SIKBOĞAZ (TDK)

Bir şey yaptırmak için "birini zorlamak, baskı yapmak" anlamlarına gelen sıkboğaz etmek deyiminde geçer: "Sen bizi sıkboğaz ediyorsun diyorum yani bu işi yarına bıraksak ha..."- M. İzgü.

Sıkboğaz kelimesi baş harfi S son harfi Z olan bir kelime. Başında S sonunda Z olan kelimenin birinci harfi S , ikinci harfi I , üçüncü harfi K , dördüncü harfi B , beşinci harfi O , altıncı harfi Ğ , yedinci harfi A , sekizinci harfi Z . Başı S sonu Z olan 8 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ANLAM Nedir?


1 . Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, fehva, valör.
2 . mantık Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey.

BASKI Nedir?


1 . Bir eserin basılış biçimi veya durumu, print: "Baskı yanlışlıkları yüzünden kapatılan gazeteler vardı."- A. Ş. Hisar.
2 . Bası sayısı: "Bu gazetenin baskısı yüz bindir."- .
3 . Bir eserin tekrarlanarak yapılan baskı işlemlerinden her biri, edisyon: "Sözlüğün yeni baskısı."- .
4 . Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı: "Etek baskısı."- .
5 . Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm: "Politik baskıların yanı sıra daha başka yasaklara da bağlıydık."- N. Cumalı.
6 . Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres.
7 . spor Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres.
8 . ruh bilimi Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu.

DEYİ Nedir?


1 . Dil, söz, işaret, mimik vb. anlatım araçlarının bütünü, logos.
2 . felsefe Hristiyan felsefesinde Tanrı kelamını insanlara ulaştıran oğul, logos.

DEYİM Nedir?

Genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, ilgi çekici bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbeği, tabir: "Bence ziyan olmuş, eski deyimiyle heder olmuş bir değerdir."- H. Taner.

ETMEK Nedir?


1 . Bir işi yapmak: "Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu."- H. Taner.
2 . "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak: "İyi ettiniz de geldiniz."- .
3 . (-i) Bulmak, erişmek: "Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi."- R. H. Karay.
4 . (-i, -den) Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
5 . Eşit değer kazanmak: "İki iki daha dört eder."- .
6 . Herhangi bir değerde olmak: "Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu."- Ö. Seyfettin.
7 . Kötülükte bulunmak: "Ah, iki bardak süt sen bana neler ettin?"- S. F. Abasıyanık.
8 . (-e) Küçük veya büyük abdestini yapmak: "Çocuk altına etti."- .

GEÇE Nedir?

(Herhangi bir saat başını) Geçerek, geçerken.

GEÇER Nedir?


1 . Yürürlükte bulunan, geçerliği olan, kullanılan: "Geçer para."- .
2 . Beğenilen, makbul, mergup.
3 . Geçme özelliği olan.
4 . isim Geçer not: "Türkçe dersinden geçer almışım."- .

GELEN Nedir?


1 . Gelme işini yapan (kimse veya nesne).
2 . fizik Bir ışık kaynağından çıkıp bir aynanın yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine düşen (ışın).

SIKBOĞAZ Nedir?

Bir şey yaptırmak için "birini zorlamak, baskı yapmak" anlamlarına gelen sıkboğaz etmek deyiminde geçer: "Sen bizi sıkboğaz ediyorsun diyorum yani bu işi yarına bıraksak ha..."- M. İzgü.

YANİ Nedir?


1 . "Demek, şu demek ki" anlamlarında bir söz: "Rıza Efendi de belki bu yüzden yani perde niçin açılmıyor diye sinirleniyor."- T. Buğra.
2 . zarf "Sözün kısası, doğrusu" anlamlarında bir söz: "Tesadüf ama bu kadar olur yani."- H. Taner.

YAPMA Nedir?


