SÜTUN (TDK)


1 . Herhangi bir maddeden yapılan, zaman zaman üstünde çıkıntılı bir bölüm olan, genellikle bir altlığa, bazen doğrudan doğruya yere dayalı silindir biçiminde düşey destek, kolon: "Terasın mermer sütunlarından birine dayanmış, sessiz sedasız bana baktığını görüyorum."- R. N. Güntekin.
2 . Gazete, dergi, kitap vb. yazılı şeylerde, sayfanın yukarıdan aşağıya doğru ayrılmış olduğu dar bölümlerden her biri, kolon: "Böyle misaller sayıp dökmek gerekse satırlar değil, sütunlar dolar."- R. E. Ünaydın.
3 . Alt alta sıralanmış şeyler dizisi: "Rakam sütunu."- .
4 . mecaz Oldukça yükseğe çıkan ve silindire benzeyen şey: "Alev sütunu. Su sütunu."- .
5 . matematik Bir tablo veya grafikte düşey durumdaki yüzey.

Sütun kelimesi baş harfi S son harfi N olan bir kelime. Başında S sonunda N olan kelimenin birinci harfi S , ikinci harfi Ü , üçüncü harfi T , dördüncü harfi U , beşinci harfi N . Başı S sonu N olan 5 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ALTLI Nedir?

Altı olan: "Düz altlı ev iskarpinlerini çıkararak ayaklarını çekti."- R. H. Karay.

AŞAĞI Nedir?


1 . Bir şeyin alt bölümü, zir, yukarı karşıtı.
2 . Eğimli bir yerin daha alçak olan yeri.
3 . sıfat Bir yere göre daha alçak yerde bulunan: "Aşağı katı, sakin ve daha sıcak olduğu için seçtik."- A. Gündüz.
4 . sıfat Bayağı, adi.
5 . sıfat, mecaz Niteliği düşük, kötü: "Aşağı mal."- .
6 . sıfat, mecaz Daha küçük, daha az: "On sekiz yaşından aşağı olanlar giremez."- .
7 . sıfat, mecaz Değeri daha az.
8 . zarf Aşağıya, yere doğru: "Aşağı inmek."- .

BANA Nedir?

Ben zamirinin yönelme durumu ekli biçimi.

BAZEN Nedir?

Ara sıra: "Bazen bu yeknesak hayat beni çok sıkıyor."- H. E. Adıvar.

BENZEYEN Nedir?

Bir benzetmede niteliğini benzetmeden alan, nitelikçe zayıf olan.

BİÇİM Nedir?

Biçme işi: "Buğday biçim zamanı."- . biçim (II) isim
1 . Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkal: "İtalya elçiliği bugüne değin ilk biçimini korumuştur."- S. Birsel.
2 . Yakışık alan şekil, uygun şekil: "Söylediklerimden çok, söyleyiş biçimi etkili oluyor kalabalığın üstünde."- A. İlhan.
3 . Herhangi bir şeyin benzeri.
4 . Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.
5 . Tarz: "İngiliz biçimi ceketler, sıcak iklimler için yapılmış kısa pantolonlar."- F. R. Atay.
6 . bilişim Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format.
7 . bilişim Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.
8 . edebiyat Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil: "Gazel, mesnevi, rubai, sone birer şiir biçimidir."- .

BİRİ Nedir?

ya da.

BİRİ Nedir?


1 - Bir tanesi.
2 - Bilinmeyen bir kimse.
3 - Olumsuz nitelik gösteren bir tamlayanla, kendisinden küçümsemeyle söz eden kimse.

BÖLÜ Nedir?


1 - Bölme işlemini gösteren ÷ iminin okunuşu, °taksim; a ÷ b anlatımı, "a bölü b" diye okunur.
2 - Bir bayağı kesrin gösterilişinde pay ile payda arasına konulan yatay çizginin okunuşu; a / b kesri "a bölü b" diye okunur.

BÖLÜM Nedir?


1 . Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım: "Asıl yalıya bitişik bir binada belki de eski selamlık bölümünde idiler."- R. H. Karay.
2 . Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon.
3 . mecaz Çağ, devir: "O gün edebiyat tarihinde hecenin beş şairi diye bir bölüm açanların üçü orada tanıştılar."- Y. Z. Ortaç.
4 . biyoloji Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik.
5 . eğitim bilimi Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman.
6 . matematik Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı.

