SAĞIRLAŞMAK (TDK)


1 . İşitemez duruma gelmek, sağır olmak.
2 . Tencere güç ısınarak geç pişirmek.
3 . Soba geç ısıtmak.
4 . mecaz Boğuklaşmak, donuklaşmak: "Gecenin sessizliğini bozan bu gürültülü konuşmaların uğultusu yukarı katlara genişleyerek, sağırlaşarak çıkmaya başladı."- M. Ş. Esendal.

Sağırlaşmak kelimesi baş harfi S son harfi K olan bir kelime. Başında S sonunda K olan kelimenin birinci harfi S , ikinci harfi A , üçüncü harfi Ğ , dördüncü harfi I , beşinci harfi R , altıncı harfi L , yedinci harfi A , sekizinci harfi Ş , dokuzuncu harfi M , onuncu harfi A , onbirinci harfi K . Başı S sonu K olan 11 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

BOĞU Nedir?

Nişanlı kız tarafından damada gönderilen armağan bohçası.

BOĞUK Nedir?

Kısılmış (ses): "Zeyno'nun birdenbire boğazından boğuk bir ses çıktı."- H. E. Adıvar.

BOĞUKLAŞMAK Nedir?

Ses boğuk duruma gelmek, kısıklaşmak: "Kapının önündeki sesler, sövüşmeler boğuklaştı."- M. Ş. Esendal.

BOZA Nedir?

Arpa, darı, mısır, buğday vb. tahılların hamurunun ekşitilmesiyle yapılan koyuca, tatlı veya mayhoş içecek.

ÇIKMA Nedir?


1 . Çıkmak işi.
2 . Bir yapının üst katlarından dışarıya doğru uzanmış bölüm, balkon.
3 . Hamamdan çıkarken kullanılan havlu ve kurulanma takımı, çıkacak.
4 . Bir yazı sayfasının kenarına metinle ilgili olarak yazılan ek, derkenar.
5 . Desteklemek amacıyla verilen para.
6 . sıfat Çıkmış: "Saraydan çıkma İstanbul eşyalarını görünce bunların hakikatine inanmak lazım geldiğini anlamış."- A. Ş. Hisar.
7 . sıfat Eski, kullanılmış: "Çıkma jant."- .

DONUKLAŞMAK Nedir?

Donuk duruma gelmek: "Sonra birdenbire donuklaşarak müdüre sordu."- T. Buğra.

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

ESEN Nedir?

Ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı, sıhhatli, salim.

GELME Nedir?


1 . Gelmek işi.
2 . sıfat Gelmiş olan: "Avrupa'dan gelme bir televizyon."- .
3 . sıfat Yetişme: "İyi aileden gelme çocuk."- .
4 . fizik Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi.

GELMEK Nedir?


