şeyin önemsenmediği anlatılmak istendiğinde kullanılan söz: "Adam, vazgeç!"- . 1
1 . halk ağzında Eş, koca.

ECZA Nedir?


1 . Canlılardaki rahatsızlıkların bozuklukların ve çeşitli hastalıkların tanısı, önlenmesi veya tedavisi için yararlanılan doğal veya sentez yoluyla hazırlanmış madde.
2 . Çeşitli amaçlarla kullanılan kimyasal madde: "Burada musluklar, mermer teşrih masaları, antiseptik eczalar yok!"- F. R. Atay.

ECZANE Nedir?

İlaçların hazırlandığı veya hazır ilaçların satıldığı yer.

EĞİLME Nedir?


1 . Eğilmek işi: "İstese bile kendisini veremiyor, belirsiz bir tiksinti o yöne eğilmesini engelliyordu."- A. İlhan.
2 . matematik Bir doğrunun, bir başka doğruya veya düzleme göre eğik olması.
3 . fizik Yerin manyetik alanında bulunan serbest mıknatıslı bir iğnenin doğrultusu ile yatay düzlem arasındaki açı.

EĞİLMEK Nedir?


1 . Belirli bir yönle açı oluşturacak bir durum almak, bir yöne doğru çarpılmak:, dikliğini kaybetmek: "Sofraya pilav gelince Aziz eğilerek kokladı."- C. Uçuk.
2 . İnsan, bir işi yapmak için belini eğmek: "Tenis oynarken yüz çeşit çeviklikler içinde eğilir, kalkar, sıçrar, koşar."- R. H. Karay.
3 . mecaz Başkasının baskısını veya egemenliğini benimsemek, kabul etmek: "Türk eğilmez."- .
4 . (-e), mecaz Bir işi önemseyip ele almak: "Bir yandan ayrıntılara eğilirken, bir yandan da bunları alaylı bir süzgeçten geçirir."- S. Birsel.

ESEN Nedir?

Ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı, sıhhatli, salim.

GETİRİ Nedir?


1 . Faiz: "Yıllık getiri."- .
2 . ticaret Kazanç.
3 . Yarar: "Bu çalışmanın bana getirisi çok oldu."- .

GİBİ Nedir?


1 . ...-e benzer: "İn cin, uyanmadan denizin üstü boş gibidir."- H. Taner.
2 . zarf O anda, tam o sırada, hemen arkasından: "Haberi aldığı gibi yola çıktı."- .
3 . zarf İmişçesine, benzer biçimde: "Bu sade dekor, ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmiştir."- O. S. Orhon.
4 . zarf ...-e yakışır biçimde: "İnsan gibi davrandı."- .

HAFİF Nedir?


1 . Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni, ağır karşıtı.
2 . Güç veya yorucu olmayan, kolay: "Hafif bir iş."- .
3 . Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa: "Hafif bir kadın."- .
4 . Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek): "Onlar da akşam yemeğini pek hafif yerlerdi."- S. F. Abasıyanık.
5 . Kalınlığı veya yoğunluğu az olan: "Dışarıda yanan lambanın aydınlığıyla burası hafif bir karanlık içindeydi."- M. Ş. Esendal.
6 . Etkisi az olan, sert karşıtı: "Hafif bir içki."- .
7 . Önemli olmayan: "Hafif bir ceza."- .
8 . Çabuk uyanılan (uyku): "Uykusu çok hafiftir."- .
9 . Çok dik olmayan (sırt, yokuş): "Hafif bir meyilden indik."- H. R. Gürpınar.
10 . Gücü az olan, belli belirsiz: "Kaskatı kesilmiş vücudu, suyun hafif akıntısına uyarak yavaş yavaş uzaklaştı."- R. N. Güntekin. 1
1 . Sıkıntısız, ferah, rahat: "Kendimi bugün çok hafif hissediyorum."- .

HAFİFÇE Nedir?

Hafif olarak, hafif bir biçimde, belli belirsiz: "Birbirimize soğuk bir eda ile hafifçe baş eğdik."- R. H. Karay.

HARE Nedir?