ÇIKINTILI Nedir?

Çıkıntısı olan.

DAYALI Nedir?


1 . Dayanmış olan.
2 . İlgili, dair, müstenit, mebni: "Kanun yayımlandığı tarihten itibaren on gün geçtikten sonra şekil bozukluğuna dayalı iptal davası açılamaz."- Anayasa.

DEĞİL Nedir?

Cümle içinde art arda kullanılan iki veya daha çok özneyi, tümleci, yüklemi, aralarından bazılarına olumsuzluk kavramı vererek birbirine bağlayan veya yüklemin olumsuz çekimini sağlayan kelime: "Bu direniş çetin değil, haşin değil, yürek burkucuydu."- T. Buğra.

DERGİ Nedir?

Siyaset, edebiyat, teknik, ekonomi vb. konuları inceleyen ve belirli aralıklarla çıkan süreli yayın, mecmua: "Yanında getirdiği dergileri çıkardı; karıştırmaya, okumaya başladı."- M. Ş. Esendal.

DESTE Nedir?


1 . Cinsleri aynı veya birbirine yakın olan şeylerin bir arada bağlanmışı, demet, bağlam: "Destenin en itibarlı kâğıtları, bilindiği gibi beyler yani aslar oluyor."- H. Taner.
2 . Kılıç, bıçak vb.nin elle tutulacak yeri, kabza.
3 . matematik Aynı cinsten onluk bir küme.
4 . spor Yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları derecelerden biri.

DESTEK Nedir?


1 . Bir şeyin yıkılmaması için konulan eğik veya düz dayak, payanda.
2 . Üzerine bir şey oturtmaya, tutturmaya, koymaya yarar araç, bindi, hamil: "Şamdan, sehpa, sacayak birer destektir."- .
3 . ekonomi Kredi işlemlerinde her an sarf edilebilecek kredi.
4 . askerlik Bir birlik için sağlanan yardım veya koruma.
5 . fizik Bir vektörü taşıyan sonsuz doğru.
6 . mecaz Maddi ve manevi yardımcı, dayanak: "Kızardı, söylenirdi ama gene de tek desteği oydu hayatta."- O. Hançerlioğlu.

DİZİ Nedir?


1 . Bir iplik veya tel üzerine dizilmiş inci, boncuk vb.nin oluşturduğu bütün, sıra: "İki dizi inci."- .
2 . Herhangi bir bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü, seri: "İşte bütün eserlerini bir araya toplayacak olan bu dizinin başına yazılacak ön söz."- A. Ş. Hisar.
3 . Yan yana, art arda veya zaman sırasına göre sıralanmış birbiriyle ilişkili nesne veya olayların oluşturduğu bütün sıra: "Bir dizi olay. Olaylar dizisi."- .
4 . dil bilgisi Aynı söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilecek olan ve güçlü bir karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün, paradigma.
5 . askerlik Saf durumundaki bir kıtada, birbiri arkasında duran erler.
6 . matematik Değerleri artarak veya eksilerek art arda gelen terimler takımı.
7 . müzik Bir oktavın içinde sıralanan sekiz sesin bütünü.
8 . sinema, TV (***) Dizi film.

DOĞRU Nedir?


1 . Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı.
2 . Gerçek, yalan olmayan: "Doğru haber."- .
3 . Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun: "Bunları sana şimdiden söylemek daha doğrudur."- A. Gündüz.
4 . isim Gerçek, hakikat: "Söyleyin doğrusunu, siz insanoğlunun ahlaklı olabileceğine inanmıyorsunuz."- N. Ataç.
5 . isim, matematik İki nokta arasındaki en kısa çizgi: "İki noktadan yalnız bir doğru geçebilir."- .
6 . zarf Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde: "Çocuk doğru okudu."- .
7 . zarf Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca.
8 . zarf Yakın, yakınlarında: "Şafağa doğru otomobil sesi duyuldu."- F. R. Atay.
9 . edat Karşı yönünce: "Yüzü sapsarı bir kadın iskeleye doğru yürüdü."- S. F. Abasıyanık.
10 . mecaz Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu.

DOĞRUDAN Nedir?


1 . Aracısız: "Doğrudan pazarlık."- .
2 . zarf Aracısız olarak, herhangi bir aracı kullanmadan: "Devreye girmeselerdi seninle doğrudan görüşmek niyetindeydim."- A. Ümit.