1 . Bir yere gitmek, ulaşmak, varmak: "Gurbetten gelmişim yorgunum, hancı."- B. S. Erdoğan.
2 . Geriye dönmek: "... adamı Ödemiş'ten aldım geldim, her masrafını çektim."- N. Cumalı.
3 . Oturmaya, ziyarete gitmek: "Dün akşam amcamlar bize geldi."- .
4 . İsabet etmek: "Kurşun ayağına geldi."- .
5 . Varmak, ulaşmak: "Derslerin artık sonuna geldik. Telgraf geldi."- .
6 . Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek: "Eski çağlardan birçok anıt çağımıza kadar gelmiştir."- .
7 . Ortaya çıkmak, doğmak.
8 . Belli bir süre dolmak: "Vakit kuşluğu aşmış, öğleye geliyordu."- N. Cumalı.
9 . Belli bir zamana ulaşmak.
10 . Kadar olmak: "Boyu ancak omzuna geliyor."- . 1
1 . Çıkmak, yönelmek: "Merak etme, ondan kimseye kötülük gelmez."- . 1
2 . İzlemek, takip etmek: "Çocuklar arkadan geliyordu."- . 1
3 . Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak: "Kahve Brezilya'dan geliyor."- . 1
4 . Katılmak, eklenmek: "Türkçede ekler kelimelerin sonuna gelir."- . 1
5 . Türemek. 1
6 . Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek: "Şimdi sözü burada kesip asıl konumuza gelelim."- . 1
7 . Sonuç çıkmak: "Bu davranışlardan ne gelir bilinmez."- . 1
8 . Dayanmak, tahammül etmek: "Birazcık üşütmeye gelmiyor, hemen hastalanıyor."- . 1
9 . Kendine yapılan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak: "Kadri o adamlardandır ki iyi davranmaya, yüz vermeye gelmez."- M. Ş. Esendal. "Bizim baştan savma işe gelmediğimizi bilirsin."- R. H. Karay.
20 . (-e) Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek: "Dediğime geldiniz mi?"- . 2
1 . Etkisini herhangi bir biçimde göstermek: "Buranın havası iyi geldi. Burası bana çok sıcak geldi."- . 2
2 . Kazanılmak, sağlanılmak: "Çiftlikten onlara ayda beş yüz milyon lira gelir."- . 2
3 . Uymak: "Bu ayakkabı sana küçük gelir."- . 2
4 . Olmak, -e uğramak: "Felç gelmek. Başımıza bir bela geldi."- . 2
5 . Akmak: "Burnundan kan geldi. Musluktan su gelmiyor."- . 2
6 . Düşmek, rast gelmek: "Buraya ışık gelmiyor."- . 2
7 . Görünmek, sanılmak: "Baygın da olsa yabancı bir kadını böyle kucağında tutmak ona pek ayıp bir şey gibi geldi."- H. Taner. 2
8 . (-e) Uygun düşmek: "Caddelerde oturmaya gelmez."- Ö. Seyfettin. 2
9 . (-e) Başlamak, ortaya çıkmak.
30 . Mal olmak: "Bu bardakların tanesi yüz liraya geldi."- . 3
1 . Biriyle birlikte gitmek: "Ben İstanbul'a gidiyorum, benimle gelir misiniz?"- . 3
2 . Başlamak, ulaşmak: "Saati gelince söylerim. Öyle bir zaman gelecek ki..."- . 3
3 . İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil: "Uykusu gelmek."- . 3
4 . (yardımcı fiil) Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur: "Alışageldiğimiz bir anlamı vardı."- . 3
5 . -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar: "Görmezlikten gelmek. İşitmezlikten gelmek."- . 3
6 . Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar: "Yola gelmek. Meydana gelmek. Hatıra gelmek. Akla gelmek."- . 3
7 . ...-dikçe, ...-esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil: "Baktıkça bakası gelmek. Yedikçe yiyesi gelmek."- . 3
8 . Herhangi bir sırada bulunmak: "Başta gelmek. Önde gelmek. Birinci gelmek."- .

GENİŞ Nedir?


1 . Eni çok olan, enli, vâsi: "Geniş, bomboş bir taşlığın serin, rutubetli küf kokusu duyuldu."- P. Safa.
2 . Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı: "Bu ağaç, bir geniş bostan duvarının dış tarafında idi."- O. C. Kaygılı.
3 . Bol (elbise).
4 . Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro: "Geniş anlamlı."- .
5 . mecaz Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat: "Besbelli geniş, olabildiğince umursamaz görünmek istiyordu."- A. İlhan.
6 . mecaz Çok: "Geniş iş alanları sağlandı."- .

GÜRÜLTÜLÜ Nedir?


1 . Gürültüsü olan: "Dışarıdaki sofadan kalınlı inceli, gürültülü sesler işitildi."- P. Safa.
2 . Karışık olaylarla dolu: "Gürültülü bir yaşayış."- .

ISIN Nedir?

Bir kilogram suyun sıcaklığını bir derece yükseltmek için gereken ısı miktarı, °kalori.

ISITMA Nedir?


1 - Isıtmak eylemi ya da işlemi.
2 - Sıtma.

KONU Nedir?


