SIVAMA (TDK)


1 . Sıvamak işi.
2 . sıfat Sıvanır gibi üstüne kaplanmış, örtülmüş veya çok sık takılmış: "Sıvama pırlanta bir taç."- .
3 . zarf Zemini hemen hiç görülmeyecek kadar kaplanmış, örtülmüş veya takılmış olarak.
4 . zarf Ağzına kadar, silme: "Bardağı sıvama doldurdu."- .

Sıvama kelimesi baş harfi S son harfi A olan bir kelime. Başında S sonunda A olan kelimenin birinci harfi S , ikinci harfi I , üçüncü harfi V , dördüncü harfi A , beşinci harfi M , altıncı harfi A . Başı S sonu A olan 6 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

GİBİ Nedir?


1 . ...-e benzer: "İn cin, uyanmadan denizin üstü boş gibidir."- H. Taner.
2 . zarf O anda, tam o sırada, hemen arkasından: "Haberi aldığı gibi yola çıktı."- .
3 . zarf İmişçesine, benzer biçimde: "Bu sade dekor, ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmiştir."- O. S. Orhon.
4 . zarf ...-e yakışır biçimde: "İnsan gibi davrandı."- .

GÖRÜ Nedir?


1 . Görme yetisi.
2 . Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret: "Buranın görüsü geniş."- .
3 . felsefe Dolaysız kavrama, birden kavrama.

GÖRÜLME Nedir?

Görülmek işi.

HEMEN Nedir?


1 . Çabucak.
2 . Aşağı yukarı: "Hayır, yalnız ben değilim onu beğenmeyen, sevmeyen, hemen kimse beğenmiyor o şairi, sevmiyor."- N. Ataç.
3 . Yalnız, sadece.

KADAR Nedir?


1 . Ölçüsünde, derecesinde: "Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar da genç işidir."- S. F. Abasıyanık.
2 . Büyüklüğünde, genişliğinde: "Bacak kadar çocuk."- . "Avuç içi kadar yer."- .
3 . Dek: "Saat ona kadar sokaklarda gezdi."- P. Safa.
4 . Gibi: "İstanbul'un balıkları kadar balıkçıları da hoştur."- S. F. Abasıyanık.
5 . Denli: "Bu merdivenleri, yapıldığı günden beri bu kadar telaşla çıkmamışımdır."- Y. Z. Ortaç.
6 . Süre belirten bir söz: "Bu minval üzere yedi ay kadar geçti, geçmedi."- R. H. Karay.
7 . zarf Miktarda, derecede: "İçinde biriken hayat bazen taşacak kadar çok oluyor."- H. E. Adıvar.
8 . Gösterme sıfatlarından biriyle bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz: "Kantara'nın önünde yüz kadar düşman çadırı kurulmuştu."- F. R. Atay.

KAPLAN Nedir?

Kedigillerden, enine siyah çizgili, koyu sarı postu olan, Asya'da yaşayan çevik ve yırtıcı hayvan (Felis tigris).

ÖRTÜ Nedir?


1 . Örtmek için kullanılan şey, vualet: "Hekim, hastanın üstündeki örtüyü açtı."- M. Ş. Esendal.
2 . Yapılarda çatı, dam.

PIRLANTA Nedir?


1 . Birçok façetası olacak biçimde yontulmuş foyasız parlak elmas: "Onlara hakiki pırlanta diye geçirilmek istenen yalancı elmaslara bir kuyumcunun baktığı gibi bakmıştı."- H. E. Adıvar.
2 . sıfat Üzerinde bu elmas bulunan (yüzük vb.): "Sonra kalan pırlanta salkım küpe, annesinin yadigârı da elinden çıktı."- P. Safa.

SIFAT Nedir?


1 - Bir kimsenin görev, ödev, toplumsal ya da hukuksal bakımdan yeri ve özelliği.
2 - Yüz, kılık ve dış görünüş.
3 - Bir adı, nitelik, nicelik, yer, sıra vb. bakımından niteleyen, belirten sözcük, önad.

SIVA Nedir?


1 . Herhangi bir yapıdaki yüzeyleri düzgünleştirmek için kullanılan, yarı akışkan, kum, kireç, çimento karışımı veya toprak harç.
2 . Bir yapının duvarlarına sürülen ince harç tabakası.

SIVAMA Nedir?


1 . Sıvamak işi.
2 . sıfat Sıvanır gibi üstüne kaplanmış, örtülmüş veya çok sık takılmış: "Sıvama pırlanta bir taç."- .
3 . zarf Zemini hemen hiç görülmeyecek kadar kaplanmış, örtülmüş veya takılmış olarak.
4 . zarf Ağzına kadar, silme: "Bardağı sıvama doldurdu."- .