DOLAR Nedir?

Amerika Birleşik Devletleri, Kanada vb. devletlerin para birimi.

DÖKMEK Nedir?


1 - Sıvı ya da tane durumunda olan şeyleri bulundukları yerden, kaptan başka bir yere boşaltmak.
2 - Belli bir yere boşaltmak.
3 - Akıtmak, düşürmek.
4 - Saçmak, serpmek.
5 - Salmak, bırakmak.
6 - Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek.
7 - Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak.
8 - Maden, mum eriyiği ya da çimento, alçı gibi şeyleri kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak.
9 - Sulu hamuru kızgın yağ ya da tepsinin içine akıtarak pişirmek.
10 - Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak. 1
1 - Bir şeyi yok etmek için atmak. 1
2 - Çok sayıda öğrenciyi sınavda ya da bir üst sınıfa geçirmedebaşarısız saymak. 1
3 - Bir eylemde ya da bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak. 1
4 - Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak.

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

DÜŞEY Nedir?

Yer çekimi doğrultusunda olan, şakuli: "Çekül bir düşey doğrultuyu gösterir."- .

GAZETE Nedir?


1 . Politika, ekonomi, kültür ve daha başka konularda haber ve bilgi vermek için yorumlu veya yorumsuz, her gün veya belirli zaman aralıklarıyla çıkarılan yayın: "Kahvelerde ikinci bir oyalanma yolu, gazetelerdi."- N. Cumalı.
2 . Bu yayının yönetildiği, hazırlandığı, basıldığı yer: "Her gün gazeteye uğruyordu."- .

GENELLİKLE Nedir?

Genel olarak, büyük bir çoğunlukla, çoğu kez, çoğunlukla, çoklukla, ekseri, ekseriya, ekseriyetle, umumiyetle: "Türkler genellikle konukseverdir."- .

GEREK Nedir?


1 . İcap: "... millî güvenlik gereklerinin ihlal edilmesi ... hâlinde belirli bir toplantı ve gösteri yürüyüşünü yasaklayabilir."- Anayasa.
2 . sıfat Bir şeyin yapılabilmesi veya olabilmesi ona bağlı olan, lazım: "Mecnunlara Leyla gerek, bana seni gerek seni."- Yunus Emre.

GÖRÜ Nedir?


1 . Görme yetisi.
2 . Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret: "Buranın görüsü geniş."- .
3 . felsefe Dolaysız kavrama, birden kavrama.

GRAFİK Nedir?


1 . Çizge: "Almanağın dörtte üçü istatistik ve grafiklerle dolu idi."- M. Ş. Esendal.
2 . Biçim, desen veya çizgilerle gösterme: "Grafik sanatlar."- .

HERHANGİ Nedir?

Belli olmayan, özellikleri iyice bilinmeyen, rastgele.

KİTAP Nedir?


1 . Ciltli ve ciltsiz olarak bir araya getirilmiş, basılı veya yazılı kâğıt yaprakların bütünü: "Ona son olarak rüya için kitaptaki tabiri aramanın abes olduğunu söylediğimi hatırlıyorum."- A. Ş. Hisar.
2 . Herhangi bir konuda yazılmış eser: "Acaba bir edebiyat kitabında hazır bir tarif bulamaz mıyız?"- F. R. Atay.
3 . Kutsal kitap.

KOLON Nedir?


1 . Sütun: "Mermer kolonları, eski heykelleri önüne gelen alıp gitmişti."- N. Cumalı.
2 . Katlardaki döşemeleri birbirlerine bağlayan düşey boru.

MADDE Nedir?


1 . Duyularla algılanabilen nesne.
2 . Bir cismi oluşturan öge, öz: "Cam yapmak için silisli maddeler kullanılır."- .
3 . Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm: "Kanun tatbikatında merhamet bilmez. Suçları maddeleriyle ölçer. Hükmünü verir, çarpar."- H. R. Gürpınar.
4 . Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri: "Bir uzmanla buluşacağı zaman ansiklopediyi açar, o konuyla ilgili maddeyi okur."- S. Birsel.
5 . Para, mal vb. ile ilgili şey: "Maddeye önem vermek."- .
6 . Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım.
7 . fizik Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek.
8 . kimya Molekül.

MATEMATİK Nedir?