1 . Yapmak işi: "Ham ağaçları evcile çeviririm, aşı yapmayı bilirim, budamayı bilirim."- N. Araz.
2 . sıfat Doğadaki şeylere benzetilerek insan eliyle yapılmış, yapay, suni, sahici karşıtı: "Eliyle bahçenin dökme taştan yapma mağaralarından birini göstererek..."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . sıfat Yapmacık: "Fakat fazla içliliği erkekliğe yakıştıramadığından kendini her zaman yapma bir sertliğin arkasına gizlerdi."- H. Taner.

YAPMAK Nedir?


1 . Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek: "Her görevi ayrım gözetmeden aynı titizlikle yapmak başarının sırrıdır."- Ç. Altan.
2 . (nsz) Olmasına yol açmak: "Durgun sular sıtma yapar."- .
3 . (nsz) Yol almak.
4 . Onarmak, tamir etmek: "Bozulan saatimi saatçi yaptı."- .
5 . (nsz) Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek: "Ayrıca terbiye edeceğim, onu yaman bir polis köpeği yapacağım."- R. H. Karay.
6 . Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek: "Şu işi yapıver, diye yalvarmıştı da enişte engel olmuştu."- S. M. Alus.
7 . (nsz) Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek: "Elimi ağzına götürerek sus işareti yaptım."- R. H. Karay.
8 . Düzenli bir duruma getirmek: "Yatak yapmak. Yolu yaptılar."- .
9 . (nsz) Üretmek: "Ayakkabı yapmak."- .
10 . (nsz) Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak: "Koşu yapmak. Sarsıntı yapmak."- . 1
1 . Zarara yol açmak. 1
2 . Etkili olmak. 1
3 . (nsz) Salgılamak, çıkarmak: "Tükürük bezleri tükürük yapar."- . 1
4 . (-e) Dışkı çıkarmak: "Çocuk, altına yapmış."- . 1
5 . Gerçekleştirmek: "İlk ve ortaöğrenimini Anadolu'da yapmıştır."- Y. Z. Ortaç. 1
6 . Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek: "Ben adamı ne yaparım biliyor musun?"- . 1
7 . (-i, -e) Evlendirmek: "Bu kızı sana yapacağız."- . 1
8 . (yardımcı fiil) Bir durum yaratmak: "Fırının harlı ateşi yanaklarını pembe pembe yapmıştı."- N. Araz. 1
9 . (yardımcı fiil) Edinmek, sahip olmak: "Servet yapmak. Altın yapmak."- .
20 . (yardımcı fiil) Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek: "Onu da Üsküdar'daki ambar memuru yapmak suretiyle daireden uzaklaştırdı."- H. Taner. 2
1 . (nsz) Davranmak, hareket etmek: "İyi yapmıyorsunuz, çocuğu çok azarlıyorsunuz. Uyumuş gibi yapmak."- . 2
2 . (nsz) Olmak: "Bu kış çok soğuk yaptı."- .

YAPMAK Nedir?


1 - Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek.
2 - Olmasına yol açmak.
3 - Bir işle uğraşmak, °meşgul olmak.
4 - Onarmak, °tamir etmek.
5 - (Birincisi -i'li, ikincisi eksiz olarak aynı nesne, iki kez yinelendiğinde)Gerçek nitetiğini vermek.
6 - Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak.
7 - Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği eyleme dönüştürmek, yaratmak, gerçekleştirmek.
8 - Düzenli bir duruma getirmek.
9 - Üretmek.
10 - Bir devinime başlamak ya da bir devinimle uğraşmak. 1
1 - Zarara yol açmak. 1
2 - Etkili olmak. 1
3 - Salgılamak, çıkarmak. 1
4 - Dışkı çıkarmak. 1
5 - Gerçekleştirmek. 1
6 - (Tehdityollu) Birini herhangi bir duruma düşürmek. 1
7 - Evlendirmek. 1
8 - (Ad soylu bir sözcükle birlikte) Bir durum yaratmak. 1
9 - Edinmek, iyesi olmak.
20 - Bir kimseye bir meslek kazandırmak; yetiştirmek. 2
1 - Davranmak, hareket etmek. 2
2 - Olmak. 2
3 - Sağlamak. 2
4 - Yol almak.