1 . Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje: "Öğretmenimizin verdiği konuları manzum yazardım."- Y. Z. Ortaç.
2 . Üzerinde konuşulan şey, bahis: "Daha fazla tafsilata girmeyi bugün zararlı gördüğüm için bu konuda susacağım."- B. Felek.

KONUŞ Nedir?


1 . Konma işi.
2 . askerlik Bütün imkânlar göz önünde tutularak kara, hava ve deniz birliklerinin yerleştirilmesi biçimi.
3 . coğrafya Konum.

KONUŞMA Nedir?


1 . Konuşmak işi: "Gecenin sessizliğini bozan bu gürültülü konuşmaların uğultusu yukarı katlara genişleyerek, sağırlaşarak çıkmaya başladı."- M. Ş. Esendal.
2 . Görüşme, danışma, müzakere.
3 . Dinleyicilere bilim, sanat, edebiyat vb. konularda bilgi vermek için yapılan söyleşi, konferans: "Bu konuşmaya nihayet verirken okumak terbiyesinden bahsetmek lazımdır."- Y. K. Beyatlı.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

PİŞİ Nedir?

Mayalı hamurdan yapılan, yağda kızartılarak pişirilen bir tür yiyecek.

PİŞİRME Nedir?

Pişirmek işi.

PİŞİRMEK Nedir?


1 . Bir besin maddesini gerektiği kadar ısıda tutarak yenebilecek bir duruma getirmek: "Kahvesini de pekâlâ kendi pişirebilecekken eşinin önüne getirmesini bekler."- H. Taner.
2 . (nsz) Isı etkisiyle belirli bir kullanıma elverişli duruma getirmek: "Tuğla pişirmek. Çömlek pişirmek."- .
3 . mecaz Çalışarak öğrenmek.
4 . mecaz Olgunlaştırmak: "Feleğin nice cevir ve mihneti, nice aldanışlar, nice hayal ve ümit kırılışları beni pişirmeye kâfi gelmedi."- Y. K. Karaosmanoğlu.
5 . mecaz Bunaltacak kadar ısıtmak, yakmak: "Bu ceket beni pişirdi."- .

SAĞI Nedir?

Kuş tersi, kuş gübresi.

SAĞIR Nedir?


1 . İşitme duyusundan yoksun, işitmeyen (kimse).
2 . Ses geçirmeyen.
3 . Isıyı az veren, geç ısınan: "Sağır soba."- .
4 . Vurulduğu zaman ses vermeyen: "Sağır davul."- .
5 . İçi görülmeyen, donuk (cam).

SESSİZ Nedir?


1 . Sesi olmayan, ses çıkarmayan.
2 . Ses, gürültü çıkarmadan yapılan: "Sessiz çalışma."- .
3 . Az konuşan, suskun.
4 . Yumuşak huylu, kendi hâlinde ve sakin (kimse): "Kız kardeşi Deniz Yolları levazımında çalışan sessiz bir adamla evlidir."- M. Ş. Esendal.
5 . zarf Ses ve gürültü çıkarmadan.
6 . isim, dil bilgisi Ünsüz.

SOBA Nedir?

Bir yeri ısıtmak için içinde kömür, odun veya gaz yakılarak kullanılan bir araç: "Gözünü soba ateşine dikip ne düşünüyorsun."- H. E. Adıvar.

TENCERE Nedir?

İçinde yemek pişirilen, kapaklı, genellikle metal kap: "Ocağın külleri üstünde duran tenceredeki fasulyeyi bitirdiler."- M. Ş. Esendal.

UĞULTU Nedir?

Gürültülü, boğuk ve anlaşılmaz ses, uğuldama sesi: "İçeride müphem, karışık bir uğultu var."- F. R. Atay.

YUKARI Nedir?


1 . Bir şeyin üst bölümü, fevk, aşağı karşıtı.
2 . mecaz Yetkili kimse: "Emir yukarıdan, çaresiz kaldık."- .
3 . sıfat Benzerleri arasında üstte bulunan: "Yukarı kat."- .
4 . sıfat, mecaz Aşama, sınıf, makam bakımından ileride olan: "O bizden yukarı sınıftandı."- .
5 . zarf Üst tarafa, üstteki kata, üste, yükseğe, yukarıya: "Yukarı, kocasının odasına çıktı."- M. Ş. Esendal.