1 . Aritmetik, cebir, geometri gibi sayı ve ölçü temeline dayanarak niceliklerin özelliklerini inceleyen bilimlerin ortak adı, riyaziye.
2 . sıfat Sayıya dayalı, mantıklı, ince hesaba bağlı: "Eski yorumcular daha ileri gitmiş, evrenin yaratılmasında ve doğanın kurallarında bile matematik bir öz bulmuşlardır."- H. Taner.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

MERMER Nedir?


1 . Bileşiminde % 75'ten çok kalsiyum karbonat bulunan, genellikle beyaz, renkli ve damarlısı da olan, cilalanabilen, billurlaşmış kireç taşı: "Mermerler sanki binlerce yılın gurup ve şafaklarının pembesini eme eme utanan gelin yanağı gibi kızarmışlardır."- Halikarnas Balıkçısı.
2 . sıfat Bu taştan yapılmış: "Başhemşire, hastanenin mermer salonunda karşıladı doktoru."- N. Cumalı.

MİSAL Nedir?


1 - Örnek olarak alınabilen, gösterilen şey, örnek.
2 - Benzer, eş, gibi.

OLAN Nedir?


1 - olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
2 - ad tamlaması belirtileni durumunda bulunan bir addan sonra getirildiğinde o adın sıfatı değerinde bir birleşik oluşturur.

OLDU Nedir?


1 . Evet.
2 . ünlem Başüstüne.

OLDUKÇA Nedir?

Olabildiğince: "Geceyi oldukça rahat geçireceğinizi ümit ederim."- R. H. Karay.

SATI Nedir?


1 . Satma işi, satış.
2 . sıfat Adanmış.

SATIR Nedir?

Et kesmeye, kemik kırmaya yarayan ağır ve geniş yüzlü kesici araç.

SAYFA Nedir?


1 . Üzerine yazı yazılan veya basılan bir kâğıt yaprağın iki yüzünden her biri, sahife.
2 . Gazete, dergi vb. yayınlarda özel bir alan için ayrılmış bölüm: "Sanat sayfası."- .
3 . mecaz Konu.

SAYI Nedir?


1 - Sayma, ölçme, tartma gibi işlerin sonunda bulunan birimlerin kaç olduğunu anlatan söz, °rakam.
2 - Gazete ve dergi gibi süreli yayınların bir bütün oluşturan değişik tarih, numara taşıyan baskılarından her biri, °nüsha.
3 - Bir spor karşılaşmasında, karşılaşanlardan her birinin başarı derecesini saptayan nicelik.

SEDASIZ Nedir?

Ötümsüz: "Görürsünüz ki cetlerimizin ağzından çıkmamış sedalı ve sedasız harfler bizim her an ağzımızdan çıkıyor."- Y. K. Beyatlı.

SESSİZ Nedir?


1 . Sesi olmayan, ses çıkarmayan.
2 . Ses, gürültü çıkarmadan yapılan: "Sessiz çalışma."- .
3 . Az konuşan, suskun.
4 . Yumuşak huylu, kendi hâlinde ve sakin (kimse): "Kız kardeşi Deniz Yolları levazımında çalışan sessiz bir adamla evlidir."- M. Ş. Esendal.
5 . zarf Ses ve gürültü çıkarmadan.
6 . isim, dil bilgisi Ünsüz.

SİLİ Nedir?

Kilim, yünden dokunmuş yaygı. sili (II) sıfat
1 . Arı, temiz.
2 . mecaz İffetli.

SİLİNDİR Nedir?


1 . Alt ve üst tabanları birbirine eşit dairelerden oluşan bir nesnenin eksenini dikey olarak kesen, birbirine paralel iki yüzeyin sınırladığı cisim, üstüvane.
2 . teknik Metalleri inceltme, kumaşları parlatma, kâğıt üzerine baskı yapma vb. işler için sanayide kullanılan merdane.
3 . teknik Motorlu taşıtların motorunda pistona güçlü bir itiş sağlamak için gaz karışımının yandığı veya patladığı yer.
4 . Yol yapımında toprağı sıkıştırarak düzleştirmek için kullanılan genellikle motorlu araç.

SÜTUN Nedir?