SIVAMAK Nedir?


1 . Sıva ile kaplamak, sıva vurmak: "Duvarı sıvamak."- .
2 . (-i, -e) Harcı bir yere vurmak: "Çimentoyu duvara sıvamak."- .
3 . mecaz Bulaştırmak: "Yüzünün bütün derisini kulaklarının arkasına kadar bir krem tabakasıyla sıvadı."- P. Safa.
4 . mecaz Okşamak, sıvazlamak: "Zehra Hanım Tevfik'in ebesiydi ve onu çok severdi. Arkasını sıvardı, teselli verdi."- H. E. Adıvar.
5 . argo Küfretmek. sıvamak (II) (-i) Kolu, paçayı yukarı çekip toplamak veya kıvırmak: "Sait elini kolunu sıvayıp ıstakozu çıtır çıtır kırmıştır."- S. Birsel.

SİLME Nedir?


1 . Silmek işi.
2 . zarf Ağzına kadar dolu, sıvama, lebalep: "O çağlarda saraylar, konaklar, yalılar silme cariyedir."- S. Birsel.
3 . zarf Baştan aşağı, tam olarak, tamamen.
4 . mimarlık Duvar, tavan vb. yerlerde yapılan kabartma kenar.

TAKI Nedir?


1 . Çoğunlukla evlenen veya nişanlanan birine armağan olarak verilen küpe, bilezik, yüzük, zincir gibi şeylerin tümü.
2 . Kadınların ziynet eşyası: "Abuk sabukluktan bir çizgi yaratan giysileri, ilginç takılarıyla çağdaş bir efsaneydi."- M. Mungan.
3 . dil bilgisi Adın başka bir kelime ile ilgi kurmak üzere aldığı durum eki: "Türkçede -i, -e, -de, -den, -in ekleri birer takıdır."- .
4 . dil bilgisi Cümleler ile kelimeler arasında ilişki kurmaya yarayan kelimeler: "Türkçede ile, göre birer takıdır."- .

ÜSTÜNE Nedir?


1 . İlişkin, üzerine, dair: "Arkadaşım aşk ve evlilik üstüne konuşulacak şeyler bulmuştu."- S. F. Abasıyanık.
2 . Hesabına: "Kahveci içilen kahveleri Esat Ağanın üstüne yazıyor."- M. Ş. Esendal.
3 . ...-e göre, uygun olarak: "Paris'e yazıldı. Oradan ölçü üstüne gönderdiler, insan Paris'e kendi gidip diktirmeli."- M. Ş. Esendal.
4 . ...-den sonra: "Ben rakının üstüne şarap içmem diyecek oldu."- H. Taner.
5 . Kendinden önce gelen sözün ikileme biçiminde anlamını pekiştirmek ve sıklığını ifade etmek için kullanılan bir söz: "Memleketten mektup mektup üstüne para istemiyorlardı o sıralarda..."- S. F. Abasıyanık.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

ZARF Nedir?


1 . Kap, kılıf, sarma.
2 . İçine mektup veya başka kâğıtlar konulan kâğıttan kese: "Bir sabah kahvaltımı yaparken bana gösterişli bir zarf getirdiler."- A. Haşim.
3 . İçine fincan veya bardak oturtulan metal kap: "Kenarları ezik bir çift altın kahve fincanı zarfını elinde evirir çevirirdi."- R. Enis.
4 . dil bilgisi Bir fiilin, bir sıfatın veya bir zarfın anlamını zaman, yer, ölçü, nitelik, soru kavramları bakımından etkileyen kelime, belirteç: Az yaşamıştı. Geç kalınca utandı gibi.

ZEMİN Nedir?


1 . Taban, döşeme, yer: "Kırmızı bir zemin üstünde bir sürü insan, havada uçan beyaz bir kuşa bakıyorlardı."- M. Ş. Esendal.
2 . Kumaş, süslü kâğıt, halı, yer muşambası, tablo vb. desenli nesnelerde, biçimlerin üzerinde yer aldığı renk: "Zemini mavi bir halı. Zemini beyaz bir basma."- .
3 . mecaz Temel, dayanak: "Asıl sohbet zemini nadide yemek tarifi, köşk ve bahçe tanzimidir."- R. H. Karay.
4 . mecaz Ortam: "Tartışmayı bu zeminde ele alalım."- .
5 . eskimiş Yeryüzü, dünya.

A A I M S V Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

6 Harfli Kelimeler

Sıvama,

5 Harfli Kelimeler

Savma,

4 Harfli Kelimeler

Asım, Asma, Avam, Masa, Sava, Sıma, Sıva,

3 Harfli Kelimeler

Ama, Asa, Ası, Mas, Sam, Sav,

2 Harfli Kelimeler

Am, As, Av,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.