A A A I K L M R S Ğ Ş Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

11 Harfli Kelimeler

Sağırlaşmak,

10 Harfli Kelimeler

Ağırlaşmak, Sağırlaşma, Sarılaşmak,

9 Harfli Kelimeler

Ağılaşmak, Ağırlamak, Ağırlaşma, Ağırsamak, Akşamları, Arıklaşma, Arılaşmak, Iraklaşma, Karılaşma, Karışlama, Karşılama, Sarılaşma, Sığlaşmak, Sıralamak,

8 Harfli Kelimeler

Ağılamak, Ağılaşma, Ağırlama, Ağırsama, Ağlaşmak, Arıklama, Arılamak, Arılaşma, Aşılamak, Iraksama, Iralamak, Iskalama, Kaslaşma, Kırlaşma, Makaralı, Sağalmak, Sağılmak, Sağlamak, Sarılmak, Sarmaşık, Sığlaşma, Sıklaşma, Sıralama, Sırlamak, Şarlamak, Şırlamak,

7 Harfli Kelimeler

Ağarmak, Ağılama, Ağırşak, Ağlamak, Ağlamsı, Ağlaşma, Ağrımak, Aklaşma, Aksırma, Alarmak, Alışmak, Almaşık, Arılama, Arşıala, Asılmak, Asmalık, Aşamalı, Aşılama, Aşılmak, Aşırmak, Iralama, Islamak, Kağşama, Kalamar, Karamsı, Karasal, Karılma, Karışma, Karlama, Karmaşa, Kasılma, Kaşarlı, Kaşlama, Kısalma, Kışlama, Makaslı, Malkara, Markalı, Maskara, Maşalık,

6 Harfli Kelimeler

Ağalık, Ağarık, Ağarma, Ağlama, Ağrıma, Akasma, Akışma, Aklama, Aksama, Alarma, Alaşım, Alışma, Amalık, Amasra, Araklı, Aralık, Aramak, Arkalı, Armalı, Asalak, Asılma, Asmalı, Aşılma, Aşırma, Iklama, Iramak, Irksal, Islama, Kamalı, Kamara, Karağı, Karalı, Karama, Karıma, Karslı, Kasalı, Kasara, Kaşağı, Kaşıma, Kırsal,

5 Harfli Kelimeler

Ağlak, Ağmak, Akala, Aksam, Akşam, Alaka, Alarm, Alkım, Alkış, Almak, Almaş, Araka, Arama, Asklı, Aslık, Asmak, Aşağı, Aşama, Aşlık, Aşmak, Irama, Irmak, Islak, Kalas, Kalım, Kalış, Kalma, Kamış, Karış, Karlı, Karma, Karşı, Kasım, Kasır, Kaslı, Kasma, Kaşar, Kaşlı, Kılma, Kırma,

4 Harfli Kelimeler

Ağıl, Ağım, Ağır, Ağış, Ağlı, Ağma, Ağrı, Ağsı, Akar, Akıl, Akım, Akış, Aklı, Akma, Alık, Alım, Alış, Alma, Amal, Arak, Arık, Arış, Arka, Arlı, Arma, Arsa, Asal, Asar, Asık, Asıl, Asım, Asır, Askı, Asla, Asma, Aşar, Aşık, Aşım, Aşma, Irak,

3 Harfli Kelimeler

Ağa, Ağı, Aka, Akı, Aks, Ala, Ama, Ara, Arı, Ark, Arş, Asa, Ası, Ask, Aşı, Aşk, Ira, Irk, Kal, Kam, Kar, Kas, Kaş, Kığ, Kıl, Kır, Kış, Lak, Lam, Lığ, Mal, Mas, Maş, Ram, Sağ, Sak, Sal, Sam, Sığ, Sık,

2 Harfli Kelimeler

Ağ, Ak, Al, Am, Ar, As, Aş, La, Ra,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.