1 . Herhangi bir maddeden yapılan, zaman zaman üstünde çıkıntılı bir bölüm olan, genellikle bir altlığa, bazen doğrudan doğruya yere dayalı silindir biçiminde düşey destek, kolon: "Terasın mermer sütunlarından birine dayanmış, sessiz sedasız bana baktığını görüyorum."- R. N. Güntekin.
2 . Gazete, dergi, kitap vb. yazılı şeylerde, sayfanın yukarıdan aşağıya doğru ayrılmış olduğu dar bölümlerden her biri, kolon: "Böyle misaller sayıp dökmek gerekse satırlar değil, sütunlar dolar."- R. E. Ünaydın.
3 . Alt alta sıralanmış şeyler dizisi: "Rakam sütunu."- .
4 . mecaz Oldukça yükseğe çıkan ve silindire benzeyen şey: "Alev sütunu. Su sütunu."- .
5 . matematik Bir tablo veya grafikte düşey durumdaki yüzey.

TABLO Nedir?


1 . Bez, tahta, kâğıt vb. maddeler üzerine yapılmış yağlı boya, sulu boya, pastel veya kara kalem resim: "Bu tablolardan biri gölge oyunu hâlinde karikatürize edilmişti."- H. Taner. "Hırsından bazılarına tablomu bedava verdim, alın, götürün, diye bağırdım."- H. C. Yalçın.
2 . Birbiriyle olan ilgilerine göre düzenlenerek yazılmış şeylerin hepsi: "Çarpım tablosu. Kronoloji tablosu."- .
3 . mecaz Yaşanan, var olan olay ve olguların hepsinin genel görünüşü, manzara: "Talebelik günlerimizden bazı tabloları çizmeye çalışacağım."- H. F. Ozansoy.
4 . tiyatro Bir perdenin dekor değişikliğiyle belirlenen alt bölümü.

ÜSTÜN Nedir?


1 . Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan: "Zekâsının işlek, hatasız ve çok üstün olduğunu bir daha anlıyorum."- R. H. Karay.
2 . Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YAPI Nedir?


1 . Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina.
2 . Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon.
3 . Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme: "Kırıkkale yapısı bir tabanca."- .
4 . Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür: "Yapısı sağlam, güzel bir erkekti."- Y. Z. Ortaç.
5 . Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür: "Dil yapısı. Cümle yapısı."- .
6 . felsefe Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün.
7 . toplum bilimi Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.

YAZILI Nedir?


1 . Yazılmış olan, muharrer, sözlü karşıtı: "Yazılı bir kâğıt."- .
2 . Üzerinde yazı bulunan, yazısı olan: "Yazılı taş."- .
3 . isim Yazılı sınav.
4 . ekonomi Geçerli olan, nominal.

YUKARI Nedir?


1 . Bir şeyin üst bölümü, fevk, aşağı karşıtı.
2 . mecaz Yetkili kimse: "Emir yukarıdan, çaresiz kaldık."- .
3 . sıfat Benzerleri arasında üstte bulunan: "Yukarı kat."- .
4 . sıfat, mecaz Aşama, sınıf, makam bakımından ileride olan: "O bizden yukarı sınıftandı."- .
5 . zarf Üst tarafa, üstteki kata, üste, yükseğe, yukarıya: "Yukarı, kocasının odasına çıktı."- M. Ş. Esendal.

YÜZEY Nedir?

Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm, satıh, yüz (II).

ZAMAN Nedir?


1 . Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit: "Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde, daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım."- Ö. Seyfettin.
2 . Bu sürenin belirli bir parçası, vakit: "Efendiler, az söylemek çok yapmak zamanı gelmiştir."- A. İlhan.
3 . Belirlenmiş olan an.
4 . Çağ, mevsim: "Gül zamanı. Çocukluk zamanı."- .
5 . Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit.
6 . Dönem, devir: "Eski müdür zamanında hayli şımarmış olan bu miskin ve ukala herifi sepetledi."- H. Taner.
7 . Bir süre ile ilgili durum ve şartlar: "Sigarasını efkârlı olduğu zamanlar yaptığı gibi sık nefeslerle çabuk çabuk içiyordu."- H. Taner.
8 . gök bilimi Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram.
9 . dil bilgisi Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı: "Geldi, gelmiş, geliyor, gelecek, gelir."- .
10 . jeoloji Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri.

N S T U Ü Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

5 Harfli Kelimeler

Sütun,

3 Harfli Kelimeler

Sut, Süt, Tun, Tün, Üst,

2 Harfli Kelimeler

Nü, Su, Tu, Un, Us, Ut, Ün, Üs,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.