1 . Bazı nesne, canlı, göz vb.nde dalgalanır gibi görünen parlak çizgiler, meneviş, dalgır: "Uskumrunun hareleri daha sık, gözleri küçük oysa kolyozun hem hareleri daha taraklı hem gözleri daha patlak."- O. Rifat.
2 . Üzerinde dalgalı çizgiler bulunan kumaş.
3 . Çok sert taş, mermer.

HAREKE Nedir?

Arap alfabesiyle yazılmış metinlerde üstüne ve altına konduğu ünsüzlerin birer ünlü ile okunmasını sağlayan işaret.

HEKİM Nedir?

İnsanlardaki hastalıkları teşhis ve onları ilaçlarla veya bazı araçlarla tedavi eden kimse, doktor, tabip: "Hekim, ebenin kendi odasına geleceğini sandıysa doğru çıkmadı."- M. Ş. Esendal.

KADAR Nedir?


1 . Ölçüsünde, derecesinde: "Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar da genç işidir."- S. F. Abasıyanık.
2 . Büyüklüğünde, genişliğinde: "Bacak kadar çocuk."- . "Avuç içi kadar yer."- .
3 . Dek: "Saat ona kadar sokaklarda gezdi."- P. Safa.
4 . Gibi: "İstanbul'un balıkları kadar balıkçıları da hoştur."- S. F. Abasıyanık.
5 . Denli: "Bu merdivenleri, yapıldığı günden beri bu kadar telaşla çıkmamışımdır."- Y. Z. Ortaç.
6 . Süre belirten bir söz: "Bu minval üzere yedi ay kadar geçti, geçmedi."- R. H. Karay.
7 . zarf Miktarda, derecede: "İçinde biriken hayat bazen taşacak kadar çok oluyor."- H. E. Adıvar.
8 . Gösterme sıfatlarından biriyle bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz: "Kantara'nın önünde yüz kadar düşman çadırı kurulmuştu."- F. R. Atay.

KAHVE Nedir?


1 . Kök boyasıgillerden, sıcak iklimlerde yetişen bir ağaç (Coffea arabica).
2 . bitki bilimi Bu ağacın meyvesinin çekirdeği.
3 . Bu çekirdeklerin kavrulup çekilmesiyle elde edilen toz.
4 . Bu tozla hazırlanan içecek: "Bir fincan kahve daha içer, bir tutam enfiye daha çekerdi."- A. Ş. Hisar.
5 . Kahve, çay, ıhlamur, bira, nargile içilen, hafif yiyecekler bulunduran, tavla, domino, bilardo, kâğıt vb. oynanan yer, kahvehane, kıraathane: "Halktan biri olarak oturup dinlenebileceğiniz ucuz bir kahve kalmamıştır artık."- N. Cumalı.

KONU Nedir?


1 . Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje: "Öğretmenimizin verdiği konuları manzum yazardım."- Y. Z. Ortaç.
2 . Üzerinde konuşulan şey, bahis: "Daha fazla tafsilata girmeyi bugün zararlı gördüğüm için bu konuda susacağım."- B. Felek.

NARİN Nedir?


1 . İnce yapılı, yepelek, nazenin: "Bir tezgâhta tülbent dokuyan narin bir kıza âşık oldum."- S. F. Abasıyanık.
2 . İnce, nazik: "Söğüdün yaprağı narindir narin."- Halk türküsü.

PİŞTİ Nedir?

Bir çeşit iskambil oyunu, pastra.

SALI Nedir?

Haftanın üçüncü günü, pazartesi ile çarşamba arası olan gün.

SALKIM Nedir?


1 . Üzüm gibi, birçoğu bir sap üzerinde bir arada bulunan meyve: "Bunu görünce Behzat da iki salkım muzu oradakilere dağıtmış."- M. Ş. Esendal.
2 . bitki bilimi Ana saptan çıkan yan çiçekleri, sapları hep aynı uzunlukta olan çiçek durumu.
3 . bitki bilimi Baklagillerden, salkım durumunda mor çiçekler açan ve çoğu asma gibi çardağa sarılan ağaç türü ve çiçeği (Wistaria sinensis).
4 . eskimiş, askerlik Topla atılan demir parçaları.