YAPTIRMAK Nedir?

Yapmasını sağlamak, yapmasına imkân vermek: "Uzatmayalım, yeni yaptırdığım smokini giydim."- B. Felek.

YARI Nedir?


1 . Bir bütünü oluşturan iki eşit parçadan her biri, nısıf.
2 . Bir şeyin yarısı kadar olan, yarım olan: "Yarı yolu aldık. Yarı mesafede."- .
3 . isim Devre arası: "Birinci yarıda dört gol attık."- .
4 . zarf Gereğinden az, tam olmayarak: "Arkasından yarı şaka, yarı sitem ilave ediyor."- A. İlhan.

YARIN Nedir?


1 . Gelecek, ilerideki zaman: "İnsan daima yarını düşünmeli."- .
2 . zarf (ya'rın) Bugünden sonra gelecek ilk gün: "Yarın paydosu biraz erken çalarız, ödeşiriz."- H. Taner.
3 . zarf (ya'rın) Bugünden sonra gelecek ilk günde: "Yarın geleceğim."- .

ZORLA Nedir?


1 . Zor kullanarak, cebren, zecren, metazori: "Ona da bu hakikati zorla kabul ettirecekti."- Ö. Seyfettin.
2 . İstemeyerek, isteksiz olarak, zoraki: "Adama beş lira verdik, zorla başımızdan savdık."- B. Felek.

ZORLAMA Nedir?


1 . Zorlamak işi, zecir: "İlk gençliğimin en büyük sıkıntısı bu şiir zorlamasıdır."- F. R. Atay.
2 . tıp (***) Özellikle oynaklarda ara keseciklerinin fıtığı olarak beliren, bir organın zorlanmış olmasıyla ortaya çıkan aksaklık veya bozukluk.
3 . sıfat Zorlanarak sağlanan, cebrî: "Melodram ile vodvilin temelde eş yapıda, zorlama türler olduğunu yazar durmadan."- N. Cumalı.

ZORLAMAK Nedir?


1 . Birine bir şey yaptırmak amacıyla güç kullanmak, boyun eğdirmeye çalışmak, zor kullanmak, mecbur etmek: "Bir realite hissi ile değil, bir tarih hissi ile kendimizi zorluyorduk."- F. R. Atay.
2 . Açılması, kırılması, sökülmesi gereken şeyler için güç kullanmak: "Gece kapıyı zorlamışlar."- .
3 . (nsz) Üstelemek, ısrar etmek: "Bütün köylü zorladı da bu sefer izin alabildi."- Ö. Seyfettin.

A B I K O S Z Ğ Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

8 Harfli Kelimeler

Sıkboğaz,

6 Harfli Kelimeler

Bağsız, Boğası,

5 Harfli Kelimeler

Basık, Baskı, Boğak, Boğaz, Kabız, Sabık, Sakız, Sızak,

4 Harfli Kelimeler

Ağız, Ağsı, Asık, Askı, Azık, Bağı, Bakı, Baks, Bası, Bazı, Boğa, Boks, Boza, Iska, Kaos, Kazı, Kısa, Kosa, Koza, Sabo, Sağı, Sako, Sığa, Soba, Zoka,

3 Harfli Kelimeler

Ağı, Akı, Aks, Ası, Ask, Azı, Bağ, Bak, Bas, Baz, Boa, Bok, Boz, Kas, Kaz, Kığ, Kız, Koz, Oba, Sağ, Sak, Saz, Sığ, Sık, Zağ,

2 Harfli Kelimeler

Ab, Ağ, Ak, As, Az, Ok,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.