SALMA Nedir?


1 . Salmak işi.
2 . Pirinçle pişirilen bir tür yemek: "Midye salması."- .
3 . halk ağzında Genellikle köylerde işlerin görülmesi için ihtiyar heyetinin kararıyla her evden toplanması gereken para.
4 . Bazı köylü giysilerinde kolun yeninden sarkan kumaş parçası.
5 . Kuşların üretilmesine ayrılan oda.
6 . sıfat Başıboş gezen (hayvan): "Salma sığır."- .
7 . sıfat Sürekli akan (su).
8 . tarih Osmanlı Devleti'nde kol gezen kolluk eri.

SÖĞÜT Nedir?

Söğütgillerden, sulak yerlerde yetişen, yaprakları almaşık ve alt yüzleri havla örtülü büyük bir ağaç (Salix).

UYUMLU Nedir?

Uyumu olan, ahenkli, mevzun: "Kadından anladığı, uyumlu arkadaşlık, çıtkırıldım olmamak, güzel, alımlı olmaktı."- N. Cumalı.

YAZI Nedir?


1 . Düşüncenin belli işaretlerle tespit edilmesi, yazma işi: "Türklerde yazının kullanılması eskidir."- .
2 . Alfabe: "Türk yazısı. Arap yazısı. Nota yazısı"- .
3 . Harfleri yazma biçimi: "İnci gibi bir yazı. Okunaklı yazı."- .
4 . Herhangi bir konuda yazılmış bilim, düşünce ve sanat ürünü: "İstiklal Harbi'nde millî duyguları aksettiren ümit ile dolu yazılarını hâlâ unutmadık."- O. S. Orhon.
5 . Anlam, sanat veya biçim bakımından yazılan şey, makale: "İlk yazı denemelerim için gazete bulmaya çalışıyorum."- F. R. Atay.
6 . Metal paraların üzerinde değeri yazılan yüzü.
7 . din b. (***) Yazgı.

A A I K L M N S Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

8 Harfli Kelimeler

Islanmak, Salınmak, Samanlık, Sanılmak,

7 Harfli Kelimeler

Alınmak, Anılmak, Anmalık, Asılmak, Aslanım, Asmalık, Islamak, Islanma, Kalınma, Kasılma, Kasınma, Kınlama, Kısalma, Klasman, Makaslı, Mıskala, Sakınma, Salınma, Salkıma, Samanlı, Sanılma, Sınamak,

6 Harfli Kelimeler

Alınma, Amalık, Analık, Anasıl, Anılma, Anısal, Asılma, Asmalı, Iklama, Islama, Kamalı, Kasalı, Kınama, Manalı, Maslak, Mıskal, Sakalı, Salkım, Salmak, Sanmak, Sınama, Sınmak,

5 Harfli Kelimeler

Aklan, Akman, Aksam, Aksan, Alkan, Alkım, Almak, Alman, Analı, Anlak, Anlam, Anlık, Anmak, Asklı, Aslan, Aslık, Asmak, Islak, Kalan, Kalas, Kalım, Kalın, Kalma, Kaman, Kanal, Kanlı, Kanma, Kasım, Kaslı, Kasma, Kasnı, Kılma, Kısma, Makas, Malak, Manas, Masal, Nakıs, Namlı, Nasıl,

4 Harfli Kelimeler

Akıl, Akım, Akın, Aklı, Akma, Alan, Alık, Alım, Alın, Alma, Amal, Aman, Anal, Anam, Anık, Anka, Anma, Asal, Asık, Asıl, Asım, Askı, Asla, Asma, Iska, Kala, Kama, Kana, Kanı, Kasa, Kına, Kısa, Klan, Klas, Laka, Lama, Mala, Mana, Masa, Mask,

3 Harfli Kelimeler

Aka, Akı, Aks, Ala, Ama, Ana, Anı, Asa, Ası, Ask, Kal, Kam, Kan, Kas, Kıl, Kın, Lak, Lam, Lan, Mal, Mas, Nal, Nam, Nas, Sak, Sal, Sam, San, Sık,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Al, Am, An, As, La,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.